Miryokefalon Savaşı Ne Zaman, Kimler Arasında Oldu? Sonuçları Nelerdir?

1
Advertisement

Miryokefalon Savaşı ne zaman, nerede ve kimler arasında gerçekleşmiştir? Miryokefalon savaşı tarihi, önemi, hakkında bilgi.

Miryokefalon Savaşı; Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan (1155-1192) ile Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos (1143-1180) arasında Denizli yakınlarındaki Miryokefalon’da yapılan savaştır (17 Eylül 1176).

Miryokefalon Savaşı Haritası

Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan, 1175’te Sivas, Tokat ve Niksar’ı da ele geçirerek Danişmentoğulları Beyliği’ nin topraklarını sınırlarına kattı. Edremit ve Bergama’ya doğru ilerleyince rakipleri Bizans’a sığındılar. Türkmen akıncıları Bizans topraklarına akınlar yapınca I. Manuel, ortamın yeni bir Haçlı seferinin düzenlenmesine uygun olduğunu, Anadolu’dan geçen yolun Bizans tarafından güvence altma alınacağını papaya bildirdi. 100 bin kişilik bir orduyla harekete geçti. Manuel’in Eğirdir Gölü’nün ucundaki Sultan Dağı dizisine giden dağlık bölgeye geldi. Asıl hedefi Anadolu Selçuklu Devleti’nin merkezi olan Konya’yı ele geçirmekti.

Bu arada Türkmen akıncıları, bir yandan çete savaşlarıyla Bizans Ordusu’nu hırpalarken, öte yandan onları Denizli yakınlarındaki dar ve sarp Miryokefalon Vadisi’ne sokmaya başardılar. Kalenin bulunduğu çukur geçidin dağ yamacında Selçuklu Ordusu toplu olarak bulunuyordu. I. Manuel’in bazı komutanları hareket yeteneğinden yoksun ordunun bu çukur geçitten geçmesinin tehlikeli olacağını ortaya koymalarına karşın imparator ve bazı genç prensler bu uyarıyı dikkate almadılar. Selçuklu sultanı da düşmanın yıpratılarak bu vadide kastırılması amacını güdüyordu. İki ordu sayıca birbirine eşit olmasına karşın, Selçuklu Ordusu’ nun donanım açısından eksik olması hareket yeteneğini artırıyordu.

Advertisement

Bizans Ordusu 17 Eylül 1176’da vadiye girer girmez ok yağmuruna tutuldu, imparatorun kayınbiraderinin başında bulunduğu süvari alayı kılıçtan geçirildi. Geçitte sıkışan Bizans Ordusu günün kararmaya başladığı saatlerde büyük kapılar vermişti. II. Kılıç Arslan, I. Manuel’e haber göndererek Dorylaion (Eskişehir) ve Sublaion (Gümüşsü) kalelerini yıkması ve ağır bir tazminat vermesi koşuluyla barış önerisinde bulundu. Çok zor durumda bulunan Bizans imparatoru bu öneriyi kabul etmek zorunda kaldı.

Sağ kalan askerleriyle birlikte geçitten çıkmasına karşın İstanbul’a uzanan yol boyunca sürekli Türkmenlerin saldırısına uğradı. Bu savaş, Bizans İmparatorluğu’nun Anadolu’da yitirdiği toprakları yeniden ele geçirmek için beslediği umutları tümüyle ortadan kaldırdı. Miryokefalon Zaferi’ne kadar Hristiyan dünyasının Türklerin işgali altındaki topraklar olarak gördükleri Anadolu, bu tarihten sonra Türklerin kesin olarak denetimine girdi. Öte yandan Birinci Haçlı Seferi’nden beri sürekli saldırıda olan Bizans İmparatorluğu, bu zaferden sonra savunmaya çekilmek zorunda kaldı.


1 Yorum

  1. MALAZGİRT SAVAŞI

    MALAZGİRT SAVAŞI (26 Ağustos 1071), Anadolu’nun Türk egemenliğine girmesinin başlangıcını oluşturan önemli bir savaştır.

