Osmanlı Devletinde Eğitim Anlayışı

0

Osmanlı Devletinin eğitim anlayışı ve eğitim politikaları nasıldı? İlk ve orta öğretim ile yüksek öğretim hakkında bilgiler.

A. Askerlerin Eğitimi

En önemli askerî eğitim kurumu Acemioğlanlar Ocağı ve Yeniçeri Ocağı’ydı.

Acemioğlanlar Ocağı’nda devşirme çocuklar eğitiliyordu. Buradaki çocuklardan zeki ve yetenekli olanlar Enderun Mektebi’ne alınıyordu.

Tophane, kılıçhane, tüfekhane bölümleri bir nevî askerî sanat okuluydu.

Enderun Mektebi’nde

• İslam dini

• Türkçe, Farsça, Arapça, tarih, edebiyat, matematik

• iyi insan ilişkileri (Adab-ı Muaşeret)

• Ata binme, ok atma

• Musiki, nakkaşlık, mimarî

konularında dersler veriliyor, böylece devlete gerekli elemanlar yetiştiriliyordu.

Enderun Mektebi 1909’a kadar varlığını sürdürdü.

B. İlmiye Sınıfı Eğitimi

• Medreselerde yapılıyordu.

• Medrese mezunları kadı, kazasker gibi görevlere atanıyorlardı.

C. Tücar ve Sanatkârların Eğitimi

Sanat eğitimi önceleri Ahî Teşkilatı’nda, sonraları Loncalarda yapılmıştır.

Loncalarda eğitim, usta-çırak ilişkisine dayalıydı.

D. Köylerde Eğitim ve Öğretim

Camilerde, din derslerinin yanı sıra genellikle okuma-yazma öğretilirdi.

Bazı köylerde sıbyan mektepleri vardı.

HALK EĞİTİMİ VE MESLEKÎ EĞİTİM

Mesleki eğitim çocuk yaştayken çıraklık ile başlar, kalfalık ile devam eder, ustalık ile tamamlanırdı.

Ustalar, çıraklarını hem ahlâkî yönden eğitir, hem de onlara meslekî bilgi ve becerî kazandırırlardı.

Bir meslekî eğitim yolu da usta kişilerin yanında yetiştirmekti. Usta bir mimar ya da hekimin yanında uzun yıllar çalışan ve mesleğin gereklerini öğrenen biri, ustasından i-cazet (izin) aldıktan sonra bağımsız olarak mesleğini sürdürürdü.

Geleneksel eğitim kurumlarından zâviye-ler, tekke ve dergâhlar musikî, raks, bedensel hünerler öğretirler düşünce hayatına bu yolla katkıda bulunurlardı.

Camiler de ibadet zamanları dışında bazı bilgilerin verildiği halk eğitim kuruluşların-dandı.

Kütüphanelerin de halk eğitiminde önemli bir yeri vardı. Matbaanın kurulması ile kitapların sayısı arttı. Çeşitli gazete ve dergiler yayımlandı. Okuma-yazma yaygınlaştı.

XIX. Yüzyılda ilk sanat okulları, tarım okulları ve nitelikli işçi yetiştirmek amacıyla Mekteb-i Sanayi açıldı.

Çevrenin üretim koşullarına göre bazı meslekî okullar da açıldı (Bursa’da açılan Koza Mektebi gibi).

İLK ÖĞRETİM

• 4-6 yaş arasındaki kız ve erkek çocukları sıbyan mekteplerinde okurdu. Bu okullar genellikle camilerin yanlarında kurulmuştur.

• Eğitim süresi 3-4 yıl olan bu okullarda okuma-yazma ve din konuları öğretilir, Kur-‘an okutulurdu. Bu okullar tanzimat devrine kadar varlıklarını devam ettirdiler.

• Mektep denilen ilkokullar XIX. Yüzyılın ortalarından itibaren açıldı. Mekteplerde kız ve erkek çocuklar aynı sınıfta ders görüyorlardı.

• Bazı vakıfların da okulları vardı. Bu okullarda daha çok hat sanatı ve musikî alanlarında eğitim verilirdi. Ünlü bestecilerden Dede Efendi, Hammamizade İsmail Dede, Hacı Arif Bey bu okullarda yetişmiştir.

