Kur’an’da Akıl ve Bilgi Konu Anlatımı

0

Kur’an’da Akıl ve Bilgi davranışları nelerdir? Kur’an’da Akıl ve Bilgi konusu anlatımı, özeti.

Kur’an’da Akıl ve Bilgi

1. İNSAN DÜŞÜNEN BİR VARLIKTIR

İnsan, canlılar sisteminin içerisinde özel bir konuma ve değere sahiptir. İnsana bu ayrıcalığı oluşturan en önemli özelliği ise düşünebilen bir varlık olmasıdır. O bu düşünce yeteneği sayesinde öğrenir, öğretir, üretir, sanatla uğraşır, bilimsel çalışmalar yapar ve en önemlisi de medeniyetler oluşturur. Sonuç olarak insan, Allah’ın yarattığı ve onu özel yeteneklerle donattığı en değerli bir varlıktır.

Advertisement

2. AKIL DİNİ SORUMLULUĞUN VE YÜKÜMLÜLÜĞÜN TEMEL ŞARTIDIR

İslâm dinindeki esasların uygulanmasından sorumlu olmanın temel şartı, kişinin akıl sahibi olmasıdır. Çünkü ancak akıl sahibi kişi, sebep-sonuç ilişkileriyle ilgili yaptığı değerlendirmeler üzerinde doğru bir şekilde çözümleme yapabilir ve kıyas yöntemini kullanarak başka bilgileri üretebilir. Akıl sadece iyi-kötü, yanlış-doğru arasında bir tercih yapma yeteneği olmayıp aynı zamanda, iyi-iyi ve doğru-doğru arasında da daha iyiyi ve daha doğruyu bulabilme yeteneğidir.

3. DİN, İNSANIN AKLINA VE KALBİNE SESLENİR

İslâm dinine göre insan dediğimiz zaman, “Bilen İnsan” amaçlanır. Bilen insan, bilgi edineceği konuyla doğrudan bağlantı kurabilen insandır. Bilen insan, kendisinde var olan akıl ve kalp dediğimiz değerlerin farkında olabilen insandır. Müslümanlar için bilgi dediğimiz şey, dünyaya ait bilgiler ile ahirete ait bilgilerdir. Fizik ve biyoloji yasaları gibi dünyaya ait bilgiler, deney-gözlem metotları kullanılarak elde edilen bilgilerdir ki akıl ve mantık kuralları, bu yasaların oluşumunda çok önemli işlevleri yerine getiren zihinsel öğelerdir. Akıl bu işlevleri yerine getirirken duyu organlarından ve aletlerden yararlanır. Varlıkların yaratılışı, Allah’a iman ve dini yükümlüklerin yerine getirilmesinde aklın yanı sıra insanın his ve duygularının merkezi olan kalbe ait aktiviteler de çok büyük bir öneme sahip olduğundan İslâm Dini ve kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim insanın hem aklına hem de kalbine seslenir. İnsan; sevgiyi, merhameti, şefkati ancak kalbiyle ancak güzel duygular olduğunu; nefreti, acımasızlığı ve kin duymayı da ancak yine kalbiyle kötü duygular olduğunu anlayabilir. İslâm dininin bir merhamet dini olduğunu, sevgili Peygamberimizin(sav.)ise bir rahmet peygamberi olduğunu ancak kalbi bir anlayışla anlayabiliriz.

4. KUR’AN AKLIMIZI KULLANMAMIZI İSTER

Allah, Kur’an’ın birçok yerinde insanların akıllarını kullanmalarını öğütlemektedir. İnsanların yeryüzüne, gökyüzüne, yıldızlara, ağaçlara, hayvanlara ve en önemlisi de insanın gözlerini kendisine çevirerek Allah’ın kudret ve ilim tecellilerinin ortaya çıkışlarındaki o muhteşem işleyişin kavranmasını Kuran bildirmektedir. Bu konudaki bir ayet şöyledir: “Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri peşinden gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allah’ın gökten indirip de ölü hâldeki toprağı canlandırdığı suda, yeryüzüne her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için (Allah’ın varlığını ve birliğini ispatlayan) birçok deliller vardır.” Kuranda bazı insanların akıllarını yeterince kullanmadıkları da “… Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz!” gibi ayetlerde dile getirilmiştir.

