Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu

0
Advertisement

Avrupa’da uzun yıllar hüküm sürmüş olan Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu ile ilgili bilgiler

Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu
Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu, Ortaçağ’da Avrupa’da kurulan ve siyasal yaşamını 1806’ya kadar sürdüren devlet. Tarihçiler arasında devletin kuruluş tarihine ilişkin değişik yaklaşımlar vardır. Kimi tarihçiler Frank Kralı Charlemagne’ın 800’de Roma’da Papa III. Leo’nun elinden Roma imparatoru olarak taç giymesiyle kurulduğunu ileriye sürerken, kimi tarihçiler de Alman Kralı I. Otto’nun 962’de Papa XII İoannes’ten yine Roma’da Roma imparatoru olarak taç giymesiyle kurulduğunu ileriye sürerler. Ancak yaygın yaklaşım, imparatorluğun kuruluş tarihinin 962 olduğu merkezindedir.

Devlete “kutsal” sıfatı ise ancak I. Fraderick’in (1152-1190) devlet yazışmalarında sacrum imperium (kutsal imparatorluk) deyimini kullanmasıyla ortaya çıktı. Charlemagne devletin politikasını eski Roma İmparatorluğu’nun geleneksel yapısına göre kurarken dinsel açıdan Roma’daki papaya bağlı kalmak yolunu seçti. Ayrıca Frankların ve Lombardların kralı olarak da öteki Germen boylarım egemenliği altında tutmayı amaçladı. Hedeflerini saptadıktan sonra fetihlere girişen Charlemagne, Aachen’i (Aix-la, Chapelle) başkent yaptı. Sınırlarını kuzeyde Danimarka, batıda Fransa ve Hollanda, güneybatıda Pirene Dağları, güneyde İtalya’nın yarısı, doğuda ise günümüz Avusturya ve Hırvatistan’ın bir bölümüne kadar genişletti. Ancak Kutsal-Roma Germen İmaparatorluğu’ndan çok tarihte Karolenj İmparatorluğu adı verilen Charlemagne’ın kurduğu devlet, onun 814’te ölümünden sonra parçalara ayrıldı. Alman İmparatoru Büyük Otto’ya (962-973) kadar süren bu durum, I. Otto’nun papanın elinden taç giymesiyle değişti. Alman kralı olarak 951’den başlayarak İtalya’daki devletlere karışan I. Otto, Roma kralı olarak taç giydikten sonra Roma-Germen İmparatoru unvanını aldı. III. Otto’nun tahta geçtiği 983’e kadar Alman kökenli olan imparatorlar, ekonomik ve politik üstünlüğü daha çok Almanya’nın üstünde topladılar. III. Otto’nun (983-1002) eski Roma’yı canlandırma girişimi, ortaçağın feodal yapısı nedeniyle gerçekleşemedi. II. Heinrich (1002-1024) Kilise’yi egemenliği altına alabilmek için lülise reformuna izin verdi. E. Konrad’ın (1024-1056) zayıf yönetiminden sonra II. Heinrich (1039-1056) güçlü bir yönetim sergiledi, fetihleri sürdürdü, imparatorluğun sınırlarını Charlemagne dönemindeki sınırlara yaklaştırdı. Ölümünden sonra tahta çıkan IV. Heinrich’in (1056-1106) döneminde ruhban sınıfının yönetici sınıfının üstüne çıkmak istemesi çatışmalara yol açtı.

