Ra’d Suresi Hakkında Bilgi

0

Ra’d Suresi nedir? Ra’d Suresi ne zaman ve nerede indirilmiştir, kaç ayetten oluşur? Ra’d suresinin konusu ve anlamı hakkında bilgi

Ra'd Suresi

Ra’d Suresi Hakkında Bilgi

Ra’d Suresi; Kur’an-ı Kerim’in 13. sûresidir. 43 ayetten oluşur. Mekke ya da Medine’de indiği kesinlik kazanmamıştır. Bir bölümünün Mekke’de, öteki bölümünün Medine’de indiğini ileriye sürenler olduğu gibi 45 ayetten oluştuğunu ileriye sürenler de vardır. Arapça rad sözcüğü “gök gürültüsü” anlamını taşır. Sûrenin 12 ayeti: “Bir umut ve korku işareti olan şimşeği gösteren ve yağmurla dolu bulutları yaratan O’dur” denildiği için bu adla bilinir. Sûre Allah’ın yüceliğini, dine inanmayanların nasıl cezalandırılacaklarını bildirir. Sûrenin 79. ayeti ininceye kadar Hz. Muhammed ayetleri yalnız duyurmakla yetiniyor, müşrikleri inanmaya zorlamak yoluna gitmiyordu. Bu ayetin inmesiyle birlikte Hz. Muhammed’in duyurularına inanmayanlar kılıçla yola getirilmeye başlandı.


Tevrat’ anlatımlarında sözü edilen Aden bahçesi ile örtüşen ve diğer bazı kavramlar gibi tevrat kaynaklı olduğu düşünülen bir kavram 23. ayette sözü edilen Adn cennetidir. Ancak Tevrat’a göre Ademin yaratıldığı Aden bahçesi Dünya üzerinde bir bahçedir ve içerisinden Nil, Fırat gibi ırmaklar akar.

RA’D SURESİ ANLAMI

Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

1- Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitab’ın ayetleridir. Ve sana Rabbinden indirilen haktır. Ancak insanların çoğu iman etmezler.

2- Allah O’dur ki, gökleri dayanak olmaksızın yükseltti; onları görmektesiniz. Sonra arşa istiva etti ve güneş ile aya boyun eğdirdi, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedirler. Her işi evirip düzenler, ayetleri birer birer açıklar. Umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgiyle inanırsınız.

3- Ve O, yeri yayıp uzatan, onda sarsılmaz-dağlar ve ırmaklar kılandır. Orada ürünlerin her birinden ikişer çift yaratmıştır; geceyi gündüze bürümektedir. Şüphesiz bunlarda düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.


4- Yeryüzünde birbirine yakın komşu araziler vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile sulanır; ama ürünlerinde bazısını bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz, bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.

5- Eğer şaşıracaksan, asıl şaşkınlık konusu onların şöyle söylemeleridir: “Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?” İşte onlar Rablerine karşı inkara sapanlar, işte onlar boyunlarına halkalar geçirilenler ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır.

6- Onlar, iyilikten önce kötülüğü çabuklaştırmak istiyorlar; oysa onlardan önce nice örnekler gelip-geçmiştir. Ve şüphesiz, senin Rabbin, zulümlerine karşılık insanlar için bağışlama sahibidir ve şüphesiz senin Rabbin, cezası çok şiddetli olandır.

7- İnkar edenler derler ki: “Ona Rabbinden bir ayet indirilseydi ya.” Sen, yalnızca bir uyarıcısın ve her topluluk için bir hidayet önderisin.

8- Allah, her dişinin neyi yüklendiğini ve döl yataklarının neyi eksiltip neyi eklediğini bilir. O’nun katında herşey bir miktar iledir.

9- O, gaybı da, müşahede edileni de bilendir. Pek büyüktür, Yücedir.


10- Sizden sözü saklı tutan da, onu açığa vuran da, geceleyin gizlenen de ve gündüzün ortaklıkta gezen de birdir.

