Kutup Keşifleri Hakkında Bilgi

0

Dünya üzerinde en son keşfedilen Kutup Keşifleri ne zaman nasıl ve kim tarafından yapılmıştır? Kutup Keşiflerinin hikayesinin anlatıldığı yazımız.

KUTUP KEŞİFLERİ

Advertisement

İnsanların en çok merak ettikleri yerlerden biri de kutuplardı. Dünyanın bu en uzak köşeleri acaba nasıl yerler-
di? Oralarda ne gibi hayvanlar, varsa ne gibi insanlar yaşıyordu?

Bu merak daha çok eski çağlardan beri gemicileri, denizcileri bu soğuk ülkelere doğru yelken açmaya sürüklemişti. Bu heyecanlı seferlere çıkan ilk denizciler Vikingler denilen iskandinavyalılar oldular. XI. yüzyıldan XII. yüzyıla kadar Avrupa’nın kuzey denizlerinde korsanlık eden bu Viking gemicileri ilk önce izlanda’ya ayak bastılar, sonra da Grönland Adası’nı keşfettiler. Bundan dolayı Vikingler Kuzey Kutup Bölgesi’nin ilk kâşifleri sayılırlar.

Kolomb’un Amerika’yı keşfinden sonra denizden dünyanın kuzeyine ulaşmak düşüncesi kâşifler arasında yerleşmeye başladı. Birçok macera meraklısı, Hindistan’a yeni yol bulmak amacıyla, kuzeye doğru çıkmışsa da böyle bir yol bulamadan geri dönmüştür. Kâşifler, dünyanın güneyine, doğusuna ulaştıran deniz yolları buldukları gibi, kuzeyine, batısına da giden bir yol olduğuna inanmışlardı. Ondokuzuncu yüzyıla kadar bunun imkânlarını aradılar.

Kuzeybatı Yolu’nun ilk kâşifleri In-gilizler’dir. 1497’de John Cabot (con ka-bot)’un kuzey gezisinden sonra, Sebas-tian Cobat Frobisher, Davis gibi birçok gemiciler de kuzey geçidini aradılar. 1806’da William Scoresby (skorzbi) 81′. inci enlem derecesine kadar gidebildi, o güne kadar Grönland üzerine elde e-dilen bilgilere yenilerini ekledi.

Advertisement

FOKLARIN, BALİNALARIN PEŞİNDEN

XVIII. yüzyılda fok ve balina avcıları, bu balıkları bulabilmek için kuzey denizlerinde araştırmalar yapmak zorunda kalıyorlardı. 1845’te Sir John Franklin idaresindeki keşif heyeti, Kuzeybatı Geçidi’ni bulmakla görevlendirilmişi. Heyetin bütün üyeleri yolda kayboldu, tam on yıl bunlardan bir haber alınamadı.

Gerek ingiliz, gerekse Amerikalı kâşifler, Franklin’le arkadaşlarının izini bulabilmek amacıyla çeşitli geziler düzenlediler. 1875’te-kuzeyde 83’üncü enleme kadar gidildi.

KUZEY KUTBU’NA AYAK BASILDI

Amerikalı kâşif Robert E. Peary 15 şubat 1909’da Kuzey Kutbu’na vararak yüzyıllardan beri yapılan araştırmaları başarıyla sonuçlandırdı.

Bir başka kutup gezgini de Nansen’ dir. Bu Norveçli kâşif hayvanlar üzerinde incelemeler yapan bir bilgindi. 1888’de Grönland sularında balina avına çıkan bir gemide görev aldı, İzlanda’ya gitti. Oradan Grönland’a geçti. Bir yıl süren inceleme gezisinde, Eskimo’ların hayatını yakından tanıdı. Daha sonra resmî makamlara başvurup Kuzey Kutbu’na gidebilmek için yardım istedi. 1893’te yola çıktı. Arktika Denizi’nin bilinmeyen kesimlerini keşfetti. 1896’da Norveç’e döndüğünde, büyük bir törenle karşılandı. 1910’da izlanda’ya bir sefer daha yaptı.

