Ortak Bebek İsimleri ve Anlamları

0

Hem kız hem de erkek bebeklere ortak olarak verilebilecek isimleri, A dan Z ye listesi ve isimlerin anlamları.

KIZ BEBEK İSİMLERİ

bebekKız Bebek İsimleri Sözlüğü
ABCÇDEFG HIİJ KLMNOÖPRSŞTUÜV YZ

Advertisement

ERKEK BEBEK İSİMLERİ

bebekErkek Bebek İsimleri Sözlüğü
ABCÇDEFG HIİJ KLMNOÖPRSŞTUÜV YZ

ORTAK İSİMLER

A HARFİ

Abıhayat: Hayat suyu, sonsuz yaşam sağlayan su.
Abide: Anıt. 2. Çok değerli olan yapıt.
Açıkalın: Dürüst, doğru. 2. Temiz, dürüst. 3. işinin sorumluluğunu üstlenen.
Adak: Kutsal bilinen şeye adanmış olan.
Adal: Ün kazan, adın duyulsun.
Adar: Kıştan kurtulup, bolluk günlerinin başlaması. 2. Olgunluk, erginlik. 3. Omuzdaş.
Adlan: İsmiyle ünlenen.
Afşar: Çabuk iş gören, çevik, atılgan. 2. Oğuz Türkleri soyundan İran’ın kuzeyinde, Anadolu’nun daha çok güneyinde,
Afganistan’ın bazı bölgelerinde yaşayan topluluk.
Ağan: Göktaşı. 2. Akan yıldız. 3. Gök cismi.
Ağıt: Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını veya büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı. 2. Ağlama, gelin olan bir
kızın arkasından meziyetlerini sayıp dökerek ağlama.
Aheng/Ahenk: Vurgu, ritim, uyum. 2. Çalgılı yapılan eğlence.
Ahsen: Çok çok güzel.
Ahter: Yıldız. 2. Talih, şans, uğur.
Ahzen: Çok hüzünlü, çok kederli. 2. Üzgün.
Ajlan: Hızlı, çabuk, telaşlı.
Akalın: Dürüst, namuslu, alnı açık.
Akanay: Gökyüzünde ayın hareketi.
Akay: Ay’ın en parlak hali.
Akbaşak: Temiz, dürüst ve,metanetli. 2. İnce sık yapraklı, beyaz çiçekli bir bitki.
Akcan: Temiz, dürüst kimse.
Akçam: Beyaz çam odunu.
Akçasu: Duru su, temiz su.
Akçay: Temiz, duru çay.
Akçayel: Çeşitli yönlerden esen hafif rüzgar.
Akel: Beyaz el. 2. Temiz işlerle uğraşan kişi.
Akgün: İyi, güzel, zevkli gün.
Akgüneş: Güneş kadar temiz. 2. Güneş vakti.
Akgüngör: Bolluk, mutluluk dolu günler gör. 2. Güzel günler temenni edilen.
Akkor: Bir cevherin yüksek ısı nedeniyle ışık saçacak hale gelmesi.
Aksın: Temiz, dürüst insansın.
Aksu: Dik kayalıklardan sızan su. 2. Dürüstlük timsali.
Akün: Dürüstlüğü ve temizliğiyle ünlü olan.
Alaca: Çok renkli kişilik. 2. Birkaç rengin karışımından oluşan renk. 3. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve.
Alagün: Bulutların renklilik taşıdığı gün. 2. Güneş bulut arkasında kaldığında oluşan gölge.
Alaz: Yanan bir şeyin yayılan alevi, yalım.
Alcan: Can alıcı güzel. 2. Gözüpek kişi,cesur, yürekli
Alev: Aşk ateşi. 2. Ateş, sıcaklık, kıvılcım. 3. Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerde uzanan ışıklı dili.
Algün: Kızıl gün, kızıl güneş.
Algan: Ülkeleri teslim alan.
Algın: Sevdalı, tutkun, aşık.
Algun: Olgun aşık, güçlü.
Alkan: Canlı bir kişiliği olan. 2. Kızıl kan.
Alkım: Yağmurdan sonra gökte beliren gökkuşağı.
Altan: Kızıl tan, kızıl şafak.
Altınay: Altın gibi parıldayan ay.
Altınışık: Altın gibi parıldayan ışıltı.
Amaç: Belirlenen ve erişilmek istenen hedef.
Angın: Tanınmış, ünlü, bilinen kişi.
Anı: Bir yaşanmış zamanı hatırlatan şey, hatıra.
Anıl: Yavaş, sakin. 2. Amaç. 3. Bellek. 4. Adın her zaman anılsın.
Apaydın: Çok aydınlık, gizli, saklı karanlık yanı olmayan.
Ardaş: Kalbi temiz arkadaş.
Arın: Tertemiz ol, kötülüklerden kurtul.
Arınç: Barış, huzur, erinç, 2. Düzenlilik.
Arıpınar: Berrak akan pınar.
Arısu: Temiz ve katışıksız akan su.
Arkadaş: Bir işte birlikte bulunanların her biri, yaren. 2. Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri. 3. Dost, yardım eden, arka çıkan, destek olan.
Armağan: Hediye, ödül, mükafat, 2. Birini sevindirmek için verilen şey. 3. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu
anmak için hazırlanan bilimsel eser.
Arman: Kutsal rüya. 2. Dürüst temiz insan.
Arsal: Arı gibi temiz ve çalışkan.
Arsen: Kurtuluş, özgürlük.
Asena: Türklere Ergenekondan çıkış ta yol gösteren kurt.
Aşkın: Çoğu şeyi aşmış olan kişi.
Atanur: Soyu aydınlık olan.
Atasel: Kökü derinlerde olan. 2. Geçmişten bir sel gibi coşkuyla gelen.
Atay: Herkesçe bilinen, tanınmış, ünlü.
Aycihan: Tüm dünyayı ışıldatan ay.
Aydeniz: Aydınlık ve engin.
Aydoğan: Gökteki Ay gibi doğmuş olan.
Aygen: Gönül arkadaşı, sevgili.
Aygün: Ay ve Güneş gibi ışıklı ve güzel.
Ayhan: Oğuz inanışına göre gök tanrılarından biri.
Aylan: Açıklık, alan, tarla suyu.
Ayral: Özgün, farklı, değişik.
Aysan: Güzelliği sıfatı olmuş kişi.
Aysen: Aydınlık, ışıklısın.
Aysın: Aya benzeyen.
Aytaç: Başında aydınlık fikirler olan.
Aytuna: Tuna gibi çoşkulu, ay gibi güzel.
Azimet: Gitme, gidiş. 2. niyet tutularak okunan efsun.

