Kutupların Özellikleri

0

Güney ve Kuzey Kutuplarının genel özellikleri ile ilgili bilgiler. Kutuplarda yaşam nasıldır? Kutupların keşiflerin hikayeleri ve coğrafi bilgileri.

Eskimolar

Eskimolar

Yeryuvarlağının Ekvator’dan en uzak iki noktasından her birine kutup adı verilir. Yer ekseninin kutuplardan geçtiği varsayılır. Kutuplardan kuzeydekine Kuzey Kutbu (Arktika), güney dekine de Güney Kutbu (Antarktika) denir. Şimdi bunları sırasıyla görelim.

Advertisement

BAŞTAN BAŞA KARLARLA, BUZLARLA KAPLI ÜLKELER

Kuzey Kutup Çemberi’nin kuzeyinde kalan bölgeye Arktika denir. Bu bölge, karlarla, buzlarla kaplı denizleri, kara parçalarını içine alır. Asya, Avrupa, Amerika’nın en kuzey kesimleri de Arktika sınırları içine girer. Grönland’ın ise büyük bir bölümü bu bölgededir. Arktika’nın yüzölçümü 12.000.000 kilometrekareyi geçen bir kesimi Kuzey Buz Denizi ile kaplıdır. Arktika’nın genel yüzölçümü ise, 20.000.000 kilometrekare kadardır.

ALTI AY GECE, ALTI AY GÜNDÜZ

Dünya, bilindiği gibi, ekseni çevresinde eğik olarak döner. Bu yüzden, Arktika, yılın altı ayında güneşten yoksun kalır; öbür altı ayında da sürekli güneş görür. Ancak, bu altı ay içinde de güneş ışınları bu bölgeye dikey’olarak düşmez. Bu bakımdan, yaz güneşi bile Arktika’yı iyice ısıtmaktan uzaktır.

Advertisement

DOKSAN METRE KALINLIĞINDA BUZ TABAKALARI

Kuzey Buz Denizi’nin yarısından büyük bir kesimi sürekli buzlar altındadır. Denizin derinliği 3.600 metreyi bulur. Arktika’da karalar da, denizler de yaz, kış kaim bir buz tabakasıyla kaplıdır. Buzların kalınlığı kimi bölgelerde 60 – 90 metreyi bulur. Buzların biraz daha az olduğu bölgelerde, yaz aylarında birtakım bitkiler yetişir.

EN SOĞUK YER KUTUP NOKTASI DEĞİL

Arktika’nın en soğuk bölgesi, ilk bakışta akla gelebileceği gibi, Kuzey Kutbu, ya da yakınları değildir. Bölgenin en soğuk kesimi, Kuzey Kutup Çemberi yakınlarındaki Yakutsk’tur. Burada ısı, kimi vakit -86°’ye kadar düşer.
Kuzey Buz Denizi adalarındaki en düşük sıcaklık -53°, Kuzey Kutbu’ndaki en düşük sıcaklık ise ancak -48°’dir. Yaz aylarında ise, sıcaklık Arktika’mn kimi bölgelerinde +27°’ye kadar yükselir.

SİSLER İÇİNDE

Arktika’ya az kar yağar. Bölgede ö-nemli bir buzula da rastlanmaz. Çünkü, buzulların oluşabilmesi için, her şeyden önce dağlar gereklidir. Arktika’da çok sık sis olur. Yazın karadan doğru esen en hafif bir rüzgâr bile, denizin buzlu havasıyla karşılaşınca, sise yol açar. Bunun gibi, denizden esen soğuk rüzgârlar da, çok ısınmış karaların üzerine gelince, sis meydana getirirler.

Advertisement

ARKTİKA’DA HANGİ BİTKİLER, HANGİ HAYVANLAR VAR?

Arktika’nın güney kesimlerinde, 2.000 çeşit bitki yaşar. Bu bölgede ladin, huş, köknar ağaçlan boldur. Bodur söğüt ağaçlarına da rastlanır. Daha kuzey kesimlerde ise Arktika çayırlan, çalılıklar, likenler yetişir. Bunlar, bölgede yaşayan misk öküzleriyle ren geyiklerinin başlıca besinidir. Arktika’da çiçek açan bitkiler, çiçeksizlerden on kat daha çoktur.