Advertisement

GEMİ BUZLAR ARASINA SIKIŞIYOR!

Nansen, 1893 yılında Kuzey Kutbu’ na gitmek üzere Oslo’dan yola çıkmıştı. Nansen’in bindiği «Fram» adlı gemi, Buz Denizi’nin dalgalarına dayanacak biçimde yapılmıştı. Nansen, yola çıkarken yanma çok güvendiği otuz arkadaşından başka kimseyi almamıştı. O yılın eylül ayında Nansen’in gemisi buz dağlan arasında sıkışıp kaldı. Ertesi yılın mart ayına kadar, onsekiz ay, gemide mahsur kaldılar.

KIZAKLA KUTUP YOLCULUĞU

Nansen, bu arada yanına bir arkadaşını alıp kızakla kutup noktasına gitmek üzere yola çıktı. Bu son derece zor, tehlikelerle dolu bir yolculuktu. Nansen, binbir zorlukla 86’ncı enlem dairesine kadar gidebildi. Daha ileri gitmesine imkân yoktu. Hava şartlarının imkânsızlığı yüzünden iki arkadaşı ile Franz Josef Adası denilen yerde kışı geçirmek zorunda kaldı. 19 mayıs 1896′ da Spizbergen’e gitmek üzere yola çıktı. Flora Burnu’nda, bir İngiliz keşif heyetinin gemisine rastladılar. Geminin kaptanı, Nansen’le arkadaşım da gemiye aldı. Kuzey Denizi’nde uzun bir keşif yolculuğuna çıktılar.

Nansen, üç yıl süren keşif gezisi sırasında kutup noktasının da 320 km. yakınına kadar gelebildi. O devirde, bu, büyük bir başarı sayılıyordu; çünkü, o güne kadar hiç kimse kutup noktasına 450 km.’den fazla yaklaşamamıştı.

BİLİNMEDİK ÜLKELERE GİTMEK İSTEYEN ÇOCUK

Amerikalı kâşif Peary de, Kuzey Kut-bu’nda önemli keşif gezileri yapmıştır. Peary mühendisti. Küçük yaştan beri bilinmedik ülkelere gitmeye hevesliydi. Donanmaya girdikten bir yıl sonra, Grönland’a gitti. Bu yolculuk, onda daha kuzeye gitme hevesini uyandırmıştı. 1891, 1893 yıllarında yaptığı yolculuklarda Grönland üzerine çok önemli bilgiler elde etti. 1902 yılında Kuzey Kut-bu’nu keşfetmek üzere yola çıktı. 3 yılda ancak 87’nci enleme kadar gidebildi.

1908’de New York’tan gene yola çıktı. Kuzeye doğru, buzlar üzerinde yorucu, tehlikeli bir yolculuktan sonra, 6 nisan 1909’da bitkin bir halde Kuzey Kutbu’na vardı.

Peary, Amerika’ya dönüşünde çok büyük bir törenle karşılandı, rütbesi yükseltildi ama, kâşifi Amerika’da cansıkı-cı bir haber bekliyordu. Cook (kuk) a-dında bir ingiliz kâşifi, Peary’den önce Kuzey Kutbu’na vardığını iddia ediyordu. Bu yüzden iki kâşif arasında şiddetli tartışmalar oldu. Sonunda Peary coğrafî keşifler tarihine Kuzey Kutbu’ nun kâşifi olarak geçti.

ZOR BİR YOLCULUK

Peary’nin büyük bir başarıyla sonuçlanan kutup yolculuğunun hikâyesini kendi ağzından dinleyelim:

Advertisement

«Günler geçtikçe bizler kadar yanımızdaki Eskimo kılavuzların da heyecanı artıyordu. Hepimiz tez elden amaca varabilmek isteği içinde sabırsızlanıyorduk. Geceleri pek az uyku uyuyup, sabahleyin yolumuza devam ediyorduk. Nisanın üçüncü gününü dörde bağlayan gece hava her zamankinden daha durgundu. Ayaklarımızın altında dümdüz bir buz uzanıp gidiyordu. Hava değişmeyecek olursa nisanın 6’smda kutup noktasına varabileceğimizi düşünerek seviniyordum.

