Ramazan Bayramının Özellikleri ve Önemi

0

Ramazan bayramı nedir? Ramazan bayramı neden önemlidir, neden kutlanır, özellikleri nelerdir, hakkında bilgi.

ramazan-bayramiRamazan Bayramı;



Bütün İslâm âleminin Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicretlerinin ikinci yılından beri sevinç, neşe ve gönül alma ve gönül yapma günleri olarak kutladığı iki mübarek bayramdan ilki Ramazan, ikincisi Kurban bayramıdır. Bu iki din bayramının, bu yıl, Hicret’in 1401. senesi içinde yaşanması, ayrı bir mana ve önem ifade eder. Allah’ın en sevgili kulu ve son kitaplı elçisi Hz. Muhammed Mustafa (S.A.S.) eğer o muazzam olay olmasaydı, kimbilir sonucu ne olan yeni güçlükler ve tehlikeler ortasında İslâm’ın nurunu nasıl ufuklardan ufuklara yayabilecekti? Gerçi Allahu Taâlâ, hiç şüphesiz, O’nu yine koruyacak, Kur’ân-ı Azimüşşan yine “mahfuz olarak” “Kıyamete kadar” yeryüzünde kalacak ve İslâmiyet yine kıtaları fethedecekti. Ama Hicret-i Nebevi, mukadderdi; İslâm dini, Medine’den daha kolaylıkla zaferden zafere ulaşacak, yeni bir devlet kurup dünyanın ilk yazılı Anayasası örneğini verecek, puta tapanların gözleri önünde fethettiği Mekke-i Mükerreme’de, Kabe’de bulunan putları parçalatacaktı. Ve Hicret’in ikinci yılında Müslüman’ların da güzel, sevinçli iki bayramı olacaktı…

Ramazan yahut Şeker Bayramı dediğimiz, Arapçası “îd el-Fîtr” olan bu mübarek üç günün dini ve sosyal bakımlardan anlamı pek azizdir. Bir taraftan bir aylık oruç ödevini yerine getiren muazzam İslâm cemaatı, İslâm’ın beş temel şartından birini ifâ etmekle manevi bahtiyarlığın en tadına doyulmaz lezzetini yaşarken, diğer yönden zekâtlarını, fitrelerini, sadakalarını yoksulların ellerine vermekle bir çok fakir fukarayı sevindirmekle büyük hayır işlemekte ve sosyal bir görev yapmakla mutluluk duymaktadırlar. Bu günler dar gelirlileri, hastaları, gurbette perişan olanları ve daha nice sınırlı imkânlar içinde yaşayanları sevindirmede yarışacak günlerdir. Bu günler sadece kendi çocuklarımızı giydirme, kendi yakınlarımızı gözetme günleri değildir. Evet elbette onları da düşünmemizin, anne ve babamıza, kardeşlerimize, akraba ve hasımlarımıza -eğer gerekiyorsa- el uzatmanın tam sırasıdır. Ama onlarla beraber, gücümüz yetiyorsa, fakir komşularımızı da düşüneceğimiz, hallerini bildiğimiz muhtaçların yardımına koşacağımız günler de bu günlerden başkası değildir. Bayramın anlamı ve önemi, bugüne, dini ve insani görevleri iyice idrak ettiğimiz ve onların gereğini yapabildiğimiz nisbette değerlendirilmiş olur.

Cenab-ı Hakk, Kur’ân-ı Hakim’inde “El-A’lâ SûresF’nde ” (Bayram günü) temizlenip Rabbinin adını anarak namaz kılan elbette saadete, umduğuna erişecektir” vaadini buyurur. Şüphesiz namaz, her gün için yerine getirilmesi gerekli bir farz-i ayn’dir. Fakat burada ayrıca Bayram Gününün Şanı yüceltilmiş, o gün arınıp Bayram Namazı kılan kulları üzerinde Allahu Taâlâ ayrıca durmuştur. Erişilecek felâh, mutluluk hem maddi, hem de manevi nitelikte olacaktır. Bu dünya için de, âhiret için de âyetlerde müjdeler parıldayıp durmaktadır.