11- O’nun önünden ve arkasından izleyenleri vardır, onu Allah’ın emriyle gözetip-korumaktadırlar. Gerçekten Allah, kendi nefislerinde olanı değiştirip bozuncaya kadar, bir toplulukta olanı değiştirip-bozmaz. Allah bir topluluğa kötülük istedi mi, artık onu geri çevirecek yoktur; onlar için O’ndan başka bir veli yoktur.

12- O size şimşeği korku ve umut olarak gösteren, ağırlaşmış bulutları ortaya çıkarandır.

13- Gök gürültüsü O’nu hamd ile, melekler de O’na olan korkularından tesbih ederler.. O, yıldırımları gönderip bununla dilediğine çarpar; onlar ise Allah hakkında çekişip-tartışırlar. O, gücü pek çetin olandır.

14- Hak olan çağrı yalnızca O’nadır. Onların Allah’tan başka çağırdıkları ise, onlara hiçbir şeyle cevab veremezler. Yalnızca, ağzına gelsin diye, iki avucunu suya uzatan gibidir. Oysa ona gelmez. İnkar edenlerin duası, sapıklık içinde olmaktan başkası değildir.

Bu âyette puta tapanlar, kuyu başındaki susamış insana benzetilmektedir. Elini uzatıp suyun gelmesini isteyen bu kimsenin isteğini, cansız, şuursuz su nasıl yerine getiremezse, tıpkı bunun gibi cansız, şuursuz putlar da onlara tapanların isteklerine cevap veremezler.

15- Göklerde ve yerde her ne varsa -isteyerek de olsa, istemeyerek de olsa- Allah’a secde eder. Sabah akşam gölgeleri de.

16- De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” De ki: “Allah’tır.” De ki: “Öyleyse, O’nu bırakıp kendilerine bile yarar da, zarar da sağlamaya güç yetiremeyen birtakım veliler mi edindiniz?” De ki: “Hiç görmeyen ile gören eşit olabilir mi? Veya karanlıklarla nur eşit olabilir mi?” Yoksa Allah’a, O’nun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma, kendilerince birbirine mi benzeşti? De ki: “Allah, herşeyin Yaratıcısı’dır ve O, tektir, kahredici olandır.”


17- Gökten bir su indirdi de dereler kendi miktarınca çağlayıp aktı. Sel de yüze vuran bir köpük yüklendi. Bir süs veya bir meta sağlamak için ateşte üzerine yakıp-erittikleri şeylerde de bunun gibi bir köpük vardır. İşte Allah, hak ile batıla böyle örnekler verir. Köpüğe gelince, o atılır gider, insanlara yarar sağlayacak şey ise, yeryüzünde kalır. İşte Allah örnekleri böyle vermektedir.

18- Rablerine icabet edenlere daha güzeli vardır. O’na icabet etmeyenler ise, yeryüzündekilerin tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa mutlaka bunu fidye olarak verirlerdi. Sorgulamanın en kötüsü onlar içindir. Onların barınma yerleri cehennemdir, ne kötü bir yaratıktır o!..

19- Peki, sana Rabbinden indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen kişi, o görmeyen gibi midir? Ancak temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünebilirler.

20- Onlar Allah’ın ahdini yerine getirirler ve verdikleri kesin sözü bozmazlar.

21- Ve onlar Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırırlar. Rablerinden içleri saygı ile titrer, kötü hesaptan korkarlar.

22- Ve onlar-Rablerinin yüzünü isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun sonucu onlar içindir.

23- Onlar, Adn cennetlerine girerler. Babalarından, eşlerinden ve soylarından ‘salih davranışlarda’ bulunanlar da. Melekler onlara her bir kapıdan girip;


24- “Sabrettiğinize karşılık selam size. Yurdun sonu ne güzel.”

25- Allah’a verdikleri sözü, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozanlar, Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi kesip-koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar; işte onlar, lanet onlar içindir ve yurdun kötü olanı da onlar içindir.

26- Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve daraltır da. Onlar ise dünya hayatına sevindiler. Oysaki dünya hayatı, ahirette bir meta’dan başkası değildir.

