Osmanlı Devleti Maliye Teşkilatı

0

Osmanlı devletinin maliye örgüt teşkilat yapısı hakkında bilgi. Osmanlı Devletinde maliye teşkilatının çalışma yapısı ve kısımları nelerdir?

Osmanlı Devleti Maliye Teşkilatı

Advertisement

Osmanlı Devleti Maliye Teşkilatı

Başlangıçta devletin gider ve gelirleri iyi toplanıyor, bütçe sürekli fazlalık veriyor, başta padişahlar olmak üzere, sadrazamlar ve yüksek devlet görevlileri, mali konularda, çok titiz davranıyorlardı. Fethedilen topraklar, yaylak ve kışlaklar, köylülerin evleri ve orman alanları defterlere düzenli biçimde yazılırdı. Devletin mali alandaki tutumu ve disiplinli tavrı, Kanunî Sultan Süleyman dönemine kadar sürekli gelişme gösterdi. Hemen her konuda yapılan değişiklikler için, şeyhülislâmın fetvasına başvurulurdu.

16. yüzyılın ortasından başlayarak, Avrupa’nın Amerika’dan elde ettiği altın ve gümüşün Avrupa piyasasında enflasyona yol açmasından Osmanlı Devleti de etkilendi ve ekonomik önlemler alınmadığı için giderek çeşitli bunalımlar ortaya çıktı. Mali örgütün başında defterdar bulunurdu. Defterdar Fatih Kanunnamesi’ne göre padişah malının vekili, hazineyle arazi kayıtlarının koruyucusuydu. Başlangıçta bir olan defterdar sayısı III. Mehmet döneminde Tuna defterdarlığının kuruluşuyla dörde yükseldi.

Kalemler:

Maliye örgütünde çeşitli kalemler vardı. Bu kalemlerde defterler tutulur, mali işler yürütülür, bütçeler hazırlanırdı. Bu bölümler gelişen devlete bünyesinde genişleyerek belli değişiklikler geçirdi. 17. yüzyılda bu kalemler dört grupta toplandı:
1- Hazine-i âmire dairesi,
2- Başdefterdarlık,
3- Anadolu defterdarlığı,
4 Şıkk-ı sani defterdarlığı. Toplam sayıları 26’yı buldu.

Hazineler:

Osmanlı Devleti’nin iki önemli hazinesi vardı. Dış hazine, hazine-i maliye, hazine-i devlet, hazine-i amire ve hazine-i hümayun gibi adlar alırdı. Devlete ait bir hazine olup, devletin tüm gelir ve giderleri burada saklanırdı. İç hazine ise, tümüyle padişahın giderlerinin karşılandığı hazineydi. Devlet hazinesi, Kubbealtı’nın yakınında bulunurdu. Burada ayrıca değerli silahlar, kürkler ve mücevherler de saklanırdı. Dış hazine defterdarın so-rumluluğundaydı ve sadrazamdaki sadarete mührüyle mühürlenirdi. İç hazine ise, hazinedarbaşı, hazine kethüdası ve hasodabaşının ortak sorumluluğu altındaydı.

Advertisement

Vergiler:

Osmanlı maliyesi, şer’i, haraç, cizye ve örfi olmak üzere üç tür vergi toplardı.

Şer’i vergiler:

Tekalif-i şer’iye de denilen bu vergiyi öşür, harç ve cizye ile zekât oluşturdu. Öşür (âşâr) toprak gelirlerinin onda biri ölçüsünde alınan bir vergi türüydü. Toprağa sahip olan kişilerin üretimlerinden çift resmi, ürün resmi gibi vergiler alınırdı. Müslüman olmayan yerli halkın elinde bulunan topraklardan alınan haraç vergisi de devletin önemli gelir sayılıyordu.

Haraç cizye:

Osmanlı toprağında yaşayan ve Müslüman olmayanlardan alınan bir vergiydi. Adam başına alınırdı. Çocuklar ve kadınlar bu kapsamın dışındaydı.

Örfi vergiler:

Ülkenin ve toprağın üretim çeşitlerine göre ayrıcalık gösteren gelirlerden alman bir vergi türüydü. Bunlar avarız vergileri olup, bazen mal, bazen para, bazen de vergi karşı-lıı hizmet olarak alınırdı. Bu vergiler, avarız akçesi, nüzul bedeli, sürsat bedeli (ya da akçesi) ve kürekçi bedeli olmak üzere dört kalemde toplanırdı. Bunlardan başka belediye hizmetleri karşılığı ihtisap resmi, hayvanlardan alman ağnam resmi, sahipsiz hayvanların satılmasından elde edilen yâve (koçkun) vergisi, işletilen madenlerden elde edilen maden vergisi, tımar arazilerindeki otlaklardan alınan tolak resmi, tımar toprakları üzerinde kışlayan hayvan sürülerinden alınan kışlak resmi gibi çeşitli vergi gelirleri de vardı. Osmanlı toprakları, vergi gelirlerinin önemine göre de üçe ayrılıyordu. Bunlar,
a. Yıllık geliri 100.000 akçeden fazal olan yerler (haslar),
b. Yıllık geliri 20.000-100.000 akçe olan yerler (zeametler) ve
c. Yıllık geliri 3.000-20.000 akçe arasında olan yerler (tımarlar) ve bunlara gelen bir anlatımla dirlik adı verilirdi.


Leave A Reply