kompo's Profile
Bilgili
449
points

Soru Sayısı
84

Cevaplar
86

  • Bilgili Soruldu on 23 Ağustos 2018 Kategori : Tarih.

    Türk milleti Kurtuluş Savaşı’nda Doğu, güney ve batı cephelerinde düşmanla mücadele etmiştir.

    Doğu Cephesi: Ermenilerle savaşıldı. Kazım Karabekir önderliğindeki ordumuz doğu illerini Ermenilerden kurtarmıştır.

    Güney Cephesi: Fransızlarla savaşıldı. Halkın oluşturduğu Kuvayi Milliye birlikleri Fransızların bölgeyi terk etmelerini sağlamıştır. TBMM Antep, Maraş ve Urfa halkının gösterdiği başarılardan dolayı Maraş’a Kahraman, Antep’e Gazi, Urfa’ya Şanlı ünvanlarını vermiştir.

    Batı Cephesi: Yunanlılarla savaşıldı. Yunanlılara karşı önce Kuvayi Milliye birlikleri daha sonra da düzenli ordu kurularak mücadele edilmiştir.

    • 807 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Organik bütünlük, edebiyatta, ilk kez Platon’un Phaidros, Gorgias ve Politeia (Devlet) adlı yapıtlarında ortaya attığı, daha sonra Aristoteles tarafından tanımlanan yapısal ilkedir. Aristoteles’in yapıtlarında sürekli yinelenen biyolojik gelişme eğretilemesine benzer bir konu ve anlatım tutarlılığını öngörür. Bu ilkeye göre, bir anlatı ya da oyunda eylem, “herhangi birinin çıkartılması ya da sırasının değiştirilmesi durumunda bütünlüğü bozacak kadar birbirine bağlı, tam bir bütün” oluşturan olaylar zinciridir. Organik bütünlük ilkesi, sanatın alışılagelmiş ve standart edebi türlere uymak zorunda olduğu anlayışına karşıdır: Sanat bir özden gelişerek kendi biçimini bulmuştur ve sanatçının süsleme amacıyla ya da zekâsı ve duygularıyla bu doğal gelişmeye müdahale etmemesi gerekir.

    Organik bütünlük ilkesi Alman romantik şairlerince de önemsenmiş, Henry James de The Art of Fiction (1884; Kurmaca Sanatı) adlı yapıtında romanın organik bütünlüğü olması gerektiğini savunmuştur.

    • 1094 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 27 Eylül 2017 Kategori : Biyografi.

    Fritz von Opel (d. 4 Mayıs 1899, Rüsselsheim, Almanya – ö. 8 Nisan 1971, Sankt Moritz, İsviçre), Alman otomotiv sanayicisidir. Max Valier ve Friedrich Wilhelm Sander ile birlikte gerçekleştirdiği roket itmeli uçak ve otomobil geliştirme çalışmalarıyla tanınır. Opel’in büyükbabası Adam Opel 1862’de Rüsselsheim’da bir şirket kurarak, kendi adını taşıyan bisiklet, dikiş makinesi, soğutucu, hava kompresörü ve 1898’den sonra da otomobil üretmeye başlamıştı. Fritz von Opel 15 Mart 1928’de Valier ve Sander ile birlikte dünyanın ilk roket itmeli arabası olan “Opel-Rak 1″in ilk denemesini gerçekleştirdi. Opel aynı yıl 23 Mayıs’ta daha gelişkin bir model olan “Opel-Rak 2″yi denedi. Opel 30 Eylül 1929’da, ikinci roket uçağı olan, 16 katı yakıtlı roketle donatılmış bir Hatry planörünün pilotluğunu yaptı.

    • 583 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 20 Eylül 2017 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    5N

    Ne
    Nerede
    Nasıl
    Neden
    Ne zaman

    1K

    Kim

    • 817 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 20 Ağustos 2017 Kategori : Biyografi.

    İbn Havkal, tam adı ebu’l-kasim bîn hav-kal (ü. 10. yy), Arap gezgin ve coğrafya bilginidir.

    Yaşamıyla ilgili ayrıntılı bilgi yoktur. Kendi anlatımına göre Mayıs 943’te ticaret yapmayı , da amaçlayarak Bağdat’tan yola çıktı ve İslam ülkelerini dolaştı. Bu arada Ceyhani,  ibn Hurdazbih ve Kudame gibi coğrafyacıların yapıtlarını inceledi. Gezileri sırasında ünlü Arap coğrafyacı İstahri ile tanıştı. Onun 21 haritadan oluşan ve İslam Atlası adıyla bilinen yapıtı üzerinde önce düzeltmeler yaptı, sonra kitabı yeniden yazdı. El-Mesâlik ve’l-Memalik (Yollar ve Ülkeler) olarak bilinen bu yapıtta sık sık yeldeğirmenlerinden söz edilmesi, yeldeğirmenini Müslümanların bulduğunu destekleyen bir kanıt olarak gösterilmektedir.

