Seramikçiliğin Tarihçesi

0

Seramikçiliğin tarihi, tarihsel gelişimi, tarihçesi hakkında bilgi. Seramikçilik tarihi hakkında bilgi.

seramikcilik-1Seramikçiliğin Tarihçesi

Advertisement

Seramiğin evrimi, başlangıçtan günümüze kadar teknik niteliğini (sertlik ve geçirimsizlik) yetkinleştirmeyi amaçlayan araştırmaları izledi. Tarih öncesi’nden kalma çömlek çeşitlerinin sayısı son derece yüksektir. Dünyanın her yerinde, Avrupa’da, Asya’da ve Kolomböncesi Amerika’da plastik süslemelerin (çizikler, oyuklar, biçim verilmiş hamurla süslemeler, vb.) renkli süslemelerden önce ortaya çıktığı fark edildi. Avrupa’da bilinen ilk tür olan deniz kabuklu (IV. binyıl) seramiklerde, kabukluların dişli çenekleriyle çizilen motifler yer alıyordu. En eski renkli çanak-çömleğe Sus ve Mısır’da rastlandı. Girit’te II. binyılda bu sanatın en güzel örnekleri verildi. Kolomböncesi seramikçileri, biçimlerdeki buluşlarıyla, plastik ve renkli süslemeleriyle (çokayaklı, çokağızlı, insan biçimli, hayvan biçimli, vb. vazolar) sivrildiler. İ.Ö. VIII. yy’dan III. yy’a kadar, Eskiçağ Yunan vazoları renkli süslemeleriyle sanat eserleri arasına katıldı.

Uzun süre, Çin’deki pişirme sanatlarının eskiliği abartıldı, oysa burada çanak-çömlek yapımı ancak III.binyılda ortaya çıkmıştı. Ne var ki, birinci binyılın bitiminden önce, yüksek sıcaklıkta camlaştırmayı ilk kez Çinliler uyguladı, daha sonra, gerçek sert porselen olan kumtaşını (olasılıkla X. yy’a doğru) buldular. Batı dünyasının hayranlığını kazanan süslemeler, pişmemiş toprak üstüne vurulmuş harika kobalt mavileri ve ilk erik çiçeği süslemeleri hep Ming sülalesi döneminden (1368-1644) kalmadır. Çing sülalesi döneminde çok renkli (pembe, yeşil ve siyah “ailelerinin” ortaya çıkması) süslemede yetkinleşmeye erişilmesiyle seramik sanatı en parlak dönemini yaşadı. Bu alanda aşırı virtüözlüğe kaçılarak abartmaya gidilmesi, Çin porseleninin XVIII. yy. sonlarından başlayarak gerilemesine yol açtı.