27- İnkar edenler: “Ona Rabbinden bir ayet indirilseydi ya!” derler. De ki: “Şüphesiz Allah, dilediğini şaşırtıp-saptırır, Kendisi’ne katıksızca yöneleni de dosdoğru yola yöneltip-iletir.”

28- Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur.

29- İman edip salih amellerde bulunanlar, ne mutlu onlara. Varılacak yerin güzel olanı.

30- Böylece Biz seni, kendisinden önce nice ümmetler gelip-geçmiş olan bir ümmete gönderdik; sana vahyettiklerimizi onlara okuyasın diye. Oysa onlar Rahman’a nankörlük ediyorlar. De ki: “O, benim Rabbimdir, O’ndan başka İlah yoktur. Ben O’na tevekkül ettim ve son dönüş O’nadır.”

31- Eğer kendisiyle dağların yürütüldüğü, yerin parçalandığı veya ölülerin konuşturulduğu bir Kur’an olsaydı. Hayır, emrin tümü Allah’ındır. İman edenler hala anlamadılar mı ki, eğer Allah dilemiş olsaydı, insanların tümünü hidayete erdirmiş olurdu. İnkar edenler, Allah’ın va’di gelinceye kadar, yaptıkları dolayısıyla ya başlarına çetin bir bela çatacak veya yurtlarının yakınına inecek. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez.


32- Andolsun, senden önceki elçilerle de alay edildi, bunun üzerine Ben de o inkara sapanlara bir süre tanıdım, sonra onları yakalayıverdim. İşte nasıldı sonuçlandırma?

33- Her nefsin bütün kazandıkları üzerinde gözetici olana mı? Onlar Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Bunları adlandırın. Yoksa siz yeryüzünde bilmeyeceği bir şeyi O’na haber mi veriyorsunuz? Yoksa sözün zahirine mi? Hayır, inkar edenlere kendi hileli-düzenleri süslü-çekici gösterilmiştir ve onlar yoldan alıkonulmuşlardır. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.

34- Dünya hayatında onlar için bir azap vardır, ahiretin azabı ise daha zorludur. Onları Allah’tan hiçbir koruyucu da yoktur.

35- Takva sahiplerine vadedilen cennet; onun altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. Bu korkup-sakınanların sonudur, inkar edenlerin sonu ise ateştir.

36- Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen dolayısıyla sevinirler; fakat gruplardan, onun bazısını inkar edenler vardır. De ki: “Ben, yalnızca Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben ancak O’na davet ederim ve son dönüşüm O’nadır.”

37- İşte böylece Biz O’nu Arapça bir hüküm olarak indirdik. Andolsun, sana gelen bu ilimden sonra, onların hevalarına uyacak olursan, senin için Allah’tan ne bir yardımcı, dost, ne bir koruyucu vardır.

38- Andolsun, senden önce de elçiler gönderdik, onlara eşler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmaksızın bir elçiye herhangi bir ayeti getirmek olacak iş değildi. Her ecel için bir kitap vardır.

39- Allah, dilediğini ortadan kaldırır ve bırakır. Kitabın anası O’nun Katındadır.

40- Onlara va’dettiklerimizden bir kısmını sana göstersek de, senin hayatına son versek de, sana düşen yalnızca tebliğdir ve hesap da Bize aittir.

41- Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten Biz arza geliyor ve onu çevresinden eksiltiyoruz. Allah hüküm verir. O’nun hükmünün peşine düşecek yoktur. Ve O, hesabı pek çabuk görendir.

42- Onlardan öncekiler de hileli-düzenler kurmuşlardı; fakat düzen kuruculuğun tümü Allah’a aittir. Her bir nefsin ne kazandığını O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler pek yakında bileceklerdir.

43- O inkar edenler şöyle derler: “Sen gönderilmiş değilsin.” De ki: “Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter ve yanlarında kitabın ilmi bulunanlar da.”



Bir Yorum Yazmak İster misiniz?