On saat hiç mola vermeden gittik. 40 kilometre yol aldık. O gün hafif bir kazâ atlatmıştım. Kızakları çeken Eski-molardan biri, farkına varmadan, kızağını benim sağ ayağımın üstünden geçirmiş, ayağım biraz zedelenmişti. Buna rağmen gecikmemek için ayağımın acısına aldırmadan yola devam ettim.”

CILIZ KÖPEKLERİ ÖLDÜRÜP SAĞLAM KÖPEKLERE YEDİRTİYOR

«Gece, hepimiz yorgunluktan bitkin bir haldeydik ama, en sonunda 89’uncu enleme geldiğimizi düşünerek seviniyorduk. Amaca yaklaşmış olmak, hepimize yorgunluğu, sıkıntıları unutturmuştu. Üçüncü günün sonunda kutup noktasına varabileceğimize inanmıştım. O gece kızak çeken köpeklerin en zayıf, işe yaramazlarını bir araya toplayıp hepsini öldürttüm. Bunların etlerini daha sağlıklı görünen, yiyecek sıkıntısı çeken öbür köpeklere yedirdim. Yiyeceğimiz pek az kaldığı için buna başvurmak zorunda kalmıştım.

«Birkaç saat uyku uyuduktan sonra, yeniden yola çıktık. Isı —35°’ydi. Havada bir değişiklik yoktu. Daha önce esmekte olan sert rüzgâr da dindiği için, pek rahat ilerleyebiliyorduk.

«Bundan sonraki molamızda köpeklerden birini daha öldürttüm. Gemiden ayrılalı altı hafta olmuştu. Hesaplarımda yanılmamışsam, bir gün sonra kutup noktasına varacaktık. Şimdiye kadar yolculuğumuz umulmadık derecede iyi geçmişti ama, bundan sonra ne olacağını kimse bilemezdi. Belki de bu beyaz bilinmezlikler ülkesinde kalacak”, bir daha geri dönemeyecektik.

«5 nisan gecesi, uyku molasının süresini biraz daha uzattım. Adamlarımın her günkünden daha çok yorulduklarını düşünerek o gece biraz daha uzun u-yumalarmı istemiştim. Tahminlerime göre kutup noktasına varabilmemiz için ancak 60 kilometre kadar bir yol kalmıştı.

YOLCULUĞUN SONUNDA BİTKİN DÜŞTÜ

«Mola bitip de yola çıktığımız zaman, hava daha da düzelmişti. Isı —15°’ye yükselmişti. Yerlerde pek kar yoktu. Hepimiz sevinçliydik. Bizim bu sevincimiz köpeklere de geçmiş, kızakları çekerken keyifli keyifli havlamaya, kuyruklarını sallamaya koyulmuşlardı. 25 km. kadar ilerledikten sonra kahvaltı molası verdik. Hepimizin birer sıcak çaya ihtiyacı vardı.
Yeniden yola çıkınca hiç durmadan 25 km. daha ilerledik. Oniki saat içinde 50 km. ilerlemiştik.

«6 nisan günü öğleye doğru 89’uncu enleme vardık. Artık kutup noktasına pek yaklaşmıştık ama, ben, son bir hamle yapıp, kutup noktasına kadar gidecek gücü kendimde bulamıyçrdum. Hayatım boyunca uğrunda çalıştığım bir ülküye kavuşmak üzere olduğumu da düşünerek son bir mola verdirdim. Uyandıktan sonra da ilk işim, hâtıra defterime sarılıp yirmi yıldan beri hayalini kurduğum şeyin en sonunda gerçek olduğunu yazdım.

