Sergüzeşt Romanının Özeti – Sami Paşazade Sezai

0

Sami Paşazade Sezai’nin yazmış olduğu Sergüzeşt isimli romanın özeti, karakterleri, konusu ve incelemesi. Sergüzeşt roman özeti kısaca.

Sergüzeşt Romanının Özeti - Sami Paşazade Sezai


Sergüzeşt Romanının Özeti – Sami Paşazade Sezai

Dilber, küçük yaşta Kafkasya’dan kaçırılmış, İstanbul’da bir esircinin eliyle satışa çıkarılmıştır. Batum’dan gelen bir vapur, kızı Tophane önünde sandala indirdiği zaman, küçük kızcağız, çok şaşırmıştır. Elden ele geçerek, esirci Hacı Ömer vasıtası ile, eski Harput mutasarrıfı Mustâfendi’nin karısına 40 altına satılır.

Dilber’in yeni hanımı, insanlıktan uzak denecek derecede kaba, zulümden hoşlanan bir kadındır. Kızcağıza etmediğini komaz; onu ağır işlere koşar, canından bezdirir. En sonunda, Dilber, her şeyi göze alarak, bir gece evden kaçar. Bütün gece yürüdükten sonra yorgunluktan düşer bayılır. Onu yaşlı bir kadın bulur, alıp evine götürür.

Dilber, iyi bir tesadüf ile eski hanımının kızının okul arkadaşı olan bir kızın evine gelmiştir. Yalnız, ev sahibi yaşlı kadın, yürürlükte olan kanunları göz önünde tutarak, kızcağızı gene eski sahibine geri vermek zorunda kalır.

Şimdi Dilber’in hayatı tam bir işkence halini almıştır, Evden kaçtığı ileri sürülerek daha beter eziyet çektirilmektedir. Kocası yeni bir görev ile Anadolu’ya gönderilince, kadın, kendisine yük olmasın diye, Dilber’i satar.


Bu sefer kızı satın alan esirci işini bilen, insan bir adamdır.

Onu hoş tutar, bakar, besler. Güzelleştikçe daha çok para edeceğini hesaplar. Sonunda Dilber 15 yaşına gelince, onu bir kibar konağına 50 altına satar.

Konakta yetişkince bir oğul vardır: Celal Bey Paris’te resim öğrenmiştir. Kızı model olarak kullanmak ister. Onu çeşitli kılıklarda giydirir. Atelyesinde ona bakarak resimlerini yapar. Bu sefer de bir başka tehlike ortaya çıkmıştır: Celâl Bey, Dilber’e aşık olmuştur. Dilber de onu sevmektedir. Celâl Bey’in annesi işi öğrenince deliye döner. Oğlu gibi kişizade bir gencin, parayla satın alınmış bir «köle parçası» ile evlenmesine zamanın göreneği elvermediği için, oğlundan habersiz, kızı hemen bir esirciye devreder. Celal Bey bunu öğrenince beyin hummasına tutulur, uzun zaman yatakta kalır, sonunda da delirir.

Öte yandan, Dilber, Mısırlı bir tüccara satılmıştır. Tüccarın büyük sarayında, harem kısmında kalmaktadır. Üzüntülü haliyle herkesi de üzmektedir. Harem ağası Cevher onu sevmeye başlamıştır. Dilber’in sırrını öğrenince, onu İstanbul’a kaçırmaya karar verir. Biletlerini alır, her şeyini hazırlar. Bir gece, harem dairesine merdiven dayıyarak kızı indirir. Yalnız, kendisi de inerken düşer, ölür. Bu durumda büsbütün yalnız kalan Dilber, ne yapacağını bilemediğinden, kendini Nil nehrinin karanlık sularına bırakır.


Bir Başka Özet

Dilber, sekiz dokuz yaşlarındayken Kafkasya’dan esirciler tarafından kaçırılarak İstanbul’a getirilir. Burada Mustafa Efendi adlı emekli bir memur tarafından satın alınır. Mustafa Efendi’nin hanımı çok serttir. Dilber’e hiçbir zaman acımaz. Dilber’in görevi, evin kendi yaşlarındaki kızına dadılık yapmak, ona arkadaşlık etmek, bunun yanında evin tüm işlerini görmektir. Dilber bu kadar ağır ve çok iş yapmasına rağmen yine de sahiplerini memnun edemez. Evin kızı da annesi gibi Dilber’e çok kötü davranır. Öyle ki evin hizmetçi kadını bile kendi işlerini Dilber’e yaptırmaktadır. Bu arada Dilber, zengin bir ailenin kızıyla tanışır. Zengin aile kızı ile arkadaş olurlar ve o kız bazı oyuncaklarını Dilber’e hediye eder. Dilber de bunları bir yerde saklar. Ancak evin kızı fark edince annesine söyler ve ikisi Dilber’in oyuncaklarını sakladığı yerden çıkararak kırarlar. Bütün bunlara dayanamayan Dilber evden kaçar. Ancak dışarıdaki dünya adına hiçbir şey bilmediği için kısa zamanda yakalanır.


