Laiklik Nedir? Ne Anlama Gelir? Laiklik Kavramı ve Önemi İle İlgili Yazı

0

Laiklik ile ilgili bilgi. Laiklik kavramının nasıl ortaya çıktığı, hem bilim hem de siyasi düzlemde laiklik anlayışı nasıl oluşmuştur konulu yazı.

laiklik

Laiklik Nedir?

Toplumların evriminde, milletlerin kuruluşu ile birlikte görülen önemli bir olay da laikliktir.

Laiklik, din ile dünya işlerini birbirinden ayırma ilkesidir. Yani devletin, bireyin din işlerine karışmaması, bireyi inanışlarında serbest bırakmasıdır.

Din, bireyin vicdanında oluşan inançlar sistemi olduğundan, bireyin vicdanına hiçbir kişi ya da kurumun müdahalesi söz konusu olmamalıdır. Laiklik prensibi birey vicdanının yanı sıra din kurumunun da korunması açısından önemlidir. Çünkü, bu yolla dinin de toplumsal baskılardan korunması gerçekleşmiş olur.

Aslında laiklik, dinsel bir kavramdan çok, hukuksal bir kavramdır. Laiklikte asıl olan, dine karşı olumsuz bir tavır takınmak değil, dinin elinden siyasal ve hukuksal gücü almaktır. Başka bir deyişle laiklik ilkesiyle din, siyasal ve hukuksal bir güç olmaktan çıkmaktadır.

Sonuç olarak, laiklik; toplumsal evrimin zorunlu bir sonucudur. Laiklik, devleti din baskısından korumak, din ve vicdan hürriyetini yerleştirmektir. Hukuk yönünden laiklik demokrasinin bir gereğidir. Demokrasilerin temeli hürriyet ve eşitliktir. Toplumsal evrimin sonucu olarak, bütün toplumsal kurumların dinden ayrılıp bağımsız hale gelmesi, ekonominin, eğitimin, aile kuruluşunun din kuralları yerine hukuk kurallarına göre biçimlenmesi laiklikle sağlanır.

Laiklik Konulu Yazı

Din işleriyle dünya işlerini birbirinden ayırmayı hedef tutan görüştür. Laikliği incelerken dünya işlerini iki ana bölüme ayırmak gerekir. Bunlardan biri bilim bir diğeri de siyasettir.

Laikliğin önce her türlü doğa üstü inançlardan arınmış bir bilgi düzeni kurmak isteğinden doğmuş olduğunu düşünebiliriz. Gerçekten böyle bir isteğin yarattığı cereyanın izleri Ortaçağ Avrupası’na kadar gider. Dini inanışla bilgi arasında bir ayırım yapmak ihtiyacı Protestan reformcusu Luther’de en kuvvetli ifadesini bulmuştur.

Bilimde laikliğin gelişmesi hem din, hem de bilim adamlarının karşılıklı gayretleri sonucunda doğmuştur. Çünkü yalnız bilim dinin türlü baskılarından kurtulmak istemekle kalmıyor aynı zamanda din de rasyonel tartışmalardan, bilimsel sorgulamalardan kurtulmak istiyordu. İşte bu karşılıklı istek bilimde bugünkü gelişmeyi doğurdu. Rönesans süresince laiklik konusunda çeşitli fikirlere raslandıysa da bilimde laiklik XVII. yüzyıla kadar kesin olarak yerleşmedi. Descartes, Hobbes, Spinoza, Leibniz gibi filozoflar bilim esaslarına dayanan bir kainatın rasyonel tasvirini yaptılar. XVIII. yüzyıl devre devre laikliğin daha da gelişmesini sağladı.

Siyasette Laiklik

Tıpkı bilim alanındaki laiklikte olduğu gibi siyasetteki laikliği de teolojik ve metafizik mutlak hükümlere karşı bir isyan olarak kabul edebiliriz. Ortaçağ’da kilise, insanlık saadetinin ebedi bekçisi olarak daima devletten önce gelirdi. İslam dünyası için de durum aynıydı.

Rönesans’ta laikliğe doğru belirli bir hareket görülmeye başlandı. XVII. yüzyılda bilim alanında olduğu gibi siyaset alanında da laikliğin yerleşmeye başladığı görülür. Daha sonraki devirlerde bu sistem büsbütün yerleşti. Böylece varlıklarını kilisenin bir bölümü gibi devam ettiren Ortaçağ devletlerinin yerine bağımsız hür devlet fikri doğdu.

İslam dünyasında da din müesseseleri siyaset alanında daima söz sahibi olagelmişlerdir. Bugün bile bazı İslam devletleri dini esaslarla idare edilir. Atatürk genç Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduğu zaman devletle dini birbirinden ayırmanın gerekliliğini gördü. Anayasamız bu görüşle hazırlandı. Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlet olarak kuruldu.

Atatürk’ün 6 ilkesinden bugün en fazla tartışılanı laikliktir. Genellikle yobaz kesimler ile laiklik ilkesi altında aşırılık yapan güçler arasında sürekli olarak bir çekişme yaşanmaktadır.


Leave A Reply