DÜNYANIN TEPESİNDE

Advertisement

«Tam kutup noktasına varabilmemiz için 10 km. kadar bir yol daha almamız gerekiyordu. 7 nisan günü öğleyin dünyanın tepesine vardık. Ben bayrağımızı kutup noktasına dikerken yanımdaki Eskimolar da sevinç çığlıkları kopardılar. Yirmiüç yü süren çalışmadan, didinmeden sonra büyük isteğime kavuşmuştum.

«Kutup noktasında otuz saat kaldık. Bu arada karıma bir kart yazıp yanımdaki adamlardan birine verdim. Dönüş yolculuğunda bana birşey olursa, geride kalanlar bu mektubu karıma vereceklerdi.

«7 nisan akşamı, dönüş hazırlıklarımızı tamamlayıp yola çıktık. Kuzey kutup noktasına arkamızı dönmüş, yürüyorduk ama, doğrusu, aklımız orada kalmıştı.»

GÜNEY KUTBUNU KEŞFETMEK DAHA ZOR OLDU

Yeryüzünün en geç keşfedilen köşelerinden biri Güney Kutbu’dur. Çok eski zamanlardan beri bilim adamları, denizciler, güneyde büyük bir kara parçasının bulunduğunu biliyorlardı. Uzak deniz seferlerine çıkan gemiciler, çok güneylere inip de yeni bir adaya rastladıkları zaman, orasının Güney Kıtası’ nın bir ucu olduğuna inanıyorlardı.

İklimin sertliği, kıtanın yüksek buz setleriyle çevrilmiş olması, uygar dünyaya uzak bulunması, kâşifleri yüzyıllar boyunca uğraştıran nedenlerin en önemlileri olmuştur. Bundan ötürü de, keşif gezilerinin pek çoğu başarısızlıkla sona ermiştir.

TEHLİKE KARŞISINDA GERİ DÖNÜŞ

Fransızlar daha XVIII. yüzyılda Güney Kutbu’na yakın, birkaç adayı keşfetmişlerdi. Yalnız, bü ‘konuda ilk o-lumlu adımı atan Kaptan Cook oldu. 1772’de iki küçük gemiyle yola çıkan Kaptan Cook, büyük zorlukları yenerek 67’nci güney enlemine inmeyi başarmıştı. Mevsimlerden yaz olmasına rağmen, deniz bankizlerle kaplıydı. Kaptan Cook, fırtınalar, soğuk, açlık tehlikesi karşısında daha güneye inmekten vaz geçti. Yeni Zelanda’ya döndü.

1773 yılının sonlarına doğru yeniden yola çıkan Kaptan Cook, bu sefer de gemicilerin birçoğunun hastalanması üzerine, 70 derece enlemin yakınlarından geri dönmek zorunda kaldı. O günlerin koşullarına göre daha ileriye gitmek imkânsızdı.

Kaptan Cook’un bu keşif gezisini denizci devletler büyük bir ilgiyle karşılamışlardı. Yeni topraklar keşfedip, oralarda sömürgeler kurmak istiyorlardı. Kâptan Cook da başarısızlıkla sona eren üçüncü bir gezisi sonunda bu sefer Güney Georgie’yi, Sandviç Adalarını keşfetti.

MİLYONLARCA FOK

Advertisement

Artık pek çok kimse, uzun geziler düzenleyerek, ilk defa Güney Kutbu’na ayak basmak için can atmaya başlamıştı. Gemicilerin anlattıklarına göre, Güney Kutbu’nda milyonlarca fok vardı. Bunları avlayarak kısa bir zamanda büyük bir servet kazanmak işten bile değildi.

1818’de bir İngiliz ticaret gemisinin kaptanı olan Smith akıntılarla 62° güney enlemine kadar sokuldu. Ertesi yıl da yola çıkan Rus keşif heyetinin başkanı Bellinghausen 70°’ye kadar yaklaştı. 1838’de de Wilkes’in başkanlığındaki bir keşif heyeti, Kaptan Cook’un gittiği sulara kadar ulaşabildi. Yalnız, hiçbiri de Güney Kutbu’na ayak basamadı.

