Roger Bacon Felsefesi ve Bilime Katkıları

0

Roger Bacon kimdir ve ne yapmıştır? Roger Bacon felsefesi, bilime katkıları, bilim yaşamı, keşişlik yaşamı, çalışmaları hakkında bilgi.

Advertisement

Roger Bacon Felsefesi ve Bilime Katkıları

Roger Bacon; (d. y. 1220, Ilchester, Somerset ya da Bisley, Gloucester ? – ö. 1292, Oxford ?, İngiltere), deneysel bilimin ortaçağdaki öncülerinden Fransisken filozof ve eğitim reformcusudur.

Matematik, astronomi, optik, simya ve yabancı diller öğrenimi gören Bacon, barut yapımını ayrıntılarıyla betimleyen ilk Avrupalıdır. Uçan makineler, motorlu gemi ve arabalar yapılmasını önermiş, kendisinin de övünerek belirttiği gibi deneysel bilim yolunda olağanüstü çaba harcamıştır. Her yerde dilden dile dolaşan araştırmaları, halk arasında bir tür mucizeler adamı olarak, görülmesine yol açmıştır. Bu nedenle Bacon, deney alanındaki gerçek başarıları biraz abartılmış da olsa, çağdaş bilimin deneysel yaklaşımının, tarihsel bakımdan erken olgunlaşmış bir temsilcisidir.

Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Klasikler üzerinde derin bilgi edindi. Küçük yaşta aldığı quadrivium (dörtlü: geometri, aritmetik, müzik ve astronomi) eğitiminden çok yararlandı. Aristoteles’in yapıtlarını sık sık “dinlemiş” ve “okumuş” olmakla övünürdü. Sonradan Paris’te ders verdiğine göre, “Magister Artium” diplomasını da (en erken 1241’de) burada almış olmalıdır.

Bilim yaşamı.

Bacon, bilim yaşamına Aristoteles’e dayalı ya da onu yorumlayan metinler üzerine dersler vererek başladı. O tarihlerde, gelecekte bilime yöneleceğini gösteren bir belirti yoktu. Paris dersleri, Aristoteles’in yapıtlarını Batı Avrupa’ya yeni yeni tanıtan çalışmaları üzerinde öteki araştırmacıların da bilgilenmesi bakımından önemliydi. Bu ders metinleri, Bacon’ın, çok çeşitli kaynaklardan gelen Yeni-Platoncu etkiler altında kalmış Aristotelesçi bir tutumu izlediğini sergiler. İbn Sina‘nın Bacon’ ın üzerindeki etkisi ise abartılmıştır.

Advertisement

Bacon’ın düşünsel gelişmesinde 1247 dolaylarında önemli bir değişiklik oldu. Bu tarihten sonra, deneysel araştırmalar yapmak, “gizli” kitapları elde etmek, yeni aletler ve bilimsel tablolar geliştirmek, kendisine yardımcılar yetiştirmek ve bilginlerle dostluk kurmak için, büyük zaman, çaba ve para harcadı. Bu etkinlikler, olağan üniversite uğraşlarından kesin bir kopuş anlamına geliyordu. Bu değişimde, büyük olasılıkla, Oxford’a dönüşünün ve orada, Yunan düşüncesini Batı’ya tanıtmanın önderliğini yapan büyük bilgin Robert Grosseteste ile öğrencisi Adam de Marisco’nun, ayrıca St. David piskoposu Thomas Wallensis’in payı vardı. 1247-57 arasında, Oxford’da tanıştığı yepyeni bilgi dallarının (yabancı diller, optik ve simya) üniversitede kök salması ve astronomi ile matematik öğretiminin geliştirilmesi için var gücüyle çalıştı.

Çalışmaları

Bacon’ın kulaktan dolma önermeler karşısında çağdaşlarından daha kuşkucu olduğu, doğrulayıcı deneyleri daha güvenilir bulduğu, salt usa dayalı çıkarımlara kuşkuyla baktığı doğrudur. Deneyi öyle ısrarla yüceltmiştir ki, daha 300 yıl önceden modern bilimi müjdelediği öne sürülür. Ama yapıtları üzerindeki incelemeler onu, bir deney adamı olarak nitelemenin abartılı olacağını gösterir. Bacon’ın özgünlüğü, bilgi birikimine belirgin bir katkıda bulunmasından çok, verimli araştırma dalları ve deneysel inceleme yöntemleri üzerinde ısrarla durmasıdır. Gene de simya deneyleri için bir tür laboratuvar kurduğunu, mercekler ve aynalar üzerinde sistematik gözlemlerde bulunduğunu belirtmek gerekir. Işığın niteliği ve gökkuşağı üzerindeki incelemeleri özellikle ilginçtir. Bu deneyleri büyük bir dikkatle tasarlayıp yorumladığı anlaşılmaktadır. Ama asıl önemli “deney”lerini hiç gerçekleştirememiş, yalnızca anlatmakla yetinmiş olmalıdır.

Bacon, ince bakır levhadan bir balon yapılarak “sıvı ateş”le doldurulmasını öneriyor, pek çok hafif nesnenin suda yüzüşü gibi bunun da havada yüzeceğini düşünüyordu. Kanat çırpan bir makineyle uçma konusunda ciddi biçimde çalışmıştı. Barut yapımı ile ilgili şaşmaz bilgiler veren (1242) ilk Batılı oydu. Kapalı bir hacimde tutulabilirse baruttan büyük bir güç elde edilebileceğini, bunun da savaşta işe yarayabileceğini kavramıştı, ama bu düşüncesini daha ileriye götüremedi. (Barut, ancak ertesi yüzyılın başlarında silahlarda kullanılabilecekti.)

