Mimarlık Hakkında Bilgi

0

Mimarlık nedir Mimarlık tarihi nasıldır? Mimarlık ile ilgili tüm konular hakkında genel ve temel bilgilerin verildiği yazımız.

Petronas Kuleleri modern mimarinin güzel bir örneğidir.

Petronas Kuleleri modern mimarinin güzel bir örneğidir.

MİMARLIK, güzel sanatların en eski ve amaca en çok bağlı kolu. Belirli ölçü ve kurallara göre yapı oluşturma sanatı. Mimarlık, av peşinde dolaşan ilkel göçebe toplumların sığındıkları doğal barınakların yerini, toprağı işlemeye başaran insanların ilkel konutları ve tapınaklarının almasıyla başlar. İlk yapılar, insanları hava etkilerine, vahşi hayvanlara ve başka insan topluluklarına karşı korumak gibi yalın bir işlev görüyordu. Toplumsal iş bölümü, yani işlevsel örgütlenme sonucu daha değişik yapı tipleri doğacaktı.

Advertisement

Sümerler İÖ 4. bin yılda güneşte kurtulmuş kerpiçi, Mısırlılar yaklaşık İÖ 3000’de üst üste dizilen taş bloklarını geliştirdiler. Mimarlık, tekniğe ayrılmaz biçimde bağlıdır. Geliştirilmiş mimarlık formları geometrik biçimlerin (küp, piramit, yarı küre vb) ve oranların (kanon, altı bölüm, eşkenar üçgen-üçgenleme vb) bilgisine dayanır. Çeşitli görev alanlarına göre mimarlık iki ana bölüme ayrılır: Dinsel ve dindışı (sivil) mimarlık.

Sanata ve teknik öncelikle dinsel mimarlık alanında (tapınaklar, ziggurat) gelişme gösterdi. Hükümdar (egemen) kültür nedeniyle, (yüksek kültürlerde dindışı mimarlık (konaklar, saraylar, şatolar, vb) dinsel mimarlığa eşdeğer duruma geldi. Dinsel ve sivil mimarlığın birbirine üstünlüğü ya da eşdeğerliliği, ilgili kültürün bir aynası olarak görülebilir. Örneğin Yunan mimarlık tarihi, bir tapmak mimarlığı tarihidir. Romalılar, sivil mimarlığa (su kemerleri, köprüler hamamlar, tiyatrolar, kentler ve alanlar) zaman zaman dinsel mimarlıktan daha büyük bir önem verdiler. Ortaçağda dinsel mimarlık, yapı sanatındaki gelişmelerin taşıyıcısı oldu.

Rönesanstan baroka, dindışı mimarlığın önemi giderek arttı, klasikçilikte başlayarak dinsel mimarlığı geri plana itti. Endüstri çağının getirdiği teknik, toplumsal ve kültürel koşullardan doğdu: Fabrikalar, bürolar, tren istasyonları, pazar ve sergi halleri vb. Bu yapıları oluşturmak için çelik, beton, cam gibi yeni malzemelere başvuruldu. 1880′ den başlayarak “Chicago Okulu” çelik iskelet yapıyı uyguladı. Avrupa’da 19. yüzyılın tarihselciliğine (historizm) 20. yüzyıl başlarında sırt çevirdi. Almanya’da Werbund ve Bauhaus mimarları iç dekorasyonu üslup ve biçim yönünden mimarlıkla uyumlu bir duruma getirdiler. Rus yapımcılığı (konstüktivizm) ve Hollanda’da da Stijl topluluğu mimarlık için de soyut biçimler istediler. Bu gelişmeler 1925-1926’da “uluslararası üslup“un oluşmasına yol açtı.

Advertisement

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra uluslararası üslubun yeni bir biçim dilini M. Van der Rohe özellikle ABD ve Avrupa’da; Le Corbusier, heykelsi mimarlığını daha çok Latin Amerika, Hindistan, Pakistan ve Japonya’da uygulama olanağı buldu. 1950’lerin sonunda İngiltere’de kaba malzemeyi (beton, tuğla) yeğleyen bütalizm akımı doğdu. Daha sonraki yıllarda teknoloji alanında önemli değişiklikler oldu.

Mimarlığın biçimsel dili, göze batmamakla birlikte teknik yeniliklerin etkisiyle derinden değişikliğe uğradı. Bu teknik yenilikler arısında çubuk taşıyıcılar, ön gerilimli beton, şok beton, prefabrike betin elemanlar vb sayılabilir. Günümüzde mekânların insansal gereksinmelere uygunluğu mimarlık ve doğal çevrenin uyumu gibi “organik yapı” ilkeleri geçerliliğini korumaktadır. Mimarların görevleri arasına atom santralleri, çok amaçlı yapılar, zaman zaman kullanılan ve hareketli, taşınabilir yapı elemanları, mimarlık ve şehirciliğin ortak planlamaları katılmıştır.


Leave A Reply