BUZLAR ARASINDA YANARDAĞLAR

Bu alandaki çalışmalardan en önemlilerinden biri, 1839’da ingilizlerin düzenledikleri keşif yolculuğudur. Kafileye James Clark Ross komuta ediyordu. Ross’un asıl amacı, magnetik Güney Kutbu’nu bulmaktı. Yaptığı üç seyahat devamınca 78°’ye kadar indi, buralarda gördüğü iki volkana gemilerinden ikisinin adı olan «Erebeus», «Terror» adını verdi. Bu arada o zamana kadar hiç kimsenin görmediği yeni bir arazi keşfederek burasını da ingiltere Krali-çesi’nin adından ötürü «Victori» diye adlandırdı. Ross 78 “ye kadar ilerlediy-se de karşılaştığı buz setleri yüzünden geri dönmek zorunda kaldı.

GÜNEY KUTBU YARIŞMASI

Antarktika kıtasına ilk ayak basan kâşif, 1895’te, Norveç’li Leonard Kristensen oldu. Yalnız, ondan bir yıl önce Norveçli Larsen’in Palrner Yarımadası’ na çıktığı anlaşıldı. Artık bilginler, kâşifler, gemiciler arasında bir de Güney Kutbu yarışması başlamış oluyordu.

Ondan sonra arka arkaya pek çok keşif gezileri yapıldı, hemen hepsinde de önemli bilgiler edinildi. Bu gezilerin en önemlilerini Amundsen, Scott, Shackeleton, Byrd yapmıştır.

ÖLEN ARKADAŞIN İŞİNE DEVAM

Scott ünlü bir ingiliz kutup kâşifidir. 1868’de doğdu, gençliği ingiliz donanmasında geçti. Çalışkanlığı, dürüstlüğüyle kısa zamanda bütün donanmada tanındı. Bir zırhlının komutanıydı. 1889’da bir gün karşılaştığı arkadaşı, ingiltere Coğrafya Derneği başkanı Sir Markham, Güney Kutbu’na bir keşif heyeti gönderileceğini haber verdi, bu heyetin başkanlığını istemesini tavsiye etti. Böyle bir iş tam Scott’a gö-reydi.

«Discovery» (Keşif) adlı geminin komutanlığına atanan Kaptan Scott’un ilk yolculuğu başarısızlıkla sona erdi. Kutba varamamıştı. Yalnız, yolculuk sırasında o güne kadar bilmediği pek çok şey öğrenmişti.

Scott, bir gün, eski arkadaşlarından Shackleton’un Güney Kutbu’nu keşfetmek üzere yola çıktığını, yolda soğuğa dayanamıyarak öldüğünü haber aldı. Bu ona çok dokunmuştu. Ne yapıp yapıp Güney Kutbu’na ayak basmak, arkadaşının yarıda bıraktığı işi başarmak için kendi kendine söz verdi.

Advertisement

HEYECANLI BİR YARIŞ

Scott’m yönetimindeki keşif heyeti, yola çıktıktan sonra, pek çok zorluklarla karşılaştı. Üstelik, bu sırada Norveçli Amundsen’in de aynı amaçla yola çıktığını haber almışlardı. Scott’ın acele etmesi, ondan daha önce Güney Kutbu’na varması gerekiyordu. Ne var ki Scott daha uzun bir yol seçmişti.

Nitekim, daha tecrübeli olan Norveçli deniz kurdu Amundsen, Scott’tan bir ay kadar önce Kutup Noktası’na u-

laşarak Norveç bayrağım dikti. Bu o-lay Scott’ın şevkini kırmadı. Bilimsel incelemeler yaparak bu alanda yararlı olmak ona yetiyordu. O da kutba giderek ingiliz bayrağını dikti.

KUZEY KUTBU ÜZERİNDE BALON YOLCULUĞU

Güney Kutbu’na ilk defa ayak basmış olmasıyla ünü bütün dünyaya yayılan Norveçli Amundsen çocukken tıp öğrenimi yapmak istiyordu. Büyüyünce, kendine meslek olarak denizciliği seçti.