Arktika’da yaşayan hayvanların başında ren geyiği ile misk öküzü gelir. Bunlar, tarih öncesi zamanlardan beri, evcil hayvanlardır. Misk öküzlerinin yününden yararlanılır. Arktika’da bunlardan başka fok, mors, balina gibi deniz hayvanları ile beyaz ayı, tilki de yaşar.

ARKTİKA’DA MADEN BOL

Arktika, maden bakımından çok önemli bir bölgedir. Atom bombası için gerekli uranyum’un büyük bir kısmı Kanada’nın Kuzey Kutup Çemberi içinde kalan kesiminden elde edilir. Bölgede ayrıca bakır, demir, altın, petrol yatakları da vardır. Kutuplarda yapılan keşif yolculuklarında maden uzmanları bu bölgelerde yeni madenler bulmak üzere de araştırmalara girişiyorlar.

ARKTİKA’DA İNSANLAR NASIL YAŞARLAR?

Milyonlarca kilometrekarelik bir yer olan Arktika’nın nüfusu pek azdır. 100 kilometrekare’ye ancak bir kişi düşer.

Amerika’nın Arktika kapsamına giren bölgesi ile Grönland’da Eskimolar yaşar. Bunlar çok ilkel bir hayat sürerler, iglu denen buzdan kulübelerde yaşarlar. Bütün ömürleri, oradan oraya giderek, av hayvanı aramakla geçer. Hayvan derilerinden yaptıkları basit giysilerle dondurucu soğuğu yenmeye çalışırlar.

İmparator Penguenleri

İmparator Penguenleri

MEYVA NEDİR BİLMEZLER

Eskimolar’ın başlıca besinleri balık ile fok etidir. Süt, taze sebze, meyva nedir bilmezler. Vücutları için gerekli olan vitamini bol bol çiğ etle balık yiyerek gidermeye çalışırlar. Fok balığının etinden başka, yağından da yararlanırlar. Bu yağla hem ısınır, hem de aydınlanırlar.

Eskimolar sakin yaradılışlı, dürüst, neşeli insanlardır. Müziğe, dostluğa düşkündürler. Savaş, kavga, hırsızlık nedir bilmezler. Burunlarını birbirine sürtüştürerek selâmlaşırlar. Ancak, son zamanlarda, Beyazlar’dan birçok yeni âdetler öğrenmişlerdir.

Advertisement

ARKTİKA NASIL KEŞFEDİLDİ?

Kuzey Kutup Çemberi’ne yaklaşan ilk gezginin ilkçağ denizcilerinden Püteas olduğu sanılıyor. Bu gezgin, M.Ö. 325 yılında, Norveç’in kuzeyine kadar ulaşmıştı. Aradan tam 1150 yıl geçtikten sonra da, irlandalı gemiciler İzlanda’yı buldular. Daha sonra, X. yüzyılda, İsveçli Kızıl Eric (Erik) adında bir gezgin de Grönland’ı keşfedip burada bir sömürge kurdu.

Bundan sonra, Arktika çevresine yapılan yolculuklar sıklaşmaya başladı. John Davis adında bir ingiliz 1585 -1587’de Grönland ile Baffin arasındaki Davis Boğazı’nı keşfetti. 1590- 1597 yılları arasında da Holandalı Willem Barents, kendi adıyla anılan Barents De-nizi’ni buldu.

Bu çevrede XVII. yüzyıldaki en önemli keşifleri ise, iki ingiliz gezgini yaptı. Bunlardan Henry Hudson, Hud-son Körfezi ile Hudson Boğazı’nı keşfetti. William Baffin de bugün Baffin Arazisi adıyla anılan alanda keşif yolculukları yaptı.

GRÖNLAND’IN ADA OLDUĞU ANLAŞILDI

XVIII. yüzyıldaki en önemli keşif yolculuğunu 1728’de Vitus Bering adında bir Danimarkalı denizci yaptı; Bering Boğazı’nı buldu.

1850’de ingiliz Robert McClure Kuzeybatı Geçidi’ni, 1878’de de Norveçli Nordenskjöld Kuzeydoğu Geçidi’ni geçtiler. 1891 – 1892 yıllarında da Amerikalı Robert E. Peary, Grönland’ın çevresini dolaşarak, burasının bir ada olduğunu meydana çıkardı. 1893 yılında, Norveçli Fridtjof Nansen ise. Kuzey Kutbu’na 400 km. kadar yaklaşmayı başardı.

