Kelleci Memet Kitap Özeti – Kemal Tahir

0

Kemal Tahir’in Kelleci Memet adlı kitabı konusu, yorumlar, kısa özeti, tanıtımı. Kelleci Memet kitabı ile ilgili bilgi.

Kelleci Memet Kitap Özeti – Kemal Tahir

Kitabın Adı:Kelleci Memet
Kitabın Yazarı:Kemal Tahir

Kitabın Özeti:


Kelleci Memet Virankale köyünden yoksul bir gençtir. Korucu Rıfat’ın oğludur. Adam öldürmekten on altı yaşında hapse düşmüştür. Çankırı Cezaevi’nde yatmaktadır.

Cezaevinde mahkumlar gazeteci Selim Bey’in çevresinde toplanırlar. Ona büyük bir saygıları vardır. Zaman zaman birbirleriyle şakalaşarak eğlenirler. Selim Bey’in İstanbul’dan getirttiği gazetelerdeki savaş haberlerini okuyarak aralarında tartışırlar.

Bir gün mahkumlar bahçeye çıkarlar. Etraftakilerin kışkırtmasıyla meydancı Recep ile Kelleci Memet güreşe tutuşurlar. Memet kazanır. Gardiyan, güreş dersi almasını öğütler. Fakat o, güreşi sevmediğini, okumak istediğini söyler. Selim Bey bu işi yüklenir. Kısa zamanda Memet okuma öğrenir. Gerçi çevresi onunla alay eder, ama o aldırmaz, büyük bir tutkuyla çalışır. Ayrıca, Nezir’den de tenekecilik öğrenmeye uğraşır. Nezir ona kötülük etmeye kalkışırsa da terzi Bekir önler.

Meydancı Recep hapisten çıkınca, Memet onun yerine geçer. Temiz ve çalışkandır. Paçaları sıvar, ortalığı güzelce temizler. Ayağına da çabuktur. Bu yüzden, kısa sürede mahpusların takdirini kazanır.

30 Ağustosta Zafer Bayramı kutlanır. Dışarda davul zurna çalar. İçerde mahkumlar eğlenirler. Cinci Nezir onların fotoğraflarını çeker. Ziyaretçiler de gelince sevinç artar. Bu arada Memet’in babasıyla halası kendisini görmeğe gelirler. Memet onlardan sevgilisi Cemile’nin Yusuf’la evlendiğini öğrenir. Geçmişi düşünür.


Yusuf çocukluktan beri arkadaşıdır. Köyün zenginlerinden tek kollu Osman Ağa’nın oğludur. Cemile ise Ağa’nın ikinci karısı Ümmühan’ın kızıdır. Memet onların yanında çalışır, içten içe Cemile’yi sever. Yusuf’un da onu sevdiğini sanarak üzülür. Oysa gerçek bambaşkadır : Ateşli ve güzel bir kadın olan Ümmühan kocasını beğenmemekte, oğulluğu Yusuf’tan hoşlanmaktadır. Yusuf da ona karşı ilgisiz değildir. Memet bunu öğrenince sevinir. Evde Cemile ile Memet’in evlendirilmeleri konuşulur. Ana oğul, Cemile’yi başkasıyla evlendirmektense, kendi yalçınları saydıkları Memet’e vermeği yeğ görürler.

Bostanı bekleyen Memet’e bir gün Cemile yemek getirir. Oturup söyleşirler. Cemile evde konuşulanları ona anlatır. Memet sevinçten uçar. Cemile’yi yakındaki mağaraya götürür, Orada uzun uzun sevişirler.

Öte yandan, Osman Ağa gitgide sinirli bir adam olur. Evdekileri kırıp geçirir. Memet, araştırınca, bunun sebebini öğrenir : Meğer, mağaraya girişlerini köylülerden Deli Göçmen görmüş ve Osman Ağa’ya anlatmıştır. İşin tuhaf vanı Osman Ağa da gizliden gizliye Cemile’yi sevmektedir. Kızgınlığı da bundan ileri gelmektedir. O kadar ki, kıskançlıktan Memet’i öldürmeyi bile düşünmektedir. Ümmihan bunu sezer ve Memet’i uyarır. Hatta, onu kocasını vurmaya kışkırtır.

Bir gün Memet’le Osman Ağa ormana meşe odunu kesmeye giderler. Osman Ağa odunları kömür yaparak Çankırı’da satmaktadır. Memet Osman Ağa’nın belindeki tabancayı görünce işkillenir. Tetikte bekler. Akşam karanlığında işleri biter, öte beriyi toplayarak yola koyulurlar. Osman Ağa çiftesini ister. Memet bir ağaca asılı olan çifteyi alarak ona uzatır. Fakat bu arada silahın horozunun kalktığını görmez. Çifte ansızın patlar ve Osman Ağa yere serilir. Memet yakalanır. Mahkemeye verilir. Silahın kendi kendine patladığını söylerse de kimseyi inandıramaz. On sekiz yıla hüküm giyer. Yaşı küçük olduğundan cezası altı yıla indirilir.

Memet bir yandan bu geçmiş olayları anarken, bir yandan da yüreği hınçla kabarır : Arkadaşı Yusuf öteden beri analığı ile düşüp kalktığı yetmezmiş gibi, şimdi de Cemile’yi ayartmıştır.

Memet’in içi içine sığmaz. Hapisanede daha çok duramayacağını anlar. Bir gün Memet’i yerinde bulamazlar. Kaçmış, Cinci Nezir’in tenekecilik makasını da yanında götürmüştür.


Kitap Hakkında Yorumlar ve Yargı

«Son yayınladığı Kelleci Memet (1961) romanında, kadın yüzünden adam öldürme suçunu yüklenmiş saf bir köylü delikanlısının aldatılarak hapishaneye düşmesini, köyde olup bitenlerle dar yerde sıkışıp kalmasında beliren dramını, bu delikanlının çevresindeki hapishane yaşayışını tasvir ediyor. Kemal Tahir’in statik köye karşı oluşunda yalnız bir sanatçı sezgisi değil, bilimsel bir doğruluğun varlığı da meydandadır. Bizde töresel köyü yüceleştirmede tıpkı Meşrutiyet hürriyetçilerinde görülen “kolaya kaçma ve düşlere sığınma” eğiliminin varlığını, bütün köy romanlarında adım adım açıklamakta ve ispatlamaktadır.» (Tahir Alangu).

«Kelleci bir harikadır. Çünkü reeldir, çünkü bu realite en doğru bir görüşle, felsefeyle, sanat tekniğiyle verilmiştir. Bundan dolayı bir tek satırmı çıkarmak -bir iki teknik cümle kuruluşu ve tekrarlar yani gayet ama gayet ehemmiyetsiz ihmaller müstesna- bir abidenin taşlarından birini çıkarmak gibi olur. Ve bundan dolayı da ben şimdi neşrine dehşetle aleyhtarım. Neşredilirse mutlak bir yığın ve muhakkak en harikalı yerlerini çıkaracaklardır.» (Nâzım Hikmet).



Bir Yorum Yazmak İster misiniz?