Lokman Suresi Konuları Özeti

0
Advertisement

Lokman suresinde hangi konulardan bahsedilmektedir? Lokman süresinin içerdiği konular ve özetleri, açıklamaları.

Lokman Süresi Konuları Özeti

Lokman suresi Kur’an-ı Kerim’in 31. süresidir. 34 ayetten oluşur ve Mekke’de indirilmiştir. Mekke müşriklerinin Hz. Peygamberimizi aciz bırakmak amacıyla Hz. Lokman’ı sormaları ve O’ndan bahsetmesini istemeleri üzerine bu surede 12. ayetinden 19. ayetine kadar Yüce Rabbimiz Hz. Lokman’ı anlatmış ve Lokman suresi, ismini bu ayetlerden almıştır.

Lokman suresi Kur’an-ı Kerim’in daha çok ahlak ilkelerini anlattığı bir süresidir. Surenin ağırlıklı konusu, doğru bilgiyi elde etmek ve bunun davranışlara yansımasını sağlamaktır. Surede sırasıyla, kısa kısa şu konular ele alınmaktadır:

1. İman ve tevhit:
Kur’an-ı Kerim’in hikmetlerle dolu bir kitap olması ve ayetlerinin muhsinler (Allah’ı görüyor gibi inanan ve yaşayanlar) için hidayet kaynağı ve rahmet vesilesi olması surede ilk ele alınan konudur. Muhsinlerin de namazı hakkıyla kılanlar, kazandıklarının zekâtını verenler ve ahirete hiç şüphe duymadan kesinlikle inanan kimseler olduğu anlatılır.

2. Boş sözler: İnsanı işinden ve ibadetinden alıkoyan sözler, asılsız fantastik hikâyeler, güldürücü ve edepsiz lakırtılar, gevezelikler, insanları yoldan çıkaran müzikler gibi faydasız, oyalayıcı söz ve seslere “Lehv’el-hadis”denir. Bu, Allah’ın (c.c) yolundan bilgisizce sapmak ve başkalarını da saptırmaktır. Bu yüzden inananlar lehv’el-hadisten şiddetle sakındırılmıştır. Buna karşılık iman edip hayırlı işler yapmak, faydasız işlerden uzak durmak teşvik edilmiştir. Ayrıca bu teşvike uyanlara, içlerinde her türlü nimetin olduğu, sonsuza kadar kalacakları cennetler müjdelenmiştir.

3. Allah’ın yaratmadaki benzersizliği: Yüce Rabbimiz, gökleri gördüğümüz gibi direksiz yarattığını, sarsılmaması için de yüksek dağları yerleştirdiğini anlatmaktadır. Bu mükemmel yarattığı dünyaya gökten yağmurlar indirdiğini ve bütün yeryüzünde çiftler hâlinde bitkiler yarattığını anlatmaktadır.

Advertisement

4. Hz. Lokman’a (a.s) yapılan lütuflar: İbadetin en güzel neticesi olan şükür görevini tam olarak yapabilsin diye Yüce Rabbimiz Hz. Lokman’a hikmet verdiğini anlatır. Hikmet; gerçeğin bilgisi, yanıltmayan görüş ve sıkmayan sözdür. Hikmet, olayların gerçek sebebini ve sonuçlarını görebilmektir. Lokman hakîm de insanlara gerçekleri anlatan, ihtiyaçlarında ve hastalıklarında doğru yönlendirip ellerinden tutan, içine düştükleri sıkıntılarını atlatmaları için rehberlik eden bir bilge kimsedir. Halk dilinde Lokman hekim olarak asırlardır anlatıla gelmiştir.

5. Lokman’ın oğluna nasihatleri: Surede Kur’an-ı Kerim bize nasihatte kullanılması gereken üslubu da öğretmektedir. Hz. Lokman (a.s) oğluna “Ey oğulcuğum”demektedir. Bu tarz bir seslenişte oğlunu sevgi ve merhametle kucaklama vardır. Ayrıca oğluna özgün bir şahsiyet yüklemesi yaptığı da açıkça görülmektedir.

