Şeyh Galip (Mehmed Esad) Kimdir? Hayatı, Eserleri ve Edebi Kişiliği

0

Şeyh Galip (Mehmed Esad) kimdir ve ne yapmıştır? Ünlü bir tasavvuf şairi ve Mevlevi Dedesi olan Şeyh Galip’in hayatı, eserleri ve edebi kişiliği.

Şeyh Galip (Mehmed Esad)

Advertisement

Şeyh Galip (Mehmed Esad)

Büyük bir Türk şairidir. 1758 ile 1799 yılları arasında yaşamıştır. İstanbul’da Yenikapı’da doğdu. Babası Mustafa Reşit Efendi, Divan-ı Hümayun katiplerindendi ve o da şairdi. Mevlevi ve Halveti tarikatleri ile ilgisi vardı. Oğlundan sonra ölmüş, oğlunun pek büyük şöhret günlerini görmüştür.

Babasının evinde şiir ve tasavvuf havasının bulunması, Galip’in erken yetişmesine en büyük yardımcı olmuştur. Galip’in büyükbabası Mehmet Efendi de Mevlevi idi; bu suretle bu Türk tarikatının ailede bir gelenek halinde devam ettiği anlaşılıyor. Annesi Emine Hanım da oğlunun büyük şöhretini gördü; 1795 başlarında öldü.

Galip’in hocaları arasında babası da vardı. Babasından Farsça okudu. Sonra bu dili ve edebiyatını pek iyi bilmekle tanınmış ünlü şair Neşet’ten Farsça’nın inceliklerini öğrendi. Bir zamanlar Divan-ı Hümayun (Osmanlı Hükümeti) beylikçilik kalemine katip yardımcısı olarak devam etti; sonradan kendini yalnız okumaya, tasavvufa verdi. 20 yaşına gelmeden şiir söylemeye başlayan Galip’e, hocası Neş’et «Es’ad» mahlasını vermişti. Fakat Galip 1784’ten sonra mahlasını “Galip” olarak değiştirdi.

1781’de yani 23 yaşında iken şiirlerini ilk defa bir Divan halinde topladı. Bu tarihlerde artık ünü Türkiye’de yayılmış bulunuyordu. Fakat asıl 1783’te, yani 25 yaşındayken, yazdığı “Hüsn-ü Aşk“la, görülmemiş bir ün kazandı, devrinin en büyük şairi olarak tanındı.

Advertisement

Galip bu eseri babasının zoru ile tamamlamıştı. Yarıda bırakıp Konya’ya gitmek istiyordu. Eseri bitirince İstanbul’dan Konya’ ya gitti. Hz. Mevlana dergahında yetişmek en büyük isteğiydi. Oğluna pek düşkün olan Reşit Efendi, Çelebi Ebubekir Efendi’ye mektup üstüne mektup yazarak Galip’i İstanbul’a göndermesini rica etti. Genç şair, Çelebi’nin emrinden dışarı çıkamadı, İstanbul’a döndü 10 ağustos 1784’te Yenikapı Mevlevihanesinde çileye girdi, yani Mevlevi usulünce “derviş” olmak üzere bu tekkeye kapılandı. 25 Nisan 1787’de çilesini tamamlayarak “Dede” ünvanını aldı. 29 yaşındaydı. Kapılandığı dergahın şeyhi (başı) ünlü bestekar ve şair Ali Şeyhi Dede Efendi’ydi.

3 yıllık çile sırasında şiir yazmayan Galip, ondan sonra şiir söylemeye başladı, ayrıca tasavvuf üzerinde 2 de küçük eser yazdı. 1789’da, I. Abdülhamit’in ölümü üzerine yeğeni genç III. Selim hükümdar oldu, Galip’in yükselme devri başladı. III. Selim, Galip’in şiirlerine hayrandı, kendisi de büyük bir bestekar, iyi bir şairdi. 11 haziran 1791’de Galip’in Galata Mevlevihanesi şeyhi olmasını sağladı. Bu Mevlevi dergahı, Konya’da kinden sonra İslam aleminin en büyük, en önemli Mevlevihanesiydi, şeyhi de İstanbul’un en ileri gelenlerinden sayılırdı.