5. BİLGİ OLMADAN BİLİM OLMAZ

İnsan, öğrenmeye dayalı olarak bilgi sahibi olabilen ve aynı zamanda bilgi üretip bu bilgiyi öğretebilen çok özel bir varlıktır. İnsan bu bilgileri üretebilmek için, bir takım öngörüler oluşturur. Bu öngörüleri deney ve gözlemler yaparak bilimsel çalışmalara dönüştürür ve bilimsel yasaları oluşturur. Artık bu bilgiler bir sonraki çalışmaların sonuçları alınıncaya kadar kesin bilgilerdir. Bu çalışmaları yapan insan, bilim adamı olarak tanımlanır. Bu çalışmaların sonucunda ise bilim dediğimiz insanlığın en önemli tarihi olan “Bilim Tarihini” oluşturur.

Advertisement

Bilgi sistematiği içerisinde yer alan diğer bir bilgi türü de “İnanç ve İmana (itikat) Dayalı Bilgilerdir”. Bu bilgilerin kaynağı ise vahye dayalı din öğretileridir. Bu bilgiler ise, Allah ile insan arasında iletişimi sağlayan ve insanı iman sahibi bir varlık haline getiren bilgiler olup insanlığın temel anlamını oluşturan “İnanç Tarihini” meydana getirirler.

6. DİN VE BİLİM İNSANIN KENDİ ANLAMINI ARAYIŞINA BİR ÇÖZÜMDÜR

İnsan, hem kendi hem de kendi dışındaki olgulara ve olaylara anlam arayan bir varlıktır. Aklını sürekli faal bir hâlde bulunduran insan; merak eder, araştırır, şüphe eder ve sorularına cevap bulmaya çalışır. Neden ve niçin soruları içerisinde doğa, sosyal ve inançla ilgili olaylara karşı araştırma ve inceleme aktiviteleri içerisinde bulur insan kendisini. Bu sorular dünyasının cevaplarının bir kısmını bilimin yardımıyla bir kısmını ise, vahye dayalı dinler vasıtasıyla vermeye çalışır. İnsanı meşgul eden soruların başında “Evren sonsuz mudur?”, “Ölümden sonra hayat var mıdır?”, “İnsan ölünce ruhu yaşamaya devam eder mi?” yani, insanın sorduğu soruların bir kısmı sadece bilimin cevap vereceği olgular cinsinde olup; bir kısmı ise, olgusal olmayan yani bilimin cevap veremeyeceği ruh, ölüm ötesi gibi ancak vahye dayalı dinlerin öğretilerinin cevap verebileceği kavramlardır. Dolayısıyla insan, varlığının ve varlıkların anlamını ancak din ve bilim öğretilerini kendisine rehber edinerek anlam arayışına bir çözüm bulabilecektir.

7. DİN BİLİM İNSANI ÖZGÜRLEŞTİRİR

Özgürlük, herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme, karar verebilme ve davranabilme serbestliğidir. Özgür kişi, her türlü siyasi, sosyal ve kültürel ve ekonomik gibi herhangi bir dış etkiden bağımsız olarak her konuda karar alıp bu kararını uygulayabilir. Burada şöyle bir soru akla gelebilir: “Böyle bir uygulamanın herhangi bir karışıklığa sebep olmadan uygulanması nasıl olacaktır?” insan, özgürlüğünü başka kişilerin özgürlüklerine zarar vermeyecek şekilde saygı ve hoşgörü içinde kullanmalıdır. Özgürlüklerle ilgili kararlar uygulanırken herkesin uyması gereken ortak alan, karşılıklı saygı ve hoşgörü olmalıdır. Dinin getirdiği ahlâk kurallarının temel esasını da bu saygının ve hoşgörünün gerek kişisel gerek toplumsal ilişkilerde uygulanması oluşturmaktadır. Bilhassa İslâm dini gereğince; “Dinde zorlama yoktur…” Ayeti fikir ve vicdan hürriyetinin korunmasına yöneliktir. Baskı ve zorlama altında kabul edilen imanın geçerli olmamasının da anlamı bu ayetin ışığı altında değerlendirildiği vakit, insanın özgürlüğü fikri daha büyük bir değer taşıyacaktır. Cumhuriyet yönetimiyle birlikte düşünce ve vicdan özgürlüğüne Anayasamızın 25. Maddesindeki şu ifadeyle yer verilmiştir: “Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.”

