Patrik Nedir? Patrik Kime Denir?

0
Advertisement

Patrik Nedir? Patrik Kime Denir? Patrik anlamı, açıklaması, görevleri nelerdir? Patrik hakkında bilgi.

Patrik

Patrik; (Yunanca pater’ den: “baba”, “ata”), Hıristiyan kiliselerinde, tarihsel ve onursal üstünlüğü bulunan bazı piskoposlukların ruhani başkanının taşıdığı unvandır.

Kitabı Mukaddes’te İsrailoğullarının atalarını (Hz. İbrahim, Hz. İshak, Hz. Yakub ve 12 oğlu) belirten “patrik” sanı daha 4. yüzyılda yer yer önde gelen piskoposlar için kullanılmaya başladı. Kilise örgütlenmesindeki merkezileşmeye koşut olarak 5. yüzyılda gitgide özel bir anlam kazandı. I. Nikaia (İznik) Konsili’nden (325) sonra kilise örgütlenmesi Roma İmparatorluğu’nun yönetsel bölünümünü temel almıştı. Buna göre imparatorluğa bağlı eyaletlerin ana kentinde (metropolis) oturan ve eyalet sınırları içindeki toprakların dinsel yönetimini üstlenen piskoposlar metropolit unvanını taşıyordu. Daha büyük yönetsel birimlerdeki piskoposlukların başında ise eksarh (Yunanca eksarkhos: “önder”, “başkan”) unvanını taşıyan din adamları vardı. Bu konumda bulunan din adamları zamanla patrik unvanıyla amhrken, eksarh unvanı onlar ile metropolitler arasındaki yeni bir kademeyi belirtmeye başladı (bak. Eksarhhane). Bazı patriklerin yetki alanı birden çok piskoposluk bölgesini içine alıyordu: Roma piskoposu bütün Batı piskoposlukları; İskenderiye piskoposu Mısır, Libya ve Pentapolis (Rimini, Pesaro, Ancona, Numana ve Osima) piskoposluklan; Konstantinopolis (İstanbul) piskoposu ise (451’deki Khalkedon [Kadıköy] Konsili’nden sonra) Pontos, Asya ve Trakya piskoposluklan üzerinde yetkiliydi.

Büyük kilise merkezlerinin gelişmesinin yol açtığı anlaşmazlıklar Doğu ve Batı arasındaki bölünmeyi derinleştirdi. Roma’ ya göre, yalnızca Havarilerce kurulmuş piskoposlukların patrik unvanını kullanmaya yetkisi vardı. Doğu kiliseleri ise, ekonomik ve siyasal ağırlık gibi etkenlere dayalı öncelikleri temel alıyordu. Khalkedon Konsili de imparatorluğun başkenti olduğu için Konstantinopolis piskoposluğuna yeni yargı yetkileri vermişti. Aynca 4. yüzyıl sonlarında, Bizans (Byzantion) piskoposluğunu Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Andreas’ın kurduğu yönünde bir inanç gelişmişti.

Advertisement

İmparator İustinianos döneminde (527-565) beş patrikliğin konumu yasal olarak belirlendi. 692’de Trullo (Quinisexus) Konsili’nin de onayladığı bu patriklikler Roma, Konstantinopolis, İskenderiye, Antiokheia (Antakya) ve Kudüs piskoposluklarıydı. Mısır ve Suriye’nin 638-640’ta Müslümanlann eline geçmesinden sonra, Roma ve Konstantinopolis dışındaki piskoposlukların gerçek bir gücü kalmadı. Konstantinopolis’in yeni patriklerin ortaya çıkmasına direnme çabalarına karşın, Bulgaristan’da Preslav (932) ve Trnovo (1234), Sırbistan’da Pec (1346) ve Rusya’da Moskova (1589) gibi Slav merkezlerinde yeni patriklikler doğdu. Öte yandan Doğu’da Maruniler, Melkailer ve Keldaniler kendileri için ayn patrikler seçtiler; bu kiliseler daha sonra patriklik yapısını da koruyarak papalığa bağlandılar. Haçlı seferleri sırasında Ortodoks Kilisesi’nin etkinliğini kırmak amacıyla Ortadoğu’ya Katolik patrikler atandı; Batı’da da bazı piskoposlar patrik unvanıyla anılmaya başladı. İstanbul’un Osmanlılarca fethinden sonra II. Mehmed’in (Fatih) “milletbaşı” statüsü tanıdığı Rum patriği Doğu kiliseleri arasında Bizans dönemindekinden daha da ayrıcalıklı bir konum kazandı. İstanbul’daki Ermeni patrikliği de II. Mehmed’in izniyle kuruldu. Osmanlı Devleti sınırları içindeki Hıristiyanlar İstanbul ve Tevabii Rum patriği, Antakya Rum patriği, Mısır ve Tevabii Rum patriği, Kudüs-ü Şerif Rum patriği, Ermeni patriği, Ermeni Katolik patriği, Süryani Kadim patriği, Rum Melkai Katolik patriği, Memalik-i Mahrusa-i Şahane’deki Keldani patriği olmak üzere, “rüesayı ruhaniye” adıyla anılan başlıca dokuz patriğe bağlıydılar. Slav uluslarının bağımsızlığına kavuşmasıyla birlikte 1920’de Sırbistan, 1925’te Romanya patriklikleri kuruldu. Günümüzde Ortodoks Kilisesi’ne bağlı dokuz patriklik şunlardır: İstanbul, İskenderiye, Antakya, Kudüs, Moskova, Gürcistan, Sırbistan, Romanya ve Bulgaristan. İstanbul’da Ekumenik Patriklik olarak da anılan Fener Rum Patrikhanesi Ortodoks Kilisesi’nin onursal bakımdan en üstün sayılan ruhani merkezidir. Ama özerk kiliselerin ruhani başkam olan öteki din adamları ile patrikler arasında unvan dışında bir ayrım yoktur. Katolik Kilisesi’nde de, özellikle II. Vatikan Konsili’nden (1962-65) bu yana Roma lehindeki merkezileşmeyi dengelemek amacıyla, Doğu ayin usulüne bağlı patrikliklerin tarihsel saygınlığını canlandırma çabalan yürütülmektedir.


Leave A Reply