Mary Wollstonecraft Kimdir? Kadın Haklarının Cesur Kaleminin Hayatı

0

Mary Wollstonecraft kimdir ve ne yapmıştır? Kadın haklarının savunucusu, cesur kalem Mary Wollstonecraft’un hayatı ve eserleri hakkında bilgi.

Mary Wollstonecraft

Mary Wollstonecraft (1759-1797)

Kadın hakları üzerine bir incelemede bulunan herhangi biri mutlaka Mary Wollstonecraft ismine rastlayacaktır. Bunun en önemli sebebi, modern feminizmde “Kadın Hakları Savunması” kitabının klasik eserler arasında yer almasıdır. Yaşadığı yüzyılda kendinden bu kadar çok söz ettiren pek az kadından birisidir Mary. Özellikle kadının eğitimi üzerinde durmuş, kendi çağdaşlarının yüzüne kadın erkek eşitliği konusunu bir tokat gibi vurmuştur. 1793 Fransa’sında Olympe de Gouges gibi çağdaşı olan kadınlar siyasal eşitlik istediği için başını giyotine kaptırırken, Mary Wollstonecraft, her türlü hakareti göze alarak, kalemini konuşturmuştur. Erkek egemen toplum yapısı içerisinde savunduğu fikirler, yazın dünyasının içinde hızla yer almasını sağlamıştır.

Asabi bir babanın ve onun boyunduruğuna sorgusuz sualsiz girmiş bir annenin evladı olarak İngiltere’de 1759 yılında dünyaya gelmiştir. Babasının içkiyle girdiği mücadelenin her yenilgisinin ardından, annesiyle olan şiddetli kavgaları onun da erkeklere karşı büyük bir hırsla büyümesine neden olur. O dönemin kadına tanıdığı, daha doğrusu tanımadığı her hak, onun düşünsel hayatının çizgilerinin belirlenmesinde etkili olur. Okula gönderilmez, başkalarından bü}iik bir hevesle yazıyı öğrenir. Kardeşlerine bakarak ve her türlü ev işinde annesine yardım ederek genç kızlığa adım atar. Yılların birbirini aynı düzlemde izlediği zamanlarda, kendisiyle ilgili büyük bir karar verir ve ayrı bir eve çıkar. Henüz onaltısındadır ve en yakın arkadaşı Fanny Blood’a âşıktır. Kendisinden iki yaş büyük bu kızın ve ailesinin bakımını üstlenmeyi göze alacak kadar cesurdur Wollstonecraft.

Mary Wollstonecraft

Sıradışı Bir Kadın

O zamanlar bir kadının yapabileceği en iyi iş, mürebbiyelik, okul müdireliği, öğretmenlik gibi mesleklerdi. Karşılaştığı her kısıtlamada, kadınların hayatındaki eşitsizlikleri sorgulamaya genç bir kızken başlamıştı bile. Çevresindeki evliliklerin hepsi mutsuzdu. 1782de annelerinin ölümünden sonra babaları tekrar evlenmiş, kız kardeşi Eliza da, Meredith Bishop adlı bir gençle dünya evine girmişti. Ancak o da mutlu olamamıştı.

Mary, ailesinin kendisinden beklediği gibi evlenmeyi hiç aklından geçirmeyecek, hatta evliliğe şiddetle karşı çıkacaktı. Geçimlerini daha rahat sağlayabilmek için Eliza, Fanny ve Mary birlikte bir okul açtılar. Hiçbiri Mary kadar cesur ve istekli değildi, ilk girişimleri başarısız olmasına rağmen, ikinci denemelerinin ardından bir okulu işletmeye başladılar. Ancak, Fanny tüberküloza yakalandı, ardından da Hugh Skeys ile evlenip Lizbon’a taşındı. Mary kısa bir süre sonra, çok sevdiği arkadaşının hamile olduğunu öğrendi ve hiç düşünmeden Portekiz’e doğru yola çıktı. Doğum öncesi ve esnasında çok sevdiği arkadaşının yanında bulundu. Ancak, genç kadın 1785 yılında bebeği ile birlikte Portekiz’de hayatını yitirdi. Mary, hayatında en çok sevdiği insanın kaybından sonra, Londra’ya döndüğünde bin bir zorlukla kurduğu okulunda işlerin yolunda gitmediğini gördü ve geçinmek için irlanda’da bir ailenin yanına yerleşti.

