Sinekli Bakkal Kitap Özeti – Halide Edip Adıvar

3

Halide Edip Adıvar’ın Sinekli Bakkal adlı kitabı konusu, yorumlar, kısa özeti, tanıtımı. Sinekli Bakkal kitabı ile ilgili bilgi.

Kitabın Adı:Sinekli Bakkal
Kitabın Yazarı:Halide Edip Adıvar

Kitabın Özeti:


Abdülhamit döneminde, İstanbul’un arka semtlerinden birinde, Sinekli Bakkal mahallesinin ünlü imamı ile kızı Emine arasında bir anlaşmazlık çıkar. Emine, Kız Tevfik adındaki genci sevmektedir. Babasının direnmesine karşın evlenirler. Babası kızını reddeder. Tevfik’in belirli bir işi yoktur, arasıra orta oyunlarında zenne rolünde görünür. Fırsat buldukça da karagöz oynatır.

Emine kocasının işini beğenmez, ona baskı yaparak bir bakkal dükkanı açtırır. Sıkıntılı günler geçirirler. Çevrenin de kışkırtmasıyla, anlaşamayan karı koca ayrılırlar. Emine babasının evine döner, bir süre sonra da bir kız doğurur. Adını Rabia koyarlar.

İmam kızını bağışlar, torununu yetiştirmeyi üzerine alır. Rabia sıkı bir din eğitiminden geçer. Sesi güzeldir. Hafız olarak camilerde, konaklarda dolaşır. Ünü gittikçe yayılır. Bir gün onu dinleyen Zaptiye Nazırı Selim Paşa’nın karısı pek beğenir. Konaklarına çağırır. Selim Paşa kızdaki yeteneği görür. Ona musiki dersi vermesi için mevlevi dervişi Vehbi Dede ilüe İtalyan sanatçısı Peregrini’yi hoca olarak tutar. Rabia Peregrini’den çok hoşlanır.

Rabia gitgide büyür. Dedesinin kötü telkinlerine karşın babasını görmek ister. Bir gün dükkanına gider, babasıyla tanışır, onu sever. Sık sık dükkana uğrar, işlerine yardım eder. Dedesi bunu duyunca torununa «ya annen, ya baban» diye dayatır. Kız babasını tercih eder. Onunla dükkanın üstündeki odaya yerleşirler.

Selim Paşa’nın oğlu Hilmi Bey aydın, hürriyetçi bir gençtir. Dış basını izler. Fransız postanesinden kendisine yabancı dergi ve gazeteler gelir. Fakat iş duyulunca postaneye gidemez olur. Padişahın emriyle yabancı postanelere müslümanların girmesi yasaklanır. Buna da çare bulan Hilmi Bey, Kız Tevfik’i kadın kıyafetiyle postaneye gönderir. Tevfik gazeteleri bir süre oradan alır. Gelgelelim, kendisinden hoşlanmayan kayınbaba durumu sezer. Hemen ihbar ederek onu yakalatır. Selim Paşa bu olaya çok kızmıştır. Padişaha yaranmak için oğlunun sürgün edilmesini emreder. Hilmi Bey ile Kız Tevfik Şam’a sürülürler.


Yalnız kalan Rabia babasının dükkanını işletir. Kendisini seven ve din değiştiren Peregrini ile evlenir. Bir oğulları olur, mutludurlar. Aradan bir kaç yıl geçer. Rabia babasının ve arkadaşlarının geleceğini öğrenir. 1908 de Meşrutiyet ilan edilmiş, sürgüne gönderilenler halkın gözünde birer kahraman olmuşlardır. Geri dönenler büyük bir törenle karşılanır, omuzlarda taşınırlar. Kız Tevfik de gelenlerin arasındadır. Fakat iyice yaşlanmıştır. Yapılan karşılamaya şaşırır. Kızının evine gidip de torununu görünce duygulanır. Sevinçten gözyaşlarını tutamaz.

Kitap Hakkında Yorumlar ve Yargı:

«Sinekli Bakkal bir töre romanıdır, Eserde Aksaray’ın Sinekli Bakkal semti ve o semtin çevresinde II. Ab-dülhamit devri Türkiye’sinin toplumsal durumu ele alınmıştır. Hüseyin Rahmi’nin romanlarında o kadar rahatlıkla ve ustalıkla anlatılan bütün o mahalle kadınları, tulumbacılar, yobaz imamlar vb. burada pek de yerine oturmamış, biraz da göstermelik olarak esere iliştirilmiş gibi durmaktadır. Eserin temeli mistik bir görüş üzerine kurulmuştur.» (Cevdet Kudret).

«Burada tam anlamıyla kahraman bile yok; olaylarla sürüklenen insanlar var. Bu roman, bütünüyle muhteşem bir tutarsızlık gösteriyor. İçindeki insanlar, hatta en önemlileri bile, bir roman kahramanı için duyacağımız ilgiyi uyandırmadan zaman zaman görünüp kayboluyorlar. Romandaki kişiler varlıklarını kendi kendilerine haklı kılacak güçte değiller. Çoğu bizde olayların gelişi gerektirdiği için oradaymışlar duyusunu uyandırıyorlar.» (Orhan Burian).

«Burada da Halide Edip, o eski tutumunun bağışlanmaz yanlışına düşmüş. Rabia’nın çocukluğuna kendi olgun yaş bilincini yerleştirmiş, kendisinin ancak elli yaşlar sınırında ulaşabildiği karşıt kaynaklar bileşimini Rabia’nın genç kişiliğinde toplamıştır. Ama Sinekli Bakkal’daki mahalle, sadece bir dekordur; cansız, kuru, eksik. Halide Edip, bu mahallede yaşamamıştır; mahallenin ruhunu bilmez. Yazar, mahalleyi, bu canlı çevreyi merkez yapmak istediği halde, ilgisi hep onun dışına taşar. Romanda gözümüzde canlanan yerler de asıl buralarıdır. Böylece Sinekli Bakkal, sanıldığı kadar toplumsal bir roman olmaz; tabi toplumcu hiç değildir. Tek tek insanlar vardır. Sinekli Bakkalda halk yoktur; halkın gerçeği yoktur.» (Rauf Mutluay).




3 yorum

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?