    Büyük Selçuklular Tuğrul Bey döneminden (1038-63) Anadolu’ya birçok akın düzenlemiş, 1048’de Pasinler Ovası’nda Bi­zans ordusunu ağır bir yenilgiye uğratmışlardı (bak. Büyük Selçuklu Devleti). Doğu Ana­dolu’daki bazı önemli kalelerin Selçuklular’ın eline geçmesiyle sonuçlanan bu akınlar 1063’te Alp Arslan tahta geçtikten sonra da sürdü. Bölgedeki Bizans güçleri Türk akınla­rını önleyemediklerinden İmparator Romen Diyojen 1069’da sefere çıktı. Fırat Irmağı kıyılarına kadar ilerleyen Bizans ordusunun asıl amacı akınların merkezi durumundaki Ahlat Kalesi’ni geri almaktı. Ama Selçuklular bu kez Çukurova üzerinden Konya’ya kadar gelerek yol üzerindeki birçok kenti yağmala­yınca imparator geri dönmek zorunda kaldı. Akıncılar da geldikleri yoldan Suriye’ye doğ­ru çekildiler.

    Tehlikenin büyüklüğünü gören Romen Di­yojen Selçuklular’ı kesin yenilgiye uğratmak amacıyla büyük bir ordu hazırladı ve 1071’de Doğu Anadolu seferini başlattı. Bu sırada Alp Arslan Suriye’de fetihlere girişmişti. Bi­zans imparatorunun Doğu Anadolu’ya doğru ilerlediğini öğrenince hemen geri dönerek Ahlat’a geldi. Bizans ordusunun Malazgirt Kalesi’ni alması üzerine buraya yönelen Alp Arslan önce elçiler göndererek barış önerdi. Ama ordusuna çok güvenen imparator bu öneriyi geri çevirdi. İki ordu Malazgirt yakın­larındaki Rahba düzlüğünde karşı karşıya geldiler. 200 bin kişilik Bizans ordusuna karşılık Selçuklu ordusu çoğu atlı 60 bin ask’erden oluşuyordu. Ama savaş deneyimi çok daha fazla olan Selçuklu ordusu çeşitli savaş taktikleriyle Bizans ordusunu önce şa­şırttı ve yordu, ardından da bir kuşatma harekâtına girişerek dağıttı. İmparator Ro­men Diyojen de tutsak düştü. Alp Arslan imparatora iyi davranarak Bizans’la kalıcı bir barış yapmak istedi. Romen Diyojen her yıl vergi ödemeyi, Bizans’ın elindeki Müslüman tutsakları salıvermeyi, başka düşmanlara kar­şı Selçuklular’a askeri yardımda bulunmayı ve Konstantinopolis’e (İstanbul) dönüp yeniden tahta çıkmayı başarırsa Antakya, Urfa, Mün-biç ve Malazgirt kalelerini Selçuklular’a bı­rakmayı kabul etti. Bu anlaşma üzerine ser­best bırakılan Romen Diyojen Konstantino­polis’e dönmeyi başaramadı. Bizans tahtını ele geçiren VII. Mikhael Dukas, Romen Diyojen’in yaptığı anlaşmayı tanımadığını açıklayınca Alp Arslan, Selçuklu beylerine Anadolu’yu ele geçirmeleri buyruğunu verdi. Kısa sürede Orta ve Doğu Anadolu’da Daniş-mendliler, Mengücekler, Saltuklular, Dilmaç­oğullan, İnaloğulları, Ahlatşahlar, Artuklu-lar gibi beylikler kuruldu. Suriye üzerinden harekete geçen Kutalmışoğlu Süleyman Şah da Orta ve Batı Anadolu’yu fethederek 1075’te Anadolu Selçuklu Devleti’ni kurdu. Ayrıca bak. Alp Arslan; Anadolu Beylİkleri; anadolu selçuklu devleti.

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?