V. Heinrich (1106-1125) döneminde Papa II. Claixtus ile varılan bir uzlaşma sonunda Almanya’ nın Worms Kenti’nde tarihe Worm Konkordatosu olarak geçen anlaşma yapıldı (23 Eylül 1122). V. Heinrich’ten sonra Alman seçici prensleri tahta Saksonya Dükü II. Lothair’i (1125-1137) 12. yüzyılın güçlü imparatoru I. Fredrich Barbarossa (1152-190) Hohenstaufen hanedanından çıktı. Aynı hanedanın ilk imparatoru olan amcası III. Konrad’ın (1138-1152) ölümü üzerine tahta oturdu. 1155’te Roma’da imparatorluk tacını giydi. Döneminde Lombardlar ve Papa III. Alexander ile mücadeleye girişti. Kuzey Almanya’ya özgürlük tanıdı. 1162’de Lombardların merkezi Milano’yu yakıp yıktıysa da daha sonra Legnano’da yenilgiye uğradı (1176). 1190’da Üçüncü Haçlı Seferi’ne katıldı, Anadolu’daki Tarsus Çayı’ nı geçerken boğuldu. Yerine geçen oğlu VI. Heinrich (1190-1197), evlilik yoluyla İtalya ve Sicilya kralı unvanını da yüklendi. Böylece tüm İtalya’yı egemenliği altına aldı. Yerine geçen oğlu II. Frederick’in üç yaşında bir çocuk olması nedeniyle Papa III. İnnocentius küçük kralın varisi oldu. Soylular 1212’de II. Fredrick’e imparator olarak taç giydirdiler. Papanın aforoz ettiği II. Fredrick’in 1250’de ölmesi üzerine yine aynı hanedandan IV. Konrad (1250-1254) dört yıl tahtta kaldıysa da bu tarihten 1273’e kadar yönetimde büyük bir boşluk doğdu.

1273’e kadar yönetimde büyük bir boşluk doğdu. 1273’te Alman seçici prensleri Habsburg Kontu Rudolf u imparator seçtiler. Döneminde Almanya’nın İtalya ile sınırı kesin bir biçimde çizildi. Nassaulu Adolf (1292-1298) ve Avusturyalı I. Albert’ten (1298-1308) sonra tahta geçen Lüksemburglu VII. Heinrich (1308-1313) ve Bavyeralı IV. Louis’in (1314-1378) dışında hiçbir imparator İtalya’yı geriye alma girişiminde bulunmadı. IV. Karl (1347-1378), 1356’da Altın Boğa olarak adlandırılan duyuruyu yayınladı. Bu duyuruyla imparatorluğun Roma ile olan bağları kopmuş oldu. Böylece papaların imparatorların üzerinde olan bazı haklan da ortadan kalktı. I. Maximilian (1440-1493) döneminde Avusturyalı Habsburglar, güçlü bir prenslik kurmak amacıyla imparatorun etrafında toplandılar. V. Karl’ın (1519-1556) döneminde Martin Luther’in önderliğini yaptığı Reform hareketi Protestanlığın yayılmasını sağladı. Daha önceleri Katolik bir dinsel yapıya sahip olan Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu Katolik ve Protestan prensliklere bölünürken imparatorlar Katolik olma niteliğini sürdürdüler. Ancak dinsel çekişmeler Otuz Yıl Savaşları’na (1618-1648) yol açtı. Vestfalya Banşı (1648) ile son bulan bu savaşlardan sonra imparatorluk topraklan 350 kadar prensliğe bölündü. İmparatorlar görünüşte var olmakla birlikte yetkileri giderek azaldı ve Habsburg Hanedanı’nın politikası ve yetkileri giderek ön plana çıktı.

Advertisement

I. Ferdinand (1556-1564), II. Maximilian (1564-1576) Alman kökenli Habsburglar iken, II. Rudolf (1576-1612) ile Habsburgların Avusturya kolundan prensler imparator seçilmeye başladılar. Devletin sınırları da küçülmeye başladı. Almanya, Avusturya, Bohemya ve Kuzey Hollanda’nın içinde sıkıştı. Habsburg Hanedanı imparatorluk içinde etkinliği ele geçirdi. Nitekim bir yüzyıl kadar sonra son Kutsal Roma-Germen İmparatoru II. Franz (1792-1806), Fransa İmparatoru Napolyon’un Ren Konfederasyonumu kurması üzerine, Kutsal Roma-Germen İmparatorluğumun tarihe kanştığını ve I. Franz adıyla kendini Avusturya imparatoru ilan ettiğini açıkladı. Böylece bin yıla yakın dağınık bir yönetim biçimi sergileyen Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu tarihe kanşmış oldu.


Leave A Reply