Ş Harfiyle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

0

Ş Harfiyle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları, en güzel bebek isimleri ve isimlerin anlamları sözlüğü

bebekŞ Harfiyle Başlayan Kız Bebek İsimleri
ABCÇDEFG HIİJ KLMNOÖPRSŞTUÜV YZ

Şadiye: Güzel şiir okuyan, şarkı söyleyen kadın.
Şaduman: “Şadıman” isminin bir başka söyleniş biçimi.
Şaeste: Onurlu.
Şafaknur: Şafak aydınlığı
Şafir: Kır, bozkır.
Şafiye: Şefaat eden, birinin bağışlanması için aracılık eden.
Şahande: Mutlu, memnun.
Şahane: Hükümdarla ilgili, hükümdara özgü olan. 2. Çok güzel, çok mükemmel, üstün nitelikli.
Şahbanu: Hükümdar eşi, şah hanımı.
Şahdane: İnci tanesi.
Şahande: İçinde bulunduğu ortamdan memnunluk duyan, huzurlu.
Şaheser: Üstün ve kalıcı nitelikte olan. 2. Değeri üstün olan, üstün nitelikli.
Şahide: Mezarın baş ve ayak ucuna dikilen üzeri yazılı ve çiçekli mermer taşı.
Şahika: Dağın en yüksek yeri, doruk, zirve.
Şahmeran: Mitolojide başı insan gövdesi yılan biçiminde efsanevi canavar. (Yılanların hükümdarı olduğuna inanılan bu
canavar, gömülere bekçilik eder, soluğu ve bakışıyla öldürürdü.)
Şahmerdan: Çok ağır bir tür tokmak ya da çekiç. 2. Vurucu ağırlığı mekanik olarak yükselten ve düşüren makina.
Şah’name: Şahların yaşam öyküsünü anlatan manzum eser.
Şahnaz: Çok nazlı.
Şahnigar: Resmedilen.
Şahnisa: Sözü geçen, otoriter ve saygın kadın.
Şahnur: Aydınlık kimse.
Şahrah: Büyük yol, ana yol, ana artel.
Şahsar: Dallı budaklı ağaçlar. 2. Ağaçlık yer, koruluk.
Şahsen: Kendisi. 2. Yüzünde görülen. 3. Cisim, şekil, görünüş bakımından.
Şahsenem: Güzel kadınların en güzeli şahaser.
Şahser: Gücünü gösteren.
Şahseren: Gücünü gözler önüne seren, güçlü.
Şahver: İri ve güzel, kaliteli inci.
Şaibe: Leke, kusur. 2. Kötü eser ve iz.
Şaika: İstekli, hevesli, arzulu, şevkli.
Şaikane: İsteklice, şevkli olarak.
Şairan: Şairler, ozanlar.
Şaire: Şiir yazan kadın.
Şaiyan: Değer, kıymet.
Şakayık: Düğün çiçeğigillerden, çiçekleri türlü renkte, çok yıllık güzel bir süs bitkisi.
Şakire: Şükreden, gördüğü iyiliğin kadrini bilen.
Şakrak: Güzel ötüşlü bir tür kuş.
Şamiha: Yüksek. 2. Afili, kibirli.
Şamile: Kaplayan, içine alan, çevreleyen. 2. Genel olan, herkese ait olan. (Ar.)
Şan: Ün, nam, şöhret, san. 2. Gösteriş, gösterişlilik.
Şanal: Adın duyulsun, şöhretli ol.
Şarika: Doğan parlayan.
Şarkan: Doğu yönünden.
Şathiye: Genellikle şeriata aykırı düşen, öteki dünya ile ilgili şeyleri alaylı bir dille işleyen manzumeler.
Şayan: Yakışır, yaraşır, uygun.
Şayeste: Değerli, layık.
Şayeste: Uygun, yaraşır.
Şayia: Yayılmış haber. 2. Yaygın söylenti.
Şayian: Yayılmış olarak, herkesçe duyularak.
Şaylan: Nazlı, neşeli.
Şaziment: Benzeri olmayan, farklı.
Şaziye: Yay, kavis. 2. İncik kemiği, 3. Bir ağaçtan kopmuş küçük parçalardan her biri. 4. Kırık kemiğin parçaları. 5. Gönül ferahlığı, memnunluk.
Şebnem: Havada buğu durumundayken akşamın ve gecenin serinliğiyle yerde veya bitkilerde toplanan küçük su damlaları,
çiy.
Şebnur: Gecenin ışığı,ay ışığı
Şefaat: Birinin bağışlanması için aracı olma, bağışlanmasını dileme. 2. Arka çıkma.
Şefika: Acıyan, merhametli, şefkatli.
Şefkat: Acıyarak ve koruyarak sevme sevecenlik, sevgi duygusu.
Şehamet: Zeki ile aldı birleştiren.
Şehbal: Kuş kanadının en uzun tüyü.
Şeher: “Seher” isminin bir söyleniş biçimi.
Şehime: Zeki ile aldı birleştiren.
Şehla: Tatlı şaşı, yarım şaşı, 2. Elagözlü kadın.
Şehnaz: Çok nazlı. 2. Doğu müziğinin eski makamlarından.
Şehper: Kuş kanadının en uzun tüyü.
