Kayıp Aranıyor Kitap Özeti – Sait Faik

1

Sait Faik Abasıyanık’ın Kayıp Aranıyor adlı kitabı konusu, karakterler, yorumlar, kısa ve uzun özeti, tanıtımı. Kayıp Aranıyor kitabı ile ilgili bilgi.

Kayıp Aranıyor Kitap Özeti

Kayıp Aranıyor Kitap Özeti – Sait Faik

Kitabın Adı:Kayıp Aranıyor
Kitabın Yazarı:Sait Faik

Kitabın Özeti:

I.

Konsolos Vildan Bey olgun, özgür düşünceli bir adamdır. Kızı Nevin Avrupa’da öğrenim görmüş, dört dil bilen kültürlü bir kadındır. Gazeteci Özdemir’le evlidir. Anlaşamadığı için kocasından boşanmak üzeredir. Şimdi babası ve annesiyle Beykoz’da oturmaktadır. Serbest tavırları, açık yürekliliği, kahvelere, meyhanelere girip çıkması, her tabakadan insanla konuşması, erkek gibi hareket etmesi çevresinde genç kadına hem dost, hem de düşman kazandırmıştır, öyleyken, kimse ona kötü gözle bakmaz. Çünkü merttir, dürüsttür, herşeyi ortadadır.

Nevin bir gün İstanbul’a iner. Akşam arkadaşı balıkçı Cemal’le döner. Vapurun tenha bir köşesinde senli benli konuşurlar. Bir ara Cemal eğilip kendisini öper. Birbirlerine yakınlık duymaktadırlar.

Öte yandan, Kamarot İrfan Nevin’i tavlamaya kalkışır. Nevin ise onun yapmacık hareketlerinden, gösterişçi tavırlarından hoşlanmadığı için yüz vermez. Hatta, onunla her fırsatta eğlenir. Bundan ötürü, İrfan ona diş biler, olmadık dedikodular çıkarır. Bunların etkisiyle halk, çarşı içinden geçerken Nevin’e kinayeli sözlerle takılır. Nevin tedirgin olur.

II.

Nevin babasının evinde geçmişini düşünür. Ankara’dan dönmüştür. Nevin de dışardaki işlerini bitirip eve gelmiştir. Kocası akşama misafir çağırmıştır. Misafirler arasında Amerikalı bir gazeteci kadın da vardır. Geceyi güle söyleye geçirirler.

Ertesi gün Özdemir hasta olduğunu söyler. Yapacağı işleri karısına havale eder. Nevin sokağa çıkar. İşlerin peşinde koşturur. Saat bire doğru midesi bulanır. Eve erken döner. İçeri girince şaşırır. Sofrada etleri iyice temizlenmiş bir tavuk ve boş şarap şişeleri durmaktadır. Yatak odasına bakar. Kocası gazeteci kadınla uyumaktadır. Nevin çok üzülür. Ama kendini kaybetmez. Gerekli eşyalarını alarak bir otele yerleşir. Ayrılmayı kafasına koymuştur.

Özdemir, karısının adresini çalıştığı gazeteden öğrenir. Bir arkadaş topluluğuyla birlikte onu da akşam yemeğine çağırır. Nevin lokantaya gelir. Masadakiler onu beklemiyorlarmış gibi şaşırırlar. Nevin heyecanlanır. Acaba Özdemir ayrılmalarının sebebini yanlış mı anlatmıştır? Misafirler onun da arkadaşlarıdır, öyleyse, niçin kendisini soğuk karşılamışlardır?

Masada oturanlardan birinin, alaylı alaylı baktığını görür. Birden hatırlar.

İki ay önce bir otobüs biletçisi Nevin’e aşık olmuştu. Neyin her otobüse bindiğinde biletçi «canım ablacığım, şeker ablacığım» diye duygularını açığa vuruyordu. Bir gece geç vakit eve dönerken Nevin yine aynı otobüse rastlamıştı. Biletçi bir ara yere bir şey düşürmüş gibi yaparak, onun elini öpmüştü. Nevin bunu hoşgörüyle karşılamış, adamın haline acımıştı. Biletçi mutlu olmuş, «Allah ne muradın varsa versin abla!» demişti. O gece otobüste dört yolcu daha vardı. Onlardan biri işte şimdi çarpık ağzıyla kendisine gülen Rıfat Bey’di. Nevin olanları öfkeyle düşünür. Ayağa kalkar, başından, geçeni olduğu gibi içtenlikle anlatır. Rıfat Bey’in çirkin davranışını kıyasıya yerer, öte yandan, Rıfat’a karşı, kocasının kendisini savunmayışına da kızar. Biraz sonra sofradan ayrılır. Akşamleyin İstanbul’a gidecektir. Özdemir de onunla gelmek ister. Çünkü İstanbul’da görev almıştır. Yolculuk sırasında Nevin’den özür diler, yalvarıp yakarır. Fakat Nevin derinden yaralanmış, onun yalancılığına içerlemiştir. Barışmaya yanaşmaz.

