Platon’un Bilgi Anlayışı Ne Zaman Gerçekten Biliriz? Üç Parçalı Bilgi Kuramı

0
Advertisement

Platon’un bilgi anlayışı nedir? Üç Parçalı Bilgi Kuramı nedir? Edmund Gettier’in sorunu çözme girişimleri nedir? Ne Zaman gerçekten biliriz?

Üç Parçalı Bilgi Kuramı

Sokak lambasının dibine birdenbire yığılan o nefretlik silüeti görünce “Hay aksi, yanlış yola saptım” diye düşündü Don. Adamın kaba suratının kendisi için çok tanıdık olan özellikleri sarı ışığın altında açıkça görülüyordu. “Pislik herifin burada ortaya çıkacağını tahmin etmeliydim. Neyse, şimdi öğrendim işte… Daha ne bekliyorsun Eric? O kadar güçlü kuvvetliydin hani..Bütün dikkatini karşısındaki adama yoğunlaştıran Don, arkadan yaklaşan ayak seslerini işitmemişti. Eric ensesine öldürücü darbeyi indirirken o hiçbir şey hissetmedi…

Peki Don, katili Eric’in o gece o sokakta olduğunu gerçekten biliyor muydu? Don kuşkusuz onun orada olduğu kanısındaydı, bu inancının doğru olduğu da ortaya çıktı. Üstelik bu inancı oluşturmak için her türlü gerekçesi vardı. Eric’ten hiçbir bakımdan ayırt edilemeyecek bir adamı açıkça görmüştü görmesine, ama Eric’in Alec adında bir tek yumurta ikizi olduğunu bilmiyordu.

felsefe

Platon’un bilgi tanımı

Anlıyoruz ki meğer Don, Eric’in o sokakta olduğunu gerçekten bilmiyormuş. Yine de Don, Eric’in orada olduğuna inanıyordu ve Eric gerçekten oradaydı. Dolayısıyla Don haklıydı. Ama bunu söylersek felsefe tarihindeki en kutsal tanımlardan birine ters düşeriz.

Advertisement

Platon, Theaitetos adlı diyalogunda bilgi kavramını ustalıkla inceler. Vardığı sonuca göre bilgi “logos’a sahip doğru inanç”tır (yani neden doğru olduğuna dair “mantıklı bir açıklama”sı olan inanç), ya da daha kısa ifade edersek, “gerekçelendirilmiş doğru inanç”tır. Bu üç parçalı bilgi kuramı daha resmi olarak şöyle dile getirilebilir:

S kişisi P önermesini bilir, ancak ve ancak

1. P doğrudur

2. S, P’ye inanır

Advertisement

3. S’nin P’ye inanmakta gerekçesi vardır.

Bu tanıma göre (1), (2) ve (3) bilgi için zorunlu ve yeterli koşullardır. (1) ve (2) numaralı koşullar büyük tartışmalara yol açmamıştır – doğru olmayan bir şeyi bilemezsiniz, ayrıca bildiğinizi iddia ettiğiniz şeye inanıyor olmanız gerekir. (3) numaralı koşula ise pek az kişi itiraz etmiştir. Kentucky Koşusu’nu koşan atlar listesinden gözünüzü kapayıp parmağınızı rastgele koyduğunuz atı seçerseniz, o at finişi ilk geçen at olsa bile bunu bilmiş kabul edilmezsiniz genelde. Sadece şansınız yaver gitmiştir.

Edmund Gettier

Gettier’nin tekere soktuğu çomak

(3) numaralı koşulun gerektirdiği kesin biçim ve gerekçelendirme derecesi üzerine tartışmalar olduysa da üç parçalı kuramın sağladığı ana çerçeve yaklaşık 2500 yıl boyunca genel kabul gördü. Ardından 1963 yılında Amerikalı filozof Edmund Gettier tekere bir çomak soktu. Gettier kısa bir makalede, genel havası Don, Eric ve Alec hikâyesini andıran karşı-örnekler verdi. Bu örneklerde kişilerden birisi hem doğru hem de gerekçelendirilmiş -yani üç parçalı kuramın ileri sürdüğü üç koşulu da yerine getiren- bir inanç oluşturuyordu, ama yine de bildiğini sandığı şeyi biliyor olarak nitelenmeye hak kazanmıyordu.

