Radyo Nedir? Nasıl Çalışır? Radyonun Tarihçesi ve İcadı Hakkında Bilgi

6

Radyo nedir, nasıl çalışır? Radyo ne işe yarar, nasıl kullanılır, tarihçesi ve icadı nasıl olmuştur? Radyo hakkında bilgi.

radyo

RADYO

Radyo, binlerce kilometre ötede mikrofona konuşan bir insanı dinlemenize olanak tanır. Ses kendi başına o kadar hızlı mesafe kat edemez. Bu nedenle havada yol alabilen radyo dalgalarına dönüştürülürler. Radyonuza ulaşan sesler orijinal seslere çevrilir.

Radyo dalgaları bir eşit elektromanyetik sinyallerdir. Işık ve röntgen ışınları gibi diğer radyasyon türleriyle aynı şekilde inanılmaz bir hızda (saniyede 300.000 km) yol kat edebilir (ışık hızı).

Radyoyla seslerin iletilmesi

Biri konuştuğunda sesi havada titreşimler yaratır. Mikrofonlar bu titreşimleri elektrik sinyali adı verilen küçük ve değişken akımlara dönüştürür. Verici, taşıyıcı dalga adı verilen devamlı bir akımla iletilmiş güçlü radyo dalgalan oluşturmaya yarayan bir alettir. Basit vericilerde mikrofondan gelen elektrik sinyalleri, dışan yayılan radyo dalgalarının gücünü ölçerek atışların ses titreşimlerine uygun olmasını sağlar. Titreşim dalgalan bir anten (metal bir kablo ya da tel) aracılığıyla vericiden gönderilir. Eğer verici yeteri kadar güçlüyse radyo dalgaları binlerce kilometre mesafe kat edebilir.

Radyo dalgalan (radyo sinyali adı verilen) bir anten alıcısı tarafından toplanır (evdeki radyonuzdaki gibi). Alıcı titreşimleri önce elektrik sinyallerine, daha sonra bu sinyalleri hoparlörden çıkacak orijinal seslere dönüştürür.

Radyonun kullanımı

Radyoları radyo yayını dışında da iletişimin birçok alanında kullanırız. Polis, asker, itfaiye, taksi ve ambulans görevlileri iki taraflı radyo kullanırlar. Mobil telefonlar ana telefon şebekesine radyolarla bağlıdır. Gemiler ve uçaklar, radyoları hem iletişim hem de yön tayin etmede kullanır. Televizyonlar da resim ve sesleri iletmek için radyo dalgalannı kullanır.

TARİHÇESİ

Radyo dalgalarının 1,5 km’den uzak bir mesafeye gönderilmesi 1895 yılında İtalyan mucit Guglielmo Marconi tarafından gerçekleştirilmiştir. 1901’de İngiltere’deki Cornwall’dan Kanada’daki Newfoundland’a, Atlas Okyanusu’nu aşan ilk radyo mesajı iletilmiştir. Daha sonra radyo dalgalarının atmosferin yüksek bir katmanına çarptığı ve bu nedenle o kadar yol kat edebildiği anlaşılmıştır.

KDKA isimli bir Amerikan istasyonu 1920’de ilk düzenli radyo yayınını başlatmıştır. 1950’lerde de ilk taşınabilir küçük radyolar piyasaya çıktı.


Kaynak – 2

RADYO, radyoelektrik dalgaların özelliklerinden yararlanarak seslerin iletilmesi sistemi. Radyoelektrik dalgaların alınmasını sağlayan araç da radyo olarak adlandırılır. Radyo yayınlarının amacı belli bir bölgede bulunan ve alıcısı olan herkese, önceden hazırlanmış bir programa uygun olarak yapılan yayını alma olanağı sağlamaktadır. 1886-1888 arasında Almanya’da Heinrich Herz, elektromanyetik radyo dalgaları oluşturmak amacıyla ilk denemelere girişti. 1894’te ise İtalya’da Guglielmo Marconi ilk telsiz radyo sistemini geliştirerek 1901’de Mors alfabesiyle Atlas Okyanusu’nun ötesine mesaj iletimini gerçekleştirdi.

Radyoelektrik dalgaların ayrıştırılmasında kullanılan seçicilerin ilk dönemlerinde ses yayınlarını algılamaya uygun olmaması, radyo üzerinde öncü çalışmaları yürüten bilim adamlarını araştırmalarını ses yayınlarının algılanması üzerinde yoğunlaştırmaya ve seçilerin geliştirilmesi için çalışmaya yönetti. 1922’de ilk özel radyo verici istasyonu kurularak, pille çalışan radyo alıcıları yapıldı. Kent elektriği akımıyla çalışan radyo alıcılarının seri olarak üretilmesi 1930’larda gerçekleştirildi. Her türlü radyo yayınında 1935’e kadar AM’li (genlik modülasyonlu) radyolar kullanıldı. 1935’te Edwin H. Armstrong uzun süren denemelerden sonra geniş bantlı frekans modülasyonunu (FM) buldu.

Radyo dalgalarını açıklamakta oldukça küçük dalga boylu radyo frekansları kullanılır.

Frekans yüksek değerlerde olduğunda, radyo dalgalarını belirlemek için dalganın boyu esas alınır. Dalga boyu aynı yönlü iki tepe noktası arasındaki uzaklıktır. Radyoelektrik dalgalar alternatif akımın beslediği bir verici antenci oluşturulur. îvmelenmiş elektronlar antende radyoelektrik dalgaları oluşturduktan sonra bu dalgalar verici anteni terk ederek yeryüzüne her doğrultuda yayılır. Anten yapısına, öteki iletken maddelerin durumuna göre, istenildiğinde radyo dalgaları yoğun biçimde belli bir yöne doğru gönderilebilir. Radyoelektrik dalgalar, yeryüzün boyunca yere koşut yapılan yaym, iyonosferden yansıtmalı yapılan yayın ve alıcıyla verici arasında bir doğru boyunca yapılan yayın olmak üzere üç biçimde ayırır.

LF bandı, alçak frekans bandıdır. Genel olarak sabit istasyonlarda, denizcilikte hareketli istasyonlarda, radyo sistemleri hizmetlerinde, uzun bir yere paralel dalga yayınlarında geniş anten sistemleriyle birlikte kullanılır. MF ve FM bandı, yerel hizmetlerde, yere koşut yayınlarda ve bunların alınmasında, iyonosferden yansıtmalı olarak kıtalar arası görevlerde kullanılır. VHF bandı, yere koşut yayınla iletişimde yaygın olarak kullanılır. Kullanılan antenler küçük ve oldukça basit olduğunda VHF bandı içindeki frekanslar hareketli hizmetler, yerden havaya, havadan havaya iletişimlerde denizcilik için oldukça uygundur. Ayrıca uzak aralıklı yüksek frekanslı vericiler birbirlerini yayınlarım engellemediklerinden VHF bandı polis, itfaiye gibi değişik yerlerde bulunan hizmetlerin aynı frekansta toplanmasını ve birbirine karışmamasını sağlar. UHF bandı, bir doğru boyunca yapılan iletişimlerde, örneğin radar sistemlerinde kullanılır. SHF bandı, bir doğru boyunca yapılan iletişimlerde sınırlı olarak kullanılır. Örneğin Apollo uzay aracının televizyon resimlerinin yayınlanmasında bu bant kullanıldı. EHF bandı, bir doğru boyunca yapılan yayınlarda kullanılan bu bandın frekansları daha çok radyoyla yön bulma hizmetlerine ayarlanmıştır.


6 yorum

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?