Me’aric Suresi Hakkında Bilgi

0

Me’aric Suresi nedir? Me’aric Suresi ne zaman ve nerede indirilmiştir, kaç ayetten oluşur? Me’aric suresinin konusu ve anlamı hakkında bilgi

Me'aric Suresi

Me’aric Suresi Hakkında Bilgi

Me’aric Suresi; Kuran-ı Kerim’in 70. sûresidir. 44 ayetten oluşur. Mekke’de inmiştir. Arapça mearic sözcüğü “derece sahibi” anlamına gelir. Bu sözcük üçüncü ayette geçtiği için sûre bu adı almıştır. Sûre şöyle başlar: “Kâfirlerden biri inecek azabı sordu. O azabı kâfirlerin başından uzaklaştıracak kimse yoktur. O azap yükselme derecelerinin sahibi olan Allah katındadır.” Sûrede geçen bu soruyu kimin sorduğu kesin bilinmemekle birlikte genellikle Ebu Cehil olduğu kabul edilir. Nadr bin Haris’in olduğunu söyleyenler de vardır.


Sûrenin öteki ayetlerinde kıyamet günü ile cehennemden söz edilir, Cennete gideceklerin nitelikleri belirtilir. Bu belirtiler şöyledir: Namaz kırnak, yoksullara yardım etmek, yargı gününe inanmak, Allah’tan korkmak, iffetini korumak, yemini tutmak, dürüst tanıklık etmek.

Me’aric Suresi Anlamı

Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

Bir isteyen, olacak azabı istedi.

Kâfirler için onu savacak yok.

O, derece ve makamların sahibi Allah’tandır.


Melekler ve Ruh miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar.

O halde güzel bir sabır ile sabret.

Çünkü onlar onu uzak görürler.

Biz ise onu yakın görüyoruz.

O gün gök erimiş bir maden gibi olur.

Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur.


Dost dostun halini soramaz.

Birbirlerine gösterilirler. Suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını,

Eşini ve kardeşini,

Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini,

Ve yeryüzünde bulunanların hepsini ki, tek kendini kurtarabilsin.

Hayır, o alevlenen bir ateştir.

Derileri kavurur, soyar.


Çağırır, sırtını dönüp gideni,

Mal toplayıp kasada yığanı,

Doğrusu insan dayanıksız ve huysuz yaratılmıştır.

Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır.

Kendisine hayır dokundu mu cimrilik eder.

Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır.

Onlar ki namazlarını sürekli kılarlar.


Onların mallarında belli bir hak vardır,

Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.

Onlar ki ceza gününü tasdik ederler.

Rablerinin azabından korkarlar.

Çünkü Rablerinin azabından emin olunmaz.

Onlar ki ırzlarını korurlar.

Ancak zevcelerine ve cariyelerine karşı hariç. Çünkü onlara yaklaştıklarında kınanmazlar.

Bundan ötesini isteyenler, var ya işte onlar haddi aşanlardır.


Onlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.

Şahitliklerinde dürüsttürler.

Namazlarına devam ederler.

İşte bunlar cennetlerde ağırlanırlar.

Şimdi ne oluyor o inkâr edenlere ki, sana doğru boyunlarını uzatarak koşuyorlar:

Sağdan ve soldan bölük bölük.

Onlardan herbiri, bir nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?

Müşrikler bölük bölük gelerek, Hz.Peygamber’in etrafındakilerin arasına karışır, onun sözlerini dinleyip, “Şâyet bunlar, Muhammed’in dediği gibi cennete gideceklerse, biz elbette onlardan önce cennete gireriz” diye alay ediyorlardı.

Hayır, biz onları bildikleri şeyden yarattık.

Artık o doğuların ve batıların Rabbine yemine ne gerek, elbette bizim gücümüz yeter.

Onları kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirebiliriz ve bizim önümüze geçilmez.

O halde bırak onları, kendilerine vaad edilen günlerine kavuşuncaya kadar dalıp oynayadursunlar.

O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki putlara gidiyorlarmış gibi fırlayacaklar.

Gözleri düşük, kendilerini bir alçaklık saracak da saracak. İşte onlara vaad edilen gün, o gündür.



Bir Yorum Yazmak İster misiniz?