Muhammed Rıza Pehlevi Kimdir? İran’ın Son Şah’ının Hayatı ve Dönemi

0

Muhammed Rıza Pehlevi Kimdir? Son İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi hayatı, biyografisi, dönemi, siyasi kariyeri hakkında bilgi.

Muhammed Rıza Pehlevi

Kaynak: pixabay.com

Muhammed Rıza Pehlevi; İran şahıdır (26 Ekim 1919, Tahran, İran – 27 Temmuz 1980, Kahire, Mısır). Muhammed Rıza Şah Pehlevi), 1941’den İran Devrimi sırasında 1979’da devrilmesine kadar hüküm süren İran’ın son Şahıydı. 1925’ten 1979’a kadar süren Pehlevi hanedanının ikinci ve son hükümdarıydı. Tartışmalı bir figürdü ve saltanatına siyasi kargaşa, ekonomik gerileme ve insan hakları ihlalleri damgasını vurdu. Ocak 1979’da sürgüne zorlandı ve 1980’de Mısır’da öldü.

Rıza Şah Pehlevi’nin en büyük oğludur. İsviçre’de özel öğrenim gördükten sonra 1936’da ülkesine dönerek Tahran Askeri Akademisi’ni bitirdi. 1938′ de teğmen rütbesiyle orduya katıldı; Aynı yıl ilk evliliğini, Mısır Kralı Faruk’un kızkardeşi Prenses Fevziye ile yaptı. 1941’de babası Rıza Şah’ın Almanya ile birleşmesinden korkan SSCB ve Büyük Britanya, İran topraklarına girerek Rıza Şah’ı tahttan indirmeye zorlayınca babasından boşalan tahta çıktı (Eylül 1941). Ocak 1942’de SSCB ve Büyük Britanya ile bir antlaşma imzaladı. Buna göre, iki ülke en kısa zamanda askerlerini İran’dan çekecek, buna karşılık İran, Müttefiklerin yanında savaşa katılacaktı.

Eylül 1943’te Müttefiklerin yanında savaşa giren İran’ın, zaten bozuk olan ekonomik durumu, savaştan sonra daha da bozuldu. Şah, bu sorunu çözümlemek için ABD’ye başvurdu. Ekim 1945’te imzalanan bir antlaşmayla İran, ABD’ den önemli bir askeri yardım ve kredi sağladı. 1948’de ilk eşinden ayrıldı ve ikinci evliliğini, 1951’de Süreyya İsfendiyari ile yaptı. Şubat 1953’te, Başbakan Musaddık ile anlaşmazlığa düştü. Musaddık’ın petrolü devletleştirme politikasına karşı çıkarak onu görevden almak istedi. Ancak başaramayınca ülke dışına kaçtı (Ağustos 1953). ABD desteğiyle, birkaç gün sonra geriye dönerek yönetimi yeniden ele geçirdi.

Başbakanlığa Ardeşir Zahidi’yi getirdi. Yoğun bir tutuklama kampanyası başlatarak baskıcı bir yönetim kurdu. 1956’da, ABD’nin de yardımıyla gizli haberalma örgütü SAVAK’ı kurdu. 1958’de ikinci eşi Süreyya’dan çocuğu olamaması nedeniyle ayrılarak Farah Diba ile evlendi. İç politikada daha ulusçu ve reformcu bir anlayışa doğru yönelerek 1963’ten sonra “Beyaz/Ak Devrim” adını verdiği toplumsal ve ekonomik bir geliştirme programını başlattı. Bunun bir aldatmaca olduğunu ileri süren öğrencilerin ve dinci grupların tepkisiyle karşılaştı. Tüm ülkeye yayılan gösterileri kanlı bir biçimde bastırınca 4.000 kişi yaşamını yitirdi (Haziran 1963). Ertesi yıl, İran’ da yaşayan ABD’lilere tam bir dokunulmazlık tanıyan yasayı parlamentoya onaylatınca bu durum, büyük kentlerde ayaklanmalara yol açtı. 1965 Nisanında bir suikastten kurtuldu.

1960’lı yıllarda Batı ülkelerinin yanı sıra SSCB ile de ilişkilerini geliştirdi. 1967′ de taç giyerek veliaht sahibi İran hükümdarlarına verilen “şehinşah” ünvanının aldı. 1971’de düzenlediği bir törenle, Pers İmparatorluğu’nun 2500’üncü kuruluş yıldönümünü görkemli törenlerle kutladı. 1975’te, iki partili rejime son vererek ülkenin tek siyasal partisi Ulusal Diriliş Partisi’ni (Ranthakiz) kurdu. SAVAK’ın yardımıyla sürdürdüğü baskı politikasına karşı, muhalefet grupları 1977 sonlarına doğru gittikçe güç kazandı. Paris’te sürgünde yaşayan Şii lider Ayetullah Humeyni, Şah’a karşı mücadelenin simgesi durumuna geldi (1978). Şah karşıtı tüm güçlerin de Humeyni ile işbirliğine girişmesi üzerine başlayan ayaklanma ve karışıklıklar, dört hükümetin düşmesine neden oldu. İktidarının sarsılmaya başladığını gören Şah, 16 Ocak 1979’da ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. İktidardan resmen çekildiğini açıklamadıysa da, 1 Nisan’da İran İslam Cumhuriyeti kuruldu.

Şah, Mısır, Fas, Bahama ve Meksika’ya gittikten sonra, kanser tedavisi için ABD’ye geçti (Ekim 1979). Kasım 1979’da, İranlı öğrenciler, Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’ni işgal ederek 50 ABD’ liyi rehin aldılar ve Şah ile değiştirmek istediler. Bu önerinin geri çevrilmesinden kısa bir süre sonra, ABD Hükümeti, Şah’ın oturma izninin uzatılmayacağını açıklayınca, önce Panama’ya, ardından Kahire’ye gitti. Kahire’de tedavi gördüğü hastanede öldü.

Kaynak 2

Rıza Pehlevi; İran şahıdır (Savad Küh/Mazenderan 1878-Johannesburg/ Güney Afrika 1944).

23 yaşında bir Kazak tugayına katıldı, kısa zamanda yükselerek tugayın komutanlığını üstlendi. 21 Şubat 1921’de tugayı ile Tahran’ı basarak, Ahmet Şah Hükümeti’ni devirdi ve yeni kurulan hükümette savunma bakanlığına getirildi. Kısa zamanda orduyu denetim altına aldıktan ve Başbakan Tobatobai’yi etkisiz bir konuma ittikten sonra, 1923’te başbakanlık görevini üstlendi. 1925’te şah ilan edildi. Ülkenin tek yöneticisi olduktan sonra o dönemde yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ndeki uygulamaların da etkisiyle bir dizi reform uygulamaya koydu. 1928’de kapitülasyonları ve yabancı devletlerin yurttaşlarına tanınan ayrıcalıkları kaldırdı. Ülke içinde ayrı birer devlet görünümünde olan kabilelerle savaşarak onları silahsızlandırdı. Kara ve demiryolları yapımını hızlandırdı.

Hukuk sisteminde değişiklik yaparak Fransız hukuk sistemini kabul etti, din adamlarının etkilerini azaltmaya çalıştı. Eğitime önem verdi. İlk ve orta öğrenim kurumlarının yanında Tahran Üniversitesi’ni kurdurdu. Atatürk devrimlerinden etkilenerek bunları örnek aldı. 1934’te yapılan yenilikleri görmek amacıyla Türkiye’ye gelerek Atatürk’ün konuğu oldu. ikinci Dünya Savaşı sırasında tarafsızlığını ilan etmekle birlikte Almanya yanlısı bir politika izlemesi Müttefiklerin tepkisine yol açtı. Müttefiklerin SSCB’ye gönderdikleri yardımın İran’dan geçmesine izin vermemesi üzerine, Ağustos 1941’de SSCB kuzeyden, İngiltere ise güneyden İran topraklarına girerek onu tahttan çekilmeye zorladılar. Bir süre direndiyse de Eylül 1941’de tahtını oğlu Muhammet Rıza Pehlevi’ye bırakarak ülkeden uzaklaşmak zorunda kaldı. Önce Moritus Adaları’na, sonra da Güney Afrika Cumhuriyeti’ne gitti ve burada öldü.


Leave A Reply