KUZEY KUTBU’NDA İLK UÇAK

XX. yüzyılın başlarında, Kuzey Kut-bu’nu fethetmek için ilk önemli yolculuğu Roald Amundsen gerçekleştirdi. 1909 yılında da, Robert E. Peary Kuzey Kutbu’na varmayı başardı.

Kuzey Kutbu’na yapılan ilk uçak yolculuğu 1926 yılında gerçekleşti. Richard E. Byrd adındaki bir Amerikalı, uçakla Kuzey Kutbu’na kadar gidip dönmeyi başardı.

BUZLAR ALTINDAN GİDEN GEMİ

Advertisement

1958 yılında, Amerikalılar, bu kez de kutbun altından gemiyle geçmeyi denediler. «Nautilus» adındaki denizaltıyla 3 Ağustos 1958’de tam Kuzey Kutup noktasının altından geçmeyi başardılar.

Kutup AyısıGÜNEY KUTBU’NDA BUZLAR DAHA KALIN

Güney Kutbu Antarktika da, Hint Okyanusu, Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu ile kuşatılmış, buzlarla haplı bir ülkedir. Yüzölçümü 14.000.000 km.2 kadardır. Denizden yüksekliği, ortalakalınlığı yüzlerce metreyi bulur. Kimi yerlerde, buzdan, dağ gibi, koca koca engeller vardır. Bunların en büyüğü, Ross Buz Setti adıyla anılan buzlu a-landır.

Antarktika’nın yüksekliği, genellikle, kıyılardan içlere doğru gidildikçe artar. Bölgenin en yüksek yeri Markham Dağları’dır (4.600 m). Eresbus Dağı ile Kraliçe Alexandra Dağı’nm yüksekliği de 4.000 metreyi aşar.

İKİ KİLOMETRE KALINLIĞINDA BİR BUZUL

Antarktika’da akarsu, göl yoktur. Buna karşılık, bütün ülke, çok büyük bir buzulla kaplıdır. Bu kalın buz örtüsünün büyüklüğü hemen hemen bütün anakara kadardır. Antarktika’nın kıyılarına inen binlerce buzulu da bu buz örtüsü besler.

Bu ucsuz-bucaksız buzulun kalınlığı kimi yerlerde 2.000 metreyi geçer. Kıyılara doğru gidildikçe, kalınlık 300 metreye kadar iner. Antarktika’daki ö-

Önemli buzullardan biri de Beardmore Buzulu’dur. Bu buzulun eni 20, uzunluğu da 200 km. kadardır. Scott Buzulu ile Shackleton Buzulu da aşağı-yukarı aynı uzunluktadır.

antarktikaYÜZEN BUZ SETLERİ

Antarktika’nın çevresi birçok buz setleriyle kaplıdır. Bunların en önemlisi Ross Buz Setti’dır. Bu settin deniz kıyısındaki kalınlığı 15-60 metre arasında değişir; daha içerilerde ise 300 metreyi bulur. Bu yüzen buz setti, zaman zaman Kutup noktasına 500 km. kadar yaklaşır. Büyük Okyanus’taki gelgitler, Ross Buz Setti’ni dibinden sallayarak, dağlar gibi buz parçalarının kırılmasına yol açar. Gökdelen binalardan bile daha büyük buz parçaları, korkunç çatırtılarla koparak, denize düşerler. Bu buzdağlarınm bir şehir büyüklüğünde olanlarına bile rastlanmıştır. Akıntılarla kuzeye doğru sürüklenen bu buzdağ-ları, gemiler için büyük bir tehlike meydana getirirler.

DÜNYANIN EN SOĞUK BÖLGESİ

Advertisement

Antarktika dünyanın en soğuk bölgesidir. Buranın Arktika’dan (Kuzey Kutbu’ndan) daha soğuk olmasının başlıca nedeni, karalardan uzak oluşudur. Kuzey Kutbu ise, anakaralar topluluğuna daha yakındır. Bu sayede, a-nakaralardan doğru sıcak esen rüzgârlar, yazın Kuzey Kutbu’nu yalar. Antarktika ise, en yakınında bulunan A-merika’dan bile 1.000 km. kadar uzaktadır. Çepeçevre okyanuslarla kuşatılmıştır. Üstelik, sıcak rüzgârlar bu bölgeye doğru esmediği gibi, sıcak okyanus akıntıları da Antarktika’ya erişemez. Sıcaklık, yazın en sıcak gününde bile -15°’nin üstüne çıkmaz. En soğuk havalarda ise, -64° ‘ye kadar düşer.