B HARFİ

Bahtiyar: Talihli, mutlu.
Bakir: El değmemiş, kullanılmamış, temiz, lekesiz. 2. Eskimemiş, yıpranmamış, yeni.
Barçın: Süslü, ipek kumaş.
Batı: Güneşin battığı yön.
Baysal: Barış, dirlik, düzenlilik.
Beğen: En güzelini bul, seç.
Behmen: Zerdüşt dininde bir melek. 2. Keanilerin birinci kralı.
Bejmer: Değerli, layık. 2. Hakkeden.
Belek: Armağan, hediye.
Belen: Dağ eteği, yamaç, dağ geçiti. 2. Metruk yer.
Belge: Gerçekliğin göstergesi, materyal. 2. Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb. vesika, döküman.
Belgün: Kesin olarak belirlenmiş olan, açık belirgin.
Bengi: Sonu olmayan, hep kalacak olan, ebedi. 2. Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunlarından biri.
Bengisu: İçildiğinde ölümsüzlüğü sağladığına inanılan ve efsanelerde geçen su.
Benşen: Kendisini oldukça hayata bağlı ve neşeli olarak gören anlamında.
Berdil: Aziz, 2. Sevgili, yar.
Bereket: Yağmur, bolluk.
Beren: Zeki ve güçlü kişi. 2. Kuzu.
Berfin: Kar toplayan, güneşli hava.
Berin: En yüksek, en yüce.
Berkay: Ay gibi parlak ve güçlü kuvvetli kişi.
Berna: Genç.
Besen: Sis. 2. Sulu kar 3. Çiy.
Beyaz: Temiz, lekesiz, ak, kar.
Beycan: Zengin kimse.
Beyhan: Düşüncesini
sakınmayan (Ar.)
Bilge: Bilgili, iyimser, olgun ve ahlaklı kişi.
Bilgen: Bilgili, çok, akıllı.
Bilger: Çok akıllı ve bilgili.
Bilgi: Bir iş veya konuda pratik için gerekli olan teori.
Bilsel: Seller gibi bilgili.
Birsel: Tek sel.
Bircan: Tek ve eşsiz kişi.
Birce: Bir tek, bir tane olan, eşsiz.
Birdal: Tek dal, tek tutanak.
Budak: Ağacın dal olacak sürgünü. 2. Dal. 3. Dalın gövde içindeki başlangıç yeri.
Bulut: Atmosferde su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan hava olayı.
Burçak: Mercimeğe benzer bir bitki tanesi.
Burçin: Bir geyik türü.
Bülent: Yüksek, yüce, ulu.

