Rosa Luxemburg Kimdir? İdealleri Uğruna Ölen Filozofun Hayatı Mücadelesi

0
Advertisement

Rosa Luxemburg kimdir ve ne yapmıştır? Ömrünü inandığı idealleri için harcayan bu kadın filozofun hayatı, verdiği mücadele, fikirleri ve eserleri.

Rosa Luxemburg (1871-1919)

Artık şehirden ayrılması gerekiyordu. Arkadaşları ve hayatı boyunca sevdiği adam da aynı şeyleri söylemişti. Ama ayrılamadı. Ömrünü harcadığı ideallerini bırakıp, bir korkak gibi kaçmayı kendine yediremedi. Tarih, 15 Ocak 1919’u gösteriyordu. Akşam olmuştu. Askerler geldiler. Tutuklanacağını biliyordu. Ama daha ötesini hiç düşünmemişti. Bulundukları otelden çıkarken kafasına bir tüfekle vurdular. Daha sonra bir kurşun sıkarak, kadını bir su kanalına attılar. Aylar sonra cesedi tanınmayacak halde bulundu. Bu cinayeti işleyenler yargılanmadı. Maktulün adı, Rosa Luxemburg’du.

Rosa Luxemburg

Hayatı

Rosa, 5 Mart 1871’de Polonya’da Lublin’in Zamosc kasabasında dünyaya geldi. Orta halli Yahudi bir ailenin en küçüğüydü. Kendisinden başka dört kardeşi daha vardı. Rosa’nın babası Eduard kereste ticaretiyle uğraşan, iyi eğitim görmüş bir tüccardı. Aileye babanın ve diğer kardeşlerin Alman eğitimi almasının etkisi olsa gerek, Alman kültürü hâkimdi. O dönemin koşulları gereği siyasetle iç içeydiler. Ancak Yahudi konuları evde pek gündeme gelmezdi. Zamosc, o zamanlar önemli Yahudi topluluklarını da bünyesinde barındırıyordu. Ancak ekonomik anlamda gücünü yitirmiş, ticaretle bağları gün geçtikçe zayıflamıştı. Ailenin ekonomik anlamda darboğaza düştüğü 1873 yılında Varşova’ya taşındılar.

Ticaretin yanı sıra çocukların eğitimi için aile bunu zorunluluk olarak görmüştü. Rosa beş yaşlarındayken yanlış teşhis nedeniyle bir yıl yatağa bağlı yaşadı. Kalçasında kalıcı bir rahatsızlık oluştu ve hayatı boyunca hafif sekerek yürüdü. Bunu hayatının bir eksikliği olarak asla algılamadı. Bu arada okuma yazmayı öğrendi. Edebiyata ilgisi de o yıllarda başladı.

Advertisement

Polonya yıllardır Rusya’nın egemenliğindeydi. Baskılar Polonya’daki her millet için devam ediyor, Rusya asimilasyon çalışmalarını aralıksız sürdürüyordu, insanların, şehirlerin adları bir bir değiştirilmişti. Okullarda Lehçe konuşmak yasaktı. İşte, böyle okullardan biri olan ve Yahudilerin ancak belli bir kontenjanla alındığı Varşova Kız Lisesi’ne kabul edildi. Burada Almanca, Fransızca ve Polonya dillerini geliştirdi. Okulda aldığı iyi bir eğitimin yanı sıra, sol eğilimli gruplarla tanışması da bu döneme denk gelir. Polonya’nın yasadışı sol partisi Proletariat için çeşitli çalışmalarda bulunmaya başladı. Okul sınavlarını başarıyla geçiyordu, ancak disiplin konusunda okul yönetimince problemliler listesine alınmıştı bile.

Lise biterken bulaştığı yasadışı faaliyetler nedeniyle tutuklanma tehdidi de baş göstermişti. Bu nedenle bir karar aldı ve isviçre’ye kaçtı. Bu yöntem dönemin sosyalisderinin arasında adeta bir modaydı. İsviçrede Zürih Universitesi’nde doğa bilimleri, matematik ve ulusal ekonomi üzerine eğitim gördü. Marx ve Engels’in yapıtlarını okudu. Polonya’nın sanayi gelişmesi hakkında bir tez yazdı. Ailesi eğitim ve diğer masraflarını karşılıyordu. Rosa, Polonya’dan ayrıldıktan sonra da ailesi ile hayatı boyunca ilişkilerini kesmedi, ailesi onun başarılarında ve kötü günlerinde ona manevi olarak hep destek oldu. Hatta Varşova’da gizlenirken bir ara ağabeyinin yanında kaldı.