Nasihatlerinde ise oğluna, en başta hayata bakış açısı olarak “şirk”ten uzak durması öğütlenmekte, her şeye “tevhit”(Allah’ın birliği) penceresinden bakması gerektiği yer almaktadır. Yüce Yaratıcıya (c.c) ortak koşmak demek olan “şirk”, hayatta yapılabilecek en büyük zulüm olarak takdim edilir. Çünkü Allah’a (c.c) ortak koşarak “şirkegiren”kimse küçük büyük, görünen görülemeyen her varlığa haksızlık ve eziyet etmiş olmaktadır. Bu varlıklar Yüce Allah’ın benzersiz güzellikte birer sanatı iken Allah’a (c.c) ortak koşan kimse bu varlıkların Yüce Yaratıcıyla olan bağlarını koparmakla kıymetlerini hiçe indirmektedir. Bu ise yaratılan bu varlıklara yapılabilecek en büyük hakaret ve zulümdür. Ayrıca zalim insan bir veya birkaç kişiye zulmeder. Fakat, Yüce Allah’a ortak koşarak şirke giren kimse ise varlıkların asıl sahibi, verdikleriyle ve verecekleriyle sonsuz hamd ve teşekküre layık olan Yüce Rabbimize nankörlük yapmış olur. Böyle yaparak kendine de zulüm ve haksızlık etmiş olur. işte bu ve benzeri yönleriyle “şirk”en büyük zulümdür. Ardından da Rabbimizin (c.c) üstün sıfatlarından, her şeyi bilip her yeri gördüğünden bahsetmekle oğluna Yüce Yaratıcının (c.c) büyüklüğünü anlatmaktadır.

Yine bu ayetlerde oğluna, sorumluluk duygusunu geliştirmek için Yüce Allah’tan hiçbir şeyin gizli kalamayacağı, yani insanın her hareketinden sorumlu tutulacağını vurgulamıştır. Bu gerçeğin gereği olarak da Yüce Allah’ın, yapılmasından hoşnut olacağı davranışları yapmayı tavsiye etmiştir. En başta namazını özenerek kılmayı, hayatında hep iyilerden yana olmayı, insanlara iyiliği tavsiye edip kötülüklerden sakındırmayı emretmiştir. Bu sayılan işler kesinlikle Yüce Allah katında çok önemli şeylerdir.

Advertisement

Karakter eğitiminin gereği olarakda sıkıntılar karşısında yılmadan ve ümitsizliğe düşmeden, sabırlı davranmayı tavsiye etmiştir. Ayrıca nezaket ve görgünün gereği olan, asla gurur ve kibirle insanları hor görmemeyi, onlara katı ve kötü davranmamayı öğütlemiş; yürüyüşünde, söz ve davranışlarında mütevazı olmayı, karşısındakilere konuşurken ses tonunu güzel ayarlamayı, bağırıp çağırmamayı ve sözle insanları incitmemeyi tavsiye etmiştir.

6. Anne-babaya itaat tavsiyesi: Yüce Rabbimiz, şükür bahsini tamamlamak için Hz. Lokman’ın tavsiyelerinde anne ve baba hakkını ve onlara da teşekkür etmenin bir borç olduğunu hatırlatmaktadır. Surede, anne ve babanın hakkının Yüce Allah’ın hakkından hemen sonra geldiği anlatılmaktadır. Çünkü anne babamız, dünyaya gelmemize vesile olmakla beraber, sıkıntılı dönemler olan bebeklik ve çocukluk yıllarımızda elimizden tutmuş, bizi merhametle kucaklamış ve hiçbir derdimize kayıtsız kalmamışlardır. Bilhassa annenin fedakârlığı asla unutulmamalıdır. Kendine rağmen gücünden güç, sütünden süt vermiştir. Tavsiyelerde, onlar bizleri Allah’a (c.c) ortak koşmaya veya Allah’a (c.c) isyana çağırmadığı müddetçe onlara itaatin Yüce Allah’a itaat gibi görevimiz olduğu bildirilir. Surede, anne ve babanın istekleri Yüce Rabbimizin isteklerine uymasa ve biz de bunu yapmayacak olsak bile onların gönüllerini kırmadan karşılık verilmesi gerektiği anlatılmaktadır.