• XIX. Yüzyıla kadar Osmanlılarda kız öğrenciler ilkokuldan sonra genel okullara devam edemezler, ancak konaklarda özel ders alabilirlerdi.

• II. Mahmut döneminde ilköğretim zorunlu hale getirildi.

ORTA VE YÜKSEK ÖĞRETÎM

Osmanlılarda orta ve yükseköğretim medreselerde yapılıyordu.

İlk, orta ve yüksek olmak üzere üç kademeli olan medreselerde eğitim ve öğretim iki temel dala bölünmüştü;

İlk medrese, Orhan Bey zamanında İznik’te açıldı. Bursa’nm başkent olmasından sonra Bursa medresesi kuruldu. Bu medrese istanbul’un fethine kadar en yüksek bilim kurumu olarak kaldı.

Kuruluş devrinde medreseler henüz yüksek bir düzeye ulaşamamış olduklarından buralardan mezun öğrenciler Halep, Şam, Mısır hatta İran ve Türkistan’daki medreselere gider bilgi ve görgülerini arttırırlardı.

Fatih, Sahn-ı Seman adıyla ünlü bir medrese açmıştır. Dönemin en ünlü bilginleri Molla Gürani, Molla Hüsrev, Ali Kuşçu burada ders vermişlerdir.

Kanunî zamanında Süleymaniye Medreseleri kuruldu.

Medreselerde

a. Kur’an, kelâm, tesfir, hadis, fıkıh, felsefe ve mantık gibi derslerin okutulduğu bölümden mezun olanlar; imam, hatip, kazasker, müftü, müderris oluyorlardı.

b. Astronomi, matematik, tıp gibi derslerin okutulduğu bölümden mezun olanlar ise mühendis, doktor ve mimar oluyorlardı.

Medreselerde müderris (profesör)ler dışında danişmend (asistan) ve mülazim (doçentler de vardı.

Medreseleri bitirenlere icazetname denilen diploma verilirdi. XVII. Yüzyılla başlayan bozulma medreseleri de etkiledi. Medrese mezunlarının işsiz kalmaları, onların celali uyaklanmalanna katılmalarına yol açtı.

Koçi Bey, risalesinde medreselerin bozulma nedenleri ve nasıl düzeltebilecekleri üzerinde de durmuştur.

BATI TARZINDA AÇILAN OKULLAR

XVIII. Yüzyıldan itibaren Batı tarzında okullar açılma gereği duyulmuştur.

Hendesehane (1734) ve Mühendishane (1773) Avrupalı uzmanların öncülük ettiği, Batı tarzındaki ilk eğitim ve öğretim kurumları olmuştur.

Osmanlı donanması Çeşme’de yakılınca (1870) yeni bir donanma yapımı ve tersane kurulması gerekiyordu. Ayrıca, coğrafya, hendese (geometri) ve gemi yapımını bilen kişilere ihtiyaç vardı.

İhtiyaç duyulan bu elemanları yetiştirmek için açılan Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyun (Deniz Mühendishanesi 1776) deniz kuvvetleri alanında yenileşme ve gelişme sağlamıştır.

III. Selim zamanında Mühendishane-i Berrî-i Hümâyun (Kara mühendishanesi) kuruldu (1794).

II. Mahmut zamanında Tıphane-i Âmire adıyla askerî tıp okulu açıldı (1827).

Ayrıca Mekteb-i Harbiye ve Mızıka-i Hümayun açılarak ordunun yeniden teşkilâtlanmasına devam edildi.

II. Mahmut devrinde ilk kez Avrupa’ya öğrenci gönderildi. Rüştiye okulları (liseler) açıldı.

Tanzimat Devri’nde

• Bu devirde birçok yeni devlet dairesi kurulmuş, bunun için de memur ihtiyacı duyulmuştur. Bu da yeni okulların açılmasını gerektirmiştir.

• Öte yandan, kabul edilen milletlerarası eşitlik ilkesi gereğince okulların her milletten kişiye açık olması gereği doğmuştur.

• Bu devirde;

-Rüştiyeler (Ortaokul)
-Askerî idadiler (Liseler)
-Sultaniler
-Mülkiye rüştiyeleri açılmıştır.

