Sad Suresi Hakkında Bilgi

0

Sad Suresi nedir? Sad Suresi ne zaman ve nerede indirilmiştir, kaç ayetten oluşur? Sad suresinin konusu ve anlamı hakkında bilgi

Sad Suresi

Sad Suresi Hakkında Bilgi

Sad Suresi; Kuran’ı Kerim’in 38. sûresidir. 88 ayetten oluşur. Mekke’de inmiştir. Sûrenin ilk ayeti Arap alfabesinin 14. harfi olan sad ile başladığından süre bu adla bilinir. Sûrede Hz. Davut’tan söz edildiği için Davut Sûresi adını da taşır. İlk ayet şöyledir: “Sâd, öğüt taşıyan Kuran’a and olun ki”. Öteki ayetlerde peygamberlerin çektikleri güçlükler, dine inanmayanların düşmanlıkları, bu düşmanların sonunda nasıl bir cezaya çarptırılacaklarından söz edilir. Aynca Hz. Muhammed’ e dini yayarken sabırlı olmasını, güçlüklere katlanmasını, yalnızca gelecek tehlikeleri bildirmekle görevli olduğunu anlatır.

Sad suresi 10. ve 32 ayetlerinin mealleri, aslında Arapçasında hiçbir karışıklığa meydan vermeyecek net ve basit ifadeler yer aldığı halde, meal konusuna keyfi yaklaşımlara örnek olarak verilebilecek türden, birbirleriyle tamamen zıt anlamlara gelen meallerin görülebildiği örneklerdendir. Bu meallerde 10 ayette istifhâm-ı inkârî görmezden gelinmekte, 32 ayette ise Süleyman peygambere yakıştırılamayan bir ifade yer almaktadır.

Sad Suresi Anlamı

Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

1.Sad, Zikir dolu Kur’an’a andolsun;

2.Hayır; o inkar edenler bir gurur ve bir parçalanma içindedirler.

3.Biz kendilerinden önce, nice kuşakları yıkıma uğrattık da onlar feryat ettiler; ancak kurtulma zamanı değildi.

4.İçlerinden kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar. Kafirler dedi ki: “Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür.”

5.”İlahları bir tek ilah mı yaptı? Doğrusu bu, şaşırtıcı bir şey.”

6.Onlardan önde gelen bir grup: “Yürüyün, ilahlarınıza karşı kararlı olun; çünkü asıl istenen budur” diye çekip gitti.

7.”Biz bunu, diğer dinde işitmedik, bu, içi boş bir uydurmadan başkası değildir.”

8.”Zikir, içimizden ona mı indirildi?” Hayır, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmamışlardır.

9.Yoksa, güçlü ve üstün olan, karşılıksız bağışlayan Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır?

10.Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülkü onların mı? Öyleyse, sebepler içinde yükselsinler.

11.Onlar, burada fırkalardan olma bozguna uğratılmış bir ordu.

12.Onlardan önce Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.

13.Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. İşte onlar fırkalar.

14.Hepsi de elçileri yalanladılar, böylece azapla-sonuçlandırmam hak oldu.

15.Bunlar da, bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar.

16.Dediler ki: “Rabbimiz, hesap gününden önce payımızı çabuklaştırıver.”

17.Sen onların söylediklerine karşı sabret ve Bizim güç sahibi kulumuz Davud’u hatırla; çünkü o, yönelen biriydi.

18.Doğrusu Biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte tesbih ederlerdi.

19.Ve toplanıp gelen kuşları da. Hepsi onunla yönelip-dönmekte olanlar idi.

20. Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.

21.Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani mihraba yüksek duvardan tırmanmışlardı.

22.Davud’a girdiklerinde, o, onlardan ürkmüştü; dediler ki: “Korkma, iki davacıyız, birimiz diğerimize haksızlıkta bulundu. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, kararında zulme sapma ve bizi doğru yolun ortasına yöneltip-ilet.”

23.”Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen “Onu da benim payıma kat” dedi ve bana, konuşmada üstün geldi.”

24.Dedi ki: “Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu, birleştirip katanlardan çoğu, birbirlerine karşı tecavüz ederler; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka. Onlar da ne kadar azdır.” Davud, gerçekten Bizim onu imtihan ettiğimizi sandı, böylece Rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı ve yönelip-döndü.

25.Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun Bizim Katımız’da gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.

26.”Ey Davud, gerçek şu ki, Biz seni yeryüzünde bir halife kıldık. Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet, istek ve tutkulara uyma; sonra seni Allah’ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah’ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır.”

27.Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, inkar edenlerin zannıdır. Ateşten dolayı vay o inkar edenlere.

28.Yoksa Biz, iman edip salih amellerde bulunanları yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar gibi mi tutacağız? Ya da muttakileri facirler gibi mi tutacağız?

