Kompozisyon Nedir? Kompozisyonun Bölümleri Nelerdir?

0

Kompozisyon nedir? Kompozisyon nasıl yazılır? Kompozisyonun giriş, gelişme ve sonuç bölümleri nasıl olur? Kompozisyon yazımı ile ilgili bilgiler.

Kompozisyon Nedir? Nasıl Yazılır?

Advertisement

Kompozisyon Nedir? Kompozisyonun Bölümleri

Kompozisyon, fikir ve görüşlerin amaç ve isteklerin etkili, güzel bir şekilde, kıvrak, canlı açık bir dille ifadesi demektir; kelimelerle bir dünyanın kurulması, bir mükemmelin yaratılması sanatıdır. Herkes kalemiyle şaheserler ortaya döken bir sanatkâr olamaz ama istenilen yerde, istenilen yazıyı güçlük çekmeden yazma alışkanlığını kazanabilir. Yazı yazmak, düşünce, fikir ve duyguları disiplinli bir şekilde ifade etmek demektir; yani elimize kalem aldığımız anda önce düşünce, fikir, duygu ve hayallerimizi toparlar sonra bunları en doğru ve etkili bir şekilde yazmaya çalışırız.

Kompozisyon yazmaya alışmak için herşeyden önce bu yolda iyi niyet ve azim olmalıdır. Yani kişi, kültürlü bir insanın fikir ve duygularını en güzel ve doğru şekilde ifade etmesi gerektiğini bilmeli, kendinde bu eksikliği hissettikten son yazmak için bir zorunluluk duymalıdır. Sonra dil meselesi üzerinde durmalıdır. Öz dilini güzel ve doğru konuşmak her Türk vatandaşının millî bir görevidir. Kompozisyonda fikir ve duygular ne kadar kuvvetli olursa olsun dil bozuk oldu mu değeri yoktur.

Kompozisyon Yazabilmek İçin Ne Gerekli?

Dilbilgisi yanında iyi ve doğru düşünebilme, duyabilme yeteneğiyle gözlem yapmak ve okumak da başarıIı kompozisyon yazmak için şarttır. Olayların ve çevrenizin dışında, onlardan ayrı bir varlık olarak yaşamayınız; onlara yaklaşınız, görünüz, inceleyiniz. Bilinçli bir bakış farkında olmasanız bile size birçok şeyler kazandırabilir. İnsanları ve nesneleri tanır, onların özelliklerini ve ortak yönlerini keşfedersiniz. Bu da size çeşitli varlıklar arasında çeşitli yönlerden benzetme yapma yeteneğini kazandırır. Kompozisyonların en canlı materyalleri gözleme dayanır. Tasvirler gözlemin birinci plâna geçtiği yazı türleridir. Tabiatı ve varlıkları dikkatle izledikçe hayal dünyası da gelişir; bir gerçek görüntü hayalde türlü ilhamlar yaratabilir.

Gözlemlerden sonra zihnimizin olumlu bir çalışma pozisyonuna girmesi gerekir; Düşünmek! Olayları ve varlıkları izledikten sonra üzerinde düşününüz; bu neden böyle olmuştur. Böyle olması daha mı iyidir? Bu oluş nasıl sonuçlar doğuracak ve bu sonuçların etkisi nasıl olacaktır? şeklinde kendi kendinize sorular sorunuz.

Advertisement

Zihninize bu şekilde bir çalışma disiplini kazandırdıktan sonra giderek en güç meseleler arasında bile doğruyu, iyiyi kolayca kavrayabilen sağlam bir mantığa ve işlek bir zekâya sahip olursunuz. Düşünmek, kudretlerin en üstünüdür; baskı altına alınamaz, sınırlandırılamaz, yok edilemez. Düşüncenin ufukları sonsuz geniştir. İnsan düşündükçe bir şeyler yaratır ve gerçekleri yakalar. Şüphesiz en iyi düşünenler, en doğru hareket edenlerdir. Her-şeyi olduğu gibi kabul etmeden önce düşününüz. Bilgi, görgü ve kültürünüze uygun düşen fikirleri benimseyiniz. Size doğru yolu mantığınız gösterecektir.

OKUMANIN FAYDALARI:

Fikir ve hayal dünyamızın gelişmesinde okumanın etkisi çok büyüktür. Kitaplarla yeni ve bilinmedik dünyalar keşfederiz. İyi ve güze! eserleri okumak uslûbumuzu geliştirir, arzu edilen biçime sokar. Kitapları büyük bir dikkatle ve benimseyerek okuyunuz. Her kitap size bir çok şeyler kazandıracaktır.