İnsanları en fazla huzursuz kılan düşüncelerden birisi de ölüm olayıdır. Din, ölümü bir yok oluş olarak görmez. Ölümü başka bir âleme geçişin bir kapısı olarak kabul eder vahye dayalı dinler. Ölüm yeni bir hayata başlangıçtır. Hz. Mevlana için bir “Şeb-i Arus’tur” ölüm. Yani, en büyük dostla, kişinin Yaratıcısı ile buluşma vaktidir ölüm. Böylece din, insanları koyu bir karanlığın içerisinde bırakan yok olma fikrini ebedi bir hayatın içerisindeki hep var olma huzuruna ve mutluluğuna dönüştürecektir. Din, aynı duygu ve düşünceleri, insanı acı ve ıstırap içerisinde bırakan her olayda “sabır” dediğimiz bir manevi dirençle yaşatacak ve onu her türlü olaylar karşısında güçlü ve özgür kılacaktır.

8. BİLGİSİZ TAKLİT TAASSUBA GÖTÜRÜR

Kur’an-ı Kerim’de bir ayette: “… De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?…” buyrulmaktadır. Bilen insan, araştıran, şüphelerine çözüm arayan, soru soran ve sürekli okuyan insandır. Yüce Allah, böyle bir insan tipini över ve kabul eder. Çünkü, böyle bir insan bilgisiz ve sadece taklite dayalı bir yaşamın içerisinde hem kendine hem çevresine ışık olamadığı gibi taassup dediğimiz cahilliğin ve gafletin koyu karanlığında kalmaya da mahkûmdur. Cumhuriyet yönetimiyle birlikte insanların İslâm dinindeki bilgilere daha rahat ulaşabilmesi ve anlayabilmesi amacıyla camilerde hutbeler Türkçe okunmuş, Kur’an-ı Kerim ve İmam Buharînin hadis külliyâtı Türkçe’ye çevrilmiştir.

Advertisement

9. İSLAM, BİLİMİ TEŞVİK EDER

Dinimiz bilimi teşvik eder. Kur’an’da yer alan pek çok ayetler akıl, düşünce ve bilgi’nin değeri ve anlamı ile ilgilidir. Bunlardan birinde insanın aklını kullanması şöyle istenmektedir: “Yine O’nun delillerindendir ki, size… ümit vermek üzere şimşeği gösteriyor, gökten su indirip ölümünün ardından yeri onunla diriltiyor. Doğrusu bunda, aklını kullanan bir topluluk için (alınacak) dersler vardır.” Kuranın inen ilk ayetleri de okuyup öğrenmeyle ilgilidir ve şu ifade yer alır: “Yaratan Rabb’inin adıyla okul… Oku! İnsana bilmediklerini öğreten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabb’in en büyük kerem sahibidir.” Kur’an’da bilenler övülmüş ve “… Deki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.” buyrulmuştur.

Peygamberimiz de (sav.): “İlim Çin’de de olsa gidip alınız, öğreniniz” sözüyle hem bilimsel düşünceyi hem bu çalışmalar için yabancı dil öğrenmenin önemi üzerinde durmuştur. O, bilim öğrenmenin Müslüman kadın ve erkeğe zorunlu ve gerekli olduğunu vurgulamıştır. Yine Onun Medine’de Mescid-i Nebevi’nin yanındaki bölümü eğitim çalışmalarına tahsis etmiş ve ” Ashab-ı Suffe” denilen topluluk bu okulun öğrencileri olmuşlardır. Böylece ilki Mekke’de kurulan “Erkâm’ın Evi” okulundan sonra Medine’deki bu okul İslâm’ın ikinci okulu olmuştur. Bu çalışmalar sonucu, tefsir, fıkıh, kelâm ve hadis alanında İslâmi Bilimler oluşmuştur. Tefsir, Kur’an’ın açıklanıp yorumlamasını konu edinir. Hadis, Peygamberimizin söz ve davranışlarını doğru ve güvenilir bir şekilde ortaya koyar. Fıkıh, Kuran ve sünnete dayanan buyrukların uygulanışını ve ahlâk konularını ele alır. Kelâm ise, inanç esaslarını akli ve bilimsel metotlarla açıklar. Daha sonra kurulacak medreselerde dini bilimlerin yanı sıra matematik, botanik, zooloji, astronomi ve tıp alanında çalışmalar yapılmıştır. Avrupa’dan kaçan bilim adamları bilimsel çalışmalarını İslâm coğrafyasındaki okullarda devam ettirmişler ve İslâm’ın oluşturduğu bilimsel çalışmaları bu kişiler kendi ülkelerine taşımışlardır.


Leave A Reply