Laiklik İle İlgili Yazı

0
Advertisement

Laiklik ile ilgili bilgi. Laiklik kavramının nasıl ortya çıktığı, hem bilim hem de siyasi düzlemde laiklik anlayışı nasıl oluşmuştur konulu yazı.

Din işleriyle dünya işlerini birbirinden ayırmayı hedef tutan görüştür. Laikliği incelerken dünya işlerini iki ana bölüme ayırmak gerekir. Bunlardan biri bilim bir diğeri de siyasettir.

Laikliğin önce her türlü doğa üstü inançlardan arınmış bir bilgi düzeni kurmak isteğinden doğmuş olduğunu düşünebiliriz. Gerçekten böyle bir isteğin yarattığı cereyanın izleri Ortaçağ Avrupası’na kadar gider. Dini inanışla bilgi arasında bir ayırım yapmak ihtiyacı Protestan reformcusu Luther’de en kuvvetli ifadesini bulmuştur.

Bilimde laikliğin gelişmesi hem din, hem de bilim adamlarının karşılıklı gayretleri sonucunda doğmuştur. Çünkü yalnız bilim dinin türlü baskılarından kurtulmak istemekle kalmıyor aynı zamanda din de rasyonel tartışmalardan, bilimsel sorgulamalardan kurtulmak istiyordu. İşte bu karşılıklı istek bilimde bugünkü gelişmeyi doğurdu. Rönesans süresince laiklik konusunda çeşitli fikirlere raslandıysa da bilimde laiklik XVII. yüzyıla kadar kesin olarak yerleşmedi. Descartes, Hobbes, Spinoza, Leibniz gibi filozoflar bilim esaslarına dayanan bir kainatın rasyonel tasvirini yaptılar. XVIII. yüzyıl devre devre laikliğin daha da gelişmesini sağladı.

Siyasette Laiklik

Advertisement

Tıpkı bilim alanındaki laiklikte olduğu gibi siyasetteki laikliği de teolojik ve metafizik mutlak hükümlere karşı bir isyan olarak kabul edebiliriz. Ortaçağ’da kilise, insanlık saadetinin ebedi bekçisi olarak daima devletten önce gelirdi. İslam dünyası için de durum aynıydı.

Rönesans’ta laikliğe doğru belirli bir hareket görülmeye başlandı. XVII. yüzyılda bilim alanında olduğu gibi siyaset alanında da laikliğin yerleşmeye başladığı görülür. Daha sonraki devirlerde bu sistem büsbütün yerleşti. Böylece varlıklarını kilisenin bir bölümü gibi devam ettiren Ortaçağ devletlerinin yerine bağımsız hür devlet fikri doğdu.

İslam dünyasında da din müesseseleri siyaset alanında daima söz sahibi olagelmişlerdir. Bugün bile bazı İslam devletleri dini esaslarla idare edilir. Atatürk genç Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduğu zaman devletle dini birbirinden ayırmanın gerekliliğini gördü. Anayasamız bu görüşle hazırlandı. Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlet olarak kuruldu.

Atatürk’ün 6 ilkesinden bugün en fazla tartışılanı laikliktir. Genellikle yobaz kesimler ile laiklik ilkesi altında aşırılık yapan güçler arasında sürekli olarak bir çekişme yaşanmaktadır.

Advertisement

Leave A Reply