Kıbrıs Sorunu Özet

0

Kıbrıs Sorunu nedir, nedenleri nelerdir? Kıbrıs Sorunu’ndaki gelişmeler, sonuçları nedir, Kıbrıs Sorunu özet bilgi.

Kıbrıs Sorunu Özet

Nedenleri:

1. Yunanistan’ın Kıbrıs’ı ilhak için faaliyetlerini arttırması


2. Doğu Akdeniz’deki SSCB tehdidinin artması

3. Yunanistan’ın Kıbrıs’tan İngiltere’yi çıkartmaya çalışması

4. Doğu Akdeniz’deki Batı Bloku’nun zayıflatılıp, adanın komünist üssü hâline getirilmek istenmesi

5. Oniki Ada’yı alan Yunanistan’ın, Kıbrıs’ı da denetim altına almak istemesi


Gelişmeler:

✓ Türk Hükümeti, 1955’e kadar konu ile yeterince ilgilenemedi. Çünkü bu yıllarda Türkiye için öncelikli konu Sovyet ve komünist emperyalizmine karşı güvenliğini garanti altına almaktı.

✓ 1952-1954 arasında Yunanistan’ın, Kıbrıs’ın kendisine bırakılması için yaptığı her girişim ingiltere tarafından reddedildi ve adanın mevcut durumunun korunacağı belirtildi. Bu yıllarda Türk Hükümeti, Balkan ittifakı’nı gerçekleştirmeye ağırlık vermişti.

✓ Balkan ittifakı’nın imzalanmasından bir hafta sonra Yunanistan, Birleşmiş Milletlere resmen başvurarak Kıbrıs’a “Self Determinasyon” hakkının verilmesini istedi (16 Ağustos 1954). Yunanistan’ın asıl isteği, adanın Rum halkına, halkın da Yunanistan’a bağlanmasıydı. Birleşmiş Milletler 1954’te konuyu gündemine aldıysa da karar vermeyi reddetti. Türkiye konunun bir an önce kapanması ve büyümemesi için harekete geçti. Türk Hükümeti adanın mevcut durumunun korunması yani adanın İngiltere’nin elinde kalması taraftarıydı. Doğu Akdeniz’deki genel barış düzeni olduğu kadar ilgili tarafların menfaatleri açısından da bunun gerekli olduğuna inanıyordu.


✓ 29 Ağustos 1955 Londra Konferansı: Adadaki olayların buhran hâline gelmesi üzerine, ingiltere Hükümeti, meseleyi görüşmek üzere Türkiye ve Yunanistan’ı konferansa davet etti. İngiltere, Yunanistan karşısında yalnız kalmamak için Türkiye’yi de Yunanistan’ın karşısına çıkarıyordu. Ancak bu konferansta herhangi bir sonuç elde edilemedi.

✓ 1956’da İngiltere ada için muhtariyet teklif ederek Yunanistan lehine taviz verdi. Türkiye statükonun korunmasında ısrar ederken Yunanistanda self determinasyon konusundaki ısrarını sürdürdü. 1956’dan itibaren Kıbrıs’ta şiddet arttı. Bunun üzerine İngiltere, 1956’da Kıbrıs için bir anayasaya hazırlama çalışıp Kıbrıs’ta iki ayrı toplumun varlığını kabul ile self determinasyon hakkının her iki toplum için de ayrı ayrı tanınması gerektiğini, yani adanın taksiminin de bir çözüm yolu olarak ele alınabileceğini söylemesi üzerine Türk Hükümeti taksim tezi üzerinde durdu.

✓ İngiltere’nin bölgedeki çıkarlarını korumak için muhtariyet teklifinde bulunması, Rumların ABD’de ve İngiltere’deki lobicilik faaliyetleri sonucunda sorunun uluslararası platforma taşınması üzerine Türkiye hem barış yanlısı olduğunu göstermek hem de sorunun çözümünde Batı’nın desteğini alabilmek için “Taksim Tezi”ni savunmaya başladı.

✓ Demokrat parti 1957 yılından itibaren tezi Türk kamuoyuna benimsetmek ve İngiltere ile Yunanistan’a kabul ettirmek için uğraştı. Yeni tezi Türk kamuoyu benimsedi ve 1958 yılında bütün Türkiye’nin sesi, “Ya taksim ya ölüm!” oldu. 1958 yılında gerek Türk-Yunan gerekse Yunan-İngiliz ilişkileri gerginleşti. Bu gerginlik NATO’nun Doğu Akdeniz’deki sağ kanadını da etkiledi. Amerika ve NATO’nun aracılığı ve baskıları sonucunda Türkiye ve Yunanistan ikili müzakerelere giriştiler.

✓ 5-11 Şubat 1959 Zürih Antlaşması ile Bağımsız bir Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmasına karar verilerek bu bağımsız devlet içinde Kıbrıs Türk toplumunun hürriyet ve yaşama haklarını garanti altına alan anayasa esasları ile diğer ilgili anlaşmalar tespit edildi. Yapılan antlaşmada, kurulacak bağımsız Kıbrıs devletinin uluslararası konumu ve anayasasının dayandırılacağı temel ilkeler kararlaştırıldı. İngiltere’nin antlaşmaya bazı hükümler eklemesi sonucu adanın statüsü belirlendi.

✓ 19 Şubat 1959 Londra Antlaşması: Türkiye, Yunanistan, İngiltere ile Kıbrıs Rum kesimi adına Makarios ve Kıbrıs Türk kesimi adına Fazıl Küçük katılıp antlaşmayı imzaladılar. Böylece alınan kararlar geçerlilik kazandı.


Zürih ve Londra anlaşmaları, bağımsız Kıbrıs ile Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasında organik münasebetler ve bağlar kurmaktaydı. Kıbrıs Cumhuriyeti, anayasa düzenini bütün ayrıntıları ile korumayı taahhüt ediyordu. Eğer anayasal düzen bozulacak olursa bu düzeni tekrar yerleştirmek için gerekli tedbirler konusunda, Türkiye, İngiltere ve Yunanistan birbirlerine danışacaklar ve alınacak tedbirler konusunda bir anlaşma olmaz ve anayasa düzeni bozulmaya devam ederse üç devletten her biri, anayasa düzenini yerleştirmek için tek başına müdahale hakkına sahip olacaktı.

Adnan Menderes hükümeti, Kıbrıs konusunda imzaladıkları ortaklık anlaşmaya garantörlük maddesini yerleştirerek Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hukuki zeminini hazırladı.

✓ Kıbrıs’ta 13 Aralık 1959’da yapılan seçimlerde Başpiskopos Makarios Cumhurbaşkanı, Dr. Fazıl Küçük de cumhurbaşkanı yardımcısı seçildi. Geçici hükümet tarafından hazırlanan 199 maddelik anayasa 6 Nisan 1960’da kabul edildi. 16 Ağustos 1960’ta anayasa yürürlüğe girdi ve Kıbrıs Cumhuriyeti resmen kuruldu. Bu devlet 21 Aralık 1963 tarihine kadar varlığını sürdürdü.





Bir Yorum Yazmak İster misiniz?