Kore Savaşı Hakkında Bilgi – Kore Savaşı Neden, Ne Zaman ve Kimler Arasında Olmuştur?

0

1950 – 1953 yılları arasında gerçekleşmiş olan ve Türkiye’nin de asker göndererek savaşmış olduğu Kore Savaşları ile ilgili bilgiler.

KORE SAVAŞLARI, Sovyetler Birliği ile Çin Halk Cumhuriyeti desteğindeki Kuzey Kore ile, ABD ve Birleşmiş Milletler üyesi 15 devletin desteklediği Güney Kore arasında üç yıl (1950-1953) süren savaşa verilen isimdir.

Advertisement

Savaşın, Türkiye açısından önemi ise BM’nin dünya barışını koruma çağrısına ilk olumlu yanıtı veren devlet olması, BM Ordusu emrine simgesel değil, gerçek savaş gücü içeren bir birlik göndermesidir. Kore savaşlarına, asker gücüyle katılan 15 devletin yanı sıra, BM üyesi 40’ın üzerinde devlet de araç, gereç, ilaç yardımında bulundu. 27 Haziran 1950’de BM Güvenlik Konseyi, saldırıya uğrayan Güney Kore’ye yardım etmeleri için üye devletlere çağrıda bulunma kararı aldı; durum BM Genel Sekreterliği tarafından üye devletlere bildirildi.

Kore Savaşlarına Katılan Türk Askerleri

Kore Savaşlarına Katılan Türk Askerleri

Türkiye Cumhuriyeti de, BM üyesi olduğundan bu çağrıya olumlu yanıt verdi. 25 Temmuz 1950’de, Kore’de BM emrinde savaşmak üzere Ankara’da 3 piyade, 1 topçu taburuyla yardımcı birliklerden oluşan 4.500 kişilik bir tugay hazırlandı. Daha sonra bu birliğin sayısı 5.090 kişiye yükseldi. Tugay Komutanlığı’na Tuğgeneral Tahsin Yazıcı, 241. Piyade Alayı Komutanlığı’na da Albay Celal Dora atandı. Birlik 17 Ekim 1950’de Kore’ye ulaştı.

Birlik, II. Amerikan Kolordusu emrinde Çandan Bölgesi’ nde ve 25. Amerikan Tümeni emrinde Kunuri Bölgesi’nde önemli görevler üstlendi. General McArthur’un Kore Savaşı’na son vermeyi amaçladığı kesin büyük saldırı, 24 Kasım 1950 sabahı başladıysa da iki gün sonra, üstün sayıda Çin güçlerinin çok şiddetli bir karşı saldırısıyla karşılaştığından, duraksadı ve geri çekilmek zorunda kaldı. Çin karşı saldırısının başladığı 26 Kasım 1950 günü, Kunuri’de bulunan Türk Tugayı, Kunuri Tokçon Yolu boyunca doğuya ilerlemeye başladı. 2. Güney Kore Kolordusu’nu geriye püskürten üstün düşman güçlerini yalnız başına karşılayarak çok ağır ve kanlı savaşlara girişti (28 Kasım Vavoon Savaşı, Sinnimni Baskını ve 29 Kasım Kanuri Boğazı Pongmyongni “Keçon” Savaşı vb). Bu savaşlarda Türk Tugayı, toplam gücünün % 15’ini yitirmesine karşın, 9. Kolordu’nun yan ve gerilerine doğru sarkmak isteyen üstün düşman güçlerine karşı savaşarak, 8. Ordu’nun yok edilmesini önlemiş ve geri çekilmesi için gerekli zamanı sağlamış oldu.

Türk Tugayı, bu kez Birleşmiş Milletler Ordusu’nun sol kanadını korumak için zor koşullar içinde savaşacağı Kumpo Yarımadası’nın savunma görevini üstlendi. Bu arada Seul, Kuzey Kore-Çin güçlerinin eline geçti. (Aralık), 1. Kolordu Cephesi’nde yapılacak saldırı için, yedekteki 25. Amerikan Tümeni’nin birlikleriyle Türk Tugayı görevlendirildi. 24 Ocak 1951’de başlayan saldırı savaşlarında (Kumyang Yangni Savaşı 25 Ocak 1951; 185 Rakımlı Tepe Savaşları 26 Ocak 1951; 156 Rakımlı Tepe Savaşları), kazanılan başarılar nedeniyle, Türk Tugayı, ABD Kongresi tarafından “Seçkin Birlik Nişanı” (Distingvished Unit Station) ile ödüllendirildi. Saldırı savaşları, 22 Nisan 1951’e kadar aralıksız sürdürüldü ve büyük başarılar elde edildi. Bu tarihten sonra Birleşmiş Milletler Ordusu ile birlikte geri çekilen Türk Tugayı, özellikle 1-18 Mayıs tarihleri arasında kanlı savunma savaşları yaparak düşmanın direncinin kırılmasında büyük rol oynadığı gibi yeniden saldırıya geçen Birleşmiş Milletler Ordusu ile birlikte 38. enleme kadar ilerleme başarısını gösterdi.