Gözlemin ve kitapların yarattığı bilgi ve kültür zemininde ince bir ruhun ve derin düşünmenin desteklediği bir anlatınryolu bulmak «Üslûp» yaratmak demektir. Herkes aynı şeyi aynı şekilde yazamaz. Kimi yavandır; iter, kimi çekicidir; bizi okumaya sürükler. Bir şeyi anlatırken daima içten, canlı sürükleyici olmaya, özentiden kesin olarak kaçmaya dikkat etmelidir.

KONU:

Şüphesiz her kompozisyon bir konu üzerine yazılır. Konuyu yazmaya girişmeden önce onu çok iyi anlamak gerekir; anlaşılmadan yazılan kompozisyonlar okuyanı anlamsızlığa sürükler.

PLÂN:

Konunun düzenli bir şekilde açıklanması, genişletilmesi için bir plân yapmak gereklidir. Plânlı yazılarda:

a) Giriş

Advertisement

b) Gelişme

b) Sonuç

olmak üzere üç ana bölüm vardır. Yazının geliştirilmesini sağlayan fikirleri bu bölümlere göre guruplandırmak gerekir.

AÇIKLAMA VE ÖNEMİ:

Genellikle sınavlarda karşımıza çıkan açıklama konuları, görüşümüzü kuvvetlendirme, düşünmeye alıştırma-fikirler arasında bağlantı kurma bakımından bizi özlü kompozisyon yazmaya götüren en belirli yoldur.

Açıklama, bir konuyu geliştirmek, berraklaştırmak, anlaşılır duruma sokmaktır. Bize aydınlanmak gereğini hissettiren herşey açıklama konusu olabilir. Açıklamaya en uygun konular atasözleri ve ünlü düşünürlerin sözleridir. Atasözleri, tecrübelere dayanan gerçekleri kısa ve öz olarak ifade ettiklerinden kişinin anlayışına göre açıklama ihtiyacı gösterir. Aynı şekilde ünlü düşünürlerin sözleri de gerçekleri kısa ve öz olarak anlattığı için bunları; gittikçe gelişen bir mantık düzeniyle ifade edebilmek yetenekten ziyade çalışma ve azimle kazanılabilecek bir hünerdir.

Okul sıralarında açıklama yeteneğini kazanmış bir kimse mesleğinde daha başarılı olur; fikir, görüş, düşünce ve bilgilerini bir mantık silsilesi halinde çevresindekilere anlatabilme kolaylığına ulaşır.

AÇIKLAMA YAPARKEN DİKKAT EDECEĞİNİZ HUSUSLAR :

Karşılaştığımız konuyu anlamak açıklama hususunda takip edeceğiniz yolu göstermesi bakımından çok önemlidir. Bütün kompozisyon türlerinde olduğu gibi açıklama, gelişi güzel değil, bir plâna göre yapılır. Şöyle ki:

a) Giriş

b) Gelişme

c) Sonuç

PLÂN UYGULAMA:

BİR KONUNUN İŞLENİŞİ

Bu plânın açıklamalarda nasıl uygulandığını iyice anlamak için Eflâtun’un «Konuşma insanın aklını kullanma sanatıdır» sözünü konu olarak alalım. Apar topar düşünülmesi, sonra ahenkli bir bileştirme işine girilmesi gereken üç unsur vardır:

Advertisement

a) Konuşma

b) Aklını kullanma

c) Sanat

Yani bu durumda kişi konuşmanın, aklını kullanmanın, sanatın ne olduğu hususunda ön bilgilerini hatırlayıp kontrol etmelidir. Bu üç öğe içinde konunun ağırlık merkezini konuşma kapsamaktadır. Konuşma hakkında fikirlerimizi derleyip toplamak, aynt zamanda bir tanıtım bölümü demek olan giriş bölümünü meydana getirir.

GİRİŞ:

«Fikir, düşünce, amaç ve isteklerimizin sözle ifadesine konuşma denildiğini biliyoruz. Bu, ifadeyi ideal, renkli, canlı, çekici bir düzeye ulaştırmak sanattır.»

Görülüyor ki burada konuşmanın genel tanıtımı yapıldıktan sonra sanat ile ilişkisine değiniliyor. Dolayısıyla bir kompozisyonda arzu edilir bir mantık örgüsü kurabilmek için unsurları tanımak ve bunlar arasında ilişkiyi saptamak gerekir. İlişkiyi kurabilmek ve kuvvetlendirmek kişinin zekâ ve bilgisine bağlıdır. Önce basit olan gerçeklerin nedeni, niçini üzerinde zihinlerin çalıştırmaya alıştıran kimseler, gittikçe gelişen düşünme yeteneğine, sahip olurlar. Bu yeteneğin zemini köklü bilgi ve görgü olursa fikir ve ifade basit, derinliği olmayan, alışıla gelmiş düzeyden çıkar, doyurucu ve arzu edilir hedefe varır. Bütün bunları göz önünde bulundurarak yazımıza böyle bir giriş yaptıktan sonra çözümleme bölümüne geçelim. Burada konuşmanın – ne zaman üzerinde pek durulmayan alışılmış olay, ne zaman sanat olduğu geniş olarak anlatılırken üzerinde düşünmemiz gereken bir unsur olduğunu unutmamalı:

«Aklını Kullanma»

Bu ne demektir? İnsan hangi hallerde aklını kullanma hünerini gösterebilir? Neticede bunun konuşma ile İlgisi ne olabilir?

