Mülk Suresi Hakkında Bilgi

0

Mülk Suresi nedir? Mülk Suresi ne zaman ve nerede indirilmiştir, kaç ayetten oluşur? Mülk suresinin konusu ve anlamı hakkında bilgi

Mülk Süresi

Mülk Suresi Hakkında Bilgi

Mülk Suresi; Kuran-ı Kerim’in 67. sûresidir. 30 ayetten oluşur. Mekke’de inmiştir. Arapça mülk sözcüğü “egemenlik kullanma yetkisi” anlamını taşır. Sûrenin ilk ayeti bu sözcükle başladığından sûre bu adla bilinir. Tebareke Sûresi de denir. Sûrenin Vâkiye, Münciye, Mania gibi başka adları da vardır. Sûre, Tanrı’nın yüceliğinden ve kâfirlerin cehennemde nasıl cezalandırılacaklarından söz eder.

Sureye göre Dünya seması kandiller (yıldızlar) ile donatılmıştır ve bu yıldızlar aynı zamanda hırsız şeytanları kovmak için kullanılan sapan taşlarıdır. (Ayet 5) Çıplak gözle bakıldığında bir yıldızın kayması olarak algılanan ve halk dilinde ‘yıldız kayması’ olarak isimlendirilen meteor düşmeleriyle bağlantılı olan ifadeler bu yanılsamadan dolayı yıldızlara atfedilerek kullanılmaktadır.

Gökcisimleri Kur’anda Güneş, Ay ve yıldızlardan ibarettir. Kur’anda yıldızlarla ilgili bazı ifadeler teşbihi ifadeler olmakla birlikte, 7 kat gök ile, yıldızların Dünya semasına yerleştirildiği ve onların aynı zamanda şeytanlara atılan taşlar (Mülk ve Cin sureleri) olduğu ifadelerini teşbih olarak algılamak mümkün değildir. Ayrıca bu evren içerisinde melekler, ifritler, cinler, şeytanlar gibi mitolojik yaratıklar bulunur.

Mülk Suresi Anlamı

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla

1. Mülk elinde olan Allah, yücedir ve O’nun her şeye gücü yeter.

2. O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.

3. O ki, birbiri ile âhenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahmân olan Allah’ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?

4. Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz âciz ve bitkin halde sana dönecektir.

5. Andolsun ki biz, en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.

6. Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. O, ne kötü dönüştür!

7. Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.

8. Neredeyse cehennem öfkesinden çatlayacak! Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara: Size, korkutucu bir peygamber gelmemiş miydi? diye sorarlar.

9. Onlar şöyle cevap verirler: Evet, doğrusu bize, korkutan bir peygamber gelmişti; fakat biz yalan saymış ve: Allah’ın bir şey gönderdiği yok; siz olsa olsa büyük bir sapıklık içindesiniz! demiştik.

10. Ve: Şayet kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli cehennemin mahkûmları arasında olmazdık! diye ilâve ederler.

11. Böylece günahlarını itiraf ederler. Artık uzak olsun, o alevli cehennemin mahkûmları!

12. Fakat daha görmeden Rablerinden korkanlara gelince, onlar için gerçekten hem bağışlanma hem de büyük mükâfat vardır.

13. Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; bilin ki O, kalplerin içindekini bilmektedir.

14. Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.

15. Yeryüzünü size boyun eğdiren O’dur. Şu halde yerin omuzlarında dolaşın ve Allah’ın rızkından yeyin. Dönüş ancak O’nadır.

16. Gökte olanın, sizi yere batırıvermeyeceğinden emin misiniz? O zaman yer sarsıldıkça sarsılır.

17. Yahut gökte olanın üzerinize taş yağdıran göndermeyeceğinden emin misiniz? İşte tehdidimin ne demek olduğunu yakında bileceksiniz!

18. Andolsun ki, onlardan öncekiler de yalan saymışlardı; ama benim karşılık olarak verdiğim azap nasıl olmuştu!

19. Üstlerinde kanatlarını aça-kapata uçan kuşları görmediler mi? Onları Rahmândan başkası tutmuyor. Şüphesiz O her şeyi görmektedir.

20. Rahmân olan Allah’a karşı şu size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? İnkârcılar ancak derin bir gaflet içinde bulunmaktadırlar.

21. Allah size verdiği rızkı kesiverse, size rızık verebilecek olan kimdir? Hayır, onlar azgınlık ve nefrette direnip durmaktadırlar.

22. Şimdi, yüz üstü kapanarak yürüyen mi yere daha iyi erişir, yoksa doğru yolda düzgün yürüyen mi?

23. De ki: Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O’dur. Ne az şükrediyorsunuz!

24. De ki: Sizi yeryüzünde çoğaltıp yayan O’dur; ancak O’nun huzuruna gelip toplanacaksınız.

25. “Doğru sözlü iseniz, bu tehdit hani ne zaman?” derler.

26. De ki: O bilgi, ancak Allah’a mahsustur. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.

27. Ama onu yakından gördükleri zaman, inkâr edenlerin yüzleri kararacak ve : İşte sizin isteyip durduğunuz budur! denecektir.

28. De ki: Allah beni ve beraberimdekileri yok etse veya bizi esirgese, inkârcıları yakıcı azaptan kurtaracak kimdir?

29. De ki: O çok esirgeyicidir; biz O’na iman etmiş ve sırf O’na güvenip dayanmışızdır. Siz kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!

30. De ki: Suyunuz çekiliverse, söyleyin bakalım, size kim bir akar su getirebilir?






Bir Yorum Yazmak İster misiniz?