Galip, yedi buçuk yıl Galata şeyhi olarak kaldı. Mevlevihanesine III.Selim’i, Padişahın kızkardeşleri Beyhan ve Hatice Sultanlar’ı, devrinin bütün büyüklerini, sık sık misafir ederdi. III. Selim, Mevlevihaneyi baştan başa yeniletti, yeni yapılarla büyüttü. Galip 3 Ocak 1799’da, henüz 41 yaşını tamamlamamışken beklenmeyen bir zamanda öldü, büyük cenaze töreniyle, Galata Mevlevihanesi’ndeki Ankaralı İsmail Efendi’nin türbesine gömüldü.

Edebi Kişiliği ve Eserleri

Şeyh Galip, Nedim’den sonra gelen klasik Türk şairlerinin en büyüğü, Türk şiirinin de en büyük birkaç şairinden biri sayılır. Gençliğinde Nâbî’yi, Nedim’i, Mevlânâ’yı, Buharalı Şevket, Tebrizli Sâib gibi Farsça söyleyen Türk şairlerini taklitle şiire başladı. Bir ara Nevâî’yi benimsedi, Çağatay Türkçesi ile şiirler söyledi. Eski bir Divan şiiri geleneğini diriltmek isteyerek terkipsiz ve öz Türkçe ile gazeller de söylemiştir.

Galip’i “Divan şiiri” denen klasik Türk şiirinin son dahisi sayabiliriz. Etkisi devrinden başlamak üzere zamanımıza kadar devam etmiş, Abdülhak Hamit’le Ahmet Haşim üzerinde etkisi büyük olmuştur Galip’in “sembolist” denilen şiir akımını hatırlatacak bir sanat tutumunda olması, şüphesiz, bunda amil olmuştur.

Galip’in en ünlü eserleri Divan’ı ile “Hüsn-ü Aşk” tır. Divan’ında gazeller, şarkılar, rubailer içinde olağanüstü güzel, lirik parçalar, insanı hayran bırakan bir samimiyetle, ateşli ve sevimli bir tasavvuf neşesiyle yazılmış şiirler vardır. Kasideleri de üstatça, fakat daha kurudur. “Hüsn-ü Aşk” adındaki sembolik mesnevisi, Osmanlı Türkçesi’nde Fuzuli’nin “Leyla ile Mecnun“‘u ile birlikte en ünlü iki mesneviden (manzum romandan) biridir. “Mef’ûlu mefâilun feû-lun” vezniyle yazılmıştır. Tasavvuf görüşlerine Mevlana’ya uyarak, “insan” denen varlığa verilen üstün değer Galip’te, Türkçe’de görülmemiş bir şiir kudretiyle, dile gelmiştir.

Advertisement

Hüs ü Aşk (Güzellik ve Aşk)

Hüs ü Aşk (Güzellik ve Aşk), şairin alegorili tasavvufi mesnevisidir (Mef ûlü mefâilün feûlün: II. I. I. II) ölçüsüyle yayılan eserde konu ve özce bazı eski kaynaklara dayandığı ileri sürülen Şeyh Galib’in el yazısıyla olanı da eldedir. Aşk adlı delikanlının sevgilisi Hüsn’e kavuşmak için yaşadığı büyük serüvenin şiiri. Beni Muhabbet (Sevgi Oğulları) adlı Arap kabilesinde aynı gece doğan Hüsn ile Aşk, Mekteb-i Edeb’de okur, Mollayı Cünun’dan ders alırlar. Mâna bahçesinden dolaşır; havz-ı feyz’ın bekçisi Sühartı (söz dinlerler. Birinin dadısı İsmet, erkeğin lalası Gayreftk. Sevgilisi Hüsn’e kavuşabilmesi için Kalb Kalesi’nden Kimya’yı getirmesi gerekir. Devlerle, cadılarla, büyücülerle dolu yollardan geçen Aşk, Harabe-i Gam!a uğrar, Derya-yı Ateş’i mumdan gemiyle değil, kanatlanan atla geçer, kalb kalesine nice tehlikeden sonra ulaşmca ikisinin aynı özden olduğunu, Hüsn’ün aşk, aşkın güzellikle özdeşleştiğini öğrenir. Eser, mesnevi türünde Divan Edebiyatı’nın sone önemli ürünü sayılır.


Leave A Reply