Secde Suresi Hakkında Bilgi

0

Secde Suresi nedir? Secde Suresi ne zaman ve nerede indirilmiştir, kaç ayetten oluşur? Secde suresinin konusu ve anlamı hakkında bilgi

Secde Suresi

Secde Suresi Hakkında Bilgi

Secde Suresi; Kuran-ı Kerim’in 32. sûresidir. 30 ayetten oluşur. Mekke’de inmiştir. Sûrenin 15. ayetinde “yere kapanma” anlamına gelen Arapça secde sözcüğü geçtiği için bu adla bilinir. Sûrenin 18. 19 ve 320 ayetlerinin Medine’de indiğini söyleyenler de vardır. Secde, namazın en önemli uygulamalarından biridir. Nitekim sûrenin 15. ayeti şöyledir: “Bizim belgelerimize yalnız o kimseler inanırlar ki, bu bölgelerle öğütlenince hiç büyüklük taslamadan yüzüstü secdeye kapanırlar. Rablerini överek yüceltirler”. Bu sûreye Muzaci Sûresi (Yataklar Sûresi) ve Curuz Sûresi (Kısır Topraklar Sûresi) adları da verilmiştir. Fussilet Sûresi’ne de Secde Sûresi denilmiştir. İkisini birbirinden ayırmak için 32. sûreye Lokman Secdesi, 41. sureye Fussilet (Hamim) Secdesi de denilmiştir.


Surede Allah, Arş, evren’in boyutları ve insan’ın yaratılışı ile ilgili anlatımlar bulunur; Allah’ın evreni 6 günde yaratması, sonra da Arş üzerinde oturması, yeryüzündeki işlerin (melekler tarafından) insanlara göre bin yıl sürecek bir yolculuk ile bir günde Ona yükseltilmesi ve arzedilmesi, ve ilk insan’ın çamurdan, insan neslinin ise cinsel ilişki ile başlayan yaratılış aşamaları konu edilmektedir.

Secde Suresi Anlamı

Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla,

Elif-Lam Mim.

Kendisinde şüphe olmayan bu Kitab’ın indirilişi alemlerin Rabbi tarafındandır.

Yoksa onlar: “Bunu uydurdu” mu diyorlar? Hayır; o, Rabbinden olan bir haktır; senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için. Umulur ki hidayet bulurlar.


Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra arşa istiva etti. Sizin O’nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?

Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra, sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O’na yükselir.

İşte gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, üstün ve güçlü olan, esirgeyen O’dur.

Ki O, yarattığı herşeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır.

Sonra onun soyunu bir özden, basbayağı bir sudan yapmıştır.

Sonra onu ‘düzeltip bir biçime soktu’ ve ona Ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?


Dediler ki: “Biz yerde yok olup gittikten sonra, gerçekten biz mi yeniden yaratılmış olacağız?” Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkar edenlerdir.

De ki: “Size vekil kılınan ölüm meleği, hayatınıza son verecek, sonra Rabbinize döndürülmüş olacaksınız.”

Suçlu-günahkarları, Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: “Rabbimiz, gördük ve işittik; şimdi bizi geri çevir, salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız” bir görsen.

Eğer Biz dilemiş olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat Benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: “Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan tamamıyla dolduracağım.”

Öyleyse bu gününüzle karşılaşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi gerçekten unuttuk; yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın.

Bizim ayetlerimize, ancak kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayanlar iman eder.

Onların yanları yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.


Artık hiçbir nefis, yaptıklarına karşılık olmak üzere kendileri için gözler aydınlığı olarak nelerin saklandığını bilmez.

Öyleyse, iman eden kimse, fasık olan gibi olur mu? Bunlar eşit olmazlar.

İman eden ve salih amellerde bulunanlar ise, artık onlar için, yaptıklarınıza karşılık olmak üzere, bir ağırlanma konağı olarak barınma cennetleri vardır.

Fasık olanlar içinse, artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler ve onlara: “Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın” denir.

Andolsun, Biz onlara belki dönerler diye o büyük azapdan önce, yakın azaptan da taddıracağız.

Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra, yüz çevirenden daha zalim kimdir? Gerçekten Biz, suçlu-günahkarlardan intikam alıcılarız.

Andolsun, Biz Musa’ya kitabı vermiştik; böylece sen ona kavuşmaktan kuşku içinde olma. Biz onu İsrailoğulları’na bir yol gösterici kılmıştık.


Ve onların içinden, sabrettikleri zaman emrimizle doğru yola iletip-yönelten önderler kıldık; onlar Bizim ayetlerimize kesin bilgiyle inanıyorlardı.

Şüphesiz, senin Rabbin, ihtilafa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü aralarında ‘hükmünü verip ayıracaktır’.

Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri kendilerinden evvel yıkıma uğratmış olmamız, hala onları doğru yola iletip yöneltmedi mi? Elbette, bunda ayetler vardır; yine de işitmiyorlar mı?

Görmüyorlar mı; Biz, suyu çorak toprağa sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanları, kendileri yemektedir. Yine de görmüyorlar mı?

Derler ki: “Eğer doğru söylüyor iseniz, şu fetih ne zamanmış?”

De ki: “Fetih günü, inkar edenlere inanmaları bir yarar sağlamaz ve onlara bir süre tanınmaz.”

Öyleyse, sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler.




Bir Yorum Yazmak İster misiniz?