C HARFİ

Canal: Sevimliliğinle herkesin gönlünü kazan anlamında.
Candan: İçten, yürekten, samimi.
Candaş: Dost, arkadaş, yoldaş.
Canel: Dostluk eli, uzatılan el.
Cangün: Gün senin günün anlamında.
Cankat: Yaşama gücü, canlılık, neşe katan.
Canöz: Özünde sevecenliği, içtenliği barındıran anlamında.
Cansen: Sevilmeye değer kişi.
Canser: İçten sevilen kişi. 2. Dostluğu herkesçe bilinen.
Canseven: İçten ve sevecen kişileri seven anlamında. -2. Dostluklarına saygı gösteren.
Cansever: İçten ve sevecen kişileri seven anlamında.
Cansın: İçten ve sevecen kişisin.
Cenan: Kalp, yürek, gönül.
Cevher: Bir şeyin esası, özü. 2. Değerli taş. 3. Geliştirilebilecek beceri, yetenek.
Ceyhan: Akdeniz bölgesi’nde büyük bir nehir.
Cihan: Dünya, alem.
Civan: Yakışıklı genç erkek veya genç kadın. 2. Genç ve yakışıklı olan.
Coşku: Sevinç, güçlü, heyecan.
Coşkunsu: Coşkulu bir biçimde akan su.

Advertisement

Ç HARFİ

Çağ: Dönem, zaman, yüzyıl.
Çağa: Çocuk, yavru.
Çağdaş; Aynı çağda yaşayan. 2. Yaşanılan çağın şartlarına uygun olan.
Çağıl: Çağla ilgili, çağdaş, çakıl, çağla.
Çağıltı: Suyun akarken etrafına çarparak çıkardığı ses.
Çağın: Yıldırım, şimşek.
Çağlan: Bir ırmağın denize kavuştuğu yer.
Çağlar: Çağlayan, çoşkulu, canlı.
Çağlasın: Çoşarak aksın.
Çağlayan: Bir akarsuyun bir yükseltiden döküldüğü yer.
Çağrı: Birinin bir yere gelmesini isteme, davet.
Çakır: Mavi gözlü kız ya da erkek. 2. Şarap.3. Çakır doğan.
Çalın: Çiy, şebnem.
Çalkın: Alev.
Çelen: Kuytu tepe. 2. Düşünce değiştiren. 3. Ev saçağı.
Çevrim: Devir.
Çığır: Yenilikçi akım. 2. Patika. 3. İz.
Deniz: Birbiriyle bağlantılı tuzlu su kütlesi. 2. Geniş alan. 3.Sınırsız genişlik, çokluk. yoğunluk.
Denizcan: Deniz gibi engin görüşlü ve içten olan kişi.
Derin: İçeriği geniş olan. 2. Yürekten gelen.
Derman: İlaç. 2. Güç, takat
Derya: Deniz. 2. Çok derin bilgi sahibi olan. 3. Çok. 2. Fazlasıyla çok olan.
Destan: Tarih öncesi Tanrı, tanrıça, yarı tanrı ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan şiir, destan. Devranı Felek, kader, şans. 2. Dünya.
Devrim: İleriye doğru toplumsal, siyasal düzen dönüşümü.
Dilovan: Şefkatli, sevecen, merhametli.
Diren: Yaşamın tüm zorluklarına rağmen yaşamasını ve başarmasını bilen.
Doğa: Tabiat. 2. İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış doğal güzelliklerini koruyan,genellikle şehir dışı yer.
Dolunay: Ay’ın ondördü. 2. Ayın tanı bir daire olarak dolgun, parlak göründüğü evre.
Dora: Dağ zirvesi, doruk. 2. En yüksek yer.
Doruk: Dağların tepelerin en yüksek noktası. 2. Başarmış, en yükseğe erişmiş.
Duman: Yanan bir şeyden oluşan kimyasal maddelerle yoğunlaşmış hava, bulut, sis.
Durşen: Neşeli, mutlu.
Duru: Arınmış, karışık olmayan. 2. Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. 3. Pürüzsüz ten.
Duygu: Algılama, his. 2. İnsanın iç dünyasının uyandırdığı izlenim. 3. Kendine özgü ruhsal hareketlilik.

