Mehmet Akif Ersoy Hayatı ve Eserleri

0

İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy’un hayatı, eserleri, yaşadığı yüzyıl. Mehmet Akif Ersoy ve eserleri hakkında bilgi.

Mehmet Akif Ersoy
Mehmet Akif Ersoy Hayatı ve Eserleri

Mehmet Akif ERSOY, şairdir. (İstanbul 1873-ay.y. 1936)

Babası Fatih müderrislerinden İpekli Hoca diye tanınan Mehmet Tahir Efendi’den güçlü bir din eğitimi alarak yetişti. Arapça, Farsça ve Fransızca öğrenmeye çaba harcadı. Babasını yitirince (1888) Halkalı’daki Baytar Yüksek Okulu’na yatılı öğrenci olarak girdi. Okulunu birincilikle bitirdiği yılın (1894) hemen ertesinde şiir yayımına da başladı (1895, Mektep dergisi). Görevi gereği değişik geziler yaptı, yurt gerçeklerini yakından gözledi. İkinci Meşrutiyet’ten (1908) sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi. Darülfünun’da (İÜ) edebiyat müderrisliğine atandı.

Sırat-ı Müstakim (1908), 8. ciltten sonraki adıyla Sebilur Reşat (1912) dergilerinin baş yazarlığını yaptı, şiirlerini yayımladı, İslam birliğini amaçlayan düşüncelerini nazımla da dile getirdi, ilk kitabı da bu yıllarda çıktı: Safahat (1911). Mısırlı yazar Muhammed Abduh’un (1849-1905) etkisinde dinsel-ulusçu bir tutum edindi, onun yazılarım da çevirdi.

Şiirlerinde dile getirdiği inancı (Süleymaniye Kürsüsü’nde, 1912; Hakkın Sesleri, 1913) cami vaazlarında da yaymayı amaç edindi; birkaç aylık bir geziyle Mısır’ı Medine’yi gördü; yeni uyanmaya başlayan ulusçuluk (Türkçülük) görüşüne ümmetçilik açısından sertçe karşı çıktı.

İstiklal Marşı Resimleri


İstiklal Marşı’nı Yazması

Almanya’nın çağrılısı olarak yaptığı Avrupa gezisi de (1914) iki uzak dünyanın değerlerini karşılaştırma fırsatını yarattı, bu izlenimleri Hatıralar (1917) kitabındaki şiirlerle açıkladı. 1920 Mayısında Burdur mebusu olarak birinci Millet Meclisi’ne katıldı, vaazları bastırıp yayıldı, ödül almama koşuluyla yazmayı kabul ettiği İstiklal Marşı (2 Mart 1921) Meclis’in 25 Mart 1921 tarihli toplantısında milli marş kabul edildi. İslam Birliği ülküsüne uzak düşen ulusçu eylemler karşısında kırgınlıklar duydu, zaman zaman gittiği Mısır’ı yaşamasına daha uygun bularak Abbas Halim Paşa’nın konuğu olmayı kabul etti, sözleşmeyle giriştiği Kuran çevirisini bitirmedi.

Kahire’de öğretim görevleri aldı, ailesini yanına getirtti, Sebilü’r-Reşat’ta aralıklarla tefrika ettiği (1919-1923) uzun şiri Asım’ı bastırdı (1924). Yurt özlemi, yalnızlık, kırılmış umutlar, ulaşılmamış ülküler Mehmet Akif i o kadar yormuş, bezdirmiş olmalı ki 1926-1930 arasında yalnızca üç kıt’a yazmış olduğu belirtilir. Ömrünün son aşamasında son eser kalıntılarını bir araya getirdi: Gölgeler (1933). Bu yedi kitap, bazı önsöz ve açıklamalar, yaşam ve kişiliğini belirten yazı ve kitaplarına girmemiş şiirleriyle birlikte damadı Ömer Rıza Doğrul tarafından tek eserde toplandı: Safahat (1943, 18. basım 1984). 1935, karaciğer hastalığına çareler arayış yılı oldu. Lübnan- Antakya-Mısır duraklarından sonra 1936 Haziranında Türkiye’ye döndü, hastane bakımına karşın ancak birkaç ay yaşayabildi (27 Aralık 1936), mezarı Edirnekapı Şehitliği’ndedir.

Türk aruzunun ustalarından biri olan Akif, tutucu çevresinin, dinsel dünya görüşünün, İslamcı etkilerin ve İslam Birliği’ne bağlanmış olmasının iz ve etkilerini sonuna kadar taşıdı. Gerçekçi gözlemleriyle pek çok güncel olayı ustaca şirine taşıdı, kıt’alan dışında süreklilikle düz kafiye kullanarak halk diliyle yazdı. Yine de Mehmet Akif Ersoy; eseri ve yaşamındaki vazgeçmez ülkücülük Türk-İslam karakter özü, ömrünü bağladığı inancın ardında ısrarla yürümesi, gerekli mücadelelere vaktinde katılması yüzünden (milli marş şairi olması) ayrıcalıklı bir yer kazandı, ulusunun sevgi ve saygısında yüceldi.

Safahat,

Şairin ilk şiir kitabının (1911, safhaları evreler) ve bütün kitaplarını bir araya getiren eserin genel adı, ilk kitaptan başka öteki 6 kitabını da içerir: Süleymaniye Kürsüsünde (1914), Hatıralar (1917), Asım (1918), Gölgeler (1933), Hepsi aruz ölçüsüyle yazılmış 13 bine yakın dize tutarındaki eser, yaratıcısının sanatçı kişiliğini eksiksiz bir toplamda yansıtan tek kaynaktır.





Bir Yorum Yazmak İster misiniz?