Evrenin Efendisi Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.S.) Bayramı aynı zamanda bir sosyal yardım müessesesi, bir buluşma, sevişme ve birleşme vesilesi, bir güzelce giyinme ve arınma zamanı, bir sevinip başkalarını da sevindirme nedeni saymıştır. Sevdiği ve Kıyamette şefâatını esirgemeyeceği ümmetine de öylece telkinde bulunmuştur.

Bazı ana hadis kitaplarında bu söylediklerimizi güçlendiren Peygamber sözleri eksik değildir. Abdullah bin Abbas’dan rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber, bir bayram namazından sonra irat buyurdukları hutbede: sadaka vermelerini, orduya yardımda bulunmalarını ve elden geldiğinde hayır işlemelerini emir buyurmuş, orada hazır bulunan kadınlar bile üzerlerindeki yüzük, gerdanlık, bilezik gibi çeşitli süs eşyalarını -bağış olarak- seve seve vermişlerdir. Sadece bu hadis-i şerif bile: Bayram günlerinde hayır kurumları da dahil ister fertlere olsun, ister topluluklara olsun yardımın ne kadar güzel ve dini nitelikte bir ödev olduğunu hatırlatmaya yeterlidir. Bu din görevinin, milli, insani yönleri de düşünülürse, bu fırsatlardan yararlanmanın ne kadar tavsiyeye değerli olduğuna ihtiyaç bile duyulmayabilir.


Müslümanlar için en iyi ve her zaman uyulması gereken yaşama örneği: Elbette “Ben, ahlak mekârimini tamamlamak için gönderildim” diyen Hz. Muhammed’e uymaktır. Peygamberimiz Bayram Namazına giderken en yeni elbiselerini giymeye itina gösterirdi. Ayrıca güzel kokular sürünürdü. O zamanlarda -ki imkanı olsa şimdi de iyi olurdu- bütün Medine halkı bir yerde toplanır ve Peygamberi dinlemek şerefinden yoksun kalmasın diye, “Musa!!a”ya çıkarlardı. Yani açık havada muazzam kalabalığın namaz kılabileceği kadar çok geniş bir yerde toplanırlardı. Efendimiz, Bayram Namazını kıldırdıktan sonra da ardarda ve pek az aralıkla iki hutbe irat buyururdu. Bunlar da aynı zamanda günün önemini, dinî, sosyal ve ekonomik ihtiyaçları da dile getirirdi. Hane-i Saadetlerine dönerlerken gidiş yolunu değiştirir, ayrı bir yoldan dönerlerdi. Böylece, herhalde, halkın bayramlaşmalarını da kolaylaştırmış olurlardı. Gidiş yolunda görenlerin yerine, bu defa dönüşte başka insanlar mübarek yüzlerini görmek mutluluğuna kavuşabilirlerdi. Tebrikleri neşe içinde ve güler yüzle kabul ederdi. Şair sahabelerden bazılarının Hz. Peygamberi anlatırken çok içli ve gönülde etkisi kaybolmayan şiirler yazdıkları bilinmektedir.

Hz. Muhammed’in bayram günlerinde bazı eğlenceler bakımından daha müsamahalı davrandıkları da meçhul değildir. Def çalmayı hoş gördüğü, güreşe benzer veya güldürü karakterindeki bazı oyunları -hatta sevgili eşleri Hz. Aişe anamızla birlikte- izlediklerini de kaynaklar yazmaktadır.

Bayram günleri sadece eş dost, hısım akraba ziyareti günleri değildir. Tebrikler yollamak, ziyafetler çekmek de güzel şeydir. Ama, bunlarla beraber dargınların barışmaları, kinlerin unutulması, verebilen elin alabilecek ele uzanması da unutulmamak gereken önemli ödevlerdendir.




Yorum yapılmamış

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?