Kazan ve Kazanmak İle İlgili Deyimler ve Anlamları Açıklamaları

0

İçinde kazan ve kazanmak kelimesi geçen deyimler nelerdir? Kazan ve kazanmak deyimlerinin anlamları ve açıklamaları. Kazan hakkında deyimler ve anlamları.

kazan deyimler

Advertisement

KAZAN İLE İLGİLİ DEYİMLER

  • “başı kazan gibi olmak”
    başında çok ağrı ve uğultulu bir sersemlik olmak: Başım kazan gibiydi, bir kavanoz aspirin içsem ağrımın geçeceğine ihtimal vermiyordum. -T. Dursun K.
  • “bir kazanda kaynamak”
    anlaşmak, uyuşmak, bağdaşmak.
  • “(bir yer) kazan (biri) kepçe”
    bir yeri etraflıca (dolaşmak, aramak) anlamında kullanılan bir söz: İstanbul kazan ben kepçe, üç gün onu aradım.
  • “(birinin) kazanı kapalı kaynamak”
    içyüzü bilinmemek.
  • “cadı kazanı gibi kaynamak”
    dedikodu, kargaşa çok olmak.
  • “el kazanıyla aş kaynatmak”
    başkasının hazırladığı imkânları kendi hesabına kullanarak iş çevirmek.
  • “kazan kaldırmak (devirmek)”
    1) yeniçeriler yemek pişirilen kazanı devirerek ayaklanmak, isyan etmek: İkide birde kazan deviren yeniçerilerin dışında askerlikte talim ve terbiye esaslarına göre Avrupai bir nizam ile askerliğimizin ihdası pek hayırlı olmuştu. -A. Ş. Hisar. 2) mec. yöneticinin bir tutumuna karşı hep birden ayaklanmak, isyan etmek.