E HARFİ

Ecemiş: Çok bilen, bilmiş.
Ediz: Yükselti. 2. Ulu, yüce.
Efruz: Parlatan, aydınlatan, ışıldatan.
Ege: Yaşça büyük ve saygı duyulan kişi. 2. Anne ve babanın haricinde bir çocuktan sorumlu olan kişi. 3. Türkiye’nin batısındaki deniz.
Ekim: Yılın onuncu ayı. Toprağı ekme işi.
Ekin: Kültür. 2. Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya kadar aldığı durum.
Elçin: Demet. 2. Ağustos böceği.
Elgin: Yabancı gurbette yaşayan, garip.
Elvan: Renkler, çeşitler, türler. 2. Rengarenk.
Emeç: Amaçlanan hedef. 2. Su ve kara yosunlarının kökü andıran tutunma organı. 3. Yamaç.
Emek: Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü. 2- Uzun ve yorucu, özenli çalışma.
Emsal: Eşit olan,bir tutulan, denk, yaşıt. 2.Benzerler. 3. Örnek.
Ender: Çok az, çok seyrek, çok az bulunur.
Engin: Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş çok geniş. 2. Denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü; açık
deniz. 3. Yüksekte olmayan, alçak yer.
Erdem: Ahlakın övdüğü iyilikçilik, alçak gönüllülük, yiğitlik doğruluk gibi niteliklerin genel adı, fazilet. 2. İnsanın ruhi olgunluğu.
Erdi: İsteklerini elde edebilen, amacına ulaşmış. 2. Başakları gerekli olgunluğa erişmiş ekin. 3.Ermiş.
Eren: Benliğinden sıyrılmış,-öz varlığından geçmiş, kendini Tanrı’ya adamış, ermiş, evliya, veli. 2.Dervişler arasında
“erenler” diyerek, bir seslenme sözü olarak kullanılırdı. 3. Olağanüstü sezgileriyle birtakım gerçekleri gördüğüne inanılan kimse.
Erendeniz: Deniz kavuşan
Erim: Bir şeyin erebileceği uzaklık, menzile 2. İyi bir şeye işaret olan durum, iyi haber, müjde.
Erinç: Rahatlık, huzur, sukünet
Ersin: İstediğini elde etsin, arzuladıkları gerçekleşsin. 2. Yiğitsin. 3. Sözünde duran kişi.
Erşen: Neşeli, sözünde duran kişi
Esen: Hiçbir hastalığı, vücutça hiçbir ekiği olmayan, sağlıklı, sıhhatli, alim.
Eser: Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt 2. İz, işaret, im. 3. Belirti. 4. Keyfine göre davranan.
Esin: Etkilenme çağrışım veya içe doğmayla akla gelen yaratıcı duygu, düşünce, ilham. 2 Sabah yeli.
Evrensel: Evrenle ilgili. 2. Bütün insanlığı ilgilendiren. 3. Dünya ölçüsünde dünya çapında
Evrim: Zaman içinde birdenbire olmayan, kesintisiz niteliksel gelişme süreci. 2. Bir canlıyı ötekilerden ayırt eden biçimsel ve yapısal karakterlerin gelişmesi yoluyla geçirilen bir dizi değişme olayı. 3. Devrim.
Eylem: Harekete geçme, bir edim gerçekleştirme. 2. Bir durumu değiştirmeye daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası.
Eylül: Yılın dokuzuncu ayı. 2. Sonbahar mevsiminin ilk ayı.
Ezel: Geçmiş zaman,başlangıcı olmayan.
Ezgü: İyi.

F HARFİ

Feda: Bir şey uğruna ölme, kurban olma. 2. Gözden çıkarma, kendi yararından vazgeçme. 3. Uğruna verme.
Fehamet: Büyüklük, ululuk. 2. Değer.
Ferah: Bol, geniş, rahat. 2. Neşeli, açık, sıkıntı vermeyen. 3. Gönlü şenlendiren. 4. Sevinç, iç rahatlığı.
Fercan: Güçlü, parlak, canlı kişiliği olan.
Ferda: Erte, yarın, yarınki. 2. Gelecek zaman, yarın.
Ferdar: Güce, saygınlığa sahip.
Ferhan: Sevinçli, neşeli, şen şakrak.
Ferhun: Güçlü, şanslı soydan gelen.
Feyhan: Ahlak olgunluğu.
Feyzan: Verimlilik.
Fikret: Düşünme, fikir, düşünce.

G HARFİ

Gazal: Ceylan, maral 2. Güzel gözlü.
Gazel: Herhangi bir makamda gezinerek sesle yapılan taksim.
Gencay: Ay gibi genç.
Gençay: Yeni doğan ay.
Gerçek: Esas, aslına uygun.
Gökben: Özü genç olan.
Gökçe: Gökle ilgili, semavi. 2. Gök rengi, mavi. 3. Güzel.
Gökçek: Güzel insan.
Gökçel: Maviye çalan, gök rengi.
Gökçem: Mavi gözlüm.
Gökçen: Güzel, hoş, aklaşmış.
Gökçin: Maviye çalan, mavimsi.
Göksel: Gökle ilgili, semavi.
Göksen: Gök gibi mavi ve güzel.
Göksev: Gökyüzünü sev, maviyi sev.
Göksu: Mavi renkli akan akarsu.
Gökşin: Yağmurdan sonraki gök kuşağı.
Görkem: Gösteriş, azam et.
Gözay: Ay gözlü.
Gülergin: Olgunlaşmış gül.
Gülerman: Güler yüzlü insan.
Gülergün: Her yeni günü gülerek karşılayan.
Gülertan: Şafak vakti gülen.
Gülhan: Gül gibi insan, ince, zarif.
Gülmen: Güler yüzlü.
Gülsoy: Güler yüzlülüğü soyundan gelen.
Gün: Güneş. 2. Güneş ışığı. 3. Gündüz. 4. Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik
süre. -5. İçinde bulunulan zaman. 6. İyi yaşanmış zaman. 7.Bayram niteliğinde özel gün. 8. Ev hanımlarının konuk
ağırlamak için yaptıkları toplantı.
Günay: Güneş ve ay. 2. Gün ve ay. 3. Aydınlık gün.
Günce: Her gün iyi yaşamak. 2. Günü gününe tutulan hatıra.
Gündal: Güneş ışığı gibi aydınlık saçan genç.
Gündeniz: Güneş gibi sıcak, deniz gibi engin.
Güneç: Güneşi gün boyunca gören yer.
Günel: Herkes, elalem.
Güner: Güneşin doğma zamanı.
Güneş: Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi. 2. Aydınlık günler vaad eden.
Güney: Solunu doğuya, sağını batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri. 2. Güneş gören. 3.
Lodos.
Güngör: Mutluluk içinde iyi yaşa, mutlu ol.
Güngören: Mutluluk içinde yaşayan, iyi gün gören.
Günsar: Güneş seven.
Günsel: Işığın coşkusu.
Günser: Aydınlığa ulaşmak.
Günyel: Doğudan esen yel.
Günyüz: Aydınlık yüz.
Gürcan: Yoğun dostluk.
Gürçağ: Dolu, anlamlı çağ·
Gürdal: Kuvvetli, sağlam, güçlü genç.
Gürmeriç: Gürül gürül akan.
Gürsen: Sen güçlüsün.
Gürses: Güzel sesli.
Gürsu: Gürül gürül akan su.

