Sevinmek İle İlgili Deyimler ve Anlamları Açıklamaları, Sevinmek Konulu

0

İçinde ve anlamında Sevinmek, sevinç geçen deyimler nelerdir, bu deyimlerin anlamları ve açıklamaları. Sevinç hakkında deyimler ve anlamları

Sevinmek ile ilgili deyimler

Advertisement

Sevinmek İle İlgili Deyimler ve Anlamları Açıklamaları

  • ***çocuk gibi sevinmek
    çok sevinmek: Güzel sözler duyduğunda çocuk gibi sevinir. -A. Kabaklı.
  • ***sevinci kursağında kalmak
    bir engel sebebiyle hayal kırıklığına uğramak.
  • ***sevincinden ağzı kulaklarına varmak
    çok sevinmek.
  • ***sevinç yaşları (gözyaşları) dökmek
    sevinçten ağlamak: Şu mendilini burnuna tutmuş, sevinç yaşları döken hanım herhâlde gelinin anası olacaktı. -H. Taner.
  • ***sevinçten uçmak
    çok sevinmek.
  • ***ağzı kulaklarına varmak
    çok sevinmek: Çocuklarıma beni misal gösterdiğini, ağzım kulaklarıma vararak öteden beriden işitiyordum. -R. N. Güntekin.
  • ***aklı başından gitmek
    çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağını şaşırmak: El âlemin çocuklarının tek evladını paraladıklarını düşündükçe aklı başından gidiyordu. -E. Şafak.
  • ***arkasından zil takıp oynamak
    birinin bir yerden ayrılmasına veya bir işte başarısızlığa uğramasına çok sevinmek.
  • ***ayakları yere değmemek
    çok sevinmek.
  • ***bayram etmek (yapmak)
    çok sevinmek: Sabaha kadar tepindiler. Bayram ediyorlar. -N. F. Kısakürek.
  • ***bayram havası esmek
    ortam neşeli, sevinçli bir duruma gelmek: Ziyaret günleri hapishanelerde bir bayram havası eser. -P. Safa.
  • ***çalmadan oynamak
    1) çok keyifli ve sevinçli durumda bulunmak; 2) bir işe çok hevesli görünmek.
  • ***deliye dönmek
    1) çok sevinmek: Haber aldığı gün âdeta deliye dönmüş.-H. F. Ozansoy. 2) çok üzülmek: En bildiği derste bile kopya çeker, çekmezse hasta olur, deliye döner. -H. Taner. 3) çok kızmak: Patronun deliye döndüğünden habersizce geldi, elindeki şemsiyeye yapıştı. -R. Ilgaz.
  • ***düğün bayram etmek
    çok sevinmek, çok sevinç duymak.

Devamı

  • ***dünya (dünyalar) birinin olmak
    çok sevinmek: Suların üzerimize devrilmesinden önce yukarıya bir varsak dünya bizim olacaktı. -Halikarnas Balıkçısı.
  • ***etekleri zil (ıslık veya çalpara) çalmak
    1) çok sevinmek: İlk mektebe gittiği gün Gülsüm’ün sevincinden etekleri zil çalıyordu. -R. N. Güntekin. 2) alınan sevinçli bir haber üzerine telaşa ve heyecana kapılmak.
  • ***fesini havaya atmak
    sevinmek.
  • ***göbek atmak
    1) karnını hareket ettirerek oynamak: Dillere destan olan oturak âlemlerinde göbeği atan, erkek değil, kadındır. -B. R. Eyuboğlu. 2) mec. çok sevinmek: Dolmuştan inince bir yandan saatine bakar, bir yandan da göbek atarmış, daha bir saat var, diye. -H. Taner.
  • ***gözaydına gelmek
    birine kavuştuğu sevindirici bir durum dolayısıyla kutlamaya, iyi dilekte bulunmaya gelmek: Eve dönünce orasını düğünevi gibi kalabalık buldum. Duyan kadınlar gözaydına gelmişler. -M. Ş. Esendal.
  • ***gözaydına gitmek
    birine kavuştuğu sevindirici bir durum dolayısıyla kutlamaya, iyi dilekte bulunmaya gitmek.
  • ***gözleri parlamak (parıldamak)
    gözlerinde sevinç ve istek belirmek: İki kere gidip geldikten sonra gözleri parladı, evi bulmuştu. -H. E. Adıvar. Yavaş yavaş başlarını kaldırıp yekdiğerinin yüzüne baktılar, ikisinin de gözleri parıldadı. -A. H. Müftüoğlu.
  • ***gözlerinin içi gülmek
    çok sevindiği yüzünden, gözlerinden belli olmak: Zayıf bir kızı severdim / Gözlerinin içi gülerdi -N. Cumalı.
  • ***gözün aydın!
    sevinçli bir olay dolayısıyla kullanılan bir kutlama sözü.
  • ***gülüp oynamak (söylemek)
    neşeli, sevinçli, keyifli, güzel vakit geçirmek.
  • ***hatırını hoş etmek
    sevindirmek, memnun etmek.
  • ***havalara uçmak
    çok sevinmek: Buna pek sevinmişti, oğlum memur oldu diye havalara uçuyordu. -E. Bener.

Devamı

  • ***hayata bağlamak
    yaşamayı sevdirmek, hayattan kopmamak: Bu sıcak ve içten ses Fikret’i hayata bağlıyor, yaşama sevincini artırıyordu. -R. Enis.
  • ***kıçına kına yakmak
    karşısındaki kişinin uğradığı bir olumsuzluğa aşırı derecede sevinmek.
  • ***kına (kınalar) yakmak (koymak, sürmek, vurmak, yakınmak, yakılmak)
    1) kınayı su ile karıştırıp bulamaç kıvamına getirerek boyanacak yere sürmek: Bazıları bütün ele, avuçlara değil, yalnız bir tek parmağın baş kısmına kına koyarlardı ki buna yüksük kına tabir olunurdu. -R. H. Karay. 2) mec. birinin uğradığı kötü duruma çok sevinmek.
  • ***müjde vermek (götürmek)
    bir kimseye sevindirici, mutlu bir haberi ulaştırmak.
  • ***neşesi kaçmak
    sevinci azalmak, kederlenmek: O günden sonra Canan’ın uzun müddet neşesi kaçtı. -P. Safa.
  • ***teller takmak
    alay sevincini aşırı davranışlarla gösterenler için kullanılan bir söz.
  • ***yüzü gülmek
    1) sevinci yüzünden belli olmak: Otele gidip lavabolu odayı görünce yüzüm güldü. -F. Otyam. 2) feraha kavuşmak: Şehirlilerle köylüler arasındaki alışveriş şartları düzenlendikten sonra hepsinin yüzü gülmeye başladı. 3) temiz, tertipli duruma gelmek.
  • ***zevkten dörtköşe olmak
    çok sevinip keyiflenmek, aşırı zevk duymak.
  • ***zıp zıp zıplamak
    çok sevinmek.
  • ***zil takıp oynamak
    çok sevindiğini belli etmek: Birini buldu, ne güzel oldu diye zil takıp oynayacak mıydım? -A. Ümit.
  • ***zilsiz oynamak
    çok sevindiğini belli etmek.


Yorum yapılmamış

Leave A Reply