    • 996 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 20 Ağustos 2017 Kategori : Biyografi.

    İbn Hicce, asıl adı Ebü l-mehasin Takiyed-din Ebubekir Bin Ali (d. 1366, Hamat – ö. 25 Mart 1434, Hamat) . Memlûklar döneminde yaşamış Arap şair ve yazardır.

    Öğrenimini Kahire’de tamamladıktan sonra 1390’da Hamat’a döndü. Sultan el-Müeyyed Şeyh’in hükümdarlığı (1412-21) sırasında, onun kâtibi el-Barizi’nin koruyuculuğunda Kahire divanı münşiliğine (özel kalem müdürlüğü) atandı. Bu görevini sürdürdüğü yıllarda yazar olarak ününün doruğuna ulaştı. Koruyucusu el-Barizi’nin ölümünden sonra yeniden Hamat’a döndü ve orada öldü. Şiirlerini Semeretü’s-Sahiye fi’l-Fevaki-hi’l-Hameviye ve’Zeva’idi’l-Mısriye adıyla kitaplaştırdı. Mektup ve beratlardan oluşan, tarihsel açıdan önemli bir kaynak niteliğindeki Kahvetü’l-İnşa ile Semeretü’l-Evrak adlı antoloji öteki yapıtlarıdır.

    • 434 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 20 Ağustos 2017 Kategori : Biyografi.

    İbn Hurdâzbih;  asıl adı Ebu’l-kasim Ubeydullah İbn Abdullah (d. y. 820 – ö. y. 912), tarihsel topografya konusunda günümüze önemli bilgiler aktaran İranlı coğrafyacıdır. Bağdat’ta, babasının yakın arkadaşı olan ünlü müzik bilgini İshak Mavsili’den ders aldı. Abbasi halifesi Mutemid’in (hd 870-892) yakınlığını kazandı. Irak ile İran’ın güneyi arasındaki posta işlerinin yöneticisi oldu.

    Müzik, eğlence ve neseb ilmi gibi çeşitli konularda çok sayıda yapıtından günümüze yalnızca el-Mesâlik ve’l-Memalik (1865, yay. haz. Barbier de Meynard; Yollar ve Ülkeler) ulaşabilmiştir. Abbasi emirlerinden birinin isteği üzerine 846/847’de kaleme aldığı, Abbasiler dönemindeki yolları ve eyaletleri anlatan bu yapıtı, kendisinden sonra gelen coğrafyacılar için önemli bir kaynak olmuştur.

    • 1287 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 19 Ağustos 2017 Kategori : Biyografi.

    Zerkali; asıl adı İbrahim (d. y. 1029, Kurtuba [Cordoba] – ö. y. 1087, Kurtuba), Endülüslü astronomi bilginidir.

    Bazı kaynaklarda Yahudi olduğu belirtilir. Tuleytule (Toledo) Gözlemevi’ni kurmuş ve 1085’e değin orada çalışmıştır. Kastilya kralı VI. Alfonso’nun kenti işgal etmesi üzerine çalışmalarını Kurtuba’da sürdürmüştür. Yıldızların yerlerini ve hareketlerini gösteren ve bir zic (cetvel) düzenlemiş, bunun eksik Latince çevirisinin (1450) bir nüshası günümüze ulaşmıştır. Daha sonraki ziclerin temelini oluşturmakla birlikte Doğu İslam kaynaklarında rastlanmayan bu zic, Kâtip Çelebi tarafından Keşfü’z-Zünun’a alınmıştır.

    • 983 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 19 Ağustos 2017 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    iambos, klasik şiirde bir kısa bir uzun iki heceden (İngiliz şiirinde bir vurgusuz bir vurgulu heceden) oluşan ayaktır. Eski Yunanlılar, iambos ölçüsünü doğal konuşma ritmine çok yakın bulmuş ve dramatik diyalog, sövgü, yergi ve masal gibi değişik türlerde kullanmışlardır. İambos İngilizcenin ritmine de çok uygundur; özellikle bir vurgusuz bir vurgulu hecelerden oluşan dörtlü ölçü (iambikos tetrámetros) ve beşli ölçü (iambikos pentámetros) İngiliz şiirinin en yaygın ölçüleridir. İambos ölçüsüyle yazılmış şiirlerde, çeşitlilik sağlamak amacıyla bazen başka ayak türleri de kullanılır.

    • 863 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 16 Ağustos 2017 Kategori : Seyahat.