29.Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir Kitap’tır.

30.Biz Davud’a Süleyman’ı armağan ettik. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, yönelip-dönen biriydi.

31.Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu.

32.O da demişti ki: “Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmeye tercih ettim.” dedi, ta ki perdenin arkasına saklandılar.

33.”Onları bana geri getirin”. Sonra bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.

34.Andolsun, Biz Süleyman’ı imtihan ettik, tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra döndü.

35.”Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin.”

36.Böylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi.

37.Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıç olanı.

38.Ve sağlam kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini.

39.”İşte bu, bizim vergimizdir. Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut.”

40.Şüphesiz, onun Bizim Katımız’da gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.

41.Kulumuz Eyyub’u da hatırla. Hani o: “Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azap dokundurdu” diye Rabbine seslenmişti.

42.Biz de ona, “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su” dedik.

43.Katımız’dan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık.

44.”Ve eline bir deste al, böylece onunla vur ve andını bozma.” Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, yönelip-dönen biriydi.

45.Güç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim’i, İshak’ı ve Yakub’u da hatırla.

46.Gerçekten Biz onları, katıksızca yurdu düşünüp-anan ihlas sahipleri kıldık.

47.Ve gerçekten onlar, Bizim Katımız’da seçkinlerden ve hayırlı olanlardandır.

48.İsmail’i, Elyesa’ı ve Zülkifl’i de hatırla. Hepsi de hayırlı olanlardandır.

49.Bu, bir zikirdir. Şüphesiz muttakiler için, elbette varılacak güzel bir yer vardır.

50.Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır.

51.İçinde yaslanıp-dayanmışlardır; orda birçok meyve ve şarap istemektedirler.

52.Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır.

53.İşte hesap günü size va’dedilen budur.

54.Şüphesiz bu, Bizim rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok.

55.Bu; gerçekten azgınlar için de muhakkak varılacak kötü bir yer vardır.

56.Cehennem; onlar oraya girerler; ne kötü bir yataktır o.

57.İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin.

58.Ve onun şeklinden başka, çift çift vardır.

59.”İşte bu da sizinle birlikte göğüs gerenlerdir. Onlara bir merhaba yok. Çünkü onlar ateşe gireceklerdir.”

60.Derler ki: “Hayır, sizler; asıl size bir merhaba yok. Bunu siz bizim önümüze sürdünüz. Ne kötü bir durak.”

61.Derler ki: “Rabbimiz, kim bunu bizim önümüze sürdüyse, ateşteki azabını kat kat arttır.”

62.Ve derler ki: “Bize ne oluyor ki, kendilerini şerirlerden saydığımız adamları göremiyoruz.”

63.Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?”

64.Bu, cehennem halkının birbiriyle çekişmesi kesin bir gerçektir.

65.De ki: “Ben, yalnızca bir uyarıcıyım. Bir olan, kahreden Allah’tan başka bir İlah yoktur.”

66.”Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır.”

67.De ki: “Bu, büyük bir haberdir.”

68.Sizler ise, ondan yüz çeviriyorsunuz.

69.”Mele-i Ala tartışıp dururken, benim hiçbir bilgim yoktur.”

70.”Bana ancak, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunmaktadır.”

71.Hani Rabbin meleklere: “Gerçekten Ben, çamurdan bir beşer yaratacağım” demişti.

72.”Onu bir biçime sokup, ona Ruhum’dan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın.”

73.Meleklerin hepsi topluca secde etti;

74.Yalnız İblis hariç. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu.

75.Dedi ki: “Ey İblis, iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?”

76.Dedi ki: “Ben ondan daha hayırlıyım; sen beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.”

77.Dedi ki: “Öyleyse oradan çık, artık sen kovulmuş bulunmaktasın.”

78.”Ve şüphesiz, din (ceza) gününe kadar Benim lanetim senin üzerinedir.”

79.Dedi ki: “Rabbim, öyleyse onların dirilecekleri güne kadar bana süre tanı.”

80.Dedi ki: “O halde, süre tanınanlardansın.”

81.”Bilinen vaktin gününe kadar.”

82.Dedi ki: “Senin izzetin adına andolsun, ben, onların tümünü mutlaka azdırıp-kışkırtacağım.”

83.”Ancak onlardan, muhlis olan kulların hariç.”

84.”İşte bu haktır ve Ben hakkı söylerim” dedi.

85.”Andolsun, senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım.”

86.De ki: “Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve bir yükümlülük getirenlerden de değilim.”

87.”O, alemler için yalnızca bir hatırlatmadır.”

88.”Gerçekten onun haberini bir zaman sonra öğreneceksiniz.”






Bir Yorum Yazmak İster misiniz?