GÜNEY KUTBU GİTTİKÇE ISINIYOR

Antarktika’da sık sık kar yağar, fırtınalar olur. Saatte 100 km.ye yakın hızla esen tipiler insanı boğacak kadar korkunçtur. Burada saatte 250 km. kadar hızla esen tipilere bile rastlanmıştır. Ancak, Amerikalı ünlü gezgin Ric-ı hard Byrd, 1947 yılında buraya yaptığı yolculuk sırasında, Antarktika’nın yavaş yavaş ısınmakta olduğunu keşfetmiştir. Gerçekten de, buzlar kimi bölgelerden çekilmekte, altlarından karalar çıkmaktadır.

GÜNEY KUTBU KARALARINDA ANCAK KUŞLAR, BÖCEKLER YAŞAR

Antarktika’da bitki olarak pek az yosun’la liken yetişir. Başka hiçbir bitki yoktur. Buna karşılık, denizde bir takım bitkiler yetişir. Ancak, bunlar öyle küçüktür ki, ancak mikroskop altında görülebilirler. Diyatom adı verilen bu bitkiler, küçük deniz hayvanlarının besinidir. Balıklar da bu küçük deniz canlılarını yiyerek beslenirler.

Büyük deniz hayvanlarından fok, denizaslanı, balinalar vardır. Karada ise, kuşlar’dan, tek-tük böcekler’den başka canlı yaşamaz. Bunlar da, ancak yazları buraya gelirler; kışın göçerler. Ku-tuplar’da yaşayan kuşlar içinde en ilgi-çekicisi, hiç kuşkusuz, penguen’dir. Albatros, martı gibi birtakım deniz kuşları da, yazın Antarktika’ya gelir, kışın başka ülkelere göç ederler.

BUZLAR ARASINDA DOLAŞAN İLK KÂŞİFLER

Antarktika’nın çok uzun süren bir keşif tarihi vardır. Anakaranın baştan başa geçit vermez buz setleriyle kaplı oluşu, buradaki keşifleri çok zorlaştırmıştır.

İlk kez Fransızlar, XVIII. yüzyılda, Güney Kutbu yakınlarındaki birkaç adayı keşfettiler. 1772 yılında da, İngiliz Donanması’nın emriyle yola çıkan Kaptan Cook Güney Kutup Çemberi ile 70° paraleli geçmeyi başardı.

1819 yılında, bir Rus keşif heyeti Güney Kutbu’na doğru yola çıktı. Heyetin başında Bellinghausen vardı. Bellinghausen ile arkadaşları, 1821’de hemen hemen 70° paralele kadar ulaştılar.

1838’de, Wilkes başkanlığındaki bir Amerikan keşif heyeti de Kaptan Cook’ un gittiği kesime kadar varmayı başardı.

Advertisement

Güney Kutbu’na yapılan keşif yolculuklarının en önemlisi ise, İngiliz hükümetince 1839 yılında düzenlendi. Bu keşif heyetinin başında J. Clark Ross bulunuyordu.

Kutuplardaki Dağlardan Bir Kare

Kutuplardaki Dağlardan Bir Kare

GÜNEY KUTBU’NDA YANARDAĞLAR VAR!

Ross manyetik Güney Kutbu’nu bulmak istiyordu. Bu amaçla Antarktika’ya üç kez gitti, 78° paralele kadar ilerlemeyi başardı. Ross ile arkadaşları burada iki yanardağ buldular. Bunlara, gemilerinin adı olan Erebeus ile Terror adlarını verdiler.

1894 yılında, Norveçli C. A. Larsen, Palmer Yarımadası’nda Antarktika’ya ayak bastı. Ondan bir yıl sonra, 1895 yılının 23 ocağında da, gene Norveçli bir gezgin olan Leonard Kristensen anakaraya vardı.

EN BÜYÜK KEŞİF YOLCULUĞU

Bundan sonra, Güney Kutbu’na en Önemli keşif yolculuklarını Scott (skot), Shackleton (şakltın), Amundsen ile Byrd yaptılar.

İngiliz Kraliyet Coğrafya Derneği’nin, düzenlediği Güney Kutbu yolculuğu 1901 – 1904 yılları arasında gerçekleştirildi. Heyete îngiliz Deniz Kuvvetleri görevlilerinden Robert Scott başkanlık ediyordu. Scott 1902 yılında 82° paraleli biraz geçmeyi başardı. 1112 yılında İngiliz donanmasının emriyle yola çıkan Kaptan Cook Güney Kutup Çemberi ile 10° paraleli geçmeyi başardı.

