Paul Gauguin Kimdir?

0

Paul Gauguin Kimdir? Paul Gauguin hayatı, biyografisi, eserleri. Paul Gauguin hakkında bilgi.

Paul Gauguin Fransız ressamıdır (Paris 1848-Marquises Adaları/Dominica 1903). Ailece Peru’ya giderlerken, bir deniz kazasında babasını yitirdi. 4 yıl Lima’da kaldıktan sonra annesiyle Paris’e gelerek bir papaz okuluna yazıldı. Gençliğinde bir ticaret gemisinde dümencilik yaptı, bir sarrafın yanında çalıştı. Şirket memurluğu yaptığı sırada Danimarkalı bir kadınla evlendi. Önceleri boş zamanlarında resimle ilgileniyordu. 1876’da izlenimcilerin sergisinde bir tablosu sergilendi. 1883′ ten sonra tüm zamanını resme verdi. Yoksul kalınca eşi ve çocuklarıyla Danimarka’ya yerleşti. 1885’te ailesini bırakarak Paris’e döndü. Bir grup ressamla Bretanya’da Pont-Aven Köyü’ne yerleşti ve orada çalışmalarını sürdürdü (bu grup daha sonra Pont-Aven Okulu olarak anılacaktır). 1886’da tanıştığı Van Gogh’un yanına gitti (1888). Dostlukları geçirdiği bunalım sonucu, Van Gogh‘un Gaugin’i öldürmek istemesiyle son buldu. 1889’da Paris’te açtığı ilk kişisel sergisi büyük yankı yarattı. 1891’de yapay bulduğu uygarlığı ve Paris’i bırakarak Tahiti’de Papeete Kenti’ne yerleşti. Burada da aradığını bulamayarak tümüyle ilkel yaşam sürdüren yerlilerin arasına katıldı. Annah adlı bir yerli kadından çocukları oldu. En güçlü eserlerini bu dönemde verdi. (Tahiti’de yaptığı tabloların çoğundaki modeli Annah’tır). 1893’te Danimarka’ya ailesinin yanına döndü. Aynı yıl Paris’e geçerek bir sergi açtı. 1895’te yeniden Tahiti’ye gitti. Orada Dominica Adası’na yerleşerek Fransız sömürge yönetimine karşı yerli halkı savunan bildiriler, broşürler yazdı. Birçok kez tutuklandı. Kendini hiç kimseye mutluluk vermemiş biri olarak gördüğü bir dönemde canına kıymaya kalkıştı. Ömrünün son yıllarını yoksulluk içinde yaşadı. Gauguin, ilk resimlerinde izlenimciliğin etkisinde olmasına karşın, Pont-Aven döneminde üslubunu oluşturarak sembolizmin usta ressamları arasına girdi. Kendisinin sentetizm (Synthetisme) dediği anlayışa göre, doğanm olduğu gibi kopya edilmesi insanın düşünce ve duygusunu hiçe saymak anlamını taşır. Düşüncenin duyguyla algılanabilecek bir biçime sokulması ve bunun için yürekten boyamak gerekiyordu. Renklerin her biri bir duygunun, bir düşüncenin simgesiydi. Tahiti dönemi resimlerinde renkçilik anlayışı iyice şekillendi ve doğayı figürlerle anlatma anlayışı, Yeni Sanat (Art Nouveau) akımının ilk örnekleri oldu. Oluşturduğu bu biçimi uygarlığın etkisine uğramamış ilkel kültürlerin yaşantısına ustaca uyguladı. Kendisinden sonra renkçiliği temel alan ressamların tümünü etkiledi.

Başlıca eserleri: Yakup’un Melekle Güreşmesi (1888), Güzel Angela (1889), Braspard’a Göre İsa’nın Çarmıha Gerilmesi (1898), Bekâretin Yitirilişi (1890-1891), Kıyıda Tahitili Kadınlar (1898), Deniz Kıyısında Atlar (1902). Ayrıca Tahiti’deki yaşamını anlatan Noa-Noa adlı bir kitabı vardır (1891-1893).


Leave A Reply