Şehrazat: Kendi kendine yaşayan, özgür. 2. Binbir gece masallarında, bu masalları anlatan kişi.
Şehriban: Kentin en büyüğü, vali.
Şehrinaz: Kentin nazlısı.
Şehriye: Çorba yapmakta kullanılan, türlü biçimlerde kesilerek kurutulmuş buğday unu hamuru.
Şeker: Sevimli, cana yakın ve güzel. 2. Şeker kamış, şeker pancarı, patates, havuç,mısır,buğday gibi birçok bitkilerin
sap ve köklerinin özsuyundan veya nişastasından çıkarılan, çoğu tatlı olan maddelerin genel adı.
Şekerpare: Çok tatlı bir kayısı çeşidi. 2. Bir çeşit hamur tatlısı. 3. Çok sevimli, cana yakın kız.
Şekibe: Sabır, dayanma, tahammül.
Şekliye: Şekilcilik. biçimsellik.
Şeküre: Şükreden.
Şelale: Büyük çağlayan, çavlan.
Şemime: Güzel kokulu şey, güzel kokan.
Şemin: Ahududu.
Şeminur: Mum ışığı, mum aydınlığı.
Şemsinisa: Kadınların aydınlığı
Şemspare: Güneş Parçası. 2. Çok parlak.
Şenahi: Zenginlik, refah.
Şenbahar: Bahar kadar güzel ve onun neşesini taşıyan.
Şenbul: Neşeli mutlu ol.
Şengül: Güler, yüzlü, hoşsohbet
Şeniz: Sevinçli, mutlu anı.
Şennaz: Hem nazlı hem de neşeli.
Şennur: Nurlu. 2. Neşeli.
Şensu: Mutlu ve su gibi berrak.
Şerare: Kıvılcım, ateş parçası.
Şerbet: Meyvesuyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek. 2. Tatlı ve şirin.
Şerefnaz: Büyük, ulu ve nazlı, edalı.
Şerefnur: Saygıdeğer ve nurlu insan.
Şeren: Tezcanlı, çevik,
Şerife: Kutsal, şerefli, soylu.
Şerin: Şirin, sempatik.
Şermegin: Utangaç, utanan, mahcup.
Şermin: Utangaç, utanan, mahcup olan.
Şetaret: Sevinç, neşe.
Şevkiye: Şevk ile ilgili. 2. Neşeye, sevince dair.
Şevval: Arabi aylardan ilk üç günü şeker bayramı olan ay.
Şewane: Mısra, şiir, nazım.
Şeyda: Deli, mecnun, divane. 2. Şaşkın, tutkun, düşkün.
Şeydacan: Arkadaş canlısı, dostlarına düşkün olan.
Şeydagül: Gül delisi, gül hayranı.
Şeydanaz: Naz yapmaya meraklı, çok nazlı.
Şeydanur: Herkesin derdine derman bulmaya çabalayan, yardımsever.
Şeyma: Vücudunda ben taşıyan. 2. Tutkun kadın.
Şeza: Koku, aroma.
Şezre: Süs için takılan veya asılan inci ve altın.
Şık: Güzel, zarif, modaya uygun. 2. Modaya uygun giyinmiş olan. 3. Bir konuda seçilebilecek yolların alınabilecek kararların her biri, seçenek.
Şıra: Üzümden yapılan mayhoş bir içecek, sarımsı renkte.
Şıray: Çok aydınlık, çok ışıklı.
Şıvan: Çoban, sığırtmaç.
Şifa: Bedeni veya ruhi bir hastalığın son bulması, hastalıktan kurtulma.
Şiir: Zengin sembollerle, ritmli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebi anlatım biçimi. 2. Bir şairin, bir dönemin bu sanatı kullandığı özel biçim. 3. Düş gücünü, hayale, imgeye, gönle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyen yön.
Şimal: Kuzey yönü. 2. Sol taraf.
Şirame: Buğdaygillerden bir bitki.
Şiraze: Düzen, düzgünlük nizam. 2. Kitap ciltlerinin iki ucunda bulunan ibrişim şerit. 3 – Bağ, örgü.
Şiret: Öğüt, nasihat.
Şirine: Tatlılık.
Şişan: Güzel kokulu çiçek.
Şive: Naz, eda. 2. Söyleyiş özelliği. 3. Ağız.
Şivecan: Nazlı arkadaş, dost.
Şivekar: Edalı, işveli, nazlı.
Şivenaz: Çok nazlı.
Şivenüma: Nazlanan, naz gösteren. 2. Türk müziğinin makamlarından biri.
Şiveyar: Nazlı sevgili.
Şivin: Eser, yapıt.
Şoreş: Devrim, ihtilal.
Şöhret: Herkesçe bilinme tanınma durumu ün, san.
Şölen: Eğlenmek veya bir olayı kutlamak, amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek, ziyafet. 2. Sanat gösterisi. 3. Din töreni niteliğinde yemek toplantısı.
Şule: Alev, ateşten çıkan alev.
Şuride: Karışık. 2. Tutkun, aşık, sevdalı.
Şükrane: İyilik bilmenin belirtisi.
Şükriye/Şükrüye: İyilik bilme, minnettarlıkla ilgili.
Şükufe: Çiçek, çiçekler.




Bir Yorum Yazmak İster misiniz?