Osmanlı’da Toprak Yönetimi

0
Advertisement

Osmanlı Devletinde yıllarca büyük bir başarı ile yürütülmüş olan toprak yönetimi ile ilgili bilgiler. Toprak çeşitleri ve bu işletilen toprakların özellikleri ile ilgili bilgiler

Osmanlı Devleti’nde topraklar devletin malı sayılmış ve devlet adına topraklar hakkında söz söyleme yetkisi de padişaha verilmiştir. Toprakların denetlenmesi, işlenmesi, vergilerini toplanması ve en verimli şekilde yararlanılması amacıyla çeşitli bölümlere ayrılmıştır. Toprakların dağıtımında, herkes mutlaka geçimini sağlayabileceği bir toprak verilmesine özellikle dikkat edilmiştir. Böylece devlet, halkının temel ihtiyaçlarını karşılamasındaki en önemli sorumluluklarından birini yerine getirmiştir.

Mülk Topraklar

Osmanlı Devleti’nde mülkiyeti tamamıyla şahıslara verilmiş olan topraklardı. Bu tür topraklar, XIX. yüzyıl sonuna kadar çok yaygın değildi. Ancak çok özel durumlarda, devlete üstün yararlılık göstermiş kişilere verilen topraklardı. Bu topraklar, sahibi tarafından miras bırakılabilir veya satılabilirdi. Satılan mülk toprakları mülk olma özelliğini yeni sahibi için de devam ettirirdi. Mülk topraklar kendi aralarında iki bölüme ayrılmıştır.

Öşriyye toprakları: Müslümanların elindeki topraklardı. Bunların bir kısmı, fethedilmeden önce de Müslümanlar tarafından işlenmekte olan topraklardır.

Advertisement

Haraciyye toprakları: Gayrimüslimlere bırakılmış olan mülk topraklardı. ^

Miri Topraklar
Mülkiyeti devlete ait olan bu topraklar ekilip biçilmesi ve işlenmesi amacıyla çeşitli kişilere bırakılmıştı. Miri araziler kullanım şekillerine göre çeşitli bölümlere ayrılmışlardır.

Dirlik Toprakları
Devlete çeşitli şekillerde yararlı olan kişilere, devlet memurlarına ve diğer görevlilere gelirleri maaş karşılığı olarak verilmiş olan topraklardır. Bu arazilerdeki çiftçiler, ödeyecekleri vergileri devletin atamış olduğu toprak sahiplerine verirlerdi. Bu kişiler, topraklardan elde ettikleri gelirler karşılığında, cebelü denilen atlı askerler yetiştirerek bölgedeki can ve mal güvenliğini sağlardı.

Böylece devlet hazinesinden memur ve sipahi maaşları için ayrıca para çıkmamış olurdu.

Advertisement

Dirlikler, elde edilen vergi gelirlerine göre has, zeamet ve tımar olarak ayrılmıştır. Bu topraklar, rütbe ve derecelerine göre maaş karşılığı olarak devlet memurlarına ve sipahilere dağıtılmıştır. Bu memur ve sipahilere genel olarak toprak sahibi anlamında; ‘sahibi arz’ denilmiştir. Toprak sahipleri topladıkları vergilerin belirlenen miktarını maaş karşılığı olarak alıp, geri kalan kısmıyla, belirlenen sayıda asker yetiştirilerdi.

Dirlik topraklarında toprak sahiplerinin başlıca sorumlulukları şunlardı:

✓ Cebelü denilen atlı askerler yetiştirip, barış zamanında topraklardaki güvenliği sağlamak

✓ Savaş zamanında cebelü askerlerinden oluşan tımarlı sipahi birlikleriyle, bağlı bulundukları beylerbeyinin komutasında orduya katılmak.

Advertisement

✓ Topraklarda denetim yaparak üretimin ve vergi gelirlerinin sürekliliğini sağlamak.

✓ Devlet adına vergileri toplamak.

✓ Herhangi bir isyan yada karışıklık yaşanırsa, büyümeden bastırmak.

Has Topraklar: Yıllık vergi geliri 100.000 akçeden daha fazla olan dirliklerdir. Bunlar; padişah, şehzade, Divan üyeleri, beylerbeyleri ve sancak beyleri gibi üst düzey yöneticilere verilirdi. Has sahipleri dirliklerinin gelirine göre silahlı ve savaşa hazır asker beslerdi.

Advertisement

Zeamet Toprakları: Yıllık geliri 20.000 akçe ile 100.000 akçe arasında olan dirlik topraklarıdır. Zeametler, orta dereceli devlet memurlarına, kadılara, hazine ve tımar defterdarlarına, alay beylerine, kale muhafızlarına, Divan katiplerine verilirdi. Zeamet sahibi de, vergilerin belirlenmiş kısmıyla kendi ihtiyaçlarını karşılar, geri kalan bölümüyle de cebelü denilen asker beslerdi.

Tımar Toprakları: Yıllık geliri 3.000 akçe ile 20.000 akçe arasında olan dirlik topraklarıdır. Tımar sahipleri gelirlerinin üçbin akçesini kendi geçimlerine ayırırlardı. Buna kılıç tımarı deniliyordu. Geri kalan her üçbin akçe için bir cebelü yetiştiriyorlardı. Tımarlar; eşkinci, mus-tahfaz ve hizmet tımarı olmak üzere üçe ayrılmıştır.