H HARFİ

Halay: Halk oyunu.
Hanzade: Han soyundan gelen oğul.
Haslet: İnsanın yaradılışından gelen özellik.
Hasret: Özlem, özleyiş. 2. İhtiyaç duyduğu halde o şeyi elde edememenin üzüntüsü içinde bulunmak.
Hazar: Barış.
Hidayet: Hak yolunu gösterme, doğru yol.
Hikmet: Bilgelik; 2. Gizli neden, sebep. 3. Gerçeğe, ahlaka dair, kısa ve özlü söz.
Himayet: Koruma, korunma.
Hüner: Marifet, beceri, ustalık.
Hür: Özgür, bağımsız.
Hürcan: Özgür dost.
Hürriyet: Özgürlük, istediğini yapabilme.

Advertisement

I HARFİ

Ilgaz: Atın dört nala koşması.
Ilgı: Soy, sop, sürü, çoban.
Ilgım: Serap, belli belirsiz görünme.
Ilgın: Akdeniz Bölgesi’nde yetişen bir ağaç. 2. Hafif esen rüzgar. 3. Serap, hayal.
Ilgıt: Hafif esinti.
Ilıcak: Sıcak su kaynayan yer.
Ilıcan: Ilıkça. 2.Ilımlı kişi.
Irmak: Büyük akarsu, nehir.
Işık: Aydınlık, ziya. 2. Mutluluğun gözlere yansımasıyla oluşan parıltı.
Işıkal: Aydınlan.
Işıkcan: Aydın insan.
Işıkel: Aydınlık yer.
Işıker: Aydınlık ve yiğit.
Işıldar: Parlayan, ışık saçan.
Işıltan: Tan yerinin ışığı.
Işıltı: Parlaklık, parlak yüzlü.
Işın: Bir ışık kaynağından yayılan ışık demeti.

İ HARFİ

İçten: Samimi, yürekten kişi.
İkbal: Baht açıklığı. 2. Arzu, istek.
İklim: Ülke, diyar.
İldeniz: Denize kıyısı çok olan.
İlgi: İlişki, bağlılık, yakınlık duyma.
İlkayı: İlk ay.
İlke: Temel düşünce, prensip, davranış kuralı.
İlkim: İlk doğan, ilk çocuk.
İlkin: Önce gelen, ilk gelen.
İlkiz: ilk yapılan, önce.
İmge: Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, düş. 2. Duyu organlarının dıştan algılandığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri, hayal.
İmer: Çok varlıklı kişi.
İmre: Aşık.
İmren: Edinme isteği.
İnal: Kendisine inanılan kişi.
İnan: İnanmak işi. 2. Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme, iman,
itikat.
İnanç: Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma. 2. Tanrı’ya, bir dine inanma.
İnayet: İhsan, bağış,
İren: Özgür, hür.
İsmet: Haram olan şeylerden ve kötülüklerden sakınma. 2. Saflık, temizlik. 3. Namus
İyigün: Doğuşuyla iyi bir gün yaşatmış olan.
İzem: Büyüklük, ululuk, yücelik.
İzgü: İyi, güzel, akıllı, adaletli.

J HARFİ

Jekfer: Sabırlı, dayanıklı.
Jerfi: Derinlik.
Jindar: Canlı, güçlü, gürbuz.
Jiyan: Kızgın, coşkun, kükreyen.
Jiyin: Yaşam, ömür, hayat.