Amundsen çok sevdiği denizcilik mesleğinde kısa zamanda ilerlemiş, bir yandan da o sıralarda denizcilerin büyük ilgisini çeken Kutup gezilerine katılmak için fırsat kollamaya başlamıştı. En sonunda, 1897 yılında Güney Denizi araştırmalarına katılmayı başardı, iki yıl süren bu araştırma gezisinden sonra da 1901’de Grönland’m doğu kıyılarını dolaştı. 1903’ten sonra da üç yıl kadar Kuzey Mıknatıs Kutbu üzerinde araştırmalarda bulundu.

Amundsen’in en büyük emeli Güney Kutbu’na ayak basan ilk insan olmaktj. Bunun için de elindeki imkânlardan yararlanarak uzun bir kutup gezisine hazırlanıyordu. 14 aralık 1911 günü, bu çalışmalarının sonucunu gördü, İngiliz kutup bilgini Scott’tan önce davranarak Güney Kutbu’na Norveç bayrağını dikti.

Hayatının bundan sonraki kısmını devamlı olarak kutup gezilen yaparak geçiren büyük kâşifin önemli başarılarından biri de 1926’da iki arkadaşı ile birlikte balonla Kuzey Kutbu’nun üzerinden uçup Alaska’ya inmesidir.

Amundsen iki yıl kadar sonra arkadaşı Umberto Nobile’nin uçağı ile Kuzey Buz Denizi’nde kazâya uğradığmı haber alınca Norveç’ten uçakla havalanarak yardımına uçtu. Yanında beş arkadaşı daha vardı. Aradan epey uzun zaman geçmesine rağmen, Amundsen’ le arkadaşlarından bir haber alınamadı. Onların da bir kazâya uğramış olmasından korkuluyordu. Nitekim birkaç ay kadar sonra 1928 yılının soğuk bir kış günü bulunan uçak parçalarından, Amundsen’in acı ölümü anlaşıldı.

EN SON KÂŞİF

Advertisement

Kutupların tanınmasına büyük yardımları olanlardan biri de Amiral Ri-chard Byrd’dür. Byrd, 1888’de, Amerika’nın Winchester kasabasında doğdu. Deniz lisesinden mezun olmasına rağmen, havacılık kursları görerek 1918′ de pilot oldu. Havacılığın gelişmesini yakından izledi, Birinci Dünya Savaşı’ nda Kanada’da bulunmuş, Amerika’nın hava, deniz üslerinin yönetiminde çalışmıştı.
1926’da Spitzbergen’den uçağıyla havalanarak aynı gün içinde Kuzey Kutbu’na vardı, gene o gün kalktığı yere indi. Ertesi yılın eylülünde de Amerika’ dan Güney Kutbu’na uçtu, Antartika buzları üzerinde bir kamp kurarak u-çuş hazırlıklarına girişti. 1929 yılının kasımında Güney Kutbu’na varmayı başardı. Bu başarısından ötürü de amirallik rütbesi verildi.

1933’te Güney Kutbu’na ikinci uçuşunu yapan Amiral Byrd orada altı ay kalarak meteoroloji incelemelerinde bulundu. İkinci Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında Güney Kutbu’na gitti, bu geziyi savaş sona erdikten sonra bir kere daha yaptı. 1957’de kalp romatizmasından öldüğünde, 69 yaşındaydı.

Ünlü havacı Lindberg gibi Atlas Ok-yanusu’nu uçakla aşmayı deneyen Amiral Byrd, Avrupa’ya yaklaştığı sırada büyük bir fırtınaya tutularak Fransa yakınlarında denize inmek zorunda kalmıştı. Bu girişimini elinde olmayan nedenler yüzünden başarısızlıkla sona erdirmiş olmasına rağmen, Fransız hükümeti onu nişan vererek ödüllendirmişti.


Leave A Reply