Orhan Kemal Hayatı ve Eserlerinin Kısa Özetleri

0

Orhan Kemal kimdir? Orhan Kemal Hayatı, biyografisi, eserleri, kitaplarının kısa özetleri hakkında bilgi.

orhan-kemal
Orhan Kemal;
yazardır (Adana 1914-Sofya 1970).

Asıl adı: Mehmet-Raşit Öğütçü. Hukukçu Abdülkadir Kemali’nin oğludur. 1930’larda Adana’ da kurduğu Ahali Cumhuriyet Fırkası hükümet tarafından kapatılınca Suriye’ ye geçmek zorunluluğunu duyan baba, ailesini de yanına aldırınca Orhan Kemal çocukluk yıllarını orada geçirdi, öğrenimi eksik kaldı. 1932’de Adana’ da en küçük işlerden başlayarak bulduğu her olanağı kullandı, futbola bağlandı, ilk özyaşam romanlarına konu yaptığı (Baba Evi, 1949, Avare Yıllar, 1950) bu dönemin izlenimlerini kendisi dile getirdi. Yabancı rejimler yararına propaganda yaptığı suçlamasıyla yargılandı (1938), beş yıl hapisle cezalandırıldı (1939), Bursa cezaevindeyken eserlerine hayranlık duyduğu Nazım Hikmet ile arkadaşlık yapmak olanağına kavuştu (1940-1943), hapisten çıktıktan sonra yazarlığı amaç edindi. Çağrılı olarak gittiği Bulgaristan’da beklenmedik bir anda öldü, yurda getirilen cenazesi, büyük halk katılışıyla Zincirlikuyu’ya kaldırıldı (öl. günü, 2 Haziran).


Öykü ve roman ustası Orhan Kemal, özyaşamsal doğrular taşıyan dizisini yürütürken (Cemile, 1952; Dünya Evi, 1960; Bir Filiz Vardı, 1965..) aynı gerçekçi tutumu uygulandı. Gözlem gücü, kişilerini canlandırma yetisi, büyük konuşturma ustalığı, ödün vermez ülkücülüğü ve sorunsal konuları aydınlık bir yorumla sergileyen sorumluluğuyla 20. yüzyıldaki roman gelişiminin en belirgin yönlerinden birini gerçekleştirdi; halktan yana, halk için, halkı yaşatarak canlı bir dünya getirdi edebiyatımıza. Öyküleri, kısalığı oranında güçlü, özlü ve etkili, kendinden kurtulmuş bir yazarın toplumunu tarama dikkatinden doğan örnekler derlemesidir: Ekmek Kavgası (1949), Sarhoşlar (1951), 72. Koğuş (1954), Grev (1954), Arka Sokak (1956), Kardeş Payı (1957), Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı, (1958) Babil Kulesi (1957), Dünyada Harp Vardı (1963), İşsiz (1966), Önce Ekmek (1968; ikinci kez Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı, 1969; TDK Hikâye Ödülü, 1969). İnci’nin Maceraları (öl. s. 1971-1976) vb.

Sürekli basımı süren, tükendikçe yenilenen romanları ise; uçarı delikanlıların gençlik rüzgârlarından başlayarak ekmek yolunda olmadık düzenlere başvuran sapmış kişilerin portrelerine, inanılmaz bir güçle canlandırdığı görev adanışlarından (Murtaza) genç kız düşlerine, ırgatlık nasibine giden köy yolcularının yazgılarından işçi sorunlarına, toprak ağalarının tutkulu isteklerinden namus kavgacılarına kadar her konudan Türkiye’nin insanlarını getirdi, vaktinde okuttu, okuyucusunu da eğitip öğretmek sorumluluğunu yüklendi.

Orhan KemalBaşlıcaları: Murtaza (1952), Bereketli Topraklar Üzerinde (1954), Suçlu (1957), Devlet Kuşu (1958), Vukuat Var (1959), Gâvurun Kızı (1959), Küçücük (1960), El Kızı (1960), Hanımın Çiftliği (1961), Eskici ve Oğulları (1962, sonraki basımlarda: Eskici Dükkânı, Gurbet Kuşları (1962), Sokakların Çocuğu (1963), Mahalle Kavgası (1963), Kanlı Topraklar (1963), Müfettişler Müfettişi (1966), Yalancı Dünya (1966), Evlerden Biri (1966), Arkadaş Islıkları (1968), Sokaklardan Bir Kız (1968), Üç Kâğıtçı (1969), Kötü Yol (1969), Kaçak (öl.s. 1970). Kendi ürünlerinden derlediği oyunları: 72. Koğuş (Ankara SSD yılın en iyi oyun yazarı ödülü, 1967), Bekçi Murtaza, Eskici Dükkânı. Ailesinin örgütlediği Orhan Kemal Ödülü, 1971’den bu yana aksamadan sürmektedir.