K HARFİ

Kamer: Ay.
Kamuran: İsteğine kavuşmuş olan, mutlu.
Kansu: Suya yeteri kadar doymuş.
Keramet: Ermiş kimselerin gösterdiklerine inanılan, doğa üstü şaşkınlık uyandırıcı durum. 2. Olağanüstü durum
Kısmet: Kader, nasip.
Kıvılcım: Yanan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası. 2. Harekete geçiren etken.
Kibar: Davranış ve düşünce bakımından nazik olan kişi. 2. Şık, seçkin. 3. Zengin, soylu, köklü.
Konuk: Misafir
Kor: İyice yanarak ateş durumuna gelen kömür odun parçası. 2. Kırmızı.
Kösem: Yol gösteren, klavuz. 2. Dövüşken iri koç.
Kudret; Güç, erke, İktidar. 2. Yetenek. 3. Maddi güç, zenginlik. 4. Tanrı’nın ezeli gücü. 5. Tanrı yapısı.
Kumral: Saçı, sakalı koyu sarı ya da açık kestane rengi.
Kural: Bir sanata, bir bilime temel olan, yön veren ilke. 2.Uyulması gereken ilke.
Kuram: Uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan soyut bilgi. 2. Bir konuda görüşlerin bütünü. 3. Bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü.
Kutlu: Uğurlu, kutsal.
Kuzey: Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, şimal.

L HARFİ

Laçin: Bir tür şahin.

Advertisement

M HARFİ

Maral: Geyik.
Meriç: Balkanlarda bir akarsu.
Merih: Güneş’e uzak gezegenlerden biri.
Muhterem: Saygıdeğer, saygın.
Mukadder: Yazgıda var olan, yazgı ile ilgili olan, alında yazılı olan.
Muzaffer: Üstünlük elde etmiş, zafer kazanmış, yenmiş. 2. Zafer kazanmış, üstünlük elde etmiş kimse veya ulus.
Müşerref: Şereflenmiş, onur kazanmış.

N HARFİ

Narin: İnce yapılı, nazenin
Nazar: Bakış, bakma, göz atma. 2. Bir konu hakkında düşünme, görüş. 3. Belli kimselerde bulunduğuna inanılan; insanlara özellikle çocuklara, eve, mala, mülke hatta cansız nesnelere de zarar veren, bakıştaki çarpıcı ve öldürücü güç, göz değmesi.
Nazik: Başkalarına karşı saygılı davranan. 2. İnce yapılı, narin. 3. Özen, dikkat gösterilmezse kırılabilen, bozulabilen. 4. Dikkat isteyen, özen gerektiren iş.
Necef: Yüksek tümsek, tepe.
Nedret: Nicelik bakımından alışılanın, umulanın veya gerekenin altında olma durumu, azlık, seyreklik.
Nermi: Yumuşak, gevşeklik.
Nesil: Aynı çağda yaşayan, kuşak.
Nevres: Yeni yetişen, yeni biten.
Nevsal: Yeni yıl.
Neyyir: Nurlu, parlak.
Nida: Bağırma, sesle çağırma, haykırma.
Nimet: İyilik, lütuf, ihsan. 2. İyi yaşamak için gerekli her şey. 3. Yiyecek içecek, özellikle ekmek. 4. Yararlanılan imkan.
Nisan: Yılın dördüncü ayı.
Nur: Aydınlık, ışık, parıltı. 2. İlahi bir güç tarafından gönderilen parıltı.
Nural: Aydınlık, ışık al.
Nurcihan: Dünyaya nur saçan kişi.
Nurdan: ışıktan, aydınlıktan yana olan kişi.
Nurdoğan: Nur açarak doğan.
Nurel: Aydın kişi.
Nurhan: Nur saçan hükümdar.
Nurkut: Kutsal ışık.
Nurol: Aydın ol.
Nursan: Saçtığın ışıkla anıl.
Nüzhet: Eğlenme, hoşça vakit geçirilecek yere gitme. 2. İç rahatlığı, sevinç. 3. Tazelik, canlılık.

O HARFİ

Okşan: Daima sevilen, övülen.
Okyanus: Ana karaların arasındaki büyük denizler.
Olcay: Baht, talih, şans.
Omay: Seçkin, seçilmiş.
Onay: Uygun bulma, tasdik etme.
Onur: İnsanın kendine karşı duyduğu saygı, öz saygı, haysiyet, izzeti nefis. 2. Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, gurur, şeref.