Gene ingiliz Deniz Kuvvetleri görevlilerinden biri olan Henry Shackleton da, Avustralya’dan yola çıkarak, Antarktika’ya ulaştı. 1909 yılında, 88° güney paraleline varmayı başardı. Bu, o zamana kadar yapılan Kutup yolculuklarında varılabilen en ileri noktaydı.

GÜNEY KUTBU NOKTASINA İLK DEFA VARILIYOR

1911 yılında, Norveçli Roald Amundsen Güney Kutbu yolculuğuna çıktı. 14 aralık 1911’de Güney Kutup noKtasına varmayı başardı.

Güney Kutup noktasının keşfi daha önceden beri bir yarış niteliğinde olmuş, bu yarışa katılanlardan birinin felâketiyle sona ermişti. Robert Scott yılmadı, ikinci Güney Kutbu yolculuğu için hazırlıklarına başladı. Bu kez Güney Kutup noktasına varmak, her ne pahasına olursa olsun, Güney Kutbu’na İngiliz bayrağını dikmek istiyordu.

Advertisement

YARIŞI NORVEÇLİLER KAZANDI

Büyük yolculuk 24 ekim 1911’de başladı. Scott’la dört arkadaşı 18 ocak 1912’de Güney Kutup noktasına varmayı başardılarsa da, orada Norveç bayrağını buldular. Onlardan bir ay kadar önce, 14 aralık 1911’de, Norveçli gezgin Roald Amundsen ile arkadaşları Güney Kutup noktasına varmış, oraya Norveç bayrağını dikmişlerdi.

Scott ile arkadaşları, bundan sonra, büyük bir umutsuzluk içinde dönüş yolculuğuna koyuldular. Hava çok kötüydü. Kar fırtınalarının, korkunç tipilerin ardı arkası kesilmiyordu. Gezginler, binbir güçlükle yol alarak, yiyeceklerin bulunduğu yere varmaya çalışıyorlardı. Aralarından biri Beardmore Buzulu’nda öldü. Bir başkası da, tipide kaybolup gitti.

DONARAK ÖLDÜLER

Scott’la sağ kalan iki arkadaşı, her şeye rağmen, yollarına devam etmeye uğraşıyorlardı. Ne yazık ki, yiyecek depolarının bulunduğu yere ulaşamadan, hepsi donarak öldüler, öldükleri yer, yiyecek depolarına ancak 15 km. kadar uzaklıktaydı.

Ertesi yıl, kasım ayında Güney Kutbu’na giden bir keşif heyeti, Scott’la arkadaşlarının donmuş ölülerini, yolculukla ilgili çeşitli notları, eşyaları buldu.

AMUNDSEN DE KUZEY KUTBU’NDA ÖLDÜ

Norveçli kâşif Amundsen’e gelince, onun da sonu Scott’unkinden daha iyi olmadı. Güney Kutbu’nu keşfedip yurduna döndükten sonra, büyük törenlerle karşılandı. Şimdi amacı Kuzey Kutbu’nu keşfetmekti. Bu amaçla, Kuzey Kutbu’na birkaç sefer yaptı. 1926’da, iki arkadaşıyla birlikte Spitzberg’ den balonla yola çıktı; Kutup noktası üzerinden geçerek, Alaska’ya vardı. 1928 yılında, yolculuğa birlikte çıkmış olduğu arkadaşlarından birinin kazâya uğrayıp uçağıyla Kuzey Buz Denizi’ne düştüğünü haber alınca, onu kurtarmak üzere hemen yola çıktı. Beş arkadaşıyla birlikte, Norveç’ten uçakla Kuzey Kutbu’na doğru yola koyuldu. Ne yazık ki, bu yolculuk, Amundsen’le arkadaşlarının hayatlarına mal oldu. Bindikleri uçak Kuzey Kutbu’nun tipileri içinde kaybolup gitti. Birkaç ay sonra, uçağın kalıntıları bulununca, Amundsen’le beş arkadaşının korkunç sonu anlaşıldı.

ANTARKTİKA’DA YENİ KEŞİFLER

Artık çeşitli milletler Güney Kutbu’ nu incelemek, orada üsler kurmak için, çetin bir yarışa girişmişlerdi. Bunların başında Amerika Birleşik Devletleri geliyordu.