seramikcilik-2Seramik sanatını Çinlilerden öğrenen Japonlar, özellikle çay töreni geleneklerine bağlı olarak, belli biçimlerde kumtaşı çömlekçiliğini geliştirdiler. Çin taklidi porselenler ancak XVII. yy’dan başlayarak gelişti. Batı dünyasında, Galya ve İtalya’daki Roma beğenisinden etkilenen atölyelerde, yalnızca madeni kapkacağı taklit eden seramikler yapılıyordu ve üstünde mühür taşıyan çanak-çömlek uzun bir süre ağırlığım korudu. Büyük istilalar sonucunda işliklerin yıkılması üstüne Avrupa’da, XV. yy’a kadar kaba kilden yapılmış pişmiş toprak çanak-çömlekten başka bir şey oluşturulmadı. Bu eşyalar roman sanatı döneminde cilalandı, bir başka deyişle kahve ve sarımsı yeşil renklerle sınırlı, kurşunlu saydam bir vernikle kaplandı (geçirimsizliği tam olarak sağlanamamıştır). Toprak eşyaların emayla kaplanarak geçirimsiz kılınmalarını sağlayan ve rahatça süslenmelerine olanak veren yüksek ateş tekniği XII. yy’da bütün İslam dünyasında uygulanırken Avrupa’ya ancak XV. yy’da yayıldı. Fayansın gelişmesi, İtalya’da özellikle Floransalı usta Della Robbia tarafından yapılan araştırmalar ile Sicilya, Balear adaları ve İspanya’da yerleşmiş olan Arap çömlekçilerinin, formülünü bildikleri Endülüs çinilerinin yapım usullerinin Faenza atölyelerinde uygulanması sayesinde gerçekleşti. XV. yy’da İtalya’da açılan, daha sonra XVI. yy’da her yerde görülen atölyeler, süslemelerdeki üsluplarıyla birbirlerinden ayrılırlar. Bianchi ve a compendario denen Faenza türü, özellikle Fransız seramikçilerini etkilemiştir. Delft seramiği Çin süslemelerini taklide yönelmiş ve daha sonra Alman ve İngiliz atölyeleriyle, Fransa’da Nevers’le birlikte XVIII. yy’a kadar çok önemli olacak Rouen atölyeleri tarafından taklit edilmiştir. XVIII. yy. başlarında fayans sofra takımlarının ulaştığı gelişme, Louis XIV döneminin mali güçlüklerinden kaynaklanır, 1709’da kral, altın sofra takımlarını eritmeye göndererek yerlerine porselen almaya karar vermişti. Çevresindeki dalkavuklar da büyük bir gösterişle kendisine öykündüler. Ancak yeşil, mavi ve sarı tonlarla sınırlı kalan süslemeler, artan fabrika sayısına karşın pek az bir yenileşme gösterdi. Kırmızı ve pembelerin kullanımıyla, süslemelerde tam bir yenilenmeye ulaşmak için, 1738’de J. Hannong’un buluşu olan hafif ateşte süslemelerin ortaya çıkmasını beklemek gerekti. Seramikçi ailesi olan Hannonglar daha sonra, porselen yapımına başladılar ve bu da, krallık atölyelerine rakip olan fabrikalarının çöküşüne yol açtı. Çinlilerin sırrını sakladıkları sert ve ışığı geçiren porselen, çok yüksek sıcaklıkta ve bir pişimde, özellikle de hamurun bileşimiyle (feldispat, kuvars ve kesinlikle bulunması gereken kil, yani kaolin) elde edilir. Marco Polo’nun Batı’ya getirdiği ilk porselen eşyalardan sonra, bütün ülkelerde araştırılan formül, ancak 1709’da Avusturyalı kimyacı Böttger tarafından, imtiyazını başka Alman fabrikalarıyla birlikte kullanan Meissen fabrikası adına keşfedildi; Fransa’daysa kaolin yokluğu nedeniyle, Vincennes fabrikası, 1769’dan önce porselen yapımına geçmedi. Öte yandan, Limoges kenti, porselen sanayisinin en büyük merkezi olurken, Sèvres ‘ e taşınan krallık fabrikaları daha ince eşyalarda kendini gösterdi: Mat porselenler; çiçek motifleri, mavi tonları ve yaldız süslemeleriyle ünlü çok renkli parçalar.

Seramik eşyada XVIII. yy’ın bir özelliği olan ilginç çeşitlilik (çokrenklilik, yaldızlamalar, yumuşak hamurlar, ince fayanslar, fritler, vb.) porselen formülünü bulmak için yapılan araştırmaların bir sonucudur. XVI. yy’dan beri girişilmiş olan bu araştırmalar, XVII. yy. sonlarından başlayarak Hindistan Şirketi tarafından getirtilen eşyalara gösterilen ilgi ve daha sonra Böttger’in buluşuyla, Meissen fabrikalarında, vb. çalışan işçilerin yarattıkları rokoko üslubundaki değerli bibloların Avrupa pazarına sürülmesiyle daha da hızlandı. Prensler ve hükümdarlar tarafından kurulan ve mali açıdan desteklenen (Chantilly’deki gibi) pek çok fabrika XVIII. yy. sonlarında tümüyle ortadan kalktı. XIX. yy’da hiçbir yenilik görülmedi. Çok sayıda fabrika ortadan kalktı. Seramiğin tümüyle işe yararlığa dönük bir sanayi dalı haline gelmesiyle sanatta büyük bir gerileme oldu. Yalnızca Lorraine ve Paris bölgesindeki (Montereau, Creil, Choisy) toprak eşya, ucuz seri imalata bir yenilik getirdi. 1880’e doğru, süsleme sanatlarındaki yenilik hareketleri bu alanı da etkiledi. 1945’ten sonra seramik sanatı, özellikle rüstik, kumtaşı, fayans ve çömlekler alanında görülmemiş boyutta bir yenileşmeye girdi. Bu akıma iki büyük okul egemen oldu: Picasso’nun çok renkli emaylı fayanslar modasına öncülük ettiği Vallauris ve Paul Beyer’in son bir yüzyıldır sönmüş bulunan fırınları yeniden yaktırarak çok güzel tuzlu kumtaşları pişirdiği La Borne. Her yerde amatör ya da profesyonel bağımsız pek çok elsanatçısı yeni yeni seramikler bulmakta ve elde biçimlendirmektedirler.

Advertisement


Leave A Reply