Ö HARFİ

Ödül: Bir başarıya iyiliğe verilen armağan.
Öğün: Kendini yücelt, gurur duy. 2. Zaman, kez.
Öğünç: Övünülecek olan şey, kıvanç.
Öğüt: Bir kişiye yapması ya da yapmaması için söylenen, nasihat.
Ömür: Yaşam.
Öniz: Önde giden, iz takip eden. 2. Belirti.
Övgü: Birini ya da bir şeyi övmek için yazılan yazı ya da söz.
Övül; Methiyeler düzenlensin sana anlamında
Övün: Başarılarınla kendini yücelt.
Övünç: Övünülecek davranış, tavır.
Özsu: Hayat kaynağı.
Özcan: Özü, cam bir olan, kişilikli.
Özden: Özle, gerçek varlıkla ilgili.
Özen: Bir işin elden geldiğince iyi olması için harcanan çaba, itina.
Özge: Başka. 2. İyi, güzel, içten. 3. Korkusuz.
Özke: Sağlam, sağlıklı, temiz yürekli.
Özgü: Özellikle birine veya bir şeye ait olan, belli bir kimsede veya şeyde bulunan, has, mahsus.
Özgün: Nitelik bakımından benzerlerinden farklılığı ve üstünlüğü olan, orijinal.
Özgür: Herhangi bir kısıtlamaya zorlamaya, şarta bağlı olmayan, serbest, hür. 2. Tavır ve davranışlarında serbest olan, toplumsal baskılara, özellikle görgü kurallarına uymayan. 3. Kendi kendine hareket etme, davranma, karar verme gücü olan. 4. Başkasının kölesi olmayan, özgür.
Öznur: Kişiliğiyle ışık saçan.
Özselen: Gerçek ses, haber, bilgi.
Özüm: Canım, ciğerim.

P HARFİ

Parla: Işık saç. 2. Şöhret sahibi ol.
Peyda: Belli, açık.
Peyker: Yüz, surat.

Advertisement

R HARFİ

Rahşan: Parlak.
Rana: Güzel, göze hoş, görünen.
Refah: Bolluk, rahatlık, geçim rahatlığı, her istediğini alabilme olanağı bulunma.
Rona: Ünlü Hun İmparator’u Atilla’nın diğer bir adı.
Rüçhan: Üstünlük, üstün olma.
Rüzgar: Zaman, devir. 2. Havada oluşan esinti, yel.

S HARFİ

Sabih: Güzel, şirin, zarif.
Sanat: Bir duygunun, tasarının veya güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık. 2. Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış veya beğeni ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım. 3. Bir şey yapmada gösterilen ustalık. 4. Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü.
Sayan: Hürmet eden, saygı gösteren.
Saydam: İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görünmesine engel olmayan cisim. 2. Açık seçik, belirgin.
Saygı: Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye veya bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet. 2. Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.
Saygın: Saygı gören, sayılan, hatırlı.
Sayraç: Cıvıldayan, şakıyan.
Sercan: Öncelik taşıyan dost. 2. Sevgili, aşık olunan.
Serhan: Şarkıcı, assolist.
Servi: Uzun boylu.
Sevcan: Sevilen candan dost.
Sevgün: Bütün yaşamını severek yaşayan.
Sevgür: Büyük bir çoşkuyla seven.
Sevin: Mutluluğu hiçbir zaman eksik etme.
Sevindik: Doğumun mutluluk getirdi.
Seyhan: Ürdün’de Hz Musa’nın mezarının bulunduğu nehir. 2. İskenderun Körfezi’ne dökülen nehir.
Sezer: Duyan, hisseden, anlayan.
Sezgi: Sezme yeteneği.
Silav: Selam, merhaba.
Solmaz: Her zaman taze, körpe, renkli.
Somay: Dolunay.
Sonay: Son doğan çocuk.
Sultan: Müslüman, özellikle, Sünni hükümdarların kullandıkları ünvan, padişah. 2. Padişahların erkek ve kız çocukları ile anne ve eşlerine verilen ünvan, 3. Bazı Bektaşi azizlerine verilen ad.
Sunay: Ay gibi güzel.
Süeda: Mutlu kişiler, bahtiyar insanlar.
Süren: Devam eden, takip eden.
Süreyya: Ülker yıldızı.

Ş HARFİ

Şadan: Keyfi yerinde, neşeli.
Şafak: Güneş doğmadan az önce beliren aydınlık. 2. Tan vakti.
Şan: Ün, san, şöhret,
Şanad: Şam, şöhreti adından gelen.
Şanal: Şanlı, şöhretli
Şefaat: Birinin bağışlanması için aracı olma.
Şehriyar: Padişah, hükümdar.
Şehzat: Saygın kişi.
Şen: Neşeli.
Şenad: Adı neşe saçan.
Şenal: Sevinç, mutluluk bul.
Şenay: Neşeli, mutlu, aydınlık.
Şencan: Neşeli, cana yakın.
Şendil: Espirili kişi.
Şendoğan: Mutlu doğan kişi.
Şenel: Mutluluk ülkesi.
Şenez: Neşeli, ezgili.
Şengit; İyi yürekli, neşeli kişi. 2. Neşeli insanlar topluluğu,
Şengün: Yüzünden tebessümü eksik etmeyen.
Şenses: Neşeli bir sese sahip olan.
Şirin: Sevimli, tatlı, cana yakın, hoş.
Şükran: Gönül borcu, iyilik bilme, iyiliğe karşı duyulan teşekkür minnettarlık.

