Öğretmenlik Mesleği – Dünyada ve Ülkemizde Öğretmenlik

0
Advertisement

Öğretmenlik nedir? Öğretmenlik mesleği ile ilgili olarak ansiklopedik bilgiler. Dünyada ve Türkiye’de öğretmenlik mesleğinin geçmişi hakkında bilgiler.

Öğretmenlik, öğretim etkinliğinde uzmanlaşmış bireylerce uygulanan meslek. Öğretmenlerin mesleki sorumlulukları ülkeden ülkeye ve öğrencilerinin yaş gruplarına göre değişir. Öğretmenlerin genel sorumluluk alanları, okulda olduğu kadar toplum içinde de etkin ve kimi zaman çatışan roller almalarını gerektirir. Anne baba rolü üstlenme, sırdaşlık, disiplinlilik, toplum önderliği ve örnek davranışlarda bulunma öğretmenlerden beklenen davranışlar arasındadır. Bütün dünyada öğretmenlerin yaklaşık üçte ikisi kadındır ve çoğu ilköğretimde görev alır. Modern toplumlarda, öğretmenler başarılı bir hizmet döneminden sonra genellikle belirli koruyucu haklar kazanırlar; yetersiz ya da ahlak bakımından sakıncalı oldukları kanıtlanmadıkça görevden alınamazlar.

Öğretmenlik İle İlgili Resimli Sözler

Yükseköğretim düzeyinde görev yapan öğretmenlerin ücret düzeyleri ve toplumsal statüleri daha yüksek, çalışma olanakları da daha geniştir. Ayrıca ders programlarının hazırlanması ile öğretim yöntemleri, ders kitapları ve ders araçlarının seçiminde görece özgür davranabilirler, ulusal ve uluslararası özel meslek örgütlerine üye olabilirler. Bu düzeyde görev yapanların, sınıftaki öğretmenlik sorumluluklarıyla doğrudan ilgili olmasa da sürekli araştırma yapmaları ve bunları yayımlamaları beklenir. Görece yeni bir meslek olan öğretmenlik bazı toplumlarda hâlâ profesyonel bir uğraş konumuna gelememiştir.

Çocuklara nasıl davranmaları, nasıl düşünmeleri ve neye inanmaları gerektiğini eskiden aileleri, yaşlılar, dinsel önderler ve bilge kişiler öğretirdi.

Böylece kendi kültürlerinin inançlarını, bilgi birikimini ve söylencelerini öğrenen çocuklar yetişkinlerle birlikte ortak toplumsal etkinliklere katılırlardı. Öğretmenlerinin yöntemlerini öğrenme ve uygulamada başarılı olan gençler daha sonra öğretmenliğe başlardı. Almanya 18. yüzyılda öğretmenlerin eğitimi konusunda ilk kez resmî ölçütler getirerek başka ülkelere de örnek oldu ve öğretmenliğin bir meslek olarak yerleşmesinde önemli rol oynadı. 19. yüzyılda sanayileşmenin hızlanması ve okul kavramının evrenselleşmesiyle bu alanda yeni gelişmeler oldu.

Advertisement

Öğretmenlik İle İlgili Resimli Sözler

Günümüzde gelişmiş ülkelerdeki öğretmenlerin çoğu yükseköğrenim mezunudur. Ama öğretmenlik yçterliği için her ülkede değişik koşullar aranır. İngiltere ve Fransa’ da öğretmenlik yeterliği ulusal ölçütlere bağlanmışken, ABD, Kanada ve Avustralya’da her eyaletin ya da bölgenin kararına bırakılmıştır.

20. yüzyılda bir yandan öğretmenlik eğitiminin niteliği yükselirken, bir yandan da öğretmenliğin bir meslek olarak tanınması yolunda çabalar harcandı. Öğretmenler örgütlenerek toplumsal konumlarını, çalışma koşullarını ve genel olarak eğitimin niteliğini yükseltmeye çalıştılar. İlk meslek kuruluşları okul türüne ya da özel konulara göre örgütleniyordu. Bu grupların daha sonra ulusal örgütler içinde birleşmesiyle birçok ülkede, tüm öğretmenlerin genellikle zorunlu üye olarak aidat ödediği büyük dernekler ya da sendikalar doğdu. İlk ve orta öğretimdeki ulusal öğretmen örgütlerinin uluslararası bir federasyon içinde birleşme çabaları sonucunda sosyalist ülkelerde Dünya Öğretmen Sendikaları Federasyonu, sosyalist olmayan ülkelerde de Dünya Öğretmen Örgütleri Konfederasyonu kuruldu.