Amerikalılar, 1928 yılında, Amiral Richard E. Byrd’ün başkanlığında, Güney Kutbu’na bir keşif heyeti gönderdiler. Byrd 1928 eylülünde Amerika’dan yola çıkarak, aynı yılın aralığında Antarktika’ya ulaştı. Burada, Ross Denizi kıyısındaki Balina Körfezi’nde bir kamp kurdu. Kampa «Küçük Amerika» adını verdi. Buradan çevreye birçok u-çuşlar yapıldı. En sonunda, Byrd, birkaç arkadaşını da yanına alarak, 1929 yılı kasımında Küçük Amerika’dan yola çıktı; Güney Kutbu’na kadar uçakla gidip dönmeyi başardı.

Advertisement

GÜNEY KUTBU’NDA TEHLİKELİ GÜNLER

Byrd 1933 yılında Antarktika’ya ikinci bir sefer daha yaptı. Bu kez, niyeti, orada daha uzun kalıp, bilimsel incelemeler yapmaktı.

Byrd, işin tehlikesini düşünerek, yanına hiçbir yardımcı da almamıştı. Kutbun altı aylık kış gecesi süresince, karlara gömülü küçücük bir kulübede yaşadı, hava koşulları üzerinde incelemeler yaptı. Ne var ki, sürekli olarak yaktığı gaz sobasının dumanları onu yavaş yavaş zehirliyordu. Byrd bunu bildiği halde, yardım istemedi. Çünkü, kendisini kurtarmaya gelecek olanları ne büyük tehlikelerin beklediğini biliyordu. Bir süre sonra, Thomas Poulter başkanlığında bir heyet, bir rastlantı sonucu oraya geldi. Byrd’ü bulup kurtardılar.

Kıl payıyla ölümden kurtulduğu halde, Byrd hâlâ yılmamıştı. 1939 – 1940 yılları arasında, A. B. D. hükümeti Byrd’ü bir heyetle yeniden Antarktika’ya gönderdi. Byrd bu yolculuktan sağ salim döndü. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, bir kez daha Güney Kutbu’na gitti. 1957’de kalp romatizmasından öldü.

KUTUPTA ÜSLER KURULUYOR

Güney Kutbu’na keşifler bundan sonra da sürüp gitti. 1957 yılında, Amerika, Fransa, ingiltere, Rusya, Antarktika’da 50 kadar üs kurarak, geniş ölçüde bilimsel incelemelere giriştiler. Bu arada, en büyük çalışmayı Amerikalı-

lar yaptılar. Amerikalılar’ın 18 kişilik bilginler heyeti, bütün bir kış Güney Kutbu’nda kalarak, çeşitli incelemelere giriştiler. Heyetin başında, daha önce Antarktika’da yıllarca kalmış bulunan Dr. Paul Siple vardı.

Amerikan heyeti, Güney Kutbu’nun hemen yanında, 1.800 m.2 yüzölçümün-de bir üs kurmuştu. Burada, rasathane, meteoroloji istasyonu, laboratuvar-lar, sismograf dairesi, ayrıca dinlenme yerleri, yatakhaneler vardı.

Yapılan araştırmalar sonucunda, kutbun deniz yüzeyinden 2.700 metre kadar yüksekte olduğu anlaşıldı. Bunun 2.400 metresi yalnız buzdan meydana gelmişti. Bu buz tabakası, 300 m. kadar yükseklikteki bir kaya tabakasının üzerinde duruyordu.

GÜNEY KUTBU BAŞTAN BAŞA AŞILDI

Antarktika’daki en önemli bilimsel çalışmalardan biri de, bir ingiliz keşif heyetince yapılmıştır. Dr. Vivian Fuch başkanlığındaki bu heyet, bölgeyi bir uçtan bir uca geçmeyi başarmıştır.

Advertisement

Everest fatihi Sir Edmund Hillary ile yanındaki beş kişilik Yeni Zelanda heyeti ise, traktörle Ross Denizi kıyısındaki Scott üssünden yola çıkarak, 3 ocak 1957’de Kutup noktasına varmışlardır. Heyet, burada tam ters yöndeki Shackleton üssünden yola çıkmış olan Fuchs heyetiyle karşılaştı. Fuchs, birkaç gün sonra yoluna devam ederek, girişimini tamamladı, Scott üssüne vardı.


Leave A Reply