T HARFİ

Tamay: Dolunay.
Tanju: Türk hükümdarlarına Çinliler tarafından verilen ünvan.
Tansu: Güzelliği suya yansıyan.
Tezcan: Beklemeye dayanamayan, canı tez.
Tezsan: Aceleciliğiyle ünlenmiş olan.
Titiz: Çok dikkat ve özenle davranan ya da böyle davranılmasını isteyen. 2. Temizliğe aşırı düşkün olan. 3. Huysuz, öfkeli
Tomris: Pers kralı Massagtelerin kraliçesi, demir.
Toprak: Yerkabuğunun yüzeyi. 2. Ülke 3. İşlenmiş arazi.
Töre: Bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü. 2. Bir toplumdaki ahlaki davranış biçimleri.
Tören: Merasim.
Tumay/Tümay: Sessiz, rahat, huzurlu.
Tunay: Sessiz, sakin.
Tutku: İrade ve yargıları aşan güçlü bir coşku, ihtiras. 2. Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç.
Tutkun: Gönül vermiş, meftun, meclup. 2. Bir şeye alışmış, bağlanmış, düşkün kimse.
Tutya: Sürme.
Tünal: Al renkli ışık.
Tüney: Öğle güneşi alan yer.
Türkay: Ay gibi güzel Türk.
Tüze: Hukuk.
Tüzün: Soylu, asil. 2. Yumuşak başlı.

U HARFİ

Ufuk: Denizle göğün, gökle yerin aynı çizgiye geldiği nokta. 2. Anlayış, kavrayış.
Uğur: Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı. 2. Bu nitelikte olduğuna inanılan şey. 3. Meymenet,kadem.
Ulus: Millet.
Ulusal: Milli.
Umut: Ummaktan doğan güven duygusu. 2. Bu duyguyu veren veren kimse veya şey.
Utku: Birçok emek ve tehlikeli uğraşmalar pahasına erişilen mutlu sonuç.
Uygar: Birçok alanda çok büyük gelişme göstermiş olan, medenileşmiş. 2. Kültürlü, eğitimli, görgü kurallarına uyan.
Uygu: Uyum.
Uzay: Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk, feza. 2. Bütün gök cisimlerinin içinde bulunduğu sınırsız boşluk.

Advertisement

Ü HARFİ

Ülgen: Üstün, yüce. 2. İyilik tanrısı.
Ülger: Kadife, şeftali gibi şeylerin üzerinde bulunan ince tüy.
Ülke: Bir devletin egemenliği altında bulunan yerler.
Ülkem: Vurdum.
Ülken: Senin vatanın.
Ülker: Boğa burcunda, yedi yıldızdan oluşan takım.
Ülkü: Amaç edinilen, ulaşılmak istenen şey, ideal. 2. İlke, örnek yargı ölçüsü.
Ülkülü: Ülküsü olan kişi.
Ülküsel: ülkü ile ilgili.
Ümit: Umut, umut
etmek, beklenti,
Ünlem: Türlü duygulan anlatan veya bir doğa sesini yansıtan kelime.
Ünlü: Ün salmış olan, şöhretli, namlı. 2. Ses yolunda bir engele çarpmadan çıkan ses, sedalı harf.
Ünsal: Herkesce tanınan, isim yapmış.
Ürem: Faiz.
Ürün: Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey. 2. Eser. 3. Bir durum ve davranışın ortaya çıkardığı şey.

V HARFİ

Vildan: Yeni doğan çocuklar. 2. Kullar, köleler.
Vurgu: Konuşma veya okuma sırasında bir hece veya kelimenin diğerlerinden daha baskılı söylenmesi biçimi.
Vurgun: Birine veya bir şeye vurulmuş bağlanmış, sevmiş olan, sevdalı, aşık.
Vuslat: Sevgiliye kavuşma.

Y HARFİ

Yağmur: Bulutlardan yeryüzüne düşen su damlacıkları.
Yahşi: İyi, güzel, pek güzel, yakışan.
Yankı: Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, aksiseda, eko. 2. Bir olgunun çevrede uyandırdığı duygu, düşünce.
Yaşam: Hayat, doğum- ölüm arası.
Yaşar: Uzun ömürlü olma dileği.
Yayla: Yazın gidilen yüksek, serin yerler.
Yazgı: Kader, talih, mukadderat.
Yeter: Genellikle sonuncu olması temenni edilen Çocuklara verilen addır.
Yoldaş: Yol arkadaşı. 2. Arkadaş, dost. 3. Ortak bir görüşü benimseyenlerden her biri.
Yosun: çoğu suda yetişen bitkilere verilen ad.
Yurdakul: Vatanına kul olan.
Yurdanur: Yurduna ışık saçan.
Yurdatap: Yurdunu seven, yurduna tapan.
Yüksel: Yücel, başarı kazan.

Z HARFİ

Zebercet: Sarı renkte ve cam parlaklığında; bir süs taşı.
Zerzenk: Taç.
Zeycan: Candan, cana yakın.
Zinnur: Nur saçan, ışıklı.
Zişan: Onurlu, şerefli.

Advertisement


Leave A Reply