Türkiye’de Öğretmenlik Mesleğinin Geçmişi

Türkiye’de modern anlamda öğretmen yetiştiren ilk kurumlar, ilki 1848’de rüştiyelere erkek öğretmen yetiştirmek üzere Darülmuallimin-i Rüşdi adıyla kurulan darül-mualliminler ve kadın öğretmen yetiştiren darülmuallimatlardı. İlk ve orta öğretime öğretmen yetiştiren bu okulların yerini Cumhuriyet’in ilanından (1923) sonra erkek muallim mektepleri (erkek öğretmen okulları) ve kız muallim mektepleri (kız öğretmen okulları) aldı (bak. öğretmen okulu). Mustafa Necati’nin maarif vekilliği (milli eğitim bakanlığı) sırasında çıkarılan 1926 tarihli ve 789 sayılı yasayla öğretmen yetiştiren iki tür kurum öngörüldü: Kent için ilk muallim mektepleri, köy için köy muallim mektepleri. Öğretmen gönderile-meyen küçük köyler için de köy eğitmeni adıyla geçici öğretmen yetiştirme yoluna gidildi. Köy eğitmen kursları sonraki yıllarda kurulan ve köy öğretmeni ile eğitmenlerini yetiştiren Köy Enstitüleri’nin çekirdeğini oluşturdu.

Advertisement

Öğretmenlik İle İlgili Resimli Sözler

1973’te yürürlüğe giren Milli Eğitim Temel Kanunu’nda öğretmenlik devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üstlenen özel bir ihtisas mesleği olarak tanımlandı; bütün kademelerdeki öğretmenlerin de yükseköğretim görmesi zorunluluğu getirildi. Öğretmen okullarının tümü 1983’te üniversitelere bağlandı.

Öğretmen açığı nedeniyle, özellikle yaygın-eğitimde ve Milli Eğitim Bakanlığı dışındaki kurumlarda öğretmenlik eğitimi görmeyenler de bu mesleği uygulamaktadır. 1990-91 verileriyle Türkiye’de öğretmenlerin öğretim kademelerine dağılımı şöyledir: Okulöncesi eğitim 6.698, ilkokul 233.441, ortaokul 45.920, genel lise 62.125, mesleki ve teknik lise 47.851, üniversite öğretim üyesi 11.070.

Türkiye’de ilk öğretmen örgütü 1908’de İstanbul’da, Encümen-i Muallimin adıyla kuruldu. Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara’da etkinlikte bulunan Türkiye’de Muallimler ve Muallimeler Cemiyetleri Birliği, bir süre Ankara valiliğinin kararıyla kapatılmasına karşın, savaştan sonra yeni devletin kuruluşuna önemli katkılarda bulundu. 1932’de bütün örgütleri kapatılan öğretmenler 1948’de Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu adıyla merkezî bir birlik altında toplandılar.

Advertisement

Türkiye’de öğretmenlerin ilk büyük kitlesel mesleki örgütlenmesini, 1961 Anayasasının tanıdığı haklardan yararlanarak 1965’te kurulan Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) gerçekleştirdi. Anayasada 1971’de yapılan değişikliklerle kamu görevlilerinin sendika kurmasının yasaklanması üzerine TÖS kapandı. Aynı yıl öğretmenlerin mesleki haklarını savunmak amacıyla Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) kuruldu. Bu dernek de 12 Eylül 1980’den sonra kapatıldı, tüm mal varlığı hazineye devredildi. Sıkıyönetim mahkemelerinue bazı TÖB-DER yöneticileri hapis cezalarına çarptırılırken, daha sonra sivil mahkemelerde yargılanan dernek yöneticileri aklandılar.


Leave A Reply