Leo Jogiches İle Tanışması

Rosa Luxemburg’un hayatının en önemli olayı 1889 yılında gerçekleşti. Zürih’te Leo Jogiches’le tanıştı. Leo Jogiches, uzun boylu, yakışıklı henüz yirmi üç yaşında bir delikanlıydı. Rosa ise yirmi. Leo İsviçre’ye geldiğinde zaten bilinen sosyalistlerden biriydi ve çok popülerdi. Rosa bu içine kapanık, sert mizaçlı adamdan görür görmez etkilendi. Aralarında sancılı, gelgitlerin sıkça yaşandığı, mutsuzluklarla dolu, ama bir o kadar da idealist bir ilişki yaşanacaktı.

Rosa, kısa boylu, yüzüne göre biraz uzun burunluydu. Sert bir çehresi vardı. Konuşma yeteneği sayesinde çevresindeki insanları etkilemeyi iyi bilen, edebiyattan, botanik ve zoolojiden keyif alan biriydi. Titizdi. Her şeyi yerli yerinde görmekten hoşlanırdı. Hayvanlara ve özellikle Mimy adlı kedisine çok bağlıydı. Kötü bir huyu varsa, o da müsrif olmasıydı.

Advertisement

Rosa Luxemburg Sözleri

Marksizm

Onun için hayattaki her şey, ya hep ya hiç olabilirdi. Tavizleri yoktu, düşündüğünü söyler, bazen kırıcı bir üslup takınabilirdi. Bir fikri açıklarkenki heyecanı insanlarda saygı uyandırırdı. Ve en önemi özelliği, sorgulayıcı düşünce yapısıydı. Yıllar geçtikçe bağlandığı Marksist fikirleri, ömrünün sonuna kadar sorgulayacak ve onun gelişimini sağlayacak fikirler ortaya atacaktı. Marksizmin kuramsal anlamda ilerleyişini sağlamak ve bunu pratikte uygulamak en büyük hedefi olacaktı. Leo ise, yönetmekten keyif alırdı. Rosa ile kurulan ilişkilerinde bir öğretmen rolü üstlenmiş ve ilişkileri bu yönde ilerlemişti. Leo hayatına girdikten sonra maddi anlamda en büyük destekçisi oldu Rosa’nın. ilişkileri belirli bir dengenin üzerinde ilerlemiyordu. İki baskın karakter on beş yıl boyunca birbirine boyun eğmeyecek ve bu onların ilişkilerini sürekli zedeleyecekti.

Rosa Luxemburg’un hayatı önemli bir üçlemeden oluşuyordu. Marksizm, Leo ve ailesi. Rosa ailesine her ne kadar düşkün olsa da onları görmeye pek vakit bulamıyordu, zaten Varşova’ya gitmesi de onun için çok tehlikeli olacaktı. Ailesinin ona verdiği bütün desteğe rağmen, Luxemburg onların ihtiyacı olduğunda yanlarında olamamanın acısını hep içinde taşımıştır. Anne ve babasının hastalığı sırasında onlarla yeterince ilgilenemediğini, bunun pişmanlığını yaşadığını mektuplarından öğreniyoruz. Onlara duyduğu özlemi bir başka insanla gidermek istiyordu. Leo’yla… Ancak Leo Jogiches istediği ilgiyi ilişkileri boyunca ona asla vermedi. Rosa’nın her şeyi bırakıp, onunla gitmeyi, her şeyden vazgeçmeyi istediği anlarda, önündeki en büyük sorumluluk idealleri oldu.

Hayat dolu bir insan olmasına rağmen ileride sıkça karşılaşacağı baskılar, onun incinmesini sağlayacaktı. Rosa da tıpkı diğer insanlar gibi huzurlu bir limana ihtiyaç duyacaktı. Ancak Leo yine bu anlarda ondan uzak, hislerini belli etmeyen biri olacak ve ilişkilerinin başlamasından on beş yıl sonra Rosa kalbindeki Leo ile arkadaşı Leo’yu birbirinden ayıracaktı.

Advertisement

Rosa Luxemburg

Toplumda Üstlendiği Roller

Luxemburg, Proletariat grubu için çalıştıktan sonra, baskılardan kurtulmak için İsviçre’ye kaçmıştı. Burada Leo Jogicges ile birlikte 1892 yılında mültecilerin büyük çoğunluğunun katıldığı Birleşik Polonya Sosyalist Partisi’nin (PSP) içerisinde yer aldı. Ancak PSP ile düşülen fikir ayrılıkları parti ile aralarında uyuşmazlığa yol açtı. Bu nedenle 1893’te Polonya Krallığı Sosyal Demokrasisi Partisi (SDKP) Luxemburg’un önderliğinde kuruldu. Parti 1900 yılında Polonya Krallığı ve Litvanya Sosyal Demokrasi Partisi (SDKPIL) adını alacaktı. Partinin yayın organı İşçi Davası Dergisi idi. Rosa bu derginin editörlüğünü yapıyordu. SDKP’deki rolü ve yazdığı makalelerle birlikte Rosa’nın ünü de sosyalist çevrelerde yayılmaya başlamıştı. Hatta Zürih’teki evi onların uğrak yeri olmuştu. 1895 yılına gelindiğinde Rosa’nın ilk kitapçığı Maciej Rozga müstear ismiyle yayınlanacaktı.