İstanbul’a gelince, Cemal kendisiyle evlenmeyi teklif eder. Nevin Özdemir’den boşanamadığı için bu teklifi gerçekleştiremez. Kaldı ki, Cemal’in ailesi de böyle dul ve serbest tavırlı bir kadınla evlenmesini istemezler. Bunun üzerine, iki arkadaş evlenmekten vaz geçerler, ama ilişkilerini kesmezler.

Nevin boşanmak amacıyla Ankara’ya gider. Kocası kendisini karşılar. Geceyi birlikte geçirirler. Ertesi gün Nevin, içinde büyük bir boşluk, sokağa fırlar. Kendini garda bulur, rasgele bir yere bilet alır. İstasyonda ayak üstü babasına bir mektup yazar : «Konsolosun kızı», «gazetecinin karısı» olmaktan usanmıştır. Yabancılaştığı bir çevrede yaşamaktan bunalmıştır. Bu yüzden kişiliğini ortaya koyamamıştır. Nüfus kağıdındaki ikinci adını (Ayşe) kullanarak artık kendi hayatını yaşamak istemektedir. Belki birkaç yıl sonra dönecektir.

Mektup 12 Nisan 1948 tarihini taşır. Aradan yıllar geçer. Fakat Nevin’den bir haber çıkmaz. Babası Vildan Bey, her yıl Nisan ayında gazetelere «Kayıp aranıyor» ilanı verir. Derin derin iç geçirir, yıldan yıla çöker.

Kitap Hakkında Yorumlar ve Yargı

«Kayıp Aranıyor tam anlamıyla aydın, kültürlü, zevk ve anlayışın en ileri düzeyine varmış genç bir kızın gerek hayatta, çevresinde, yaşadığı toplumda, gerek aşklarında, mutluluk arayışında durup dinlenmeksizin düştüğü bir yığın düş kırıklıklarının hikayesidir. Şurasını açıkça söylemek gerekir, Sait Faik’in bu romanı derli toplu, okuyanı baştan sona kadar sürükleyen bir kitap. Yazarın öykülerindeki o sevimli dağınıklık yok. Kitap tam bütünlüğe sahip. Bütün bu olup biten serüvenlerin özünün ve anlamının, mutluluğun olup olmayışına dayanması Sait Faik’in eserine üzerinde uzunboylu durulacak bir derinlik katmış. Sait Faik’in birçok hikayeleriyle yaşattığı bu temayı ‘Kayıp Aranıyor’ da daha derinden işlenmiş buluyoruz. Üstelik yazar bu defa mutluluk anlamı üzerinde kendince bir sonuca da varmak, bir çıkar yol bulmak isteğinde.» (Oktay Akbal).


BİR BAŞKA ÖZET

Nevin, Cemal’le birlikte İstanbul’un ayazını iliklerine kadar hissetmesine rağmen vapurun dış kısmında oturmaktadır. Cemal’le konuşmalarından aralarında bir yakınlık olduğu anlaşılmaktadır. Cemal, bir halk çocuğudur. Nevin ise birkaç dil bilen yabancı memleketlerde eğitim görmüş bir kadındır. Aralarındaki bu büyük uçurumu umursamadan sohbet ederler. Sohbetlerinde Cemal’in cahilliği gülünç bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Nevin’le Cemal’in evlenme gibi bir planlan vardır. Fakat her ikisi de ailelerinin buna karşı çıkacağından emindir.

Nevin, bulunduğu İstanbul köyünde halk tarafından sevilen biridir. Erkek gibi meyhanelere takılmasına, Cemal ve diğer erkeklerle samimi konuşmalarına halk olumsuz bakmamaktadır. Yaptığı her kabahat onun aldığı ecnebi eğitimine yüklenmektedir. Nevin, kocasından ayrılalı bir yaz geçmiştir. Kocası ile Ankara’daki evliliklerine son vermiş; fakat henüz boşanma gerçekleşmemiştir.

Nevin, bu köyde babasının köşkünde mutludur. Babası ile aralarında çok sıcak bir ilişki vardır. Konsolos Vildan Bey, yıllarca her gittiği ülkeye kızını götürmüş, onunla her şeyini paylaşmıştır. Nevin, annesi ile aynı samimiyeti hiç kuramamıştır. Şu anda ailesinin yanında olmaktan memnundur. Çünkü o, gazeteci ve entelektüel kimliği ile yaşayan kocası Özdemir ile mutlu olamamıştır. Bu köyde halkın samimiyeti ve sıcaklığı arasında daha huzurludur.

Nevin Ankara’da evli olduğu günlerdeki hayatını düşünür.

