Kel Güvercinci Kitap Özeti Konusu İnceleme – Samed Behrengi

0
Advertisement

Samed Behrengi’nin Kel Güvercin isimli kitabının, hikayesinin konusu nedir? Kel Güvercinci kitap özeti, hakkında bilgi.

Kel Güvercinci

Kel Güvercinci

Bir zamanlar annesi ile beraber sarayın tam karşısındaki kulübede yaşayan bir güvercin terbiyecisi varmış. İsmi Kel Kafa imiş. Kel Kafa, her sabah keçilerini otlatır ve bitkilerine bakarmış. Öğlenleri ise güvercin uçururmuş.  Yaşlı annesi ise akşama kadar çıkrığın başında yün eğirirmiş. Anne ve oğul, geçimlerini bu şekil sağlarlarmış.

Ayrıca karşıki sarayda ise dünyalar güzeli bir prenses varmış. Prenses, Kel Kafa’ya çok aşıkmış. Öğlenleri  hep Kel Kafa’nın güvercin uçuruşunu izlermiş ve ona onu sevdiğini belli etmeye çalışırmış. Ancak Kel Kafa, aşık olsa da prensesin aşkına karşılık vermezmiş. Bir gün prenses üzüntüden hasta olmuş. Hiçbir doktor onun hastalığına çare bulamamış. Bu sırada padişah yani prensesin babası, prensesin Kel Kafa’ya olan aşkını öğrenmiş ve buna çok sinirlenmiş. Ona vezirin oğluyla evlenmesini söylemiş ve yardımcılarına Kel Kafa’yı öldürmelerini emretmiş. Yardımcıları ise Kel Kafa’yı bir güzel dövmüşler. Kel Kafa bir hafta boyunca ayağa kalkamamış.

Bir hafta sonra Kel kafa ayaklanmış ve evden dışarı çıkmış. Ancak o sırada dışarda güvercinlerin kopmuş başlarını görmüş ve buna çok üzülmüş. O sırada dut ağacının üstünde iki güvercin sohbet ediyormuş. Kel Kafa onların konuşmasına kulak misafiri olmuş. Güvercinler kendi aralarında, eğer Kel Kafa güvercinlerin kopan başlarına keçi sütü sürerse güvercinlerin dirilebileceği hakkında konuşuyorlarmış. Kel Kafa ise öyle yapmış ve güvercinler dirilmiş. Ardından Kel Kafa annesini çağırmış ve güvercinlere annesini mutlu etmeleri için bir gösteri yapmalarını istemiş. Onlarda yapmış ve sonunda Kel kafaya keçeden yapılma bir çoban külahı getirmişler. Ancak Kel Kafa külahı takar takmaz görünmez olmuş. Ardından Kel Kafa bunu fırsat bilip sokakta görünmez bir şekilde dolaşmaya başlamış.

Advertisement
Görünmez Kel Kafa

Alt mahallede yaşayan bir halıcı varmış. Adı Hacı Ali imiş. Hacı Ali, zenginmiş ve bir halı fabrikası varmış. Fabrikada bir sürü de çalışanı varmış. Ama çalışanlara az para ödüyormuş. Kel Kafa hem Hacı Ali’ye ders vermek  hem de karnını doyurmak üzere Hacı Ali’nin evine gizlice girmiş. O sırada Hacı Ali ile karısı bal kaymak yiyorlarmış. Kel Kafa tek hamlede bal kaymağı yiyivermiş. Hacı Ali ve karısı korkmuş ve hemen oradan uzaklaşmış. Bunu fırsat bilen Kel Kafa evin içini dolaşmaya başlamış ve evin içinden birkaç değerli eşya çalmış. Daha sonra ise diğer zenginlerin evlerine girmiş ve onların da eşyalarını çalmış.

Eve gittikten sonra Kel Kafa görünmez bir şekilde güvercinlerini uçurtmuş. Bunu gören padişahın adamları hemen Kel Kafa’yı öldürmeye gitmişler. Geldiklerinde Kel Kafa, padişahın adamlarını dövmüş.  Görünmez olduğu için kimse ne olduğunu veya kimin dövdüğünü anlayamamış. Bu durumu padişaha anlatmışlar. Padişah ise Kel Kafa’nın evinin etrafını askerle donatmış. Bunu gören Kel Kafa’nın annesi, oğlu için endişelenmeye başlamış. O sırada keçilerden biri, Kel Kafa’nın annesi ile konuşmaya başlamış. Ona, kendisine dut yaprağı getirirse oğlunu koruyabileceğini söylemiş. Annesi ise çaresizce keçiye dut yaprağı vermiş. Keçi dut yaprağını yemeye  başlamış. Kısa bir zamandan sonra keçi, dışkı yerine misket çıkarmaya başlamış. Ardından güvercinler, misketleri alıp askerlere atmışlar. Böylece askerlerden oluşan orduyu dağıtmayı başarmışlar.

Kel Kafa ve Prenses

Ortalık durulunca prenses en sadık hizmetçisini, Kel Kafa’nın annesinin yanına göndermiş. Hizmetçisi, Kel Kafa’nın annesine prensesin Kel Kafa’yı yanına çağırttığını söylemiş. Ardından Kel Kafa prensesin yanına gitmiş ve külahını çıkarmış. Prenses onu görünce sevinçle ‘Kel Kafa’ diye bağırmış. Ardından Kel Kafa ile prenses konuşmaya başlamış ve aşklarını itiraf etmişler.

O sırada, Hacı Ali ile diğer zenginler çalınan eşyaları için padişahın yanına gitmişler. Hacı Ali, bal kaymağın nasıl gözleri önünde yok olduğunu anlatmış. Bu durumda padişah, tüm hırsızlık olaylarının Kel Kafa’nın  yapmış olabileceğini düşünmüş. Kısa bir süre içerisinde, padişahın adamları sarayda bazı çalınmış eşyaların olduğunu padişaha iletmiş. Padişah sinirlenip adamlarına tüm sarayı aramalarını emretmiş. Hemen ardından görevlilerden biri Kel Kafa’yı prensesin odasında gördüğünü söylemiş. Hemen adamları prensesin odasına girip kapıyı tutmuşlar. Kel Kafa külahını başından düşürdüğü için yakalanmış. Ardından padişahın huzuruna çağrılmış. Kel Kafa, padişaha saygısından külahını takmak istemiş. Padişah ise izin vermiş. Ardından Kel Kafa tekrar görünmez olarak prensesi de yanına alıp kaçmış. Onlar kaçtıktan sonra güvercinler, sarayı misket yağmuruna tutmuşlar. Ardından saray yıkılmış. Sonra ise Kel  Kafa ile prenses sonsuza kadar mutlu yaşamışlar.

Advertisement

Leave A Reply