GELİŞME:

«Her insan yaradılış gereği duyulan bir ihtiyaç sonucunda konuşur. Ama konuşmadan konuşmaya fark vardır. Kimi birbiriyle ilgisi olmayan bir yığın söz söyler kimi fikir ve isteğini anlatmaktan aciz, sakat ve yetersiz cümleleri birbiri ardınca sıralamaya çalışır, kimi de arzu ettiği ifadeye ulaşabilmek için kekeler durur. Böyle insanların konuşmaları yetersiz, zevksiz ve iticidir; ikna etmekten uzak bir itimatsızlık yaratır. Birçok insanın hayatta başarılı olamamasının nedeni konuşmayı bilmemesinden ileri gelir.

Konuşmayı Bilmek

Konuşmayı bilmek demek, istenileni ifade etmek için en uygun kelimeleri seçmek, bunları dilin kurallarına uygun bir ahenk içinde birleştirmek ve böylece kişiliği ortaya çıkaran üslûp yaratmak demektir. Konuşmasını bilen insan dinleyicisinin seviyesini daima göz önünde bulundurarak konuşmasının çekici ve monotonluktan uzak olması için konu ile ilgili hoş benzetmelere başvurur. Gerekli hallerde ilgi çekici bir konuşma yeteneği kazanmak için doğru ve köklü bir düşünme yeteneğine sahip olmak şarttır.

İçinde bulunduğu ortamı anlamak, olayları çözümleyebilmek, insanları tanımak, nedenler arasında bağlantı kurabilmek zekânın işlekliğine ve olgunluğuna işaret olduğu gibi böyle derin bir bilincin ışığı ve duyarlılığın gölgesi altında duyduğunu, düşündüğünü, istediğini yer, zaman, şartlara göre kıvrak ve canlı bir şekilde ifade etmek aklın zaferidir.

Akılsız bön insanların konuşmaları hiç bir bilgi, görgü ve düşünce kaynağına dayanmadığı için kuru, değersiz ve yavandır. Kendisini her bakımdan yetiştirmiş bir kimse ise, konuşmanın bir bakıma şahsiyet ifadesi olduğunu düşünerek kendini bu yönde hazırlar. Üslûp ve ifadesinin en güzel ve aranılır şekilde olmasına bakar. Güzelliğe ve mükemmelliğe doğru atılan her adım sanata zemin hazırlamak demektir. Kelimelere şekil güzelliği yanında orjinal buluşların kudretini vermek, konuştukça dinleyenin hayalinde bir dünya yaratabilmek, ince bir zekâ ve aklın bütün hünerlerini kelimelerle göstermek, yaratmak demektir.

Advertisement

Somut sanat eserleri karşısında nasıl derin bir hayranlık duyuyorsak güzel konuşan insanların karşısında kendimizden geçer; ağızlarına bakakalırız.»

Kompozisyonda unsurlar ayrıldıktan, bağlantı yönleri saptandıktan sonra ikna edici, canlı, kıvrak ve açık olması şartıyla arzu edilen ifade kullanılır, örneklerden faydalanılır. Burada kişi* akıllı ve düşüncesiz, bön insanların konuşmalarını karşılaştırdıktan sonra inandırıcı örneklere başvurabilir; söz gelimi, konuşma sanatının üstadı Çiçero’yu konuşmanın etkisi yönünden ele aİabilir. önemli olan, amaca varabilmektir. Bütün bunlardan sonra sonuç bölümünde üzerinde duracağımız nokta, konuşmanın önem ve anlamını kavrayarak yararlı bir sonuç çıkarmaktır. Buna göre şöyle diyebiliriz :

SONUÇ:

«Biz de konuşmamızla dikkat çekmek, düşünce ve duygularımızı en güzel bir şekilde ifade ederek aklımızın yönettiği bir sanat yapmak, çevremizdekileri kendimize hayran bırakmak istiyorsak bu yolda sıkı bir eğitime girişmeliyiz.»

Eğer sonuç bölümünde genel bir yargıya varılmak isteniyorsa fikir ve düşüncelerimizin kısa bir özetini yaparak bir yön çizebiliriz.


Yorum yapılmamış

Leave A Reply