Advertisement

Gettier-vari örneklerin gözler önüne serdiği sorun, inancın gerekçelendirilmesiyle inancın doğruluğu arasındaki bağdan kaynaklanır. Öyle ki, kişinin inancında haklı çıkması doğru gerekçelerden değil, tesadüfen olmuştur.

Gettier’nin ortaya koyduğu boşluğu tıkamak için çok çaba harcanmıştır. Bazı filozoflar bilgiyi zorunlu ve yeterli koşullar açısından tanımlama projesinin kendisini sorgulamıştır. Fakat Gettier sorununu çözme girişimlerinin büyük çoğunluğu, Platoncu modele eklenebilecek bir “dördüncü koşul” bulmayı amaçlamıştır.

Gerekçelendirme kavramına yönelik önerilerin çoğu dış-odaklı idi, yani “bilen kişi”nin psikolojik durumunun dışında yatan faktörlere odaklanıyordu. Örneğin bir nedensellik kuramına göre doğru inancın bilgi olarak kabul edilebilmesi için, inancın ilgili dış faktörlerden doğmuş olması gerekliydi. Don’un inancı yanlış kişiyle -Eric’le değil Alec’le- ilgili olduğu için bilgi sayılmaz.

Gettier’nin makalesinden beri bir “yama” arayışı bir tür felsefi silahlanma yarışma dönüşmüştür. Uç parçalı tanımı iyileştirme denemeleri, karşılarında her seferinde karşı-örnekler bulur. Gettier sorunundan kaçınmayı başaran öneriler, bedel olarak sezgisel bilgilerimizin çoğunu dışlamak zorunda kalır.

Advertisement

Bilgi feshedilemez mi olmalıdır?

Üç parçalı kurama ek olarak getirilecek dördüncü koşul için bir öneri, bilginin “feshedilemez” olmasıydı. Buna göre, inandığımız şeye inanma gerekçelerimizi, eğer biliyor olsaydık geçersiz kılacak hiçbir ekstra bilgi olmamalıdır. Söz gelimi Don, Eric’in bir tek yumurta ikizi olduğunu bilmiş olsaydı, sokak lambasına yaslanmış adamın Eric olduğuna inanmak için gerekçesi olmazdı. Ama aynı mantıkla, lambaya yaslananın Eric olduğunu, yaslanan kişi Eric olsaydı bile bilemeyecekti. Don ikiz kardeşin varlığını bilse de bilmese de durum değişmezdi. Böyle bir faktör her zaman olabileceğinden dolayı, bilenlerin bilip bilmediklerini asla bilmeyeceği durumlar her zaman olacaktır. Gettier sorununa verilen birçok yanıt gibi, feshedilmezlik isteği de çıtayı o kadar yükseltir ki bilgi saydığımız şeylerin pek azı sınavı geçebilir.

Yanlışlıklar Komedyası

Gerekçeli bilgiyi sorgulama amacıyla kişileri, özellikle ikiz kardeşleri karıştırma, birini başkası sandırma tekniği Shakespeare‘in oyunlarına aşina kişilerce iyi bilinir. Örneğin Yanlışlıklar Komedyası’nda bir değil iki çift tek yumurta ikizi vardır: Sirakuzalı Antifolus ve Dromiyo ile Efesli Antifolus ve Dromiyo, doğarken bir gemi kazası sonucu birbirlerinden ayrılmıştır. Shakespeare onların bir araya gelişini, Gettier’nin karşı-örneklerine benzer bir komedi yaratmakta kullanmıştır. Sirakuzalı Antifolus Efes’e gelince, orada kuyumcu olan Angelo onu “Bay Antifolus,” diye selamlar. Daha önce Efes’e hiç ayak basmamış olan ve kafası karışan Antifolus, “Evet, benim adım bu,” diye karşılık verir. Angelo “Çok iyi biliyorum efendim,” der. Aslında Angelo bunu bilmiyordur. Üç parçalı kurama göre inancı gerekçelidir ama müşterisinin aynı adı taşıyan bir tek yumurta ikizi olması tamamen tesadüftür.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?