    İnsanlık Müzesi, Fransızca musee de lhomme, Paris’te etnografi ve antropoloji müzesi ve kütüphanesidir.

    1878’de kurulmuştur. Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’ne bağlı, devlet desteği alan bir kuruluştur. Lisansüstü araştırmaları yönlendiren ve denetleyen bir öğretim kadrosu vardır. Fransa dışında dünyanın her yanında fiziksel ve kültürel antropolojiyle ilgilenen müzede gerek Fransa kralları tarafından, gerek sömürge yönetimleri sırasında toplanan ender nitelikte koleksiyonlar vardır.

    • 578 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 16 Ağustos 2017 Kategori : Tarih.

    Islah-ı Medaris Nizamnamesi, Osmanlı medreselerinin çağdaş bir düzene kavuşturulması için 29 Eylül 1914’te çıkarılan tüzüktür.

    • 635 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 16 Ağustos 2017 Kategori : Kimya.

    Isıveren tepkime, eksotermik tepkime olarak da bilinir, kimyasal bağların parçalanması için gerekli olan enerjinin, yeni bağların oluşmasıyla açığa çıkan enerjiden az olduğu kimyasal tepkime türüdür.

    • 645 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 16 Ağustos 2017 Kategori : Hayvanlar Alemi.

    İskarmoz balığı, Perciformes takımının Sphyraenidae familyasından iki balık türünün ortak adıdır.

    Vücut yapıları ve davranışları akrabaları olan barakudaya benzer. Iskarmoz balığının 1,65 m’ye kadar uzayabilen Sphyraena sphyraena türü Atlas Okyanusunun doğu kıyıları, Akdeniz ve Ege’de yaygın, Marmara ve Karadeniz’de seyrek olarak bulunur. Filipinler’den Güney Afrika ve Kızıldeniz’e kadar dağılım gösteren, daha küçük boyutlu S. chrysotaenia türüyse Akdeniz’in doğusuna Süveyş Kanalı açıldıktan sonra yayılmıştır.

    • 662 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 11 Temmuz 2017 Kategori : Biyografi.

    Hüsrevi, asıl adı Muhammed Bakir-i Mirza (d. 26 Şubat 1850, Kirmanşah – ö. 27 Kasım 1919, Tahran), İran edebiyatında ilk tarihsel romanın yazarıdır.

    İran şahı Feth Ali Şah’ın soyundandı. Öğrenimini Kirmanşah’ta tamamladı. Gençlik yıllarında, babasının engellemeye çalışmasına karşın şiir yazmaya başladı ve Hüseyin Kuli Han’ın desteğiyle Hüsrevi mahlasını aldı. Bu arada Kirmanşah Telgraf İdaresi’nde beş yıl çalıştı. 1901’de Fars’a gitti. Bu gezi sonunda Şems ü Tuğra (1908-10, 3 cilt) adlı tarihsel romanını yazdı. Kirmanşah’a döndüğü meşrutiyet yıllarında yeni düşüncelerin yayılmasına yönelik çalışmalar yaptı. I. Dünya Savaşı yıllarında bu kentten ayrıldı. Tahran’a yerleşerek kendini tümüyle yazmaya verdi.. Şems ü Tuğra, Salgurlu atabeglerinden Âbiş Hatun’un hüküm sürdüğü dönemdeki olayları anlatır. Yapıtta, şair Nizamî’nin hamsesinin ve Alexandre Dumas’nın (Baba) serüven romanlarının etkisi görülür. Hüsrevi’nin şiirlerinden oluşan divanı, Divan-i Hüsrevi-yi Kirmanşâ-hânî (1924) adıyla yayımlanmıştır.

    • 617 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Bilgili Soruldu on 11 Temmuz 2017 Kategori : Müzik.

    hüzzam, Türk müziğinde bir bileşik makamdır. Bileşimindeki makamları ya da dörtlüleri ve beşlileri belirlemek oldukça güçtür. Çeşitli kuramcılar tarafından farklı biçimlerde açıklanmıştır. Arel-Ezgi sistemine göre neva (re) perdesi üzerine taşınmış hümayun makamına hüzzam beşlisi ya da dörtlüsü eklenerek oluşturulmuştur. Bu kuramsal açıklama, mi sesinin dört koma pest (bakiye bemollü) olarak icra edilmesini gerektirirse de, uygulamada bu ses, dört yerine iki ya da üç koma pestleştirilir. Ayrıca melodik hareketin yönüne göre bu perde, Türk müziğindeki başka bazı perdeler gibi, değişkenlik gösterir; bazen daha pest, bazen de daha tiz olarak icra edilir. Belirgin bir hüzün ve karamsarlık ifadesi taşıyan lirik bir makamdır.

    • 702 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma