Muhsin Ertuğrul Kimdir?

1

Muhsin Ertuğrul Kimdir? Muhsin Ertuğrul hayatı, biyografisi, filmleri, eserleri hakkında bilgi.

Muhsin Ertuğrul

Advertisement

Muhsin Ertuğrul Kimdir?

Türk tiyatrosunun ünlü aktör ve rejisörüdür. İstanbul’da doğdu. Babası, Hariciye Nezareti veznedarlarından Hüseyin Hüsnü Bey’di.

Muhsin, önce Askerî Rüştiye’de, sonra Mercan İdadisi’nde okudu. Tiyatroya heves etti. Çok genç yaşta yurt dışına gitti. Viyana, Berlin, Paris, Stockholm ve Moskova’da tiyatroyla, sinemayla meşgul oldu. Almanya’dayken Ufa Stüdyoları’nda çalıştı.

Memlekete döndüğü zaman, kurulmuş olan Dârülbedayi’de (bugünkü Şehir Tiyatrosu) tercüme ve telif eserler oynatmaya, aktör sıfatiyle rol almaya başladı. Bir yandan da, yeni yeni uyanmaya başlayan ilk Türk filimciliğinin denemelerine de katılıyordu.

Muhsin Ertuğrul bir ara Dârülbedayi’den ayrılarak arkadaşları ile bir başka tiyatro topluluğu meydana getirdi. Daha sonra, yeniden Fransa ve Almanya’ya gitti. 1924-1927 yılları arasında birkaç filim çevirdi. O zamanlar, «Kız Kulesi Faciası», «Ateşten Gömlek» gibi filmlerle şöhreti artmıştı. Dârülbedayi’deyken yaptığı «Cehennem», «Renkli Fener» gibi adaptasyonları ile daha ziyade dram sanatına yönelişi zamanın zevkine ve icaplarına uygun düşüyordu.

Advertisement

Ertuğrul, sesli filmin memlekete girmesini, İpek-Film Şirketi’nin Alman Tobis-Klang-film cihazları ile stüdyo âçmasını sağlayanlar arasındadır. İlk Türk operet filmlerinde de rejisörlük etmiştir. Sonradan, uzun müddet sinemayı bıraktığı halde 1953’te «Halıcı Kız» la ilk renkli Türk filmini de o çevirdi.

Muhsin Ertuğrul’un tiyatromuza hizmetleri çoktur. Bir yandan Shakespeare, Ibsen, Strindberg gibi klâsikleri eserleriyle tanıtarak gerek oyuncuların, gerek seyircinin yetişmesine gayret ederken, öte yandan basında, çoğu bilgisiz kimselerin kaleminden çıkma ileri geri yazılara sert karşılıklar veriyor, okurları uyarmaya çalışıyordu. Böylece, Ankara Devlet Konservatuvarı’nın açılışına kadar, İstanbul’da halk tiyatrosu dışında bir geleneğin kurulmasına çalıştı.

Bir müddet, Devlet Tiyatroları Umum Müdürü olarak Ankara’da vazife alan Muhsin Ertuğrul, sonradan işinden uzaklaştırıldı, İstanbul’a gelerek Küçük Sahne’yi kurdu. Yıllarca, Muhsin’in rejisörlüğü altında çalışan bu tiyatroda çağdaş yazarların da çok değerli eserleri sahneye konuldu.

Muhsin Ertuğrul, uzun bîr aradan sonra tekrar İstanbul Şehir Tiyatrolarının başına, baş rejisör olarak getirildi. 1961 yılının 19 ağustosunda, Rumelihisarı’nın burçları arasında, yani tarihi ve doğal dekor ortasında Shakespeare’in «Hamlet» ini de oynatarak, tiyatromuzda yeni bir çığır açmış oldu.

Kaynak – 2

Muhsin Ertuğrul tiyatro yöneticisi, sinema ve sahne oyuncusudur. (İstanbul 1892-İzmir 1979)

Soyadı yasasından önce adı Ertuğrul Muhsin idi. Soyadı yasasından sonra adı ile soyadının yerini değiştirdi. 1909’da, Burhaneddin Kumpanyası’nda oyunculuğa başladı. 1911 ve 1913’te tiyatro öğrenmek için Paris’e gitti. Dönüşünde İstanbul’da kendi adına oyunlar sahneledi, Darülbedayi’nin hazırlık dönemine katıldı. 1917-1921 arasında üç kez kaldığı Berlin’de, daha çok sinemayla ilgilendi, oyunculuk, yapımcılık, yönetmenlik yaptı. Türkiye’nin ilk yapımevi olan Kemal Film adına, 1922-1924 arasında altı filmi yönetti.

Advertisement

Ardından Şehzadebaşı Ferah Tiyatrosu’nda dünya edebiyatının yirmi kadar seçkin oyununu sahneledi. 1923’te, SSCB’ye giderek dört yıl kaldı. Tiyatro incelemeleri yaparken geçimini sağlamak için sinemayla uğraştı, iki sessiz film yönetti: Tamilla (1927), Spartaküs (1927). 1927’de, İstanbul’a döndüğünde belediye tiyatrosu Darülbedayi’nin yöneticliğine atandı. 1947’ye kadar süren bu dönem, Türk Tiyatrosu’nun aşama yılları oldu.

Batı Tiyatrosu

Yakından incelediği Batı tiyatrosunu, oyunculuk üslubunu, sahne işleyişini, gerçekçilik eğilimlerini ve disiplin anlayışım İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda uygulamaya koyuldu. Geleceğin seyircisini yetiştirmek amacıyla 1935’te ilk çocuk tiyatrosunu kurdu. Ankara ve İstanbul’a birçok tiyatro salonu kazandırarak halk kitlesine kültür hizmeti götürdü. Belli başlı Anadolu kentlerinde devlet tiyatrosunun şubelerini açtırdı.

O dönemde Türkiye’nin tek sinema yönetmeni olarak çalışmalarını sürdürdü. Yönettiği 20 kadar filmin kimisinde oyunculuk da yaptı. İlk renkli Türk filmi olan Halıcı Kızın (1953) başarısızlığı üzerine sinemadan kesinlikle uzaklaştı. Bir bankanın parasal desteğiyle kurduğu, Batılı anlamdaki ilk özel tiyatro olan Küçük Sahne’nin başında üç yıl (1951-1954) kaldı. 1948-1951 ve 1954-1958 arasında Ankara Devlet Tiyatrosu genel müdürlüğünü yaptı. Kendi adıyla ve takma adlarla (Servet Moray, Nabi Zeki) birçok oyun çevirdi, güncel basında tiyatro konulu yüzlerce yazısı yayımlandı.

1941’de kurduğu Perde ve Sahne dergisiyle büyük bir boşluğu doldurdu. Yazılarından bir seçme, kitap olarak basıldı: İnsan ve Tiyatro Üzerine Gördüklerim (1975). 1979’da Ege Üniversitesi’nce “fahri doktor” sanı verildi. Ölümünden sonra, Şehir Tiyatroları Harbiye Bölümü’ne Muhsin Ertuğrul tiyatrosu adı verildi. Anılarını derlediği Benden Sonra Tufan Olmasın adlı kitap özel bir kuruluşun kültür yayınlarınca bastırıldı (1989).

Başlıca filmleri:

Boğazçi Esrarı / Nur Baba (1922); Ateşten Gömlek (1923), Sözde Kızlar (1924); Ankara Postası (1928); İstanbul Sokaklarında (1931); Bir Millet Uyanıyor (1932); Cici Berber (1933); Leblebici Horhor (1934); Aysel (1934); Aynaroz Kadısı (1938); Bir Kavuk Devrildi (1939); Şehvet-Kurbanı (1940); Kahveci Güzeli (1941); Yayla Kartalı (1945).

Bir Millet Uyanıyor, Muhsin Ertuğrul’un en iyi filmlerinden biridir. Tiyatro havasından sıyrılmış gerçekçi sahne düzenlemeleri, sinematografik değerler taşıyan sanatsal kurgulama, görüntü yönetmeni Cezmi Ar ile Ertuğrul’un Kurtuluş Savaşı’na çektikleri gerçek Mustafa Kemal, İsmet ve Kazım Karabekir Paşa bölümlerinin filmin akışı içinde ustaca kullanılışı, filme değer kazandırmaktadır.


1 Yorum

Reply To ilayda Cancel Reply