Orkestrasyon Nedir? Hakkında Bilgi

0
Advertisement

Orkestrasyon nedir, nasıl yapılır? Orkestrasyonun özellikleri nelerdir, orkestra düzenlemesinin tarihçesi, hakkında bilgi.

Orkestrasyon

Orkestrasyon; orkestra düzenlemesi, çalgılama ve enstrümantasyon olarak da bilinir, bir müzik parçasının çeşitli çalgılar için düzenlenmesi ya da yazılmasıdır. Terim olarak genellikle, orkestra için yazılmış müzik parçasını belirtir. Başka bir anlamı da, orkestra düşünülmeden yazılmış bir parçayı (örn. bir piyano yapıtı) uygun orkestra çalgılarına dağıtmaktır.

Çoğu durumda orkestra düzenlemesi kompozisyon işinin bir bölümünü oluşturur, ama bu iki çalışmanın farklı gerçekleştirildiği durumlar da vardır. Örneğin Handel’in Messiah’ına (1741; Mesih), Mozart‘ın ya da J. S. Bach’ın yapıtlarına, 20. yüzyılın ilk yarısında Sir Edward Elgar, Arnold Schoenoerg ve daha birçoklarının yaptıkları orkestra düzenlemeleri böyledir. Orkestra şefleri de yorumladıkları yapıtların orkestrasyonunu değiştirmeye karar verebilirler. Ama bu uygulama günümüzde eskiden olduğu kadar tutulmamaktadır. Buna karşılık hafif müzik alanında bir ölçüde uzmanlaşma vardır; çoğunlukla besteci melodiyi yaratır, düzenleyici ise (aranjör) armoniyi ve orkestrasyonu yapar.

Orkestra düzenlemesi de orkestra gibi 17. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Claudio Monteverdi La favola di Orfeo (Orfeo Efsanesi) operasında yaylı, nefesli ve klavyeli çalgılardan oluşan büyük bir topluluğun çalmasını istemiş, ama çeşitli çalgıların nasıl kullanılacağını ayrıntılı olarak göstermemişti. Onun II combattimento di Tancredi e Clorinda’sı ise (Tancredi ile Clorinda’nın Dövüşü), yalnızca dört yaylı çalgı partisi belirtilmiş olmakla birlikte, ilk orkestra düzenlemelerinden biri sayılır.

Advertisement

Monteverdi‘den bu yana yaylı çalgılar orkestranın temeli kabul edilmiştir. 18. yüzyılda bunlara obua, fagot ve kornolar eklendi. Daha başka çalgılar ise genellikle özel durumlar için kullanıldı. Örneğin resmi bir hava yaratmak için trombonlardan, savaşa özgü bir hava yaratmak içinse trompet ve davullardan yararlanıldı. Orkestraya daha sonra klarnetler de katıldı. Bu tür çalgılara özellikle Mozart yakınlık duymuştu. Onun nefesli çalgılar için yazdığı partisyonlar hâlâ aşılamamıştır.

Aynı dönemde çalgı tasarımında yer alan gelişmeler de nefesli çalgıların esnekliklerini artırdı ve Ludwig van Beethoven‘in zamanında orkestra şimdi hâlâ uygulanan standart bileşimine vardı. Bu, beş tane yaylı çalgılar partisi (birinci ve ikinci kemanlar, viyolalar, viyolonseller ve kontrbaslar), bunları birbirine bağlayan flüt, obua, klarnet, fagot, korno, trompet ve trombon grupları ve timballerden oluşur.

C. M. von Weber orkestranın olanaklarından görsel imgeler yaratmak için yararlanmayı denedi. H. Berlioz, Weber’in betimlemeci tarzını daha da ileriye götürdü ve orkestraya özel efektler için yeni çalgılar (örn. arp, korangle, zil vb) ekledi.

Orkestranın sahip olduğu olanaklardan 19. yüzyılın daha sonraki bestecilerinin birçoğu, özellikle de F. Liszt, R. Wagner, P. İ. Çaykovski ve R. Strauss geniş ölçüde yararlandılar. Buna karşılık F. Chopin, R. Schumann ve J. Brahms‘ın müziklerinin orkestra düzenlemesi daha az başarılıydı. Ama bunun nedeni, bu bestecilerin müziklerinde ses rengini çeşitlemeyi özel bir gösteri amacıyla ele almamış olmalarıydı. Gerçekte, özellik de Brahms’ın ağırbaşlı ve ölçülü orkestra düzenlemeleri Strauss’un orkestra düzenlemelerindeki canlı ses tabloları kadar ustalıklıydı.

Advertisement

19. yüzyılda bestecilerin yapıtlarını bir tür taslak biçiminde, örneğin piyano için yazıp orkestra düzenlemesini daha sonra yapmaları yaygın bir uygulama haline geldi. 20. yüzyılda ise birçok besteci orkestrayı çok ustalıkla kullandı ve bestelerini de böyle bir ön aşama olmadan, doğrudan doğruya orkestra partisyonuyla yaptı. Böylece orkestrasyon beste yapmanın ayrılmaz bir parçası durumuna geldi. Claude Debussy’nin müziğinde bu açıkça görülür. Ama 20. yüzyılda da Maurice Ravel ve Olivier Messiaen gibi orkestrasyonu tümüyle ayrı bir etkinlik olarak gören ve önce klavye için yazdıkları kendi yapıtlarının orkestra düzenlemelerini sonradan yapan besteciler de vardır. Orkestrasyon, değişmeyen çalgılarla yeni sesler, yeni renkler ve yeni etkiler bulmak sanatı olarak görülürse, bunun 20. yüzyıldaki belki de en büyük ustası Igor Stravinsky‘dir.


Leave A Reply