Bacon’ın ilk kez tasarımını yaptığı gözlük ise çok geçmeden üretilmeye başladı. Optik alanında, yansıma ve kırılma ile küresel sapıncın ilkelerini de Bacon açığa çıkardı. Ayrıca mekanik olarak işleyen gemi ve arabalar yapılabileceği görüşünü ortaya attı. Güneş tutulmasını gözlemleyebilmek amacıyla, ışık ışınlarının küçük bir delikten geçerek görüntü oluşturdukları camera obscura’ dan (karanlık kutu) ilk kez yararlandı.

Keşişlik yaşamı.

Bacon’ın yaşamında 1257’de bir başka önemli değişiklik oldu. Sağlığının kötüye gitmesi ve Fransisken tarikatına girmesi yüzünden, kendi anlatımına göre, herkesçe unutulduğu duygusuna kapıldı. Bilimsel yaşamının sonuna geldiğini düşünüyordu. Durmaksızın çalışması, her şeye şaşılacak kadar çabuk inanması, boş inançları, kendi ilgilerini paylaşmayanları açıkça küçük görmesi, tarikattaki üstlerinin hoşuna gitmedi ve cezalandırılmasına yol açtı. Bunun üzerine Bacon, Papa IV. Clemens’e başvurmaya karar verdi.

Papalığa seçilmeden önce, Capet hanedanından gelen Fransa krallarının hizmetinde bulunan Clemens’i belki de o dönemden tanıyordu. Papanın 1266 tarihli bir mektubuna göre, Bacon ona doğa, matematik, yabancı diller, perspektif ve astroloji konularında bazı önerilerde bulundu. Doğa hakkında edinilecek daha kesin ve deneye dayalı bilgilerin, Hıristiyan inancını doğrulamakta büyük değer taşıyacağını ileri sürüyordu. Önerilerinin, kilisenin ve üniversitelerin zenginleşmesine büyük katkıda bulunacağı düşüncesindeydi. Projelerle ilgili daha geniş bilgi edinmek isteyen papa, Bacon’a, çalışmalarının ürününü kendisine göndermesini buyurdu. Oysa Bacon’ın düşündüğü, pek çok kişinin katkısıyla bütün bilimleri kapsayan çok geniş bir ansiklopedi hazırlamaktı. Bu iş, ancak papalığa bağlı bir kurumca yürütülebilirdi. Dolayısıyla, papanın hazır sandığı çalışma, o anda yalnızca tasarı düzeyindeydi. Gene de Bacon papanın buyruğuna uyarak çalışmaya koyuldu ve çok kısa sürede Opus maius (Büyük Yapıt), Opus minus (Küçük Yapıt) ve Opus tertium’u (Üçüncü Yapıt) tamamladı.

Advertisement
Davranışlarındaki aykırılık

Bu işi gizlice ve üstlerinin engelleyici buyruklarına karşın gerçekleştirmek zorundaydı. Davranışlarındaki aykırılık dikkati çekince korkunç bir manevi baskı altına alındı. Bu koşullar altında başardıkları gerçekten şaşırtıcıydı. Papaya da belirttiği gibi, istese dönemin okul yöneticilerinin yolunu izleyebilir ve kitabının sayfalarını “ahmaklıklarla”, boş spekülasyonlarla doldurabilirdi. Oysa o, Paris’teki okullarda düşlenemeyecek alanlara el atmak ve doğanın gizlerini pozitif inceleme yoluyla açığa çıkarmak istiyordu. Opus maius ile, papayı, önerdiği reformların ivediliği ve pek çok bakımdan yararlı olacağı konusunda ikna etmeye çalışmıştı. Ama 1268’de Clemens’in ölümü, Bacon’ın üniversite öğretiminde bilimlere gereken yeri kazandırma düşlerine son verdi.

Bacon sonraları bir başka ansiklopedi daha tasarladı. Bu tasarının ancak (1268 dolayında yazılan) Communia naturalium (Doğa Felsefesinin Genel İlkeleri) ve Communia mathematica (Matematik Biliminin Genel İlkeleri) adlarını taşıyan bazı bölümleri gerçekleşebildi. 1272’de ise Compendium philosophiae (Felsefe Özeti) yazıldı. Bilimsel olarak nitelenen çalışmalarında da uzun felsefe tartışmalarına giren Bacon, bu alanda Aziz Augustinus ya da İbn Sina’dan çok, Aristoteles’in izinden gitti. Yeni-Platoncu öğeleri felsefesine kattıysa da, düşüncesinin ana doğrultusu Aristoteles çizgisinden ayrılmadı.

Bacon, 1277-79 arasında bir tarihte, öğretisindeki bazı “kuşkulu yenilikler” yüzünden Fransiskenlerce hapisle cezalandırıldı. Bu cezaya, büyük olasılıkla, dönemin ilahiyatçılarına ve bilginlerine amansızca saldırması, simyanın ve astrolojinin öne sürdüğü her şeye inanmaya hazır oluşu ve mistik tarih felsefecisi Fiora başkeşişi Joachim’in kehanetlerinin etkisinde kalarak “binyıl” inancına yakınlık duyması yol açmıştı. Ne kadar hapiste kaldığı bilinmemektedir. 1292’de yayımlanan son yapıtı da öteki pek çok yapıtı gibi tamamlanmamıştı ve gene her zamanki gibi saldırgandı.


Leave A Reply