Advertisement

10 Temmuz 1951’de başlayan barış görüşmeleri iki yıl sürdü ve 27 Temmuz 1953’te imzalanan Panmunjon Antlaşması ile Kore Savaşı son buldu. Kore Savaşları’na katılan Türk birlikleri 721 şehit (37 subay, 26 astsubay, 658 er), 2.147 yaralı 81 subay, 66 astsubay, 2.000 er), 234 tutsak (6 subay, 3 astsubay, 225 er), 175 kayıp (3 subay, 1 astsubay, 171 er) verdi.

Kaynak – 2

1945 Mayısında Amerika ile Sovyet Rusya arasında yapılan bir antlaşmaya göre, savaş bittikten sonra Kore, Birleşik Amerika, Sovyet Rusya, İngiltere ve Çin’in ortak vesayeti altına konacaktı. 1945 Temmuzundaki Potsdam Konferansı’nda da Sovyet Rusya Uzakdoğu savaşına katılmaya karar verince, askeri harekat bakımından Kore toprakları 38. enlem çizgisi ile ikiye ayrıldı ve bu çizginin kuzeyi Sovyet, güneyi de Amerikan askeri harekat sahası olarak kabul edildi. Fakat Sovyetler hemen Japonya’ya savaş ilan edip Uzakdoğu savaşına girmediler. Fakat ne zaman Amerika Hiroshima ve Nagasaki’ye atom bombalarını attı, o zaman Sovyetler hemen Japonya’ya savaş ilan edip askerlerini Kuzey Kore’ye soktular.

Böylece Kore, savaşın sonunda, kuzeyi Sovyet, güneyi Amerikan işgali altında olmak üzere fiilen ikiye bölünmüş oluyordu. Bir yandan Amerikan – Sovyet müzakereleri, öte yandan Birleşmiş Milletlerin çabaları, bu iki Kore’nin birleşmesini sağlayamadı. Bunun üzerine Amerika, 10 Mayıs 1948’de Güney Kore’de seçimler düzenledi ve bunun neticesinde Güney Kore Cumhuriyeti kuruldu.

Sovyetler de Kuzey Kore’de 1948 Ağustosunda kendilerine göre bir seçim düzenlediler ve onlar da kuzeyde, 9 Eylül 1948’de Kore Halk Cumhuriyeti’ni kurdular.

Kore Asya’nın stratejik bir bölgesiydi. Asya’ya ayak basmak için gayet avantajlı bir durumdaydı. Güney Kore’de ve Japonya’da Amerikan kuvvetlerinin bulunduğu gözönüne alınınca, Amerika’nın stratejik bakımdan kuvvetli bir durumda olduğu açıktı. Sovyetler, komünistler Çin’de duruma hakim oluncaya kadar bu duruma tahammül gösterdiler. Fakat Çin 1949 sonunda komünist rejimin idaresi altına girince, Sovyetlerin Asya’daki kuvvet pozisyonları iyice güçlenmiş oluyordu. Sovyetlere göre, Amerika’yı Asya kıtasından atmak zamanı gelmişti. Hemen bu yapıldığı takdirde, Amerika’nın Japonya’dan da atılması kolaylaşabilirdi.

İşte bu sebeplerden dolayı, Moskova’nın talimatı ile Kuzey Kore kuvvetleri 25 Haziran 1950 sabahından itibaren Güney Kore’ye karşı saldırıya geçti. Saldırının bütün sınır boyunca yapılması her şeyin önceden planlandığını gösteriyordu.

Advertisement

Bu açık saldırganlık karşısında Amerika, Birleşmiş Milletleri harekete geçirdi. Güvenlik Konseyi, Birleşmiş Milletler Antlaşması hükümleri gereğince, Güney Kore’nin yardımına gönderilmek üzere, çeşitli milletlerin askerlerinden meydana gelen, fakat esas yükü Amerika’nın sırtlandığı bir Birleşmiş Milletler Kuvveti teşkil etti. Bu kuvvetin komutanlığına Amerikalı general MacArthur getirildi.

Türkiye, Birleşmiş Milletler Kuvveti’ne bir tugaylık bir kuvvetle katıldı. Milli Mücadele’den beri muharebe alanlarına girmemiş olan Türk askeri, Kore Savaşı’nda, gerçekten destan denebilecek kahramanlık örnekleri vermiştir. Kore’de akan Türk kanı ve Türk kahramanlığı, Türkiye’nin 1951 yılında NATO’ya alınmasında çok mühim bir rol oynamıştır.

Kore Savaşı’nı sona erdirecek mütareke görüşmeleri, 1951 yılı Temmuzunda başladı. Mütareke teklifi Kuzey Kore’den geldi. Mütareke görüşmeleri iki yıl sürdü ve bu görüşmeler sırasında da çarpışmalar devam etti. Nihayet, Sovyet lideri Stalin’in 1953 Martında ölmesi ve içerdeki iktidar mücadelesi dolayısı ile Sovyet Rusya mütarekeye razı oldu ve mütareke antlaşması 27 Temmuz 1953’de Panmunjom’da imzalandı. Gerek mütareke görüşmelerine, gerek mütarekenin imzasına, “gönüllüler” adına Çin Halk Cumhuriyeti de katılmıştır.

Panmunjom Mütarekesi ile Kuzey ve Güney Kore arasındaki sınır yine 38. enlem çizisi olarak kalmıştır.


Leave A Reply