Sergey Ayzenştayn Kimdir?

0

Sergey Ayzenştayn kimdir ve ne yapmıştır? Sergey Ayzenştayn hayatı, yönettiği filmler, sinema kariyeri, çalışmaları hakkında bilgi.

Sergey Ayzenştayn


Sergey Mihayloviç Eisenstein
(23.1.1898-11.2.1948)

Rus yönetmen Eisenstein Potemkin Zırhlısı ile 20. yüzyılın en önemli filmlerinden birine imza atmış oldu. Eisenstein’in teorik yazılarıyla montaj tekniği bir sinema estetiğinin oluşmasındaki temeli oluşturdu.
Varlıklı bir Alman inşaat mühendisiyle Rus bir annenin oğlu olan Eisenstein, ömrünün ilk yıllarını Riga’da geçirdikten sonra, 1910’da ailece Sen Petersburg’a taşındılar. Liseyi bitirdikten sonra Eisenstein, daha sonra mimarlığa geçmek üzere, babası gibi inşaat mühendisliği tahsiline başladı.

20’li Yıllar: Tiyatrodan Sinemaya

1918 yılında iç savaş başlayınca Eisenstein gönüllü olarak Kızıl Ordu’ya katıldı. Doğu cephesinde savunma mevzileri inşa eden Eisenstein, ordu birlikleri için eğlence programları da düzenledi. İki yıllık cephe hizmetinden sonra Proletkult Tiyatrosuna (İhtilal ve İç Savaş sırasında Halkın Tiyatrosu) geçerek önceleri dekoratör olarak çalıştıysa da, kısa bir süre sonra yönetmenlik görevine getirildi. Burada ve daha sonra, o zaman Rusya tiyatro teşkilatının tümünü idare eden Wsewolod Meyerhold’un Moskova’daki tiyatrosunda da, başta stilizasyon, karikatür ve genelleştirme aracılığıyla ulaşmayı denediği, yeni bir dramatik realizm fikrini geliştirdi. Devrimci sanatıyla geleneksel burjuva sanatın yerini almak istiyordu. Eisenstein 1924’ten sonra sinemaya yöneldi.

Sergey Ayzenştayn

İlk yapıtı olan Staçka’da (Grev), işçilerin makineliyle tarandığı sahnelerle mezbahada kesilen hayvan görüntülerini art arda kurgulayarak bir grevin Çar’ın ordu birlikleri tarafından bastırılışını çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi.


1925: Potemkin Zırhlısı

Grev filminin büyük başarısı üzerine Eisenstein’e 1905 Devrimiyle ilgili bir film çekmesi görevi verildi. Bu filmde tümüyle, Karadeniz filosuna ait bir gemi olan Potemkin Zırhlısı’ndaki isyana konsantre oldu. Potemkin Zırhlısı (1925) isyanın oluşumunu ve gidişatını, Odessa halkının askerleştirilmesini, isyanın Çarın birlikleri tarafından bastırılmasını ve geminin kaçışını sergilemektedir. Eisenstein olayı tümüyle stilize etmeyi başardı. Profesyonel oyuncu yerine amatörler kullandı; onun için önemli olan birey değil, kitlelerdi. Filmin devrimsel gücü, önemli ölçüde Eisenstein’in montaj tekniğinden kaynaklanmaktadır. Belirli bir ritim içerisinde üst üste gelen ve giderek hızlanan sahneler -örneğin Odessa limanı merdivenlerindeki altı dakikalık katliam sahnesinde olduğu gibi- ikna edici bir mantık sergilemektedir. Eisenstein’in dünya çapında ulaştığı bu başarı Sovyet filminin başlangıcını haber vermektedir.

sergey mihayloviç ayzenştayn

1929-33: Dış Ülkelerde

1917 Ekim Devriminin kahramanlarını konu alan Oktiyabr (Ekim, 1928) ve Sovyet tarımının kolektifleştirilmesiyle ilgili Generalnaya liniya (Genel Çizgi, 1929) adlı sonraki iki filmiyle Eisenstein büyük bir ilgi toplayamadı. Ekim adlı filmin kahramanı Lenin, filmin bitmesinden hemen önce gözden düşünce, Eisenstein yapıtını çok kısa sürede yeniden ele almak zorunda kaldı.

Eisenstein 1929’da resmi makamlardan izin alarak dış ülkelere gitti. Avrupa’yı dolaştıktan sonra, 1930 yılında Paramount’tan gelen teklifi kabul ederek Hollywood’a geçti. Burada, diğer bazı projeler yanında, Theodor Dreiser’in romanı “An American Tragedy”nin (İnsanlık Suçu) sinemaya uyarlanması üzerinde çalıştıysa da, senaryosunu stüdyonun öne sürdüğü koşullara uydurmaya yanaşmadı ve kontratım bozdu. Eisenstein 1932’de yazar Upton Sinclair’in yardımıyla, Que viva Mexico adlı dört bölümlük destanı çevirmek üzere, Meksika’ya geldi. Ne var ki bu film hiçbir zaman tamamlanamadı. Eisenstein filmin yapımcısıyla tartıştıktan sonra 1933’te Sovyetler Birliği’ne döndü.


1933’ten Sonra: Baskı Altında

Eisenstein’in resmen partiden ayrıldığına dair çıkan dedikoduların yanı sıra Meksika’da yaşadığı skandal, dönüşünden sonra giderek eleştirilere hedef olmasına neden oldu. Filmleri fazla şekilci ve şiirsel bulunarak yargılandı. Eisenstein sonunda hatalarını resmen itiraf edince, çok sıkı bir kontrol altında olmak şartıyla, Aleksandr Nevski (1938) filminin çekim çalışmalarına başlayabildi. Alman tarikat şövalyelerine karşı savaşı konu alan bu ortaçağ destanı, Sovyet kahramanlarını göklere çıkartmakta ve kolektivizmin zaferiyle son bulmaktadır. Sovyetler Birliği’nde başarıya ulaşan bu film dış ülkeler için bir düş kırıklığı oldu. Eisenstein Ivan Grozni (Korkunç İvan, Bölüm I: 1944, Bölüm II: 1946) filminde bu yurtseverlik/kahramanlık çizgisini sürdürdü. Filmin III. Bölümü çekilemedi. Eisenstein 50. Doğum gününden birkaç gün sonra Moskova’da hayata gözlerini yumdu.





Bir Yorum Yazmak İster misiniz?