Başlıca eserlerinin özetleri:
Avare Yıllar, yazarın özyaşam öğeleri taşıyan ilk romanlarının (Baba Evi, 1949) ikincisi (1950). “Küçük Adamın Notları” ortak başlığıyla basılan bu romanda da yazar, ailece bulundukları Beyrut’tan Adana’da babaanne evine dönüş yıllarını, okulu ihmal eden sorumsuz gençliğini, mahalle maçlarında, kahvelerde sürüp giden dağınıklığını betimler; kâtip olarak çalıştığı fabrikadaki sevdiği işçi kızla gerçekleştirdiği coşku evliliğini anlatır; hiçbir destek almadan kurulan bu aşk yuvası (1937) her şeye karşın mutluluk içindedir (bu konuyu sürdüren özyaşamsal üçüncü kitap Dünya Evi-1958’de basıldı; 1952 basım tarihli Cemile ise, yazarın eşinin daha önceki yaşamına geniş yer verir).

Baba Evi, ilk romanı, “Küçük Adamın Notları” dizi başlığıyla basılan ve özyaşam öyküsünün birinci cildini oluşturan kitap, yazarın ilk gençlik eşiğindeki çocukluk yıllarını konu edinir. Suriye ve Lübnan’ da geçirilen (1931-1932) bu birkaç yılı Orhan Kemal içtenlik ve yalınlıkla anlatır; gurbet yalnızlıklarını ev yoksulluğunu, çetin iş koşullarını etkili izlenimlerle canlandırır. Babasının izniyle Adana’ya dönünceye (1932) kadar geçen günlük yaşamı romanlaştırmadaki gücü, toplu bir okur ilgisi uyandırdı; yazarına ilk ününü kazandırdı.


Bereketli Topraklar Üzerinde, köy kıtlığından emek ücreti umuduyla Çukurova’ya inen İflahsızın Yusuf, Pehlivan Ali, Köse Hasan, en ağır ve kısır çalışma koşulları içinde düzence sömürülürler. İlk kez kent gören deneysizlikleriyle yoksulluk ve iş kazasında iki ölü verirler; Orta Anadolu köyüne dönebilen yalnız iflahsızın Yusuf tur. Bu romandaki köylü-işçilerin bilinçsizlik döneminden sonra Yusuf un oğlu Memed büyük kente geçecek; yazar, bu yeni kuşağın gecekondu yazgısını anlatacaktır: Gurbet Kuşları (1962). KİTABIN GENİŞ ÖZETİ İÇİN TIKLAYIN

Eskici ve Oğulları, Trablus Savaşı gazilerinden Topal Eskici zanaati olan kundura onarımıyla demirciliği geçim derdine kaynak yapmak ister. Adana’ da iki oğluyla birlikte çalışır. Koşulların değişimi, fabrika işi ucuz lastik ve ayakkabı yapımının artışıyla tarlaya traktörün girişi yüzünden ev külfetinin gereksinimlerini karşılayamaz olur, bir süre de pamuk tarlalarında ırgatlığa gidilir. Sarı sıcak, sıtma, besinsizlik, yeterince üretim sağlayamama gibi nedenlerle yenik ve yorgun, yoksun ve kırgın olarak yine kente dönerler. Borçları için dükkân satılır ve yeni günlerin getirdiği olanaklar başlar. Böylece yazar, tek tek çalışan küçük esnafla zanaatçiyi yeni toplumda bekleyen yargıya işaret eder, işçilik yazgısının vaktinin geldiğini belli eder.

Murtaza, mübadil olarak Anadolu’ya yerleştirilen (1927) Murtaza, verilen toprakta önce çiftçilik yapar, sıtma yüzünden kente taşınınca bekçiliğe geçer, işsiz kalınca bir çırçır fabrikasında gece bekçiliği işine alınır. İki kızının da çalıştığı fabrikadaki ödün vermez görev anlayışı, büyüklerine yaranma dikkati, titiz tutumu, doğru sözlüğüyle birlikte böbürlenme huyu yüzünden sevilmez; iş başında uyurken yakaladığı kızını dövdüğü için beyin kanamasından ölümüne neden olur. Ağız taklitleriyle birlikte çok ustaca çizilen kişiliği, diyalog canlılığıyla en bilinen romanlarından biri olduğu gibi sahnede ve perdede de ilgiyle izlendi.



Bir Yorum Yazmak İster misiniz?