Diplomatlar ve yöneticiler için Tercüme Odası açıldı.

• Maarif-i Umumiye Nezareti (Eğitim Bakanlığı) kuruldu

• Mekteb-i Mülkiye (Siyasal Bilgiler Fakültesi) (1859).

• Galatasaray Sultanisi (1868)

• Sıbyan mektepleri yerine iptida mektepleri,

• Öğretmen ve ebe okulları ile Kız rüştiyesi,

• Darülfünun (Üniversite)

• Darüşşafaka Lisesi

açıldı.

II. Abdülhamit Devri’nde

• Özel okullar açılmaya başlanmıştır.

• Eğitim kurumları ülke içinde yaygınlaştırılmıştır.

• Meslek okulları ve yüksek okullar açılmaya devam edilmiştir. Maliye, güzel sanatlar (Sanayi-i Nefise), ticaret, baytar mektepleri açılmıştır.

• Sivil mühendis yetiştirmek amacıyla Hendese-i Mülkiye Mektebi açılmıştır.

• Alman sisteminin de etkisiyle her ordu » merkezinde harbiye okulları kuruldu (Şam, Bağdat, Erzincan, Edirne, Maraş’ta). Ayrıca Şam’da tıp, Selanikte polis okulu açıldı.

II. Meşrutiyet Dönemi’nde

• Balkan Savaşları’ndan sonra eğitim sorunlarına ilgi arttı. Soruna, dergi ve gazetelerde sıkça yer verilmeye başlandı.

• Hendese-i Mülkiye, Nafia (Bayındırlık) Vekaleti’ne bağlandı.

• Darülfünün yeniden düzenlendi. Burada ders vermek için Almanya’dan profesörler getirtildi.

• Eczacılık ve dişçilik yüksek okulları açıldı.

• Kızların yüksek okula girmeleri sağlandı.

Yabancı Okullar

Var olan etki alanlarını genişletmek ya da yeni siyasî etki alanları oluşturmak amacıyla Avrupa ülkeleri Osmanlı Devleti’nin çeşitli yerlerinde okullar ve kültürel kurumlar açmışlardı.

XIX. Yüzyılın sonunda ülkede tngiliz, Fransız, Alman, Amerikan, Rus ve İtalyan okulları vardı.

Bu okulların denetim altında tutulmasına çalışılmış; II. Abdülhamit devrinde izinsiz okullar kapatılmıştır.

1914’te çıkarılan Özel Okullar Nizamnamesi ile bu okullar denetim altına alınmaya çalışılmıştır.

MAARİF NEZARETİ VE TEŞKİLÂTININ KURULMASI

Tanzimat’ta eğitim alanında yapılan yeniliklerin en önemlisi Maarif-i Umumiye Nezareti (Eğitim Bakanlığı)nin kurulmasıdır.

Medrese dışındaki eğitim kurumları bu bakanlığa bağlanmıştır. Yabancı okullar denetim altına alınmaya başlanmıştır.

Çıkarılan Maarif-i Umumiye Nizamnamesi ile Osmanlı eğitimini uzun yıllar yönlendirilecek bir sistem oluşturulmuştur.

Bu nizamnameye göre;

-Köy ve mahallelerde sıbyan mektebi,
-Kasabalarda rüştiye ve iddadiye,
-Vilayetlerde sultaniye, kurulması öngörülüyordu.

Bunların üstünde meslekî uzmanlık okulları ile darülfünün yer alacaktı.

1863, 1870, 1874 ve 1900 tarihlerinden olmak üzere dört kez darülfünun (üniversite derecesinde yüksekokul) açıldı.

1874’te açılan Darülfünun-ı Sultani,

• Hukuk,

• Edebiyat,

• Tabii bilimler

• Matematik

• Mühendislik

bölümlerini içeriyordu.

1900’de, bugünkü İstanbul Üniversitesi’nin çekirdeği sayılan Darülfünun-ı Şahane açıldı. Bu üniversitede de ilahiyat, matematik, tabii bilimler, hukuk, tıp, mülkiye bölümleri vardı.






Bir Yorum Yazmak İster misiniz?