Dilber bu kadar sıkıntılı bir hayatı yaşarken Mustafa Efendi de Anadolu’da yeni bir iş bulur. Anadolu’ya taşınacağı için Dilber’i bir esir tüccarına satar. Dilber esir tüccarının yanında da çok sıkıntılı bir hayat yaşar. Okuma-yazma, ev işleri, müzik öğrenme gibi esirlikteki önemli işleri kırbaç altında öğrenir. Bu eğitim dönemiyle beraber yaşı ilerleyen ve genç bir kız olan Dilber, esirci tarafından bir paşa konağına satılır.

Asaf Paşa ve ailesi, daha önceki Mustafa Efendi ve ailesine göre iyi insanlardır.

Dilber’e iyi davranırlar. Konakta Batılı bir hayat sürdürülmektedir. Dilber de bu konağı ve konaktakileri çok sever ve mutlu olur. Asaf Paşa’nm Celal adında genç bir oğlu vardır. Celal, batıda resim eğitimi almıştır. Dilber, güzelliğiyle Celal Bey’in dikkatini çeker ve Celal Bey Dilber’i yaptığı resimler için model olarak kullanmaya başlar. Celal’le Dilber arasında bu Şekilde başlayan ilişki zamanla aşka dönüşür. Celal Bey, Dilber’le evlenmek ister. Ancak Celal Bey’in annesi ve babası durumu haber alınca şiddetle karşı çıkarlar. Annesi ve babası, Dilber’i Celal’e layık bulmazlar. Oğulları için kendileri gibi paşa soyundan bir gelin düşünmektedirler. Bu sebeple esirciden alınmış bir kızın bu konağa gelin olamayacağını belirtirler. Celal’i Dilber’den uzaklaştırmak için Dilber’i Celal’den habersiz, bir esirciye satarlar. Celal Bey, durumu öğrenince çok üzülür. Her yerde Dilber’i arar. Ancak bir türlü bulamaz. Bulamayınca da hastalanır ve yatağa düşer.

Esirci, Dilber’i bu sefer Mısırlı bir zengine satar. Mısırlı zengin, Dilber’i kendine odalık yapmak ister. Dilber bunu kabul etmeyince zindana hapseder. Dilber’in hapsedildiği konakta Cevher adlı bir adam, Dilber’e kaçması için yardım eder. Ancak bu esnada kendisi düşerek ölür. Dilber’e de İstanbul’a gitmesi için bilet verir. Ancak Dilber, istanbul’a gitse de bir şey yapamayacağını düşünerek kendini Nil Nehri’ne atarak canına kıyar.

SAMİ PAŞAZADE SEZAÎ

SAMİ PAŞAZADE SEZAÎ

1860’ta İstanbul’da doğdu. Devrin ileri gelen isimlerinden Sami Paşa’nın oğludur. Özel öğrenim gördü. Yirmi yaşına kadar edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. 1880’de Evkaf Nezareti Mektubi Kalemine memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci katipliğine atanan Sezâyi, orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi.

Elçilikteki görevinden İstifa ederek İstanbul’a döndüğünde İstişare Odasına memur oldu. Sergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek Paris’e gitti ve Meşrutiyet’in ilanına kadar da orada kaldı (1908). İstanbul’a döndüğünde Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrit’ten İsviçre’ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. Mütareke devrinde emekli olarak istanbul’a döndü (1921). Son yıllarında kendisine, Büyük Millet Meclisinin kararıyla “Hidamat-ı vataniyye tertibinden” maaş bağlandı (1927) ve 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul’da öldü.


Sami Paşazade Sezai, özellikle Türk romanında gerçekçilik akımının ilk örneği olan Sergüzeşt romanıyla dikkat çekmiştir. Ardından 1892’de Küçük Şeyler’i yayınladı. Sezai’in bu iki eserinin dışında Şir adlı bir oyunu ile sohbet, anı ve gezi yazılarından oluşan Rumuzu-l Edeb adlı bir kitabı daha vardır. 1889 yılında yayınlanan Sergüzeşt, zaman zaman romantik özellikler taşımakla beraber, konunun işlenişi, konuyu meydana getiren olaylar ve kahramanlar bakımından gerçekçi özellikler taşımaktadır. Romanda esirlik konusu ele alınmakta ve eleştirilmektedir.





Yorum yapılmamış

  1. Merhabalar, Ben Soner

    Merak ettiğim bir konu var bu konu hakkındaki görüşlerinizi nesnel biçimde ifade ederseniz sevinirim. Bu Roman Bildiğim Kadarıyla Tanzimat Dönemi (Tanzimat Edebiyatı) ‘nde Yazılmış bir eser.

    Peki bu eser Tanzimat’ın 1.Döneminemi yoksa 2.Dönemine mi ait ? Sebepleriyle açıklarsanız sevinirim.

  2. 2. dönemde yazılmıştır şemsipaşazade sezai tarafından Ş.Sezai 2. dönem yazarıdır. 1. dönemde romanlarda genelde batılaşma konusu yada yanlış batılaşma doğu-batı çatışması gibi konular işlenirken 2. dönemde romanlarda kölelik, cariyelik gibi konular ele alınmıştır burdan 2. dönem olduğu anlaşılıyor çünkü konusu cariyeliktir.

  3. Ama hocalar bunu kabul etmiyolar ki. Yani hocalar internetten yazın demiyolar. Okuyup yazıcaz. Ama yine de güzel anlatım.

  4. sende hocaya çaktırma okudum de ben öyle yapıcam kolaymı o kadar kitabın özetini cıkartmak

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?