Mary Wollstonecraft

Yazılarının Yayımlanmaya Başlaması

Tarihler 1787 olduğunda Londra’da yayıncı James Johnson’la tanışır. Kendi kendine Fransızca, Almanca ve italyanca öğrenen Wollstonecraft, çevirmenlik, eleştirmenlik yapmaya, eğitimle ilgili makaleler yayınlamaya başlar. Bu arada patronu, onun Mary adlı hikâyesini ve “Kız Çocuklarının Eğitimi Üzerine Düşünceler” (Thoughts on the Education of Daughters 1787) adlı kitabını yayınlar. Bu kitap sayesinde ünlü düşünürlerin arasına girmeyi de başarır.

1792’de ise, en önemli eseri “Kadın Haklarıyla ilgili Bir Savunma’yı” (A Vindication of the Rights of Mani) kaleme alır. Bu eseriyle kadınların dünya üzerinde ikinci sınıf olarak algılanmasını eleştirir. Kitabında kadınların mutlaka eğitilmesi gerektiğini vurgularken, seçecekleri mesleklerin de genişletilmesi görüşünü dile getirir. Günümüz dünyasında herhangi bir işi yapmak kadın ve erkek için geçerli olabilse de, o zamanlar bu cesur kalemin savunduğu, kadınların farklı meslekler yapma hakkı konusu olağanüstü bir durumdur. Örneğin hemşire olabildikleri gibi doktor da olabileceklerini savunur. Kadının yalnızca ev işleriyle ilgili eğitimler almasının sakıncalarına değinirken, cazibe ve güzellik kavramlarıyla büyütülüp, bir erkekle evlendirilmelerinin de, kadını bir bağımlı yaptığına dikkat çeker. Kitabı Avrupa’da büyük yankı uyandırır. Çeşitli dillere çevrilir, ünü giderek artmaktadır.

Fransız Devrimi

Mary Fransız Ihtilali’ni yerinde görmeyi arzu eder, Paris’e geçer. Orada Henry Fuseli ile girdiği başarısız bir aşk denemesini unutmak isterken, 1793’te Gilbert Imley adında başka bir adamla, bir başka başarısız ilişkiye sürüklenir. Kalbi kırık ve babasız bir bebek sahibi olarak Londra’ya döner. Bu durum Mary’de hayal kırıldıkları ve ümitsizliğe sebep olur, 1795’te ilk intiharına kalkışır. Bu sırada yayıncısı bir diğer kitabı “Fransız Devriminin Başlangıç ve Gelişimine Tarihsel ve Ahlaksal Bir Bakış”ı (An Historical and Moral View of the Origin and Progress of the French Revolution) yayınlar.

Yıllardır tanıdığı William Goldwin’le aralarındaki aşk, her ikisinin de evliliğe karşı olmasına rağmen, nikâhla sonuçlanır. Mary bir bebeğini daha babasız dünyaya getirmeyi göze alamaz. Kızı Mary’nin doğumundan kısa bir süre sonra, doğumda meydana gelen ve kanında zehirlenmeye yol açan bir hastalık nedeniyle 1797 yılında, henüz 39 yaşında iken hayata veda eder.

Mary Wollstonecraft, güçlü bir yüreğe sahip, kadının henüz doğarken edindiği haklardan haberdar, cesur bir kalemdi. Pek çok kadın, onun yazdığı fikirleri temel aldı, eserleri yüzlerce insana ilham kaynağı oldu. Bugünün feminizm akımının öncülerinden sayılan bu büyük kadın düşünür, aynı zamanda yenilikçi bir aydındı. Kadın Haklarının savunulmasında gösterdiği cesaret, günümüzde binlerce insanın yüreğinde olmayan türdendi.


Leave A Reply