Osmanlı Devleti dirlik sisteminin faydaları:

✓ Tarımsal üretim denetim altına almış ve üretimin sürekliliği sağlanmıştır.

Advertisement

✓ Sayıca kalabalık olan eyalet askerleri (tımarlı sipahiler) bu sistem sayesinde yetiştirmiş, her an savaşa hazır bir ordu bulundurulmuştur.

✓ Topraklardan daha iyi yararlanılması sağlanmıştır.

✓ Askeri masraflar azaltılmıştır.

✓ Vergilerin toplanması kolaylaşmıştır.

Advertisement

✓ Ülkenin her tarafında güvenlik sağlanmıştır.

✓ Hazinenin maaş yükü azalmıştır.

✓ Göçebe Türkmenlerin yerleşik halka zarar vermesi önlenmiştir.

Has ve zeametler, ilgili kişilere görevde kaldığı süre içinde tahsis edilir, görevlerinin bitiminde topraklar geri alınıp başka birisine verilebilirlerdi. Bu uygulamaya “Müsadere Usulü” denirdi. Müsadere sistemi, toprakların mülkiyetinin devlete ait olduğunun göstergesidir.

Advertisement

Tımar toprakları, kanunlara aykırı bir hareketi olmadığı takdirde sipahilere ömür boyu verilirdi. Sipahinin ölümü üzerine toprağın işleme hakları bazı şartlarla mirasçılarına kalırdı.

Vakıf Toprakları

Vergi gelirleri cami, medrese, hastane, imarethane, han ve hamam gibi toplumsal ihtiyaçların masraflarına ayrılmış olan topraklardır. Vakıf arazilerin alınıp satılması kesinlikle yasaktı. Vakıf arazilerinin gelirleri, merkez hazineye girmeden, ilgili kuruma doğrudan aktarılırdı. Böylece, bütçe ile ilgili sorunlar nedeniyle bu kurumların gelirlerinde azalma olması önlenmiştir. Vakıf kurumlarının varlığı, sosyal devlet anlayışının göstergesidir.

Ocaklık

Advertisement

Gelirleri; tersane masrafları ile kale muhafızlarına ayrılan topraklardır.

Yurtluk

Geliri sınır boylarındaki hizmetlerine karşılık akıncı beylerine ve askeri yöneticilere bırakılan topraklardır. Sınırlar genişleyince yutluk arazileri de yeni sınırlara yakın olan bölgelere kaydırılırdı.

Paşmaklık

Advertisement

Gelirleri padişahların, eşlerine ve kızlarına bırakılan topraklardır.

Malikane

Devlete yararlı çalışmalar yapması karşılığında bazı kişilere verilen topraklardır.

Mukataa

Advertisement

Gelirleri doğrudan hazineye aktarılan topraklardır.

Metruk

Otlak, mera gibi halkın ortak kullanımına sunulan topraklardır.

✓ XIX. yüzyılda II. Mahmut döneminde dirlik sistemi kaldırılmıştır.

Advertisement

✓ Tanzimat Fermanı’nda, herkesin işlediği toprağın sahibi olacağı belirtilmiştir.

✓ Islahat Fermanı’nda yabancıların da Osmanlı topraklarında mülk edinebilmlerine yönelik düzenlemeler yapılmıştır.

✓ 1858 yılında Arazi Kanunnamesi çıkarılarak topraklar uzun süre işleyenin özel mülkiyetine geçmiştir. Bu yolla toprakların çeşitliliği, miras olarak bırakılması ve mülkiyet sorunları çözülmeye çalışılmıştır.

İltizam Sistemi

Advertisement

Osmanlı Devleti’nde bazı eyaletlerin toprakları küçük parçalar halinde bölünerek yıllık vergi gelirleri açık artırma yoluyla peşin para karşılığında mültezim adı verilen kişilere bırakılırdı. Bu sisteme ‘iltizam’ adı verilirdi.

iltizam sistemi ilk defa Kanuni zamanında, Sadrazam Rüstem Paşa tarafından uygulandı.

XVII. yüzyıldan itibaren bütçenin açık vermeye başlaması ve devletin peşin paraya olan ihtiyacının artması sonucunda daha önce tımar toprağı olan bazı araziler de iltizam arazisi haline getirilmeye başlandı.

iltizam sisteminin dirlik topraklarında yaygınlaşması sonucunda tımarlı sipahilerin sayısı azalmıştır. Bu durum Osmanlı askeri gücünde ve iç güvenlik konularında sorunlar oluşturmuştur.

Advertisement

Mültezimler, daha fazla gelir elde etmek için halka ağır vergiler yükleyince toplumsal huzursuzluklar ve isyanlar çıkmıştır.

Osmanlı Devleti’nde toprakların padişahların kişiliğinde devlete ait olması ve şahıslara geçici olarak verilmeleri özel mülkiyet anlayışının gelişmesini sınırlı tutmuştur.


Leave A Reply