Kral Arthur Efsanesi Nedir?

0

Kral Arthur Efsanesi nedir? Kral Arthur Efsanesinde bulunan öyküler, kaynakları, özellikleri hakkında bilgi.

Kral Arthur ve Şövalyeleri

Advertisement

Kral Arthur Efsanesi Nasıldır?

Kral Arthur Efsanesi; efsanevi kral Arthur üzerine söylenip yazılmış öykü ve romanslar toplamıdır.

Ortaçağda, özellikle Fransız yazarlar, Arthur’un doğumunu, Şövalyelerin serüvenlerini, kansı Guinevere ile şövalye Sir Lancelot arasındaki aşkı işleyen birçok öykü kaleme aldılar. Bu öykülerde, Guinevere ile Lancelot arasındaki yasak aşkın ve Kutsal Kâse’ yi arama serüveninin, Arthur’un şövalyeleri arasındaki birliği bozduğu, Arthur’un ölümüne ve krallığının yıkılmasına yol açtığı, birbirinden değişik biçimlerde anlatılıyordu.

Arthur’u ve sarayını konu alan öyküler, Galler’de 11. yüzyıldan önce halk arasında yaygınlaşmıştı. Ortaçağ İngiliz vakanüvisi Monmouthlu Geoffrey’nin Historia regum Britanniae (1135-39; Britanya Krallarının Tarihi) adlı yapıtıyla bu öyküler Avrupa çapında ün kazandı. Bu yapıt, Fransa’ nın doğusunda bir Roma ordusunu yenen, ama sonra kendi ülkesinde, yeğeni Mordred’in başlattığı ayaklanmada ağır yaralanan görkemli kralın anısına yazılmış bir övgüydü. Geoffrey’nin yapıtındaki kimi ayrıntılar şaşılacak ölçüde uydurmaydı; Kelt öykülerindeki bazı öğeleri feodal döneme uyarlamıştı. Arthur’un bir cihan fatihi olarak sunuluşu, çok açık biçimde, Büyük İskender ve Charlemagne gibi büyük önderlerin adı çevresinde oluşmuş efsanelerden esinlenmişti. Başta Jerseyli Anglonorman yazar Wace ve şair Layamon olmak üzere sonraki yazarlar, Arthur efsanesini, özellikle Arthur’un şövalyeleriyle ilgili başka ayrıntılarla bütünlediler.

Kelt kaynaklarından yararlanan Chrétien de Troyes, 12. yüzyıl sonlarında yazdığı beş serüven romansında, Arthur’u bir harikalar ülkesi kralı olarak anlattı; Arthur efsanesine Kutsal Kâse temasını ekleyen de oydu. 13. yüzyıl düzyazı romanslarında, Kutsal Kâse’nin ele geçirilmesi ve Lancelot ile Guinevere’in aşkı başlıca temalar olarak işlenmeye başladı. Olayları, Lancelot’yu temel olarak işleyen eski bir romans, Vulgata ya da Lancelot (y. 1225) zinciri olarak bilinen dizinin ilk halkasını oluşturdu.

Advertisement
Lancelot teması, Lancelot’nun oğlu ve katışıksız şövalyeliğin temsilcisi Sir Gallahad aracılığıyla Kutsal Kâse öyküsüne bağlandı.

Bu öyküde, Sir Gallahad’ın, Kâse’nin yardımıyla Tanrı’yı bu dünyada görülebileceği kadar açıkça görebildiği, ama Sir Lancelot’nun bu gizemli yolda ilerlemesinin Guinevere’le yaşadığı yasak aşk yüzünden engellendiği anlatılıyordu. Lancelot öykülerinden bir başkası, Arthur’un doğumu, çocukluğu ve taşa saplı büyülü kılıcı çıkararak kral oluşunu anlatan, Robert de Borron’un Merlin adlı manzum öyküsüne dayanıyordu.

Vulgata zincirinin yazarı, 13. yüzyılda yazılmış bu öyküye, Arthur’un savaştaki kahramanlıklarını anlatan sözde tarihsel bölümler ekleyerek bunu düz yazıya dönüştürdü. Vulgata öykülerinin sonuncusunda, Arthur’un Roma seferi ve Mordred ile savaşı anlatılıyordu. Bu bölüme, Lancelot ile Guinevere arasında yeniden alevlenen aşk ve bunun ardından Lancelot ile Sir Gawain arasında çıkan savaş da eklenmişti. Daha sonra yazılan ve Vulgata sonrası Kutsal Kâse romansı (y. 1240) adıyla bilinen düz yazı öyküde, Arthur efsanesine, Tristan ve Isolde efsanesinden alınan kimi öğeler katıldı.

Vulgata zincirinde ve Vulgata sonrası öykülerde anlatılan efsane, Thomas Malory’ nin 15. yüzyıl sonlarında yazdığı Le Morte Darthur (Arthur’un Ölümü) adlı yapıtla İngilizce konuşan okurlara ulaştı. Bu arada Monmouthlu Geoffrey’nin Historia sına yönelik ilgi de yeniden canlandı ve düş ürünü İngiliz kralları, şu ya da bu oranda resmî ulusal mitolojinin parçası haline geldi. Arthur efsanesi, 17. yüzyılda da canlılığını korumakla birlikte, uyandırdığı ilgi İngiltere’yle sınırlı kaldı. 18. yüzyılda yalnızca eski kitap meraklılarının ilgisini çeken efsane, Victoria döneminde, başta Tennyson’un Idylls of the King (Kralın İdilleri) adlı yapıtı olmak üzere yeniden edebiyat yapıtla-nnda işlenmeye başladı. 20. yüzyılda, Amerikalı ozan Edwin Arlington Robinson, bir Arthur üçlemesi yazdı, İingiltere’de ise T. H. White The Once and Future King (1958; Bir Zamanların ve Geleceğin Kralı) adı altında derlenen bir dizi romanında bu öyküleri yeni bir bakışla aktardı. Alan Lerner ile Frederick Loewe’nin Camelot (1960) adlı müzikaiı White ın bu yapıtına dayanır.


Leave A Reply