Almanya’ya taşınma

Rosa, Mayıs 1898’de sosyalist harekete daha yakın olmak için Almanya’ya taşınma kararı aldı. Hatta orada kalışını garantiye almak için, sahte bir de evlilik yaptı. Berlin’e yerleşmesinde sosyalist hareketi Polonya’nın kapsamından çıkararak Alman ve Avusturya sosyalist partileriyle bütünleşme düşüncesi de etkili olmuştu. Berlin’e gelir gelmez ilk olarak Alman Sosyal-Demokrat Partisi’ne (SPD) üye oldu. Alman partisinde adını hızla duyuracak ve bir kadın, bir Yahudi olmasına rağmen parti üyelerinin, nüfuslu ve tanınmış sosyalisderin önemsediği biri olacak, pek çoğunun dostluğunu kazanacaktır. August Babel, Clara Zetkin, Franz Mehring bu isimlerden birkaçıydı. Sosyalist bir dergi olan Sachsische Arbeiterzeitung’un yazı işleri müdürü oldu.

Leipzig’teki bir yayınevi de onun doktora tezini yayınladı. Çalışkanlığı, hitabet yeteneği onun çevresinde bir sempatizan grup oluşturdu. Pek çok mitinge konuşmacı olarak davet edildi. Aynı yıl Eduard Bernstein’in savunduğu tezlere karşı bir dizi makale yayınladı. Bu yazıları 1899’da broşür şeklinde basıldı, adı: “Sosyal Reform mu Yoksa Devrim mi?” idi. Bu olay, Polonyalı genç kadının karşısına pek çok insanı alması, politik eğilimini ve kişisel tutumunu ortaya koyması demekti.

Advertisement

1900’ler yaklaşan bir savaşın da habercisi gibiydi. Giderek yükselen milliyetçi hareket, Almanya’da da etkisini göstermeye başlamış, hatta partinin geneline hâkim olmuştu. 1904’ten sonra pek çok kez görüşlerini nedeniyle hapse girdi. 1907’de Londra’da Lenin‘le tanıştı, işçilerin tek bir vücut olmasını ve yaklaşan savaşa hayır demelerini istiyordu. Ancak fikirleri soğuk rüzgârları da beraberinde getirdi. Dergideki işinden bir sansür nedeniyle istifa etti, mizah gazetelerinde kişisel saldırılara maruz kaldı ve hatta karikatürlere konu oldu. Onu sevmeyenler için adı “Kızıl Rosa‘ya da “Kanlı Rosa“idi. Ancak 1914 yılında savaş başlamıştı. Savaş karşıtı yazılar kaleme almaya devam etti.

Rosa Luxemburg Sözü : Hareket Etmeyen Zincirlerini Fark Edemez!..

Rosa Luxemburg Sözü : Hareket Etmeyen Zincirlerini Fark Edemez!.. (Kaynak : Anonim)

Spartaküs Birliği

Kendisine SPD içinden de karşıt sesler giderek yükseliyordu. Partiden ayrıldı ve savaş karşıtı Spartaküs Birliği’ni oluşturdu. 1917de eski SPD’lilerle Bağımsız Sosyal Demokratik Partisini kurdu, ancak kısa süre sonra tutuklandı. 1918de uzun süredir tutulduğu Breslaudaki hapishaneden çıktı. Orada geçirdiği zaman boyunca pek çok makale ve mektup kaleme aldı. Ardından Kari Liebknecht ile Almanya Komünist Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. Ayrıca Kızıl Bayrak gazetesinde yazıları yayınlandı. Ne yazık ki, zaman Rosa’nın aleyhine işliyordu. Savaş nedeniyle değişen ve daha da gerilen siyasal ortam, hayallerindeki sosyalizme sıcak bakmayacak ve Alman askerleri eşliğinde çıktığı meçhul yolculuk 15 Ocak 1919da Luxemburg’un ölümüne neden olacaktı.

Rosa Luxemburg sosyalist tarihin unutulmaz kuramcılarındandır. Onun yazdığı eserler, dönemin pek çok insanını etkilemiş ve onlarca insanın tartışmalarının odak noktası olmuştur. Kadının bağımsızlığı için, tüm insanlığın bağımsızlığını savunmuş bir önder ve filozoftur. Sermaye Birikimi, Rus Devrimi, Ulusal Ekonomiye Giriş Türkçede yayınlanan eserlerinden bazılarıdır.

Advertisement

Leave A Reply