Küba Tarihi

0

Karayiplerdeki dünyanın ilgi çekici ülkelerinden olan Soyalist Küba’nın tarihi ile ilgili bilgilerin yer aldığı yazımız

Küba Bayrağı1492’de Kolomb’un “keşfettiği” ada, 1511’de sömürgeleştirilmeye başlandı. Küba 1898’e kadar bir İspanyol sömürgesi olarak kaldı. 19. yüzyılda İspanyol gücünün zayıflaması sonucunda bir bağımsızlık hareketi başgösterdi. Küba’da Amerikan etkisi de bu tarihlerde görülmeye başladı. İspanyol karşıtı etkinlikler 1868-1895 ayaklanmalarında en yüksek noktaya ulaştı.

Advertisement

1895’te Maximo Gomez ve Jose Marti’nin liderliğinde yeni bir ayaklanma çıktı; Marti aynı yıl öldürüldü. Bu arada ABD devreye girdi. 1902’de Platt Düzenlemesi çerçevesinde Küba’nın kendi hükümetini kurmasına izin verildi. ABD, Guantanomo’da deniz üssü kurma hakkını elde etti. 1902’den sonra ABD’nin denetimindeki başkanlar birbirini izledi. 1929 ekonomik bunalımı, kitle ayaklanmalarına yol açtı. Ordu, ABD’den gelen baskı üzerine, araya girdi ve Gulgencio Batista Zaldivar’ı ön plana çıkardı. Batista, bazen kendini temsil eden kukla yöneticiler atayarak, bazen kendisi başkan olarak, 1933’ten 1959’a kadar yetkiyi elinde tuttu. 1958’de Batista’ya karşı ordu bile desteğini çekti. Sonuç olarak Fidel Castro ve yandaşları dağlardan Havana’ya yürüyüşlerine başladılar. Castro 1959 darbesiyle Batista’ya görevden uzaklaştırdıktan sonra anayasayı düzeltme çabasına girmeyip, ülkeyi Marksist bir devrime zorladı.

1959’dan önce gerilla hareketine karşı çekingen bir tutum içinde olan Komünist Parti’ye dayanmaya başladı. ABD ile olan politik ve ekonomik bağları koparıp SSCB’ye yanaştı. 1961’de, arkasında CIA olduğu halde, Domuzlar Körfezi’ne yapılan saldırı püskürtüldü. Ertesi yıl Castro, Küba bölgesine Sovyet füzelerinin yerleştirilmesine karar verdi, bu olay, Başkan Kennedy yönetimindeki ABD’nin güçlü karşı çıkışları yüzünden, uluslararası bir bunalıma dönüştü. Castro yeni bir ABD saldırısı olmayacağı sözü karşılığında, füze üslerini kaldırmaya zorlandı. 1960’larda Küba içine düştüğü soyutlanma politikasını, Bağlantısız ülkelerin yanında yer alarak gidermeye çalıştı. 1979’da Küba Hükümeti tüm siyasal tutukluları serbest bırakmaya karar verdi. 1980’de nisan-ekim arasında 120 bin Kübalı, çoğu Florida’ya gitmek üzere, ülkeden ayrıldı.

1982 ve 1983 yılları Küba ekonomisi açısından iyi geçmedi. Kötü iklim koşulları, ülkenin temel ekonomik dayanağı şeker kamışı, patates, vb tarım ürünlerinin verimini olumsuz yönde etkiledi. 1984’te COMECON üyeleri Havana’da bir araya geldiler. Aynı yılın kasım ayında, ABD ile 4 yıl önce bu ülkeye göçen 120 bin Kübalıdan ABD yetkililerince suçlu ve akıl hastası olarak nitelenen 2.700’ünün geri dönmesi konusunda bir anlaşma yapıldı. Devlet ve Parti Başkanı Fidel Castro, haziran ayında toplam dış borçları 360 milyar doları bulan Latin Amerika ülkelerine, Genel Borçlular Grevi çağrısında bulundu. Borçların ve faiz ödemelerinin tümüyle durdurulmasını isteyen Castro, bu yaptırımla yeni bir dünya ekonomik düzeni dayatmayı amaçlıyordu. Nitekim 30 Temmuz’da, Castro, Havana’da Latin Amerika ülkeleri arasında, kendisi tarafından başlatılan Kıta Görüşmesi’ni açtı ve sömürücü kapitalizme, borçların ödenmemesi görüşünü savundu. Ekonomik açmazlar, 1985-1990 arasında sürüp giderken, Castro ayak direyerek, uygulanan ekonomik politikalardan ödün vermedi. İçte, Küba Devrimi’nin 30. yıldönümü kutlamalarında Castro perestroyka (yeniden yapılanma), glastnost (açıklık) hareketlerinin sosyalizme ihanet olduğunu söyledi (Ocak 1988).

Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi üyesi ulusal kahraman General A. Ochoa Sanchez, kokain kaçakçılığından tutuklandı ve yargılama sonucu idam edildi. (Temmuz 1989). Bu olay, Castro’nun prestijini sarstı. Dışta ise SSCB ile ilişkiler kopma noktasına geldi. Küba, SSCB’nin tersine 1988 Seul Olimpiyat Oyunları’na katılmadı. Angola’dan aşamalı olarak askeri birliklerin geri çekilmesine başlandı (Ocak 1988). Brezilya (1987), Ekvador ve Kolombiya (1988) ile uzun bir aradan sonra yeniden diplomatik ilişki kuruldu. Sovyet yönetiminin Küba’ya ekonomik yardımı kesmesi (1990) ve ardından SSCB’nin dağılması (1991) ülkenin ekonomisini, politik durumunu ve Castro’nun geleceğini olumsuz yönde etiledi (1998).

Advertisement


Leave A Reply