KAZANMAK İLE İLGİLİ DEYİMLER

  • “vakit kazanmak”
    1) bir şeye ayrılan süreyi azaltmak; 2) karşı tarafı oyalayarak kendi hazırlanma süresini uzatmak.
  • ” ün almak (kazanmak, salmak, yapmak)”
    ünü herkesçe bilinmek ve her yerden duyulmak: Dünyaca ün almış Mark Twain Derneğinin fahri üyeliğini aldığını duyunca… -S. F. Abasıyanık. Ramazan, sertliği, zulmü ile ün salmış bir kabadayı idi. -H. E. Adıvar.
  • “tat kazanmak”
    belli bir tada kavuşmak, olgunlaşmak, tatlanmak.
  • “şöhret bulmak (kazanmak)”
    ün sahibi olmak, üne kavuşmak, ünlenmek: Fakat Nedim’den hoşlanan kızlarla kadınların çoğu onu, yeni şöhret bulan bir sinema aktörüne benzetmektedir. -Y. K. Karaosmanoğlu. Her mahallede hatta satıcılar arasında şöhret kazanmış olan güzel sesliler bulunurdu. -A. Ş. Hisar.
  • “sevap kazanmak (işlemek)”
    hayırlı bir davranışta bulunmak: Gülsüm’ün sevinci sade sevap kazanmak ümidinden doğmuyordu. -R. N. Güntekin.
  • ” sempatisini kazanmak”
    birinin sevgisini, ilgisini ve yakınlığını kazanmak.
  • “ruh kazandırmak (vermek)”
    herhangi bir yeri veya şeyi canlı, hareketli, neşeli bir duruma getirmek.
  • “rağbet görmek (kazanmak)”
    istenilmek, beğenilmek, istekle karşılanmak: … haftanın bir gecesinde yalnız kadınlara oynayacak kadar mahallede rağbet kazandı. -H. E. Adıvar.
  • ” puan almak (kazanmak)”
    1) spor karşılaşmalarında başarılı bir oyun çıkararak kendine sayı sağlamak; 2) genellikle test biçimindeki sınavda herhangi bir puan elde etmek; 3) mec. itibar kazanmak, takdir edilmek.
  • ” popülarite kazanmak”
    halk tarafından sevilmek, tutulmak: Bir halk çocuğu olarak popülarite kazanmış, önce elinizde, sonra partinizde basamakları çıkmış, parlamentoya girmişsiniz -H. Taner.
  • “nam kazanmak”
    ün sahibi olarak tanınmak: Karaman alayı, bizim harp tarihimizde büyük nam kazanmış bir alaydır. -A. Gündüz.
  • “maharet kazanmak”
    beceri edinmek, ustalaşmak.
  • “kişilik kazanmak”
    bir kişinin öz yapısı, kişiliği belirginleşmek.
  • “güven kazanmak”
    kendisine inandırmak.
  • “hak kazanmak”
    emeğin karşılığını alabilecek duruma gelmek: Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmaya hak kazanamamıştır. -A. H. Müftüoğlu.
  • “hayatını kazanmak”
    geçimini sağlamak: Hayatımı kazandığımda senin elini sıcak sudan soğuk suya sokturmam. -A. Kutlu.
  • ” ivme kazanmak”
    hızlanmak.
  • “kalp (kalbini) kazanmak (fethetmek)”
    ince bir davranış veya güzel bir sözle birinin sevgisini kazanmak, ilgisini çekmek: Hele düzmece şehzadenin kadife pantolonuyla sivri güzel çehresi derhâl kadının kalbini kazandı. -R. N. Güntekin.
  • “kazançlı çıkmak”
    kazanmak: Yarıştan kazançlı çıkmak için hasmının kayıplarına karşı duyarsız kalmak zorunludur. -İ. Özel.
  • “açıklık kazanmak”
    bir konu aydınlanmak, anlaşılır duruma gelmek.
  • “bağışıklık kazanmak”
    1) bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla dirençli duruma gelmek; 2) mec. korunaklı olmak: Bu tehditlere karşı bağışıklık kazanmak hususunda şaşılası bir yetiye de sahiptiler. -E. Şafak.
  • “bahsi kazanmak”
    ileri sürülen, savunulan görüşün doğru olduğu belli olmak.
  • “başarı göstermek (kazanmak)”
    başarmak: Arandığı, fikri sorulduğu, başarı kazandığı da oluyordu. -R. H. Karay.
  • “(birinin, birilerinin) takdirini kazanmak”
    bir kimse veya bir topluluk tarafından beğenilmek: İhtimal ki senin alın yazında şunlar yazılıydı: Âlemin saygı ve takdirini kazanmış bir adam olacaksın. -Y. K. Karaosmanoğlu.
  • ” (birinin) sırtından (para) kazanmak”
    para kazanmak için birini kullanmak: Benim bu marifetimi bilmeyenlerle bahse girip sırtımdan para kazanan açıkgözler bile oldu. -H. Taner.
  • “çuvalla para kazanmak”
    aşırı kazanç sağlamak.
  • “deneyim kazanmak”
    deneyimli duruma gelmek.
  • “ekmeğini kazanmak”
    geçimini sağlamak: İçi huzurlu, akşama dek çalışmış, ekmeğini kazanmış. -M. İzgü.
  • “zaman kazanmak”
    vakit kazanmak.
  • “başı kazan gibi olmak”
    başında çok ağrı ve uğultulu bir sersemlik olmak: Başım kazan gibiydi, bir kavanoz aspirin içsem ağrımın geçeceğine ihtimal vermiyordum. -T. Dursun K.
  • “bir kazanda kaynamak”
    anlaşmak, uyuşmak, bağdaşmak.
  • “(bir yer) kazan (biri) kepçe”
    bir yeri etraflıca (dolaşmak, aramak) anlamında kullanılan bir söz: İstanbul kazan ben kepçe, üç gün onu aradım.
  • “(birinin) kazanı kapalı kaynamak”
    içyüzü bilinmemek.
  • “cadı kazanı gibi kaynamak”
    dedikodu, kargaşa çok olmak.
  • “el kazanıyla aş kaynatmak”
    başkasının hazırladığı imkânları kendi hesabına kullanarak iş çevirmek.
  • “kazan kaldırmak (devirmek)”
    1) yeniçeriler yemek pişirilen kazanı devirerek ayaklanmak, isyan etmek: İkide birde kazan deviren yeniçerilerin dışında askerlikte talim ve terbiye esaslarına göre Avrupai bir nizam ile askerliğimizin ihdası pek hayırlı olmuştu. -A. Ş. Hisar. 2) mec. yöneticinin bir tutumuna karşı hep birden ayaklanmak, isyan etmek.


Leave A Reply