Başlangıçta her şey normaldir. Kendisi ve kocası Özdemir gazetecidir. Bir gün işe giderken bir otobüs biletçisi ona ‘Şeker ablacığım!’ hitabında bulunmuş, ardından otobüse bindiği her seferde genç çocuk onunla yakınlaşmaya çalışmıştır. Elini öpmüştür. Eşine bu durumu anlatmayan Nevin, çocuğun samimiyetinden hoşlanır.

Nevin, bir sabah kalktığında kocası Özdemir’in rahatsız olduğunu görür. Özdemir işe gidemeyeceğini söyler. Nevin’den gazetedeki işlerini halletmesini rica eder. Nevin bütün gün kocasının işleri ile uğraşır. Öğle vakti gelince kocasını merak eder ve hiç alışkanlığı olmadığı hâlde evine gider. Fakat karşısındaki manzara korkunçtur. Özdemir hasta filan değildir. Masadaki yemek ve içkilerden ziyafet çektiğini anlar. Yatak odasında ise Amerikalı bayan bir iş arkadaşı ile onu uygunsuz vaziyette görür. Eşyalarını toplar ve evi terk eder. Nevin, bir otel odasına gider ve gördüklerini hatırladıkça midesi bulanır. Bir süre geçtikten sonra ikisinin ayrılma durumunda olduğunu bilen arkadaşları veda yemeği düzenlerler. Nevin, orada Özdemir’in arkadaşları tarafından çirkin ithamlara maruz kalır. Çünkü Nevin’i biletçi ile gören biri Nevin’in biletçiye yüz verdiğini ve bu yüzden ayrıldıklarını sanmıştır. Nevin, biletçinin masumiyetini ve aralarında hiçbir şey geçmediğini anlatır ve herkes bu çirkin dedikodudan dolayı utanır. Nevin, kocasının aldatmasından hiç bahsetmez. Kısa bir süre sonra da Ankara’dan İstanbul’a döner.

Nevin, kocasından ayrıldıktan sonra İstanbul’da tiyatro kurmak gibi birkaç girişimde bulunmuş; fakat başarılı olamamıştır. Cemal’le ilişkileri ise gittikçe ciddileşmektedir. Bir gün annesi bu ilişkiyi öğrenir ve kızma asla müsaade etmeyeceğini söyler. Bu süre zarfında Cemal de Nevin gibi bir kızın onun yaşadığı koşullarda yaşayamayacağını anlar ve dost olarak ayrılırlar.

Nevin, boşanma davası için Ankara’ya gider. Kocası ile geçirdiği son bir günden sonra kararından vazgeçmez ve boşanır. Anadolu’ya giden bir tren bileti alır ve babasına mektup yazar. Nevin artık hayatına Ayşe ismiyle devam edecek ve yeni bir şehirde yeni bir hayata başlayacaktır. Amacı saadeti bulmaktır. Mektupta ne zaman döneceğini ve adresini bildirmez. Konsolos Vildan Bey, mektup eline geçince perişan olur ve yıllarca her Gazeteye ‘Kayıp Aranıyor’ ilanı verir. Aradan dört yıl geçmiştir ve kayıptan bir haber yoktur.

Sait Faik

SAİT FAİK ABASIYANIK

1906-1954 yılları arasında yaşamıştır, tik ve orta öğrenimini Adapazarı’nda ve İstanbul Erkek Lisesinde tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ndeki eğitimini yarıda bırakarak İsviçre’ye ekonomi öğrenmeye gitmiştir. Bir süre Fransa’da da kaldıktan sonra Türkiye’ye geri dönmüştür. Azınlık okulunda öğretmenlik, zahire ticareti gibi işlerde bulunduktan sonra babasının geliri ile Burgaz Adası’ndaki köşklerinde yaşamıştır.

Sait Faik’in ilk eseri Uçurtmalardır. Ona ün kazandıran hikâyelerini Varlık dergisinde yayınlamıştır. Sait Faik, çok başarılı bir İstanbul hikâyecisidir. Hikâyelerine kendi sıkıntı ve avarelikleri ile birleşen kadere küskün insanları konu edinmiştir. Ada ve deniz, balıkçılar, kırlar, hayvanlar hikâyelerinde büyük yer tutar.

Yazarın başlıca eserleri şunlardır: Semaver, Sarnıç, Şahmerdan, Mahalle Kavgası, Havada Bulut, Kumpanya, Havuz Başı, Son Kuşlar, Alemdağ’da Var Bir Yılandır. Yazarın iki romanından birisi olan Kayıp Aranıyor 1953 yılında yayınlanmıştır. Roman, Sait Faik’in hikayeci kişiliğini yansıtmaktadır. Dolayısıyla romandan çok küçük hikâyeler topluluğuna yakındır. Sait Faik, romanda hayatın bazı anlarını şiirsel bir tarzda sunmuştur.


1 Yorum

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?