7. Allah’ın sınırsız nimetleri: Surede, Allah’ın (c.c) nimetlerinin (kelimeleri) sayılamayacak kadar çok olmasına vurgu yapılmıştır. Bu durum, ‘dünyadaki bütün ağaçlar kalem, denizlere yedi deniz daha ekleyip onlar da mürekkep olsaydı, bunlar tükenir ama Allah’ın (c.c) kelimeleri tükenmezdi,’benzetmesiyle açıklanmıştır. Allah’ın (c.c) sınırsız nimetlerine karşılık O’na şükür edecekken Yüce Allah konusunda hiçbir delile dayanmadan, bilgisizce tartışılması, mücadele edilmesi kınanmaktadır. Yüce yaratıcının her şeyi insanın hizmetine verdiği, gizli ve açık birçok nimetlerle onu donattığı hatırlatılmaktadır. İnançsızlar o kadar çelişki içindedirler ki, Yüce Allah’ın varlığı ve birliği konusunda birçok delil varken, cahilce “Hayır, biz babalarımızdan ne görmüşsek onu uygularız, sadece onlara uyarız.” derler. Aynı delil arayışını bu konuda aramazlar. Ya ataları da şeytanın yolundan gidiyorlarsa diye düşünmezler. Allah kimin neye inandığını çok iyi bilmektedir. Aynı zamanda bu inançsızlar, kendileriyle dahi çelişmektedir. Onlara “Yeri göğü yaratan kimdir, denilince elbette “Allah” derler. Bir gemide batmakla yüz yüze geldiklerinde de sadece Allah’a yalvarır, kurtuluş dilerler. Yüce Allah onları kurtardığında da birçoğu verdiği sözü unutup yine eski sapkınlıklarına geri dönerler.

8. Allah’ın kudreti: Yüce Allah o kadar güçlüdür ki, bütün insanlığın yaratılması da yeniden diriltilmesi de bir insanın yaratılması ve yeniden diriltilmesi kadar O’na kolaydır. Bir baharı yaratmak O’nun kudretine bir çiçeği yaratmak kadar kolaydır. Geceye ve gündüze sebep olan sistem O’nun elindedir. Denizlerde gemilerin yüzmesi gibi bütün tabiat kanunlarını koyan da yine O’dur. Öyleyse böyle bir kudrete karşı gelinmez. İtaat edilir ve bu kudretiyle her şeyi insana hizmetkâr etmesinden dolayı sonsuz hamd ve şükredilir. İnsanlar Yüce yaratıcıyı inkâr edip karşı gelmekten sakınmalıdır. Babanın evladına ve evladın da babasına fayda veremeyeceği bir kıyamet gününün geleceğinden çekinmeli; dünyaya ve şeytana aldanıp da Yüce Allah’ın vaadinden şüphe duymamalılar. Yüce Allah’a ve affına güvenmelidir.

Advertisement

9. Beş bilinmeyen (Mugayyebat-ı hamse):Surenin sonunda Yüce Rabbimiz yalnızca kendisinin bileceği, başkalarının bilemeyeceği şu beş bilinmeyenden bahseder:

a. Kıyametin hangi gün ve saatte kopacağı,

b. Yağmurun ne zaman, nereye, ne kadar yağacağı,

c. Anne karnındakilerin durumu,

Advertisement

d. Kişinin yarın ne kazanacağı,

e. İnsanın nerede ve ne şekilde öleceğidir.

Yüce Allah’tan başka hiç kimse bilemez. Anne karnındakiyle ve yağmurla ilgili bir takım tahminler ediliyor olsa da bunlar sadece tahmindir. Ayrıca alametleri (belirtileri) ortaya çıktıktan sonraki bir tahmini bilgidir; halbuki daha küçük bir kız iken kendi dahil hiç kimse onun kaç çocuğu olacağını ve bu çocukların nasıl olacaklarını bilemez. Yine bir, iki ay öncesinden hangi gün ve saatte, nereye, ne kadar yağmur yağacağını da kimse bilemez. Her şeyin bilgisi gibi bu bilinemeyecek şeylerin bilgisi de Yüce Rabbimizin katındadır ve O, her şeyden haberdardır.

Advertisement

Leave A Reply