Gorkem's Profile
Bilgili
437
points

Sorular
37

Cevaplar
186

  • Bilgili Soruldu on 10 Temmuz 2020 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    Kazın Ayağı Öyle Değil Anlamı;

    İşin aslının göründüğü gibi olmadığında söylenen bir deyimdir.

    Deyimin Hikayesi;

    Nasrettin Hoca Akşehir Gölü kenarında karargâh kuran Timur’a ziyarete giderken hediye olarak, nar gibi kızarmış bir kaz götürüyormuş. Hoca yolda giderken mis gibi kokan kazın bir bacağını midesine indiriverir. Kaz kızartmasının başına oturan Timur kazın bir ayağının eksik olduğunu görünce, galiba bu hoca benim topallığımla alay ediyor diye çok kızar ve hocaya sorar. “Bu kazın tek ayağı nerede?” Hoca da “sultanım, bizim burada kazlar tek ayaklıdır” der. Çeşmenin orada tek ayak üzerinde bekleyen, kazları gösterir. Timur adamlarına “hele şu kazları bir ürkütün” der. Kazlar gürültüyü duyunca kaçmaya başlarlar. Timur da hocaya “kazın ayağı öyle değil” der.

    • 606 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 10 Temmuz 2020 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    Kendin Gideceğine Ünün Yürüsün Anlamı;

    Bu deyim, insanın ünü kendisinden daha etkilidir, anlamında kullanıldığı gibi ünlü kişilerin kendini küçültecek davranışlardan kaçınması gerektiğini de anlatır.

    Deyimin Hikayesi;

    Köroğlu Bolu Dağı eteklerinde gezinirken karşılaştığı çoban Köroğlu’nu tanımaz. Köroğlu “İki koyun ister çobandan. Çoban çok da oralı olmadan “sahiplerinin izni olmadan hiçbir şey veremem” der. Köroğlu ısrar etse de nafile. En sonunda Köroğlu kendini tanıtmak zorunda kalır. “Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Ben Köroğlu’yum” der. Ama çoban inanmaz: “Hadi canım sen de, koca Köroğlu iki koyun için kendini mi yoracak. Sen kimi kandırıyorsun. Hem Köroğlu kimseden zorla bir şey almaz.” Bu cevaba bozulan Köroğlu oradan uzaklaşır hemen. Bir müddet sonra adamlarından birini sürüye gönderir. Adam çobana yaklaşıp “Köroğlu’nun selamı var, iki koyun ister” deyince çoban hemen “İki koyunun sözü mü olur, buyurun on koyun feda olsun” der. Adamın on koyunla döndüğünü gören Köroğlu “Hey Köroğlu, hey! Kendin gideceğine ünün yürüsün” der.

    • 558 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 10 Temmuz 2020 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    Kes Bir Soğan Daha, Malını Yiyen De Ölmüş, Yemeyen De Anlamı;

    Bu deyim, varlıklı olduğu halde aşırı cimrilik edip malını harcamaya kıyamayanlarla dalga geçmek için kullanılır.

    Deyimin Hikayesi;

    Zamanın birinde çok cimri bir soğan tüccarı varmış. Soğanı tarladan kaldırıp arabalara yükletip, şehre doğru yola çıkmış. Mola zamanı gelmiş, işçilerle birlikte bir su kenarında bulgur pilavı pişirip sofraya oturmuşlar. İşçilerin canı soğan çekmiş ama adamın cimriliğini bildiklerinden açıktan isteyemiyorlarmış. Sonunda birisi “Bulgur pilavı ile soğan da ne iyi gider” deyivermiş. Diğerleri de onu destekleyince tüccar mecbur kalmış soğan getirtmiş sofraya. Bir yandan da büyük bir ikramda bulunuyormuş gibi: “Kes oradan bir soğan, malını yiyen de ölmüş, yemeyen de” dermiş.

    • 603 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 10 Temmuz 2020 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    Kılavuzu Karga Olanın …. Anlamı;

    Bu deyim, kendisine doğru rehber bulamayanın başına türlü belâlar gelir, anlamında kullanılır.

    Deyimin Hikayesi;

    Pazarcılıkla geçinen bir grup arkadaş köy kasaba dolaşırlarmış. Bir gün yabancısı oldukları bir kasabaya gitmekte iken hava bozmuş. Sığınacak bir yer ararken oranın yerlisi bir adama danışmışlar: “Hava bozacak galiba, ne yapsak sığınacak bir yer bulup dursak mı, yoksa yolumuza devam mı etsek.”

    Adam rahat bir tavırla: “Yok yok. Hava biraz bozukça ama aldırmayın. Bakın kargalar yüksekten uçuyor, onlar yüksekte ise yağış falan olmaz.” Bizimkiler: “Bir bildiği var herhalde” diyerek yollarına devam etmişler. Ama çok geçmeden hava iyice karışmış, bir yandan yağmur bir yandan fırtına… Önünde ne varsa alıp götürüyormuş. Bizimkiler vadide sele dönüşen sulara kapılmışlar, üstelik yalnız yağmur suyu değil lağım suları da sele karışmış. İçlerinden biri hem güler, hem de hayıflanırmış: “Ne olacak olacağı buydu. Kılavuzu karga olanın burnu pislikten çıkmaz”.

    • 844 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 10 Temmuz 2020 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    Kırk Yıllık Kani Olur mu Yani Anlamı;

    İnsanların uzun zamandır olan alışkanlıklarının tersini yapmaları halinde söylenir.

    Deyimin Hikayesi;

    Divan şairlerinden olan Tokatlı Ebubekir Kani Efendi, hoşsohbet, latifeyi ve hicvi seven bir şairdir. Latifeciliği öyle abartmış ki ölüm döşeğinde bile “Ben Fatiha dilencisi değilim, mezar taşıma Fatiha yazmayın!” demiştir. Bunu bir vasiyet bilen vatandaşlar da Eyüp Sultan Mezarlığında bulunan kabrinin başına Fatiha ibaresini yazmamışlardır.

    Kani, genç bir Rum dilbere gönül verdiği yıllarda Silistre’de Voyvoda Alexander’ın yanında özel sekretermiş. Kırk yaşlarında olan Kani’nin aşkı büyür de büyür. Kız da onu sever. Ne var ki kız papaz sülalesindendir. Kızı istemeye giderler ancak olumsuz yanıt alırlar. Kani acılar içindedir. Kızın aklına bir fikir gelir: Kani’nin Hıristiyan olması. Kani Hıristiyan olursa kızın babası razı olacaktır. Kani Bey’i yanına çağırıp teklifi yaparlar.

    – Kani Bey, bir şartla kızımı sana vereceğim. Şimdi dinini değiştirip, Hıristiyan olursan.

    Kani’nin beynine kaynar sular dökülür. O sıralar çok kullanılan Rum ismi Yani adını hatırlayarak:

    – Yapmayın Papaz Efendi, kırk yıllık Kani olur mu Yani!

    • 873 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 10 Temmuz 2020 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    Kırkından Sonra Saza Başlamak Anlamı;

    Bu deyim, ileri yaşlarda olgunlaşacağına, basit ve hafifmeşrep işlere bulaşan insanların durumunu anlatmak için kullanılır.

    Deyimin Hikayesi;

    Hemen bütün toplum ve kültürlerde kırklı yaşlar gelişmeyi ve olgunlaşmayı ifade eder. Bu nedenle kırk yaşından sonra insanların yaptığı olumsuz davranışlar gençlere göre daha fazla eleştiri alır. Nitekim bu deyim çoğunlukla “kırkından sonra saza başlayanı teneşir paklar” şeklinde kullanılır. Şimdi buradaki “saza başlamak” fiilinin neresi olumsuz diye düşünülebilir. Ancak buradaki “saz”, müzik aleti anlamındaki saz değildir. Yakın geçmişimizde “saz”, “sazlı sözlü, hatta kadınlı, içkili eğlence meclisi” (gazino) için kullanılan bir ifadedir.

    Buradaki anlamıyla düşünüldüğünde gençlik havailiğini aşıp olgunlaşmış olması beklenen kırk yaşını aşan kimselerin, ahlaken düşük ortamlara alışıp, oralarda vakit geçirmesi anlamında saza başlamak, elbette hoş karşılanmaz. Yoksa kırk yaşından sonra da insan bir müzik aleti öğrenmeye niyetlenebilir. Bunun kınanacak bir tarafı yoktur.

    • 1039 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 10 Temmuz 2020 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    Kısmetinde Ne Varsa Kaşığında O Çıkar Anlamı;

    Bu deyim, insan kaderine her şey önceden yazılmıştır anlamında kullanılır.

    Deyimin Hikayesi;

    Padişahlardan birinin ihtiras sahibi bir berberi varmış. Gözü yükseklerde olduğundan bir gün padişahın iltifatından cesaret alarak intisap ağalığı ya da yeniçeri ağalığı talebinde bulunan bir dilekçe vermiş padişaha. Berberi kırmak istemeyen sultan berberi yemeğe alıkoymuş. Ayrı ayrı kâğıtlara, “intisap ağalığı”, “yeniçeri ağalığı” ve “berberlik” yazarak, çorbasına karıştırmış ve şöyle demiş: “Dilekçeni aldım. Cevabı çorbanın içinde. Kısmetinde ne varsa kaşığında o çıksın.” Berber merakla kaşığı daldırmış. Kaşığa gelen kâğıtta “berberlik” yazılıymış.

    Bu deyim ile ilgili bir başka öykü şöyledir.

    Fatih’in değerli vezirlerinden Mahmut Paşa, ilmi ve sanatı koruyan büyük bir hayırsever imiş. Kendi adını taşıyan bir cami, 265 dükkanlı bir vakıf çarşısı, türbe, han, hamam, tekke, mektep ve büyük bir külliye yaptırdığı bilinir. Mahmut Paşa fakiri kollar, sıcak yemek dağıtırmış. Özel olarak hazırlattığı pilavın içine nohut büyüklüğünde gümüş parçaları koydurtur. “Kısmetinde olanın, kaşığında çıksın ve bulanlar sevinsin” dermiş.

    • 729 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 10 Temmuz 2020 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    Kısa Kes Aydın Abası (Havası) Olsun Anlamı;

    Bu söz zaman içinde anlam kaymasına uğramıştır. Bir şeyi anlatırken lakırdıyı çok uzatan geveze insanlara ihtar için söylenen bir deyim olarak dilimize yerleşmiştir.

    Deyimin Hikayesi;

    Eski zamanlarda Türkiye’nin en güzel abasını, Balıkesir’de dekarlarmış. Aba hem kalınca yünden yapılmış kumaşın adı, hem de bu kumaştan dikilen şalvar üstüne giyilen uzun ceketin ismi imiş.

    Zamanın birinde Balıkesir’e yolu düşen bir vatandaş, meşhur abadan bir miktar kumaş almış. Memleketine dönünce terzisine götürüp hem şalvar, hem de üstüne aba diktirmek istemiş. Terzi kumaşı alıp bakmış, ölçmüş biçmiş. “Bu kadar kumaştan hem şalvar, hem aba çıkmaz, daha aba isterim” diye tutturmuş. Müşterinin de canı sıkılmış:
    Adamın aklına o zaman sadece Aydın efelerinin giydiği dar pantolon gelmiş, “Yahu nasıl yetmez. Şalvar tamamdır, abanın da eteklerini biraz kısa kes, aydın abası olsun.” demiş.

    • 1411 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 10 Temmuz 2020 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    Kim Takar Yalova Kaymakamını Anlamı;

    Bu deyim, fazla önemi olmayan ama kendisine zorla saygı gösterilmesini bekleyen kişiler için kullanılır.

    Deyimin Hikayesi;

    İl olmadan önce Yalova’ya genç, tez canlı ve işgüzar bir kaymakam tayin edilmiş. Genç kaymakam çok çalışır, adı sanı duyulsun istermiş. Yalova’nın en üst mülki idare amiri olması nedeniyle gördüğü saygı koltuklarını kabartırmış.

    Bir gün resmi bir iş için İstanbul’a çağrılmış. Kaldığı otelde, yediği içtiği yerlerde kendini tanıtmak için fırsat kollarmış. Sabahleyin bütün İstanbul gazetelerini gözden geçirmiş. Yalova’da attığı her adım olay olduğundan aynı ilginin İstanbul’da da devam etmesini beklemiş. Ne var ki gazetelerde kendisiyle ilgili hiçbir habere rastlayamamış. Bu ilgisizliğe canı çok sıkılmış. Kalkıp tıraş olmak üzere berbere gitmiş. Havadan sudan bir muhabbet başlamış. Bizimki kendince bir nabız yoklamak için laf arasında berbere sormuş: “Hemşerim, duydun mu Yalova kaymakamı İstanbul’a gelmiş. Her halde gazeteler yarın yazar deyince berber dudak bükmüş:

    “Beyim burası İstanbul, kim takar Yalova kaymakamını.”

    • 985 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 10 Temmuz 2020 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    Kimi Yer Kimi Bakar Kıyamet Ondan Kopar Anlamı;

    Bu deyim, “bütün kavgalar esasında haksızlıktan doğar” anlamında kullanılır.

    Deyimin Hikayesi;

    Gazneli Sultan Mahmud’un biraz dalkavuk, ama oldukça zeki bir yaveri varmış. Talhâk isimli bu yaver ile sultan sohbet etmeyi severmiş. Bir gün sultan sormuş:
    -Söyle bakalım, insanlar arasında kavga neden çıkar. Talhâk cevap vermiş:

    – Kiminin aç, kiminin tok olmasından. Yani sultanım kimi yer, kimi bakar, gürültü bundan kopar demiş.

    • 647 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 10 Temmuz 2020 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    Kimin Arabasına Binerse Onun Türküsü Söylemek Anlamı;

    Bu ifade zaman içinde deyimleşerek, çıkarları doğrultusunda konuşan ve menfaat birlikteliği yaptığı kimselerin hoşuna gidecek şeyler söyleyen kimseler için kullanılır olmuştur.

    Deyimin Hikayesi;

    Zamanın birinde gezici bir halk ozanı varmış. Yolda bir araba görse el kaldırır, durup alırlarsa hemen atlar arabaya, böylece her yeri gezermiş. Yanından hiç eksik etmediği sazıyla da araba sahibinin sevdiği istediği türküleri söyler, gönlünü hoş edermiş. Bu nedenle ondan “Kimin arabasına binerse, onun türküsünü söyler” diye bahsederlermiş.

    • 763 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 10 Temmuz 2020 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    Kokusu Çıkmak Anlamı;

    Bu deyim, gizli saklı yapılan kötü bir şey er geç bir gün ortaya çıkar, manasında kullanılır.

    Deyimin Hikayesi;

    Gece yarısı bir hırsız bir dükkânın kapısını açmaya çalışıyormuş. O sırada oradan geçen bir bekçi “ne yapıyorsun orada” deyince, hırsız, “çok sıkıştım su döküyordum” der. Bekçi “bu nasıl su dökmektir ortada hiç koku yok” deyince. Pişkin hırsız, “merak etme bekçi efendi, bunun kokusu yarın sabaha çıkar” demiş.

    • 838 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 10 Temmuz 2020 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    Kol Gezmek Anlamı;

    Kötü durum ve davranışlar çokça olmak veya dolaşmak anlamında kullanılan bir deyimdir.

    Deyimin Hikayesi;

    Osmanlılar zamanında şehir ve kasabaların asayişini sağlamak maksadıyla zabıta memurlarının dolaşmasına “kola çıkmak” denirmiş. Tanzimat’tan evvel sadrazamlar, yeniçeri ağaları, kaptan paşalar kola çıkıp, yolsuzluk yaptığı görülenleri cezalandırırlarmış. Geceleri sokakta fenersiz gezen, kendinde şüphe uyandıran kimseler de kol gezenler tarafından çevrilir ve bunlar karakola ve zindana gönderilmeyip sabaha kadar çalıştırılmak suretiyle cezalandırılmak için mahalle hamamının külhanına gönderilirmiş. İstanbul’ un hemen her mahallesinde bulunan hamamların sabah namazından bir iki saat evvel hazır ve açık bulundurulması adettenmiş.

    Oldukça ağır ve pis işlerden sayılan külhancılık eskiden daha çok Ermeniler tarafından görülürmüş. Külhancılar, devriye tarafından yakalanıp kendilerine teslim olunanları sabaha kadar odun taşımak, külhan ocaklarını temizletmek gibi işlerde çalıştırırlar ve sabahleyin üstleri başları kurum ve kir içinde bunları salarlarmış. Fenersiz gezen, hüviyeti meçhul adamların bu suretle hamamlara teslim edilmesi hem kol gezenleri karakola kadar gitme zahmetinden kurtarır, hem de bir daha fenersiz gezmelerini önlerlermiş. Kol gezenlerin tatbik ettikleri bu cezalar kanuni değil, ama hoş bir uygulama imiş.

    • 1392 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 10 Temmuz 2020 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    Konya Külahı Giydirmek Anlamı;

    Bu deyim, halk arasında Konya Külahı giydirdiler, yani Allah’tır, dindir, Mevlana’dır deyip halkın cebinden parasını yürüttüler, saf kişileri oyuna getirdiler anlamında kullanılır.

    Deyimin Hikayesi;

    Mevlana Müzesi önünde Mevlevi külahı satan satıcılar külahı güya denemek için müşterinin başına koyar. Bu arada müşteri eliyle başında külahı oturtmaya çalışırken satıcı müşterinin belinden parasını yürütürmüş.

    • 1144 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 10 Temmuz 2020 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    Koy Desinler Şah Budak’ın Bağı Var Anlamı;

    Bu deyim, aslında doğru dürüst işe yarayan bir şey olmadığı halde bir şeyin adının olduğu, lafının çok edildiği durumları anlatmak için kullanılır.

    Deyimin Hikayesi;

    Vakti zamanında, Maraş havalisinde hüküm süren Dulkadiroğlularından Şah Budak Bey, geniş bir araziye bağ diktirmiş. Gönlü geniş bir bey olarak da üzümünü ahaliye bağışlamış. Herkesin serbestçe girip çıktığı bağdan ahali bol bol üzüm yemiş. Ama kısa sürede bütün üzümler tükenmiş. O sıralarda Maraş’a gelen bir aşık yol üzerinde bağa uğramış. Şah Budak Bey’in bağına varıp üzüm tatmak istemiş. Ama ne çare, tek salkım üzüm bulamamış. Bunun üzerine sazıyla şöyle bir türkü tutturmuş:

    Koy desinler Şah Budak’ın bağı var,
    Üzümü yok, asması var dalı var,
    Öbek öbek anları vızıldar,
    Ne kovan var, ne petekte balı var.

    • 965 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma